Hikmet ehli zatlar buyuruyor kiTevekkül
etmek, Allahü teâlâya güvenmek, istişare edip doğru sebeplere
yapıştıktan sonra, boş durmak, yan gelip yatmak değildir. O işin olması
için, Allahü teâlâya dua etmek, yalvarmak demektir. Hatamız kusurumuz
olabilir, eksiğimiz olabilir, niyetimiz halis olmayabilir. Bizi
affetmesi için, hayırlısını ihsan etmesi için, muvaffak etmesi için,
sebeplere yapıştıktan sonra, Ona dua etmek, yalvarmak demektir.
Ehl-i sünnet âlimlerini, kötü kimseler sevmez. Yani büyükleri
molozlar sevemez; çünkü mıknatıs tahta parçalarını çekmez, cevheri
çeker. Büyükleri seven bir kimsede cevher vardır, onun kalbi temiz
demektir.
Müslüman olarak, ne büyük nimet içinde olduğumuzu anlatırken, (Gerçi
biz on para etmeyiz) demek yerine, bol nimetler içindeyiz demeli.
Fıkıh ilmiyle meşgul olanın ömrü uzun olur.
Önümüze engel çıkarsa, bunu aşmak için hep uğraşıp ömrümüzü heba etmek yerine, yanından dolaşmak daha uygun olur.
İmanı olmayana iyi insan dememeli, mesela doktorluğu iyidir,
avukatlığı iyidir, mesleğinin erbabıdır demelidir. Allah’ı tanımayana
iyi denmez. Ne keşfederse keşfetsin, imanı yoksa kıymeti yoktur.
Bir gün, bir büyük zatın talebesi, başka bir talebe arkadaşı için
hocasından dua ister. Hocası buyurur ki: Ben ona dua etmem, etsem de
kabul olmaz; çünkü annesi ondan razı değil. Demek ki, bize edilen
duaların kabul olması için, ana babamızı razı etmeliyiz; çünkü Allahü
tealanın rızası, salih ana babanın rızasına bağlıdır.
Kim kendini severse, başkaları onu sevemez.
Sadaka, belayı önler, ömrü uzatır.
Dünyada herkes misafirdir. Yanındaki şeyler emanettir. Misafirin gitmekten, emanetin de geri alınmaktan başka çaresi yoktur.
Bu dünya, haramları terk eden için nimet, ibadet eden için ganimet,
ibretle bakan için hikmet, manasını anlayan için selamet yeridir.
İçimizden hiçbir kimse, kendisini uzun emelden uzak tutmaz; fakat
herkesin emeli, kendi makamına göredir. Makamı en yüksek olanın emeli,
bir tek nefesten ibarettir. Tûl-i emel aslında her kul için, rahmet-i
ilâhiyedendir. Eğer o olmasaydı, hiçbir kul yaşayamazdı!
Allah’ın dininden bir mesele öğretene, Allahü teâlâ, nafile hac
sevabı verir. Allah’ın dininden bir mesele öğretene, Allahü teâlâ 100
umre sevabı verir.
Zamanımızın en büyük silahı, güler yüz, tatlı dildir.
Para pul üzerine yapılan konuşmalar, her ne kadar dünyalık gibi
görünse de, Allahü teâlânın dinini yaymak içinse, hepsi zikr-i ilahi
olur.
Dinimize ait bir kitabı yazan, Allah için yazmamışsa, içindekiler
doğru olsa dahi, okuyan faydalanamaz. Allah için olmayan habistir,
satırlar arasından habaset [pislik] kokusu gelir, okuyan zarar görür.