Şafii’de necasetten taharetTaharet temizlik demektir. Taharet iki çeşittir; hadesten taharet, necasetten taharet.
“Hadesten taharet”, namaz
kılmaya engel olan abdestsizlik ve cünüplüğü kaldırmaktır. Yani abdesti
olmayan kimsenin abdest alması ve cünüp olanın da gusletmesi, demektir.
Yine hayız veya nifas kanı kesilen kadının gusletmesi de hadesten
taharettir.
“Necasetten taharet”; vücuda, elbiseye veya namaz kılınacak yere,
necaset bulaşmış ise, onu temizlemektir. Necaset, namaz kılmaya
engeldir. Vücudunda, elbisesinde veya namaz kıldığı yerde az da olsa
necaset bulunan kimsenin namazı, sahih yani geçerli değildir.
Necis olan maddelerden bazıları şunlardır:
1- Şarap ve sarhoş eden her türlü sıvılar.
2- İnsanın ve her çeşit hayvanın idrarı.
3- Mezi; ince ve sarı bir su olup, zayıf bir şehvetlenme olduğu zaman, önden çıkar.
4- Vedi; beyaz, bulanık ve koyu bir su olup genellikle; idrar yaptıktan sonra veya ağır bir şey kaldırınca çıkar.
5- İnsanın ve her çeşit hayvanın dışkısı.
6- Kan ve irin.
7- Kusmuk ve mideden gelen her şey.
8- Geviş, yani hayvanın, midesinden çıkarıp tekrar çiğnediği şey.
9- Eşek gibi eti yenmeyen hayvanın sütü.
10- Dine uygun olarak kesilmemiş her çeşit hayvanın ölüsü.
Necaset Nasıl Temizlenir?
Evvela necasetin maddesini izale etmek (gidermek); sonra da
üzerinden suyu akıtarak yıkamak gerekir. Bundan sonra eğer necasetin;
tadı veya rengi veya kokusu kalırsa, üç defa parmak uçlarıyla ovalayıp
çitileyerek yıkamak lazımdır. Bununla beraber yalnız renk veya sadece
koku kalırsa ve bunu çıkarmak “müteassir” ise, artık temiz kabul
edilir ve sabun gibi bir şey kullanmak gerekmez. “Müteassir”in ölçüsü,
üç kere ovalanıp çitileyerek yıkandığı halde bunların çıkmamasıdır.
Şayet üç defa parmak uçlarıyla ovalanıp çitilenerek yıkandığı halde;
sadece tad veya hem renk hem de koku kalırsa, onları izale etmek için
sabun veya benzeri bir şeyi de kullanmak gerekir.
Sabun ve benzeri bir şey kullanıldığı halde bunlar çıkmazsa ve bunları çıkarmak “müteazzir” ise, artık necis olduğu halde affedilir. “Müteazzir”in ölçüsü de, orayı kesmeden necasetin çıkmamasıdır.
|
GÜNÜN MENKIBESİ
|
Abdülkadir Cezâyirî, komutanlarından Muhammed Hasnâvî’ye yazdığı bir mektupta şöyle demektedir:
|
GÜNÜN MEKTUBU
|
Bu mektûb, molla Tâhir-i Bedahşîye yazılmış olup, bâtının [kalbin, rûhun] hâli ne kadar bilinmezse, o kadar iyidir ve Evliyânın keşflerinde hatâ olmasının sebebini, (Kazâ-i mu’allak) ile (Kazâ-i mübrem)i ve dinde güvenilecek şeyin yalnız Kitâb ve Sünnet olduğu bildirilmekdedir:
|
|