hakdin.net
2 Recep 1433
23 Mayıs 2012 Çarşamba
22:24
07 Haziran 2010 Pazartesi
Okunma Sayısı: 1242
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

MENKIBE

Sem kimsin

Hasan Dede şöyle anlatmıştır:

Şeyh Burhâneddîn zamanında Karahisar’dan Hacı Bayram Sultanın halîfesi Şeyh Abdurrahîm’in evlâdından bir yiğit genç vardı. O genç dedi ki: 

Ben de senin gibi Hacı Bayram ocağındanım. Hattâ bir gece Karahisar Bîl’e yolunda, yol kesmeye, eşkıyâlık yapmaya çıktım. Bu kötü işe niyet ettiğim sırada Hızır aleyhisselâm gelip bana nasîhat etti. Hemen tövbe ettim. Bir ara alay beyinin oğlu ile arkadaş olup ona sağdıçlık da yaptım. Ancak bu samîmiyetimizi çekemeyenler hakkımda alay beyine olmadık şeyler anlatıp iftirâ etmişler. Alay beyi de inanıp beni öldürmeleri için iki kişiyi vazîfelendirmiş. “Bîl’e giderken onu öldürün!” demiş. Yola çıkıp Bîl’e giderken gâipten bir ses işittim; “Bre Abdurrahîm!O yola gitme!O yoldan gitmene izin yoktur. Seni öldürmek için peşinden geliyorlar!” diyordu. “Sen kimsin?” dedim. “Deden Abdurrahîm’in rûhuyum.” dedi. Bunun üzerine yolumu değiştirip, başka yoldan devâm ettim. Bu yolda da yürürken yine bir ses; “Sağ tarafına bak! Evliyânın rûhâniyetleri geliyor! Önden gelen zât sana mürşid, rehber olacaktır.” diyordu. Sağ tarafıma baktığımda evliyânın ruhlarını kendi şekillerinde gördüm. Ellerinde bir alem, bayrak; önlerinde ise heybetli bir zât vardı. Yaklaşıp o zâtın ayaklarına kapandım. Kendimden geçmiştim. Biraz sonra irkilip kendime geldim. Ancak bu sefer o zâtı hiçbir yerde göremedim.

Bir gün sonra Sandıklı kasabasına gittim. Orada bana mürşid olacak zâtın Burhâneddîn Efendi olduğunu gördüm. Sandıklı’ya dâvet edilmiş, bu sebeple gelmiş. Varıp ayağına yüz sürdüm. Elinde tövbe etmek istedim. Ancak izin vermedi. “Senin bağlı olduğun zât Hacı Bayram Sultan’ın ocağıdır.” dedi. Ağlayarak evime döndüm.

O gece rüyâmda Hacı Bayram Sultan’ı gördüm. Bana; “Oğul! Feth, senin kalp gözünün açılması, bu zât vâsıtası iledir. Şu anda benim oğullarım arasında onun gibisi yoktur. Fakat kisve ve icâzet zâhiren bizden olsun.” dedi. 

Sabah olunca Burhâneddîn Efendinin huzûruna vardım. Bu defâ huzûrunda tövbe etmeme, talebe olmama izin verdi. Sonra hizmetine girip, halvete girdim. Yedi gün sonra yanıma geldi. Elinde bir mektup vardı. Bana; “Çabuk Ankara’ya var. Edhem Baba hazretlerinin vefâtı yakındır. Ondan icâzet al. Halvetini sonra tamamlarsın.” dedi. Mektubu alıp yola çıktım. Mektuba; “Ethem Baba! Artık âhirete teveccüh etmeniz yakındır! Mektubu getirene icâzetnâme veresiniz.” yazmış. Ethem Baba huzûruna varınca beni görür görmez ağladı. Bana bir icâzetnâme yazdı. Aradan çok geçmeden vefât etti.

Daha sonra o genç Hasan Dede’ye Receb ayında dedi ki: “İnşâallah şeyh hazretleri bayramda, sana ve beş kişiye hilâfet verir. Çünkü gördüm ki, Arş-ı âzâmda Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, oturmuş halîfe olacakları getirip herbirine bir seccâde verdiler. Fakat sana bir rahle ile bir seccâde verdiler.” Gerçekten bayramda bu fakire hilâfet verildi. Sonra yine bu fakire, Kur’ân-ı kerîm ilmi dahi müyesser oldu.

O genç, erbeîni yâni kırk günlük halveti bizimle berâber tamamlayıp pek meşhur oldu. Bir müddet sonra şehirde tâûn hastalığı salgın hâlini aldı. Rivâyet olunur ki, o genç; “Kendimi müslümanlar için kurban ettim.” demiş. Büyük bir tâûn salgını olmuş. O gencin vefâtından sonra şehirde bu hastalıktan hiç kimse ölmemiş.”

O yiğit gencin anlattığı hususlardan biri de şudur: Bir gün Şeyh Burhâneddîn hazretleri Kûnân’e dâvet edildi. Gitmeden, bana; “Odandan dışarı çıkma!” diye tenbih etti. Hocam ayrılıp gidince, gönlüm Bursa’nın tâze incirini çekti. Belki şehirde bulurum, diye tekkeden dışarı çıktım. Baba Sultan türbesine kadar gittim. Bu sırada hocam Burhâneddîn hazretlerinin atına binmiş bir halde şehir tarafından geldiğini gördüm. Hemen geri döndüm. “Bre nereye kaçarsın.” dedi. Başımı önüme eğip cevap veremedim. Mezâr-ı Şerîf denilen yere gelince atından indi. Dergâha gitti. Ben de atı alıp ahıra bağladım. Sonra öğle namazının vakti girdi. Ezan okudum, bekledim. Vakit geçmeye yaklaşınca hocamın bulunduğu odanın kapısını çalıp; “Efendim namaz vakti geçmek üzeredir.” diye seslendim. Orada bulunan talebeler bana, Şeyh, Kûnân’e gitmişti. Ne zaman döndü, dediler. Sonra içeri girip baktılar, yoktu. Her tarafı aradılar bulamadılar. Ben de hayret edip, ahıra bağladığım atına bakmaya gittim. At da yoktu. Bir hafta sonra hocam şehre döndü. Bana; “Şehre çıktın mı? Senin hâlini bilmezler mi sandın? O arzu ettiğin şeyi mescide koydum, var al.” dedi. Mescide varıp baktım ki üç tâne iyi cins incir bırakılmış. Alıp yedim Allahü teâlâya şükrettim.”

MENKIBE

Dünya

MENKIBE

Edeb

MENKIBE

Emrindeyiz

MENKIBE

Ey obur!!

MENKIBE

Garib

MENKIBE

Hamurcu

MENKIBE

Nasipsizim

MENKIBE

On şey

MENKIBE

Sem kimsin

MENKIBE

Sen kimsin

MENKIBE

Topal ol!

MENKIBE

Uyuma!

MENKIBE

Vesvese

MENKIBE

Ya Rabbi
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Moğolların Anadolu umûmî vâlisi Baycu Noyan, Konya’yı muhâsara etti.

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, molla Muhammed Sıddîk-ı Bedahşîye yazılmışdır. Dünyâya düşkün olanlarla arkadaşlık etmemeli. Dünyânın ne olduğunu iyi bilenlerin sohbetine koşmak lâzım geldiği bildirilmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası