hakdin.net
2 Recep 1433
23 Mayıs 2012 Çarşamba
17:2
14 Mayıs 2010 Cuma
Okunma Sayısı: 460
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

EVLİYALAR

Ali Bin Meymûn Mağribî

Evliyânın meşhurlarından.

İsmi, Ali bin Meymûn bin Ebî Bekr bin Ali bin Meymûn bin Ebî Bekr el-Hâşimî el-Kureşî el-Mağribî el-Gamârî'dir. Künyesi Ebü'l-Hasan olup, şerîftir. 1450 (H.854) senesinde Afrika'nın Fimâre bölgesinde doğdu.
İlim tahsîli için, gençliğindeEndülüs'e ve Fas'a gitti. Fas'da Ebû Zeyd Abdurrahmân el-Hamîdî'den din ilimlerini ve bilhassa Mâlikî mezhebi fıkhını öğrendi. Diğer taraftan matematik ve lisan öğrendi.Tahsîlini tamamladıktan sonra bir müddet müderrislik ve kâdılıkta bulundu. Bu sıralardaPortekizliler, Kuzey Afrika'nın sâhil şeridindeki istilâlarını yaygınlaştırma hareketinde bulununca, müslümanlar cihâd îlân ettiler. Ali bin Meymûn bu sırada memleketine dönüp cihâd niyeti ile yapılan savaşlara katıldı.
Memleketine döndüğünde ilimde yetişmiş fazîletli bir âlim olmuştu. Peygamber efendimizin sünnet-i seniyyesine son derece riâyet ederdi. Memleketinde fısk ve fücûr çok yayılmıştı. İnsanların çoğu âhireti unutmuş dünyâya ve haramlara dalıp gitmişlerdi.
Ali bin Meymûn hazretleri memleketi halkına Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi. İslâmiyet'i anlattı ve uymaları için teşvik etti. Ancak derin bir gaflet uykusuna dalan halk; haramlardan, kötülüklerden bir türlü uzaklaşmadı. Onların bu bozuk hâllerine daha fazla tahammül edemeyip babasından müsâde alarak doğu memleketlerine gitti. Önce Kuzey Afrika'ya gidip orada insanlara doğru yolu anlattı ve cihâdla meşgûl oldu. Askere komutanlık yaptı. Bu yıllarda İspanyollar Kuzey Afrika'ya akınlar yapıyorlardı. Ayrıca bu bölge her türlü sapık îtikâdın yayılmasına müsâid bir hâle getirilmişti. Buradaki sapık îtikâdların mensûblarına karşı yoğun ve kararlı bir mücâdeleye başladı. Ehl-i sünnet îtikâdını yaymak için üstün gayretler gösterdi ve Kuzey Afrika'nın değişik bölgelerine gitti. Diğer taraftan bu bölgede tasavvuf ehli âlimler de halka hak ve hakîkatı anlatmak için devâmlı gayret gösteriyorlardı. Bir seferinde bu alimlerle tanıştı. Bu hâdise tasavvufa yönelmesine yol açtı. Tanıştığı zâtlardan Şeyh İbn-i Arefe Kayrevânî onu Şâzilî tarîkatının meşhur şeyhi Ebü'l-Abbas Ahmed Tûzî ed-Debbûsî'ye gönderdi. Böylece ondan ilim ve feyz alıp, tasavvufta yetişti.
Sonra hacca gitti ve Sûriye'ye döndü. Lübnan'ı ve köylerini dolaştı ve Beyrut'a geçti. Burada en meşhûr talebesi Muhammed bin Arrak ile tanıştı.Bir müddet irşâd faâliyetinden sonra meşhûr talebeleriyle Sultan İkinci Bâyezîd Han devrinde Anadolu'ya geldi. Altı sene Bursa'da kaldı. Bursa'da insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlattı. Bu sırada Dımaşk'da (Şam) şiddetli bir kuraklık oldu. İnsanlar ve hayvanlar perişan halde, çâresiz kaldılar. Ali bin Meymûn hazretleri insanların sıkıntıdan kurtulmaları için merhamet ederek, nasîhatlerde bulunup, çâre göstermek istedi. Bu maksadla orada bulunan talebelerinden birine bir mektûb gönderdi. Mektubda çok kıymetli ve pek mühim tavsiyeler ve nasîhatler vardı.
Talebesi mektubu alıp Emevî Câmiine götürdü. O gün Cumâ ve Ramazân-ı şerîfin dördüncü günü idi. Mektubu, Dâr-ül-adl müftîsi Kemâleddîn bin Hamzâ, Şâfiî kâdısı İbn-i Ferfûr, Mâliki kâdısı Hayreddîn ve Hanbelî mezhebi kâdısı Necmeddîn bin Meflâh'a okudu. Bunlar da mektubda bildirilen hususları diğer âlimlere naklettiler.
Mektubda; İslâmiyetin emirlerine uymayı, yasaklarından, haramlarından şiddetle sakınmayı, zulmetmemeyi, vakıf mallarını yememeyi, herkesin günahlarına tövbe etmesini, Emr-i mârûf ve nehy-i münkeri, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını terketmemeyi tavsiye etmişti.
Âlimler bu mektub geldikten sonra halkı toplayıp yağmur duâsına çıktılar. Ali bin Meymûn hazretlerinin talebesi, yağmur duâsı sırasında hocasından gelen mektubu halka okuyup, gözyaşı dökerek duâ etti. Tam bu sırada Allahü teâlânın izniyle yağmur yağmaya başladı. Her taraf suya kandı, kuraklık kalmadı.
Bursa'dan Suriye'ye geri döndü. Vaktini ilme hizmetle geçirdi. Derslerine ve sohbetlerine kâdılar, müftîler ve bölgenin ileri gelen ilim ehli katıldı. Sâlihiye'de dört sene kaldı, sonraMecdel Maûş'a gitti.
Ali bin Meymûn hazretleri bütün irşâd faâliyetlerinde Ehl-i sünnet îtikâdının yayılmasına gayret etti. Tasavvuf derslerinde; zühd, şüphelilerden sakınma, dünyâya düşkün olmama, kul hakkı ve takvâ, haramlardan kaçma üzerinde durdu.
Talebelerinden birisini başkasının mülkü olan duvar üzerinde ceviz kırarken gördü. Orada ceviz kırmamasını söyleyince talebe merakla sebebini sordu. O da;
"Sen öyle ceviz kırarken duvarın toprakları döküldüğünden başkasının malına zarar vermektesin. Bu da kul hakkına girer." buyurdu.
Yine birgün talebelerinden biri ile çarşıya giderken, kısa yol, bir hanın içinden geçiyordu. Herkes orayı yol yapmıştı. Talebesi;
"Biz de buradan geçelim!" dedi.Ali bin Meymûn;
"Burası nedir?" diye sorunca, talebe;
"Han" cevâbını verdi. Bunun üzerine;
"Bu han oradan geçilsin diye yapılmamış ki, oradan geçmek için sâhibinin izni olması lâzım." buyurarak yoluna devâm etti. Sultan Câmii ismi ile anılan bir câminin yanına geldiler. Talebe;
"Buyrun câminin içinden çarşıya gidelim!"deyince, Ali bin Meymûn;
"Câmiler, Allahü teâlânın evleridir. İnsanlar burayı yol yapsın diye yapılmamıştır." deyip, çarşıya oradan da girmeyip başka yoldan girdi.
Talebelerinin iyi yetişmeleri için son derece titizlik gösterirdi. Ufacık bir gevşekliklerine müsâmaha göstermez ve gördüğü kusurları hemen düzeltirdi. Çok heybetli ve sert bir mîzâca sâhib idi.
Zamânının, dîni dünyâlık kazanmaya âlet eden kötü din adamlarına çok kızar, onların zararlarından sakınılmasını söylerdi. Dâimâ hakkı söyler, insanların kınamasından hiç çekinmezdi.
"Yanıma gelen Sultan Bâyezîd Han da olsa İslâmiyetin bildirdiği şekilde davranırım." derdi. Bid'atlerden son derece sakınır, ilim ehline ikrâm ve iltifatta bulunurdu. Kendisi için ayağa kalkılmasını istemezdi. Her gün yirmi kadar fakir, talebesine yemek verirdi. Hediye kabûl etmezdi. Dul, yetim ve zayıflara çok merhametli idi. Onları kendisine tercih eder, fakir olduğu hâlde gücü yettiği kadar yiyecek, giyecek verirdi.
Talebelerinin meşhurlarından Alvân el-Hamevî, onun menkıbelerini, Müclil-Hüzn Anil-Mahzûn fî Menâkıbı'ş-Şeyh Ali bin Meymûn adlı kitabında toplamıştır.
Ali bin Meymûn 1511 (H.917) senesindeDımaşk'da vefât etti. Mecdel Mâûş adlı yerde medfûndur. Vefâtından seneler sonra birkaç âlim kabrini ziyârete gitti. Bunlardan biri yolda kendi kendine;
"Kerâmetini görmediğimiz bir kimsenin kabrini ziyârete gidiyoruz." dedi. Kabre yaklaştıklarında, o çevrede bir avcının, köpeği ile birlikte bir ceylanı yakalamak için kovaladığını gördüler. Sağa sola kaçan ceylan en sonundaAli bin Meymûn hazretlerinin kabri başına gelip durdu ve hiç bir yere gitmedi. Bu hâl ziyâretçileri şaşırttı.
Avcı gelip, ceylanı yakaladı. Avcıya;
"Bu kabrin yanına gelip, sığınan hayvanı bırak. Onu kesip yemen senin için iyi olmaz. Bu kabirde evliyâ bir zât yatıyor..." dediler.
Avcı bu söze kulak asmadı. Ceylanı çeke çeke götürdü ve bir kenarda kesip etinden pişirip yedi. Yedikten sonra karnına bir ağrı girdi. Kıvranmaya başladı. Şiddetli ağrıdan bir türlü kurtulamadı. Gece vaktine kadar ağrı devam etti ve gece yarısı öldü. Sabahleyin cenâzesini yıkayanlar vücudunu yırtıcı bir hayvan yemiş gibi parça parça olmuş gördüler!
Ali bin Meymûn hazretleri buyurdu ki:
"Hâlinin onda dokuzu susmak, biri de konuşmak olsun."
"Kendisine kurtuluşa ermiş bir kimsenin nazarı, bakışı erişip, yâni bir büyük zâtı tanıyıp da kurtuluşa ermeyen kimseye şaşarım!"
Eserlerinden bâzıları şunlardır:
1) Beyân-ül-Ahkâm fis-Seccâdeti vel-Hırkati vel-A'lâm, 2) Beyânü Gurbet- ül-İslâm, 3) Ta'zîm-üş-Şeâir min-el-Cevâmi' vel-Mesâcid vel-Menâsir, 4) Tenbîh-ül-Gabî fî Tenzîhi İbn-i Arabî, 5) Tenzîh-üs-Sıddîk an Vasf-iz-Zındîk, 6) Risâlet-ül-İhvân min Ehl-il-Fıkh ve Hamelet-il-Kur'ân, 7) Er-Risâlet-ül- Meymûniyye fî Tevhîd-il-Cürümiyye, 8) Sefînet-ün-Necât, 9) Şerhu Erbe'în en-Neveviyye, 10) Şerhu Mukaddimet-ül-Cezûliyye, 11) Akd-üş-Şeref fit- Târihiyye, 12) Gurbet-ül-İslâm fil-Haleb veş-Şâm, 13) Keşf-ül-Emâre fî Hakk-ıs-Seyyâre, 14) Mebâdi-üs-Sâlikîn ilâ Makâmât-il-Ârifîn, 15) Münteh- it-Taleb fî Eş'âr-il-Arab, 16)Mevâhib-ür-Rahmân fî Keşfi Avrât-iş-Şeytân.

BU HÂLİN NEDİR?

İki arkadaş, Ali bin Meymûn'a talebe olmak üzere yanına geldiler. Kabûl edip ders vermeye başladı. Bir müddet sonra bunlardan biri ayrılıp gitmek istedi. Arkadaşı kalması için çok ısrar etti ise de, başaramadı. Nihâyet ayrılıp gitti. Gittikten kısa bir müddet sonra geri döndü. Hâli ve kararı değişmişti ve ağlıyordu. Arkadaşı hâlini merak edip;
"Bu hâlin nedir? Sana ne oldu, neden döndün?" diye sorunca şöyle dedi:
"Buradan ayrılıp memleketime dönmek üzere yola çıktım. Bir müddet yol aldıktan sonra yolda hocamızı âniden karşımda gördüm. Nasıl olur diye çok şaşırdım. Karşımda o kadar heybetli duruyordu ki, ürpermeye başladım. Sonra gözden kayboldu. Bundan gitmeme râzı olmadığını anladım. Onun bu kerâmetini görünce ayrılıp gitmekle büyük hatâya düştüğümü anladım. Artık dönüp ilim öğrenmek için karar verdim." diyen bu talebe, hocasının derslerine ve sohbetlerine devam edip, tam mânâsıyla olgun bir ilim ehli oldu.

1) Mu'cem-ül-Müellifin; c.7, s.251
2) El-A'lâm; c.5, s.271
3) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c.2, s.188
4) Kevâkıb-üs-Sâire; c.1, s.271
5) SicilliOsmânî; c.3, s.495
6) Mir'ât-ı Kâinât; c.3, s.101
7) Esmâ-ül-Müellifîn; c.1, s.741
8) Şakâyik-ı Nu'mâniyye Tercümesi (Mecdî Efendi); s.357, 377, 489
9) Nefehât-ül-Üns; s.682
10) Keşf-üz-Zünûn; c.1, s.261, 498, 992, c.2, s.1488, 1901
11) Îzâh-ul-Meknûn; c.1, s.297, 329, c.2, s.573
12) Brockelmann; Sup-2, s.153
13) Şezerât-üz-Zeheb; c.8, s.81
14) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.13, s.264
15) Nesemât-ül-Eshâr (Alvan Hamevî) Süleymâniye Kütüphânesi, Es'ad Efendi Kısmı, No:1776 vr. 160b-170b

 

Evliyalar

Abbâdî

Evliyalar

Abbas Mehdi

Evliyalar

Abdil Dede

Evliyalar

Abdülehad

Evliyalar

Abdülhay

Evliyalar

Abdülkuddûs

Evliyalar

Abdülulâ

Evliyalar

Ahî Bayram

Evliyalar

Ahî Evran

Evliyalar

Ahî Sinan

Evliyalar

Ahî Sirâc

Evliyalar

Ahî Şorba

Evliyalar

Ahmed Behlül

Evliyalar

Ahmed Berkî

Evliyalar

Ahmed Bîcân

Evliyalar

Ahmed Hânî

Evliyalar

Ahmed Kihtû

Evliyalar

Ahmed Necibî

Evliyalar

Ahmed Raûfî

Evliyalar

Ahmed Satîha

Evliyalar

Ahmed Sayyâd

Evliyalar

Ahmed Yesevî

Evliyalar

Ahmedullah

Evliyalar

Ahmedü Bamba

Evliyalar

Akşemseddîn

Evliyalar

Ali Bekkâ

Evliyalar

Ali Efendi

Evliyalar

Ali Ferâhî

Evliyalar

Ali Hâfız

Evliyalar

Ali Mahallî

Evliyalar

Ali Müzeyyen

Evliyalar

Ali Nâtikî

Evliyalar

Ali Nebtîtî

Evliyalar

Ali Rızâ

Evliyalar

Ali Septî

Evliyalar

Ali Sincârî

Evliyalar

Ali Şevnî

Evliyalar

Alihan Baba

Evliyalar

Amr Bin Utbe

Evliyalar

Ankuzu Baba

Evliyalar

Arab Baba

Evliyalar

Arab Dede

Evliyalar

Arpacı Dede

Evliyalar

Aslan Baba

Evliyalar

Âşık Paşa

Evliyalar

Atâ Efendi

Evliyalar

Atâ El-Ezrak

Evliyalar

Avdan Baba

Evliyalar

Ayderûsî

Evliyalar

Aydî Baba

Evliyalar

Aynî Dede

Evliyalar

Aziz Nesefî

Evliyalar

Bahri Dede

Evliyalar

Bahşî

Evliyalar

Bâkıllânî

Evliyalar

Baltalı Dede

Evliyalar

Bedirhan Bey

Evliyalar

Behiştî

Evliyalar

Bekrî

Evliyalar

Benli Sultan

Evliyalar

Berbehârî

Evliyalar

Berk

Evliyalar

Beşik Baba

Evliyalar

Beşir Ağa

Evliyalar

Beşir Ağa

Evliyalar

Birgivî

Evliyalar

Buhârî

Evliyalar

Cabbâr Dede

Evliyalar

Câfer Efendi

Evliyalar

Câfer Huzâ

Evliyalar

Câfer Mekkî

Evliyalar

Cebe Ali

Evliyalar

Cerrâhzâde

Evliyalar

Cezîrî

Evliyalar

Cezûlî

Evliyalar

Çomak Dede

Evliyalar

Dede Halîfe

Evliyalar

Dede Molla

Evliyalar

Dedebağ Dede

Evliyalar

Dehlevî

Evliyalar

Demir Hoca

Evliyalar

Derviş Hacı

Evliyalar

Deveci Sultan

Evliyalar

Deynekli Baba

Evliyalar

Ebdal Hasan

Evliyalar

Ebdal Kumral

Evliyalar

Ebdal Murâd

Evliyalar

Ebû Yûsuf

Evliyalar

Ebül Vefâ

Evliyalar

Edhem Baba

Evliyalar

Edhem Çelebi

Evliyalar

Emîr Sultan

Evliyalar

Es'ad Efendi

Evliyalar

Es'ad Efendi

Evliyalar

Esrâr Dede

Evliyalar

Evranos Dede

Evliyalar

Evzâî

Evliyalar

Fakîrullah

Evliyalar

Ferec Meczûb

Evliyalar

Gamrî

Evliyalar

Gani Baba

Evliyalar

Garip Hâfız

Evliyalar

Gazâlî

Evliyalar

Geyikli Baba

Evliyalar

Gül Baba

Evliyalar

Gül Baba

Evliyalar

Habîb Baba

Evliyalar

Hacı Dede

Evliyalar

Hacı Ramazan

Evliyalar

Hacım Sultan

Evliyalar

Hâdimî

Evliyalar

Hânî Baba

Evliyalar

Hasan Baba

Evliyalar

Hasan Can

Evliyalar

Hasan Dede

Evliyalar

Hasan Dede

Evliyalar

Hasan Sezâî

Evliyalar

Hâtim-i Esam

Evliyalar

Helvacı Dede

Evliyalar

Hıdır Baba

Evliyalar

Himmet Efendi

Evliyalar

Hocazâde

Evliyalar

Hucvîrî

Evliyalar

Hüseyin Dede

Evliyalar

İbn-i Ârif

Evliyalar

İbn-i Atâ

Evliyalar

İbn-i Cevzî

Evliyalar

İbn-i Hafîf

Evliyalar

İğneci Baba

Evliyalar

İmâm Baba

Evliyalar

Îsâ Baba

Evliyalar

Îsâ Dede

Evliyalar

Îsâ Dede

Evliyalar

Kabaşa

Evliyalar

Kâsım Aynî

Evliyalar

Kâzerûnî

Evliyalar

Kemal Ümmî

Evliyalar

Keşşaf Hoca

Evliyalar

Kevserî

Evliyalar

Kılıç Dede

Evliyalar

Kılıç Dede

Evliyalar

Kırklar Dede

Evliyalar

Kıyak Baba

Evliyalar

Koyun Baba

Evliyalar

Koyun Baba

Evliyalar

Kuşeyrî

Evliyalar

Leys Bin Sa'd

Evliyalar

Maksûd Dede

Evliyalar

Maksûd Dede

Evliyalar

Mecnun Dede

Evliyalar

Memik Dede

Evliyalar

Merkez Efendi

Evliyalar

Metbûlî

Evliyalar

Meyân Mîr

Evliyalar

Molla Arab

Evliyalar

Molla Ayas

Evliyalar

Molla Câmî

Evliyalar

Molla Hüsrev

Evliyalar

Molla Yegân

Evliyalar

Muhammed Cân

Evliyalar

Muhammed Cisr

Evliyalar

Muhammed Urre

Evliyalar

Murâd Baba

Evliyalar

Mûsa Fâkih

Evliyalar

Nâbî

Evliyalar

Nablüsî

Evliyalar

Nâgûrî

Evliyalar

Neccârzâde

Evliyalar

Necîb Efendi

Evliyalar

Nerkisecârî

Evliyalar

Nesevî

Evliyalar

Nevevî

Evliyalar

Nûdihî

Evliyalar

Nûri Efendi

Evliyalar

Nûri Efendi

Evliyalar

Osman Efendi

Evliyalar

Osman Efendi

Evliyalar

Osman Harrât

Evliyalar

Ömer Baba

Evliyalar

Ömer Bin Zer

Evliyalar

Pîr Ali Dede

Evliyalar

Pîr İlyâs

Evliyalar

Pirebi Sultan

Evliyalar

Pîrî Baba

Evliyalar

Sadır Sultan

Evliyalar

Said Şemid

Evliyalar

Sâkıb Dede

Evliyalar

Sâlih Baba

Evliyalar

Sâlih Efendi

Evliyalar

Sarı Nâsuh

Evliyalar

Sarı Yâkub

Evliyalar

Sefer Efendi

Evliyalar

Semnûn Muhib

Evliyalar

Serrâc

Evliyalar

Serûcî

Evliyalar

Serûcî

Evliyalar

Seyyid Atâ

Evliyalar

Seyyid Bilâl

Evliyalar

Seyyid Sâlih

Evliyalar

Sinân Efendi

Evliyalar

Sofu Baba

Evliyalar

Somuncu Baba

Evliyalar

Sultan Baba

Evliyalar

Sultan Veled

Evliyalar

Sumâdî

Evliyalar

Sülemî

Evliyalar

Sümbül Baba

Evliyalar

Şa'bân Dede

Evliyalar

Şa'bî

Evliyalar

Şad-i Dîv

Evliyalar

Şâfiî

Evliyalar

Şebrîsî

Evliyalar

Şeyh Elvan

Evliyalar

Şeyh Hasan

Evliyalar

Şeyh Mahmûd

Evliyalar

Şeyh Sabri

Evliyalar

Şeyh Sâdi

Evliyalar

Şeyh Seydâ

Evliyalar

Şeyh Sinân

Evliyalar

Şeyh Şâmil

Evliyalar

Şeyh Tâc

Evliyalar

Şeyh Türkî

Evliyalar

Şeyh Ulemâ

Evliyalar

Şeyhî

Evliyalar

Şiblî

Evliyalar

Şirvânî

Evliyalar

Şüsterî

Evliyalar

Taflâtî

Evliyalar

Tâzî

Evliyalar

Tebâsî

Evliyalar

Terzi Baba

Evliyalar

Tesbih Baba

Evliyalar

Tezveren Dede

Evliyalar

Topcu Dede

Evliyalar

Üç Kuzular

Evliyalar

Üftâde

Evliyalar

Vefâ Konevî

Evliyalar

Veli Dede

Evliyalar

Venâî

Evliyalar

Vişnezâde

Evliyalar

Yâfiî

Evliyalar

Yahyâ Efendi

Evliyalar

Yâren Dede

Evliyalar

Yûnus Emre

Evliyalar

Yünûnî

Evliyalar

Zâhid

Evliyalar

Zehâvî

Evliyalar

Zemlikânî

Evliyalar

Zengenî

Evliyalar

Zengî Atâ

Evliyalar

Zivingî

Evliyalar

Zührî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

İbn-i Semmâk hazretleri bir ara Bağdât’a gelip Halîfe Hârûn Reşîd ile görüştü ve ona nasîhatlarda bulundu.

GÜNÜN HADİSİ

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, yine yüksek mürşidine yazılmışdır. Geri dönüş makâmlarındaki hâlleri bildirmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası