hakdin.net
2 Recep 1433
23 Mayıs 2012 Çarşamba
15:57
14 Mayıs 2010 Cuma
Okunma Sayısı: 360
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

EVLİYALAR

Ahmed Es-Senûsî

Senûsîlik hareketinin büyük mücâhid lideri.

İslâm birlik ve kardeşliğinin en mükemmel örneğini veren velî.
Ahmed es-Senûsî'nin soyu Peygamber efendimizin torunu hazret-i Hasan efendimize kadar uzanmaktadır. Ceddi Seyyid Muhammed ibni Ali es-Senûsî, Kuzey Afrika'da İtalyan ve Fransız istilâ hareketlerine karşı İslâm dünyâsının birlik ve berâberliğini temin maksadıyla Senûsîlik tarîkatını kurdu. İlk defâ Derne civârında dağlık bir arâzide Zâviye-i Beyzâ adını verdiği tekkesini tesîs etti. Mertliği, dînine bağlılığı ile kısa zamanda muhitinde geniş ilgi topladı. Her taraf Senûsî tekkeleri ile doldu. Harekete dâhil olanlar öncelikle şahsî ahlâk ve inançları bakımından en mükemmel bir seviyeye getirilirdi. Sonra da aynı üstünlüğü etraflarına yaymak üzere faâliyete geçirilirlerdi. Fakat Senûsîlik hareketinin hedefi yalnız KuzeyAfrika değil, bütün İslâm dünyâsıydı. Müslüman milletlerin sosyal, ekonomik ve kültürel seviyelerinde muazzam bir inkılâp vücuda getirerek İslâm dünyâsını uyandırıp kalkındırmak ve birleştirmek istiyorlardı.
Seyyid Muhammed 1895 yılında ölünce yerine oğlu Muhammed Mehdî es-Senûsî geçti. Hareket onun zamânında alabildiğine genişledi. Bütün sâha kontrol altına alındı. Kısa zamanda Güney ve Batı Afrika'da milyonla zencinin sistemli bir şekilde müslüman olmasını sağladılar. Arabistan'a, Malezya'ya ve hattâ Hindistan'a tarîkatlarının mümessillerini göndererek İslâm dünyâsı çapında bir uyanış sağlamaya çalışıldı. Senûsî tarîkatı âdetâ hakîkî bir devlet hâline geldi.
1902'de ise Muhammed el-Mehdî'nin ölümü üzerine yeğeni Ahmed eş-Şerîf es-Senûsî hazretleri daha büyük bir azimle dâvâyı eline aldı.
Ahmed eş-Şerîf, 1873'te Cağbûb'da doğdu. Babası Muhammed eş-Şerîf'tir. Küçük yaştan îtibâren mükemmel bir tahsîl ve terbiye gördü. Din ilimlerinde âlim oldu. Her türlü silâh kullanmakta mahâret sâhibi idi. Orduların sevk ve idâresinde fevkalâde meziyet sâhibiydi.
Tarîkatin başına geçtikten sonra faâliyetleri hızlandırdı. Her tarafa yayılan ihvanlar (kardeşler) örnek ekonomik organizasyonlara girişerek, müşterek zirâî, sınâî ve ticârî teşebbüsler kurdular. Her yerde okullar açarak örnek bir ahlâkın yenilmez îmânlı fertlerini yetiştirdiler. Senûsîlik tarîkatı 1911'de İtalyanların Trablusgarb'ı ele geçirmek için giriştikleri büyük askerî harekâta kadar tamâmen bir kültür hareketi olarak sulhçu metodlarla çalıştı. Ancak Trablusgarb'ın tehdîd altına girmesiyle derhâl burayı müdâfaa mevkıinde bulunan Türk kuvvetlerinin yanında yer aldılar. Türk askerlerinin gerilemeye mecbûr olmasından sonra da memleketlerini dağlık mıntıkaya çekilerek azimle müdâfaa ettiler. Bu mücâdelelerde sayıca, düşman kuvvetlerinin çok altında bulunmalarına rağmen cihân târihinin en büyük kahramanlık örneklerini verdiler. Ahmed es-Senûsî, bu savaş sırasında ilk defâ, yayımladığı beyannâmeleri, el-Hükûmetü's-Senûsiyeti'l-Celîle adı ile imzâlamaya başladı. Böylece Senûsiye hareketini ilk kez bir devlet olarak îlân etti.
Birinci Dünyâ Savaşında İtalya müttefikleriyle harbe girince Senûsîler mecburî olarak onun karşısında yer aldılar. 1915'te Mısır'ı işgâl eden İngilizlere karşı giriştikleri harplerde büyük kayıplar verdiler. Ahmed es-Senûsî, Birinci Dünyâ Savaşının sonlarında Sultan Mehmed Reşâd'ın isteği üzerine İstanbul'a geldi. O, son derece bağlı bulunduğu Osmanoğullarına ve Türk milletine, İslâm dünyâsı üzerindeki nüfûz ve îtibârından istifâde ederek faydalı olmak istiyordu. Fakat bir müddet sonra Mondros mütârekesinin imzâlanmasıyla son müstakil İslâm devleti olan Türkiye'nin de Batı emperyalistlerinin taksimine mâruz kaldığını elem ve dehşetle gördü.
Birinci Dünyâ Savaşında İngilizler, İslâm dünyâsını parçalayıp yutmak için çok kesif bir câsusluk ve propaganda faâliyetlerine girişmişlerdi. Bu çalışmalar sonucunda Hint müslümanlarının aşırı dostluk ve bağlılıklarına mukâbil Arap dünyâsında bâzı çözülmeler başlamıştı. Birçok Arap liderlerine Osmanlı Devletinin yıkılmasıyla kurulacak devletlerden taçlar vâdedilerek ayrılık telkin edilmekteydi. Sultan Reşâd Han sarsılan İslâm birliğini "hilâfeti hâiz olan Türkler" etrâfında yeniden tesis ve takviye için Şeyh Senûsî hazretlerini huzûruna kabûl etti. Ondan Müslüman Âlemini dolaşarak Hilâfet etrafında bozulan birliği yeniden kurmasını ricâ etti. Gerçekten de o devirde müslümanların en fazla sözünü dinleyecekleri şahsiyet gâyet haklı bir şöhrete mâlik olan Şeyh Senûsî hazretleri idi. Şeyh hazretleri derhâl muvâfakat ederek Sultana, Türk milletine hizmete hazır bulunduğunu bildirdi. Ancak tam İslâm Dünyâsını dolaşmaya çıkacağı sırada kendisini dâvet eden Sultan Reşâd Han vefât etti. Sultan Vahideddîn'in cülûs merâsiminde bulunmak üzere seyâhat ertelendi.
Osmanlı pâdişâhlarının saltanata çıkışlarında cülûs merâsimi denilen bir merâsim yapılırdı. Bu merâsimde devrin en kıymetli İslâm âlimi tarafından Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin türbesinde yeni pâdişâha umûmiyetle hazret-i Ömer'in kılıcı kuşatılırdı. Sultan Vahideddîn'in cülûs merâsiminde ona bu kılıç Şeyh Ahmed es-Senûsî tarafından kuşatıldı. Şeyh hazretleri pâdişâha kılıcı takarken şöyle duâ etti: "Cenâb-ı Hak'tan zât-ı şâhânelerine ömrü tavil (uzun ömür), ecr-i cemîl (sevap) niyâz ederim, efendimiz."
Ancak bu sırada netîceleri îtibâriyle bir felâket olan Mondros mütârekesi imzâlanınca, Pâdişâh, Senûsî hazretlerine maiyetiyle birlikte Bursa'da oturmasını irâde etti. Şeyh Ahmed Senûsî hazretleri daha sonra yine Vahideddîn Hanın isteği üzerine Türk Kurtuluş Savaşında çalışmak üzere Anadolu'ya geçti. Anadolu'yu, daha ziyâde doğu ve güney vilâyetlerimizi bir bir dolaşarak halkı Ankara'ya bağlamaya çalıştı. Her gittiği yerde beyazlara sarınmış olarak mahallî kıyâfetiyle kürsüye veya minbere çıkıyor, vâz ve irşâdlarıyla ordumuza gönüllüler kazandırıyordu. Onun her sözü bir nasîhattı. Elinde kılıcı, at üstündeki hali, heybeti, Anadolu Türk insanının üzerinde efsânevî tesirler meydana getiriyordu. Onun Kurtuluş Savaşındaki vâz ve nasîhatları, halkı birliğe dâvet edişi yalnız Anadolu'da değil, bütün İslâm dünyâsında derin akisler uyandırdı. Bu maksatla rastladığı gazetecilere Türk milletinin mücâdelesinin meşrûluğunu ve bütün müslümanların kendilerini desteklemelerinin dînen vâcib olduğunu ifâde eden kat'î beyânatlar vermekteydi.
Şeyh Ahmed Senûsî hazretleri, Kurtuluş Savaşının sonlarına doğru, bu hareketin kurmayları arasında hilâfete ve halîfeye karşı başgösteren soğukluk üzerine Anadolu'da daha fazla durmayı uygun bulmadı. Büyük bir üzüntü içerisinde Ankara'dan ayrılarak Arap memleketlerine gitmek üzere yola koyuldu. Giderken söylediği şu sözler onun siyâsî bir dâhi olduğunu göstermektedir:
"Bugün İslâm milletleri arasında en kuvvetli ve haşmetlisi ve dînî vahdet ve idâre yönünden en ümit vericisi Türk Milleti'dir. Binâenaleyh, bütün İslâmî harekât ve dayanışmanın kuvvet merkezi Türkiye olmalıdır. Kahraman Türk Milletini bu yakın alâka ve yardıma, dayanışmaya ve bu çok mühim vazîfeye ehil kılan birçok târihî ve stratejik imtiyazlar vardır. Hilâfeti temsil etmiş olması, bütün İslâm âleminin kalbgâhı olan Haremeyn ve civârının hâdim ve hâmisi olmak şerefine sâhip bulunması ve bütün emânât-ı mukaddeseyi hâlâ uhdesinde mahfûz bulundurması, asırlar boyunca İslâm'ın alemdârlığını yapması ve onu, İlâhî bir lütufla her türlü tehlike ve saldırıdan koruması ve nihâyet hâli hazırdaki tutumun hâlâ ümid verici olması gibi sebepler, bu büyük milleti bugün de İslâmî hareket ve dayanışmanın ve İslâm âlemi için, düşünüp çırpındığımız topyekün bir kurtuluşun yegâne kuvveti, rehberi ve lideri olmaya sevk etmektedir.
Türkiye'nin ve İslâm Âleminin kurtuluşu Allahü teâlânın izniyle, ancak Müslüman Türk Milleti sâyesinde mümkün olabilir ve böyle olacaktır."
Şeyh Ahmed es-Sünûsî hazretleri Türkiye'den ayrıldıktan sonra Şam'a gitti. Yaygın şöhreti ve ziyâretçilerinin çokluğu yüzünden kendisinden korkan Fransızlar, onu Şam'ı terke zorladılar. Buradan Filistin'e geçti. Orada da İngilizler kendisinden çekinip, endişelendiler. Artan İngiliz baskısı yüzünden Mekke'ye geçti ise de vehhâbî inancında olan İbn-i Suûd'la anlaşamadı. Sonunda Yemen imamlığı ile Suûd krallığı arasında tampon bir devlet olan Asîr'e çekildi. Burada Senûsî şeyhlerinden İdris es-Senûsî'nin torunu olan başka bir İdris es-Senûsî hükümdârdı. Ancak Asîr'de lâyık olduğu hüsn-i kabûlü gören Ahmed es-Senûsî, 10 Mart 1933 (H.1352)'te vefâtına kadar burada kaldı.

DİN HAYATTIR

Şeyh Ahmed es-Senûsî hazretleri Tarsûs Gazetesi muhabirine memleketin içine düştüğü durumun sebeplerini ve kurtuluş çârelerini şöyle belirtmiştir.
"Bu memleketin istikbâli her şeyden evvel ve her şeyin üstünde İslâmiyet'in ahlâkî prensiplerine dayanmaktadır. Bu prensipler üzerindedir ki şanlı yarının, geleceğin binâsını kuracağız. Evet bu memleketin istikbâli, dînimizin hükümlerine uymakta yasaklarından sakınmaktadır. Bu din en yüksek medeniyet, fikir ve ahlâk dînidir. Bize saâdet evini, yurdunu bağışlayan ancak bu dindir. Dînimiz bize adâleti, iyiliği, icâdı, ictihâdı, vatan muhabbetini, çalışmayı ve izzet-i îmânımızın muhâfazasını emrediyor. Dînimiz en ahlâkî ve ictimâî bir dindir. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem; "Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim." buyuruyorlar. Dînimiz fuhşiyâttan, müskirâttan, sefâhetten, tefrikadan, tembellikten, cehâletten ve bütün kötü ahlâklardan nehyediyor. Görülüyor ki din, bütün hakîkatıyla güzel ahlâkla amel etmektir.
Bizim gücümüzü kıran ve şevketimizi yıkan, düşmanlarımızı üstün eyleyen en büyük sebep, hiç şüphesiz ki dînimizi ihmâl etmekliğimizdir. Hissiyâtımıza mağlûb olmaklığımızdır. Bu durum işlerimizin ve ihmallerimizin neticesi olarak bize acı bir ders oldu. Artık şimdi kendimizi ıslah etmek bize vazifedir. Yoksa büyük zaferin bize hazırladığı gâyeye ulaşmak müyesser olmaz. Din neyimizdir? Din hayatımızdır, onsuz hayat olamaz."

1) Sarıklı Mücâhidler; s.264-281
2) Tasavvuf ve Tarîkatler; s.171
3) Osmanlılarda Devlet-Tekke Münâsebetleri; s.230-231

Evliyalar

Abbâdî

Evliyalar

Abbas Mehdi

Evliyalar

Abdil Dede

Evliyalar

Abdülehad

Evliyalar

Abdülhay

Evliyalar

Abdülkuddûs

Evliyalar

Abdülulâ

Evliyalar

Ahî Bayram

Evliyalar

Ahî Evran

Evliyalar

Ahî Sinan

Evliyalar

Ahî Sirâc

Evliyalar

Ahî Şorba

Evliyalar

Ahmed Behlül

Evliyalar

Ahmed Berkî

Evliyalar

Ahmed Bîcân

Evliyalar

Ahmed Hânî

Evliyalar

Ahmed Kihtû

Evliyalar

Ahmed Necibî

Evliyalar

Ahmed Raûfî

Evliyalar

Ahmed Satîha

Evliyalar

Ahmed Sayyâd

Evliyalar

Ahmed Yesevî

Evliyalar

Ahmedullah

Evliyalar

Ahmedü Bamba

Evliyalar

Akşemseddîn

Evliyalar

Ali Bekkâ

Evliyalar

Ali Efendi

Evliyalar

Ali Ferâhî

Evliyalar

Ali Hâfız

Evliyalar

Ali Mahallî

Evliyalar

Ali Müzeyyen

Evliyalar

Ali Nâtikî

Evliyalar

Ali Nebtîtî

Evliyalar

Ali Rızâ

Evliyalar

Ali Septî

Evliyalar

Ali Sincârî

Evliyalar

Ali Şevnî

Evliyalar

Alihan Baba

Evliyalar

Amr Bin Utbe

Evliyalar

Ankuzu Baba

Evliyalar

Arab Baba

Evliyalar

Arab Dede

Evliyalar

Arpacı Dede

Evliyalar

Aslan Baba

Evliyalar

Âşık Paşa

Evliyalar

Atâ Efendi

Evliyalar

Atâ El-Ezrak

Evliyalar

Avdan Baba

Evliyalar

Ayderûsî

Evliyalar

Aydî Baba

Evliyalar

Aynî Dede

Evliyalar

Aziz Nesefî

Evliyalar

Bahri Dede

Evliyalar

Bahşî

Evliyalar

Bâkıllânî

Evliyalar

Baltalı Dede

Evliyalar

Bedirhan Bey

Evliyalar

Behiştî

Evliyalar

Bekrî

Evliyalar

Benli Sultan

Evliyalar

Berbehârî

Evliyalar

Berk

Evliyalar

Beşik Baba

Evliyalar

Beşir Ağa

Evliyalar

Beşir Ağa

Evliyalar

Birgivî

Evliyalar

Buhârî

Evliyalar

Cabbâr Dede

Evliyalar

Câfer Efendi

Evliyalar

Câfer Huzâ

Evliyalar

Câfer Mekkî

Evliyalar

Cebe Ali

Evliyalar

Cerrâhzâde

Evliyalar

Cezîrî

Evliyalar

Cezûlî

Evliyalar

Çomak Dede

Evliyalar

Dede Halîfe

Evliyalar

Dede Molla

Evliyalar

Dedebağ Dede

Evliyalar

Dehlevî

Evliyalar

Demir Hoca

Evliyalar

Derviş Hacı

Evliyalar

Deveci Sultan

Evliyalar

Deynekli Baba

Evliyalar

Ebdal Hasan

Evliyalar

Ebdal Kumral

Evliyalar

Ebdal Murâd

Evliyalar

Ebû Yûsuf

Evliyalar

Ebül Vefâ

Evliyalar

Edhem Baba

Evliyalar

Edhem Çelebi

Evliyalar

Emîr Sultan

Evliyalar

Es'ad Efendi

Evliyalar

Es'ad Efendi

Evliyalar

Esrâr Dede

Evliyalar

Evranos Dede

Evliyalar

Evzâî

Evliyalar

Fakîrullah

Evliyalar

Ferec Meczûb

Evliyalar

Gamrî

Evliyalar

Gani Baba

Evliyalar

Garip Hâfız

Evliyalar

Gazâlî

Evliyalar

Geyikli Baba

Evliyalar

Gül Baba

Evliyalar

Gül Baba

Evliyalar

Habîb Baba

Evliyalar

Hacı Dede

Evliyalar

Hacı Ramazan

Evliyalar

Hacım Sultan

Evliyalar

Hâdimî

Evliyalar

Hânî Baba

Evliyalar

Hasan Baba

Evliyalar

Hasan Can

Evliyalar

Hasan Dede

Evliyalar

Hasan Dede

Evliyalar

Hasan Sezâî

Evliyalar

Hâtim-i Esam

Evliyalar

Helvacı Dede

Evliyalar

Hıdır Baba

Evliyalar

Himmet Efendi

Evliyalar

Hocazâde

Evliyalar

Hucvîrî

Evliyalar

Hüseyin Dede

Evliyalar

İbn-i Ârif

Evliyalar

İbn-i Atâ

Evliyalar

İbn-i Cevzî

Evliyalar

İbn-i Hafîf

Evliyalar

İğneci Baba

Evliyalar

İmâm Baba

Evliyalar

Îsâ Baba

Evliyalar

Îsâ Dede

Evliyalar

Îsâ Dede

Evliyalar

Kabaşa

Evliyalar

Kâsım Aynî

Evliyalar

Kâzerûnî

Evliyalar

Kemal Ümmî

Evliyalar

Keşşaf Hoca

Evliyalar

Kevserî

Evliyalar

Kılıç Dede

Evliyalar

Kılıç Dede

Evliyalar

Kırklar Dede

Evliyalar

Kıyak Baba

Evliyalar

Koyun Baba

Evliyalar

Koyun Baba

Evliyalar

Kuşeyrî

Evliyalar

Leys Bin Sa'd

Evliyalar

Maksûd Dede

Evliyalar

Maksûd Dede

Evliyalar

Mecnun Dede

Evliyalar

Memik Dede

Evliyalar

Merkez Efendi

Evliyalar

Metbûlî

Evliyalar

Meyân Mîr

Evliyalar

Molla Arab

Evliyalar

Molla Ayas

Evliyalar

Molla Câmî

Evliyalar

Molla Hüsrev

Evliyalar

Molla Yegân

Evliyalar

Muhammed Cân

Evliyalar

Muhammed Cisr

Evliyalar

Muhammed Urre

Evliyalar

Murâd Baba

Evliyalar

Mûsa Fâkih

Evliyalar

Nâbî

Evliyalar

Nablüsî

Evliyalar

Nâgûrî

Evliyalar

Neccârzâde

Evliyalar

Necîb Efendi

Evliyalar

Nerkisecârî

Evliyalar

Nesevî

Evliyalar

Nevevî

Evliyalar

Nûdihî

Evliyalar

Nûri Efendi

Evliyalar

Nûri Efendi

Evliyalar

Osman Efendi

Evliyalar

Osman Efendi

Evliyalar

Osman Harrât

Evliyalar

Ömer Baba

Evliyalar

Ömer Bin Zer

Evliyalar

Pîr Ali Dede

Evliyalar

Pîr İlyâs

Evliyalar

Pirebi Sultan

Evliyalar

Pîrî Baba

Evliyalar

Sadır Sultan

Evliyalar

Said Şemid

Evliyalar

Sâkıb Dede

Evliyalar

Sâlih Baba

Evliyalar

Sâlih Efendi

Evliyalar

Sarı Nâsuh

Evliyalar

Sarı Yâkub

Evliyalar

Sefer Efendi

Evliyalar

Semnûn Muhib

Evliyalar

Serrâc

Evliyalar

Serûcî

Evliyalar

Serûcî

Evliyalar

Seyyid Atâ

Evliyalar

Seyyid Bilâl

Evliyalar

Seyyid Sâlih

Evliyalar

Sinân Efendi

Evliyalar

Sofu Baba

Evliyalar

Somuncu Baba

Evliyalar

Sultan Baba

Evliyalar

Sultan Veled

Evliyalar

Sumâdî

Evliyalar

Sülemî

Evliyalar

Sümbül Baba

Evliyalar

Şa'bân Dede

Evliyalar

Şa'bî

Evliyalar

Şad-i Dîv

Evliyalar

Şâfiî

Evliyalar

Şebrîsî

Evliyalar

Şeyh Elvan

Evliyalar

Şeyh Hasan

Evliyalar

Şeyh Mahmûd

Evliyalar

Şeyh Sabri

Evliyalar

Şeyh Sâdi

Evliyalar

Şeyh Seydâ

Evliyalar

Şeyh Sinân

Evliyalar

Şeyh Şâmil

Evliyalar

Şeyh Tâc

Evliyalar

Şeyh Türkî

Evliyalar

Şeyh Ulemâ

Evliyalar

Şeyhî

Evliyalar

Şiblî

Evliyalar

Şirvânî

Evliyalar

Şüsterî

Evliyalar

Taflâtî

Evliyalar

Tâzî

Evliyalar

Tebâsî

Evliyalar

Terzi Baba

Evliyalar

Tesbih Baba

Evliyalar

Tezveren Dede

Evliyalar

Topcu Dede

Evliyalar

Üç Kuzular

Evliyalar

Üftâde

Evliyalar

Vefâ Konevî

Evliyalar

Veli Dede

Evliyalar

Venâî

Evliyalar

Vişnezâde

Evliyalar

Yâfiî

Evliyalar

Yahyâ Efendi

Evliyalar

Yâren Dede

Evliyalar

Yûnus Emre

Evliyalar

Yünûnî

Evliyalar

Zâhid

Evliyalar

Zehâvî

Evliyalar

Zemlikânî

Evliyalar

Zengenî

Evliyalar

Zengî Atâ

Evliyalar

Zivingî

Evliyalar

Zührî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Abdullah bin Alevî hazretleri, bir zaman Mekke-i mükerremede şarab içen bir kimseyle karşılaştı.

GÜNÜN HADİSİ

Din kitaplarında, (Şu on kısımdır, dokuzu şundadır) gibi ifadeler geçiyor. Onda dokuzu ne demektir?

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, mîr Muhammed Nu’mân Bedahşîye yazılmışdır. Olgun olan bir büyüğün sohbetinde bulunmağı övmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası