hakdin.net
2 Recep 1433
23 Mayıs 2012 Çarşamba
17:36
15 Mayıs 2010 Cumartesi
Okunma Sayısı: 270
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

EVLİYALAR

Âmir Bin Abdullah

Tâbiînin meşhurlarından.

İsmi Âmir bin Abdullah bin Zübeyr bin Avvâm el-Esedî Ebü'l-Hâris el-Medenî, künyesi Ebû Abdullah'dır. Annesi Hanteme binti Abdurrahmân bin Hişâm'dır. Eshâb-ı kirâmdan Zübeyr bin Avvâm'ın torunudur. Doğum târihi bilinmemektedir. 741 (H.124) senesinde vefât etmiştir. Vefâtını 741 senesinden birkaç sene önce ve sonra bildiren âlimler de vardır.
Âmir bin Abdullah, babasından, dayısı Ebû Bekir bin Abdurrahmân, Enes bin Mâlik, Amr bin Selîm ez-Zerkâ, Avf bin Hâris ve Sâlih bin Havvât bin Cübeyr'den rivâyette bulunmuştur. Kendisinden de kardeşi Amr, kardeşinin oğlu Mus'ab bin Sâbit, Amr bin Abdullah bin Urve bin Zübeyr, Vebre ibni Abdurrahmân, Yahyâ bin Saîd el-Ensârî, İbn-i Cüreyc, Osmân bin Hakîm, Osman bin Ebî Süleymân, Amr bin Dînâr, Muhammed bin Aclân, Mâlik binEnes ve birçok âlim hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuşlardır. Abdullah bin Ahmed babasından rivâyetle; onun, zamânındaki âlimlerin en sikalarından, güvenilir, sağlam rivâyette bulunanlarından olduğunu söylemiştir. İbn-i Muîn, Nesâî, Ebû Hâtim onun sika ve sâlih bir zât olduğunu haber verdiler. Rivâyetleri Kütüb-i Sitte denilen hadîs kitablarında yer almıştır.
Âmir bin Abdullah, ilimde yüksek dereceye ulaşmış, fazîletler sâhibi, her sözü hikmetli, her hareketi âhireti hatırlatan bir mübârek zât idi. Gerek hadîs âlimleri, gerek fıkıh âlimleri, gerekse zamânında berâber bulunduğu ve yaşadığı insanların her biri tarafından övülmüştür. Râvilerin durumunu en çok inceleyen hadîs ilminin âlimleri dahi onun rivâyet ettiği hadîs-i şerîflerin tamâmının huccet, dinde ikinci sened olan sahîh hadîs derecesinde bulunduğunu beyân etmişlerdir. Fakat az hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.
Âmir bin Abdullah hazretleri, fazîletler sâhibi bir Hak âşığı idi. Bütün ibâdetleri, söz ve işleri ihlâslı idi. Yüzünü tamâmen dünyâdan çevirmiş, âhirete tâlib olmuş mübârek bir insandı. Âmir bin Abdullah hazretleri son derece huzûr ve huşû içinde namaz kılan, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Namaz kılarken sanki tamâmen dünyâdan çıkar âhirete giderdi. Namaza durduktan sonra konuşulan hiçbir şeyi işitmez, yanında olup biten hiçbir şeyin farkına varmazdı. "Namaz kılarken hatırına, bir şey gelir mi?" diye soranlara: "Evet, Allahü teâlânın huzûrunda hesâba çekileceğim gün ile, cennetlik veya cehennemlik mi olacağım korkusu gelir." cevâbını verdi."Bizim hâtırımıza gelen dünyâ düşünceleri veya dünyâ işlerinden sizin aklınıza bir şey gelir mi?" diye sordular. Cevâbında; "Namazda aklıma böyle bir şey gelmesinden ise, süngülerin uzanıp beni öldürmeleri bundan çok daha iyidir." buyurdu. Yaptığı ibâdetlerin daha makbûl, sevâbının daha çok olması için her gün gusl abdesti alırdı. İmâm-ı Mâlik bin Enes onun her gün gusl abdesti alarak ibâdet ettiğini ve devâmlı oruç tuttuğunu haber vermiştir. Devamlı ve uzun sürelerle namaz kılardı. Onu, bütün ömrü boyunca boş gören hiç olmadığı gibi, boş ve faydasız bir işle meşgûl gören de olmadı.
Benî Temim'in azâdlılarından Süheym, Âmir bin Abdullah'ın yanına gitmişti. Namaz kılıyordu, oturdu. Namazını bitirdi ve ona; "Çabuk ihtiyacını söyle, çünkü benim acele işim var." dedi. O da; "Hayırdır inşâallah, acelen nedir." diye sordu. "Azrâil'i aleyhisselâm yâni, ölümü bekliyorum." cevâbını verdi. Hemen onun işini gördü ve yeniden namaza başladı. Azrâil'in rûhunu namazda almasını isterdi. O her an Allahü teâlâyı hatırlayan, her an O'nun huzûrunda olduğunun şuûrunda olan, çok kuvvetli îmân sâhibi idi.
"Eğer aradaki perde kalkarsa (âhireti, Cennet'i, Cehennem'i görsem) îmânımda ve yakînimde hiç bir değişiklik olmaz." buyurmuştur. Namazı gibi duâsı da uzundu. İmâm-ı Mâlik bin Enes haber vermiştir ki; Âmir bin Abdullah nice defâlar yatsı namazını kılıp, Mescid-i Nebevîden ayrıldıktan sonra, evine giderken evine varmadan ellerini kaldırır duâ etmeğe başlardı. Müezzin sabah ezânını okuyup, müslümanları sabah namazı için dâvet edinceye kadar bir daha indirmez, sabah namazını kılmak için mescide döner ve yatsı namazının abdesti ile sabah namazını kılardı. Kendisi; "Babam vefât ettikten sonra bir sene devamlı, fasılasız onun için Allahü teâlâya duâ ettim." buyurmuştur. Bütün gecelerini hiç uyumadan geçirir, gündüzleri de öğleden önce Sünnet-i Resûlullah olan kaylûleden başka hiç uyumazdı. Geceleri kâim, uyanık ve ibâdet hâlinde, gündüzleri hep sâim idi; yâni geceleri ibâdetle geçirir, gündüzleri oruç tutardı.
Kendisine; "Gecelerin uykusuzluğuna, uzun ve sıcak günlerin susuzluğuna nasıl dayanıyorsun." diye sordukları zaman, cevâbında; "Ben yer değiştirdim, gündüz yemeğini geceye, gece uykusunu gündüze aldım. Bunda bir zorluk yoktur." cevâbını verdi. Yâni geceleri uyumam, gündüzleri de oruçlu olduğum için bir şey yemem demek istedi. Geceleri uyumazdı, bütün gecelerini ibâdetle geçirir devamlı gözyaşı dökerdi. Niçin hiç uyumadığını soranlara; "Cehennem'in harâreti uykularımı kaçırttı." cevâbını verdi. Her gördüğü şeyden ibret, karşılaştığı her hâdiseden âhiret için hisse alırdı. Yine İmâm-ı Mâlik (r.aleyh) haber veriyor ki: "Âmir bin Abdullah cenâzelerin önünde durur, kendinden geçer giderdi. (Âhirette olacak şeyler tek tek aklına gelir. Kabrin sıkması, suâl meleklerine nasıl cevap verilir, Mahşerde insânın hâli ne olur, Mîzânda hesâbı nasıldır, amel defteri hangi taraftan verilir, sırâtı nasıl geçer. Bütün bunları düşünür göz yaşı dökerdi.) Cenâzelerin affı için Allahü teâlâya yalvarır, sırtındaki abası düşer de farkında olmazdı."
Şehîdlik mertebesine ulaşmak için Allah yolunda savaşlara katılır, kâfirlerle, müşriklerle harb ederdi. Katıldığı bütün harblere yayan giderdi. Bir sefer de, Emir Mâlik bin Abdullah onun yaya yürüdüğünü görünce; "Yâ Âmir bir hayvana binmek istemez misin?" diye sordu. O da Peygamberimizden şu hadîs-i şerîfi işittiğini haber vermiştir: "Her kimin ayakları Allah yolunda tozlanırsa, onlar Cehennem'e haram olur." (Cehennem o ayakları yakmaz).
O kendisini, her şeyini Allah yoluna fedâ etmişti. Süfyân bin Uyeyne: "Âmir bin Abdullah yedi diyetle nefsini Allahü teâlâya sattı." buyurmuştur. Dünyâya zerre kadar ehemmiyet vermezdi. Eline geçen her dünyâlığı Allah yolunda sarfeder yanında bir gece dahi kalmazdı. Ma'n bin Îsâ, onun çok defâ içerisinde on bin dirhem bulunan bir kese ile müslümanların arasına çıktığını ve bunların tamâmını dağıtmadıkça yatsı namazını kılmadığını haber vermiştir. Bir defâ nalınları çalındı. Bir daha ölünceye kadar nalın giymedi.
"Bir şeyi arayan onun peşinden koştuğu ve bir şeyden korkan ondan kaçtığı halde, Cennet'i arayıp Cehennem'den kaçan kimselerin, bunlara hiç aldırış etmeden uyuyup kalmaları ne kadar şaşılacak şeydir!" buyurdu.
"Bir gün babama gittim. Bana nerede olduğumu sordu. "Ben bir kısım insanlar buldum onlardan daha hayırlısını görmedim. Onlar hep Allahü teâlâyı zikrediyorlardı. Hattâ onların her biri titriyor ve Allah korkusundan bayılıp kendinden geçiyordu. Onlarla berâber oturdum." dedim. Babam Abdullah bin Zübeyr benim onların içinde oturmamı hoş görmedi ve; "Resûlullah'ı, hazret-i Ebû Bekir'i, hazret-i Ömer'i Kur'ân-ı kerîm okurlarken gördüm; onlarda böyle bir hal olmadı. Sen onların, hazret-i Ebû Bekr ve Ömer'den (r.anhümâ) daha mı fazla Allahü teâlâdan korktuklarını zannediyorsun." buyurdu. Yâni onların Allahü teâlâdan korkuları, senin gördüğün kimselerden pek fazla olduğu halde onlar, böyle yapmadılar demek istedi. Âmir bin Abdullah; "Hal böyle olunca (doğruyu öğrendim ve) onları terkettim." buyurdu.
Âmir bin Abdullah, Amr bin Süleym'den, o da Ebû Katâde'den (r.anh) rivâyet etti. Ebû Katâde dedi ki: Resûlullah efendimiz; "Sizden biriniz bir mescide girdiği zaman, iki rekat (tahiyyet-ül mescid) namazı kılmadan oturmasın." buyurdu.
Âmir bin Abdullah bin Zübeyr, Amr bin Hâris'den rivâyetle hazret-i Âişe'nin kendisine şu hadîs-i şerîfi rivâyet ettiğini haber verdi; Resûlullah efendimiz şöyle buyurdu: "Yâ Âişe, sana günahları küçük gösteren şeyden sakın. Çünkü Allahü teâlânın emriyle günah işleyenlerin günahlarını bir yazan (melek) vardır."

1) Hilyet-ül Evliyâ; c.3, s.166
2) Tehzîb-üt Tehzîb; c.5, s.74
3) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.2, s.120

 

Evliyalar

Abbâdî

Evliyalar

Abbas Mehdi

Evliyalar

Abdil Dede

Evliyalar

Abdülehad

Evliyalar

Abdülhay

Evliyalar

Abdülkuddûs

Evliyalar

Abdülulâ

Evliyalar

Ahî Bayram

Evliyalar

Ahî Evran

Evliyalar

Ahî Sinan

Evliyalar

Ahî Sirâc

Evliyalar

Ahî Şorba

Evliyalar

Ahmed Behlül

Evliyalar

Ahmed Berkî

Evliyalar

Ahmed Bîcân

Evliyalar

Ahmed Hânî

Evliyalar

Ahmed Kihtû

Evliyalar

Ahmed Necibî

Evliyalar

Ahmed Raûfî

Evliyalar

Ahmed Satîha

Evliyalar

Ahmed Sayyâd

Evliyalar

Ahmed Yesevî

Evliyalar

Ahmedullah

Evliyalar

Ahmedü Bamba

Evliyalar

Akşemseddîn

Evliyalar

Ali Bekkâ

Evliyalar

Ali Efendi

Evliyalar

Ali Ferâhî

Evliyalar

Ali Hâfız

Evliyalar

Ali Mahallî

Evliyalar

Ali Müzeyyen

Evliyalar

Ali Nâtikî

Evliyalar

Ali Nebtîtî

Evliyalar

Ali Rızâ

Evliyalar

Ali Septî

Evliyalar

Ali Sincârî

Evliyalar

Ali Şevnî

Evliyalar

Alihan Baba

Evliyalar

Amr Bin Utbe

Evliyalar

Ankuzu Baba

Evliyalar

Arab Baba

Evliyalar

Arab Dede

Evliyalar

Arpacı Dede

Evliyalar

Aslan Baba

Evliyalar

Âşık Paşa

Evliyalar

Atâ Efendi

Evliyalar

Atâ El-Ezrak

Evliyalar

Avdan Baba

Evliyalar

Ayderûsî

Evliyalar

Aydî Baba

Evliyalar

Aynî Dede

Evliyalar

Aziz Nesefî

Evliyalar

Bahri Dede

Evliyalar

Bahşî

Evliyalar

Bâkıllânî

Evliyalar

Baltalı Dede

Evliyalar

Bedirhan Bey

Evliyalar

Behiştî

Evliyalar

Bekrî

Evliyalar

Benli Sultan

Evliyalar

Berbehârî

Evliyalar

Berk

Evliyalar

Beşik Baba

Evliyalar

Beşir Ağa

Evliyalar

Beşir Ağa

Evliyalar

Birgivî

Evliyalar

Buhârî

Evliyalar

Cabbâr Dede

Evliyalar

Câfer Efendi

Evliyalar

Câfer Huzâ

Evliyalar

Câfer Mekkî

Evliyalar

Cebe Ali

Evliyalar

Cerrâhzâde

Evliyalar

Cezîrî

Evliyalar

Cezûlî

Evliyalar

Çomak Dede

Evliyalar

Dede Halîfe

Evliyalar

Dede Molla

Evliyalar

Dedebağ Dede

Evliyalar

Dehlevî

Evliyalar

Demir Hoca

Evliyalar

Derviş Hacı

Evliyalar

Deveci Sultan

Evliyalar

Deynekli Baba

Evliyalar

Ebdal Hasan

Evliyalar

Ebdal Kumral

Evliyalar

Ebdal Murâd

Evliyalar

Ebû Yûsuf

Evliyalar

Ebül Vefâ

Evliyalar

Edhem Baba

Evliyalar

Edhem Çelebi

Evliyalar

Emîr Sultan

Evliyalar

Es'ad Efendi

Evliyalar

Es'ad Efendi

Evliyalar

Esrâr Dede

Evliyalar

Evranos Dede

Evliyalar

Evzâî

Evliyalar

Fakîrullah

Evliyalar

Ferec Meczûb

Evliyalar

Gamrî

Evliyalar

Gani Baba

Evliyalar

Garip Hâfız

Evliyalar

Gazâlî

Evliyalar

Geyikli Baba

Evliyalar

Gül Baba

Evliyalar

Gül Baba

Evliyalar

Habîb Baba

Evliyalar

Hacı Dede

Evliyalar

Hacı Ramazan

Evliyalar

Hacım Sultan

Evliyalar

Hâdimî

Evliyalar

Hânî Baba

Evliyalar

Hasan Baba

Evliyalar

Hasan Can

Evliyalar

Hasan Dede

Evliyalar

Hasan Dede

Evliyalar

Hasan Sezâî

Evliyalar

Hâtim-i Esam

Evliyalar

Helvacı Dede

Evliyalar

Hıdır Baba

Evliyalar

Himmet Efendi

Evliyalar

Hocazâde

Evliyalar

Hucvîrî

Evliyalar

Hüseyin Dede

Evliyalar

İbn-i Ârif

Evliyalar

İbn-i Atâ

Evliyalar

İbn-i Cevzî

Evliyalar

İbn-i Hafîf

Evliyalar

İğneci Baba

Evliyalar

İmâm Baba

Evliyalar

Îsâ Baba

Evliyalar

Îsâ Dede

Evliyalar

Îsâ Dede

Evliyalar

Kabaşa

Evliyalar

Kâsım Aynî

Evliyalar

Kâzerûnî

Evliyalar

Kemal Ümmî

Evliyalar

Keşşaf Hoca

Evliyalar

Kevserî

Evliyalar

Kılıç Dede

Evliyalar

Kılıç Dede

Evliyalar

Kırklar Dede

Evliyalar

Kıyak Baba

Evliyalar

Koyun Baba

Evliyalar

Koyun Baba

Evliyalar

Kuşeyrî

Evliyalar

Leys Bin Sa'd

Evliyalar

Maksûd Dede

Evliyalar

Maksûd Dede

Evliyalar

Mecnun Dede

Evliyalar

Memik Dede

Evliyalar

Merkez Efendi

Evliyalar

Metbûlî

Evliyalar

Meyân Mîr

Evliyalar

Molla Arab

Evliyalar

Molla Ayas

Evliyalar

Molla Câmî

Evliyalar

Molla Hüsrev

Evliyalar

Molla Yegân

Evliyalar

Muhammed Cân

Evliyalar

Muhammed Cisr

Evliyalar

Muhammed Urre

Evliyalar

Murâd Baba

Evliyalar

Mûsa Fâkih

Evliyalar

Nâbî

Evliyalar

Nablüsî

Evliyalar

Nâgûrî

Evliyalar

Neccârzâde

Evliyalar

Necîb Efendi

Evliyalar

Nerkisecârî

Evliyalar

Nesevî

Evliyalar

Nevevî

Evliyalar

Nûdihî

Evliyalar

Nûri Efendi

Evliyalar

Nûri Efendi

Evliyalar

Osman Efendi

Evliyalar

Osman Efendi

Evliyalar

Osman Harrât

Evliyalar

Ömer Baba

Evliyalar

Ömer Bin Zer

Evliyalar

Pîr Ali Dede

Evliyalar

Pîr İlyâs

Evliyalar

Pirebi Sultan

Evliyalar

Pîrî Baba

Evliyalar

Sadır Sultan

Evliyalar

Said Şemid

Evliyalar

Sâkıb Dede

Evliyalar

Sâlih Baba

Evliyalar

Sâlih Efendi

Evliyalar

Sarı Nâsuh

Evliyalar

Sarı Yâkub

Evliyalar

Sefer Efendi

Evliyalar

Semnûn Muhib

Evliyalar

Serrâc

Evliyalar

Serûcî

Evliyalar

Serûcî

Evliyalar

Seyyid Atâ

Evliyalar

Seyyid Bilâl

Evliyalar

Seyyid Sâlih

Evliyalar

Sinân Efendi

Evliyalar

Sofu Baba

Evliyalar

Somuncu Baba

Evliyalar

Sultan Baba

Evliyalar

Sultan Veled

Evliyalar

Sumâdî

Evliyalar

Sülemî

Evliyalar

Sümbül Baba

Evliyalar

Şa'bân Dede

Evliyalar

Şa'bî

Evliyalar

Şad-i Dîv

Evliyalar

Şâfiî

Evliyalar

Şebrîsî

Evliyalar

Şeyh Elvan

Evliyalar

Şeyh Hasan

Evliyalar

Şeyh Mahmûd

Evliyalar

Şeyh Sabri

Evliyalar

Şeyh Sâdi

Evliyalar

Şeyh Seydâ

Evliyalar

Şeyh Sinân

Evliyalar

Şeyh Şâmil

Evliyalar

Şeyh Tâc

Evliyalar

Şeyh Türkî

Evliyalar

Şeyh Ulemâ

Evliyalar

Şeyhî

Evliyalar

Şiblî

Evliyalar

Şirvânî

Evliyalar

Şüsterî

Evliyalar

Taflâtî

Evliyalar

Tâzî

Evliyalar

Tebâsî

Evliyalar

Terzi Baba

Evliyalar

Tesbih Baba

Evliyalar

Tezveren Dede

Evliyalar

Topcu Dede

Evliyalar

Üç Kuzular

Evliyalar

Üftâde

Evliyalar

Vefâ Konevî

Evliyalar

Veli Dede

Evliyalar

Venâî

Evliyalar

Vişnezâde

Evliyalar

Yâfiî

Evliyalar

Yahyâ Efendi

Evliyalar

Yâren Dede

Evliyalar

Yûnus Emre

Evliyalar

Yünûnî

Evliyalar

Zâhid

Evliyalar

Zehâvî

Evliyalar

Zemlikânî

Evliyalar

Zengenî

Evliyalar

Zengî Atâ

Evliyalar

Zivingî

Evliyalar

Zührî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Ahmed bin Selmân, başından geçen bir hâdiseyi şöyle anlatıyor:

GÜNÜN HADİSİ

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb yine yüksek mürşidine yazılmışdır. Kıymeti çok büyük olan Ramezân ayının üstünlüklerini ve (Hakîkat-i Muhammediyye) yi bildirmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası