Allahü teâlâ seni biliyor mu?
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:* Veysel Karani hazretlerine, uzak yoldan bir kimse gelip nasihat ister.
O da (Allahü teâlâyı bilir misin?) der. Elbette bilirim diye cevap
verir. (Başka bir şeyi bilmene gerek yok) der. Yolcu, uzaktan geldiğini
söyleyip, yine nasihat ister, o da (Allahü teâlâ seni biliyor mu?) der.
Elbette biliyor diye cevap verir. Veysel Karani hazretleri de
(Başkasının bilmesine gerek yok o zaman) der ve gider.
* Ruhun dışında, insan ve hayvanın arasındaki fark Allah sevgisidir.
* Ehl-i sünnet itikadını öğrenip, İslam âlimlerini, Evliya-yı kiramı
ve bunların kitaplarını tanıdıktan sonra, ihtiyaçtan fazla dünyalıklarla
uğraşmak, zengin bir kişinin, çöplükte uğraşması gibidir.
* Göz başkalarını görür, ama kendini göremez. İnsan büyüklerin
kitaplarını okursa, kendini görür ve tanır. O zaman aynanın karşısına
geçer ve kendi haline tükürür.
* Tevbe üç şekilde olur; dil ile, kalb ile ve hâl ile (azalar ile). Kusursuz insan olmaz; onun için, kusurunu bilmek tevbedir.
* İmam-ı Ebu Yusuf hazretleri yazdığı o kadar kitabın özetini de parmağındaki yüzüğe yazmış: (Kendi aklına uyan pişman olur).
* İçi boş olanlar zahire bakar, büyükler ise kalbe bakar.
* Hazret-i Ömer’in yüzüğünde (Vaiz olarak ölüm sana yetişir) yazılı
idi. Hazret-i Ali de yüzüğüne (El mülki lillah - Mülk Allah’ındır)
yazdırdı.
Beden, mal bizim değil emanettir. Onu hayırlı yerlerde kullanmalı.
* Allahü teâlâ her şeyin şifasını yaratmıştır. Kalbin şifası da
zikrullahtır. Nefsin tezkiyesi ve iman için kelime-i tevhid (La ilahe
illallah Muhammedün resulullah) demek, kalbin temizlenip, günahların
affı için tevbe istiğfar etmek, (Estağfirullah) demek gerekir.
* Müminin kelamı, taamı, siması şifadır. Yani müminin muhabbetle
yüzüne bakmak insanın kalbine şifa verir. Mümin, Allahü teâlânın veli
kuludur. Onun sevdiği kuludur. Ona muhabbetle bakmak, ona muhabbetle dua
etmek, ona muhabbetle yardım etmek Cenab-ı Hakkın rızasını kazandırır.
Hepimiz bu dünyada bir gaye için yaratıldık. O da Allahü teâlânın
rızasını kazanmak. Onun rızasını kazanmak da onun kullarına iyilik
etmekten geçer. Onun kullarına vermekten geçer. Onun kullarının duasını
almaktan geçer. Onun kullarını razı eden Cenab-ı Hakkı razı etmiş olur.
Allahü teâlânın razı olması için önce kulların razı olması lazımdır.
Mesela kim? Evvela anne baba, hoca, arkadaş… Yani kimin hakkı varsa
öncelikle onların razı olması lazımdır.
* Kabir hayatı var. Hayatta ruhun cesede desteği yüzde yüzdür. Ruh
cesedi desteklediği için konuşuyoruz. İnsan vefat edince ruhun desteği
yüzde elli azalır. Hayat devam eder. Yani his var hareket yok. Kabir
hayatı, ahiret hayatına dahildir.
* Büyük zatlara zerre kadar benzemek bütün dünya nimetlerinden, lezzetlerinden daha kıymetlidir.
* Hediye vermek de sünnettir, almak da sünnettir.
* Kusursuz insan olmaz, onun için kusurunu bilmek tevbedir.
*Kendi otururken, karşısındakileri ayakta bekleteni Allahü teâlâ sevmez.