“Hüseyin Paşa ile hiç görüşmemiz yoktur. Fakat ben Muhammed Bekrî’ye gidip, senin için Paşanın huzûrunda şefâatçi olmasını isterim.” dedi. Sonra hemen Muhammed Bekrî’nin huzûruna gitti. Durumu Muhammed Bekrî’ye arzetti. O sâdece;
“Vâliye dayısını tavsiye ederim.” buyurdu. Abdülvehhâb-ı Şa’rânî onun bu sözünün mânâsını anlayamadı. Vâli Ömer bin Îsâ’nın annesi, oğlunun bu hâlde götürüldüğünü öğrenince, Hüseyin Paşanın hanımlarının yanına gitti. Oğlunun durumunu onlara anlattı. Vâlinin annesinin bu husus için geldiği haberi Hüseyin Paşaya ulaşınca, hazırlanıp makâmına gitti. Vâlinin annesi onunla görüştürüldü ve oğlunun durumu hakkında Hüseyin Paşa ile konuşmaya başladı. Hüseyin Paşa, Vâlinin annesine nereli olduğunu sordu. O da, memleketini ve âilesinin kimlerden olduğunu açıkladı. Hüseyin Paşa, kadına:
“Senin hiç kardeşin var mı?” diye sordu. Kadıncağız; “Evet, filan isimli bir kardeşim var.” dedi. Bunun üzerine Hüseyin Paşa, o kadının kendi kardeşi olduğunu anladı ve; “Ben senin kardeşinim.” dedi. Böylece Muhammed Bekrî’nin; “Ona dayısını tavsiye ederim.” sözünün mânâsı anlaşıldı. Hüseyin Paşa, yeğeni olan Îsâ bin Ömer’i derhâl huzûruna çağırdı. Durumu ona anlattı ve eski vazîfesine onu tekrar tâyin etti. Vâli huzurdan ayrıldı. Doğruca Abdülvehhâb-ı Şa’rânî’nin yanına gitti. Durumu ona anlattı. O da, bu durumun Muhammed Bekrî’nin bereketiyle olduğunu; gidip ona teşekkür etmesini söyledi. Vâli derhâl Muhammed Bekrî’nin huzûruna giderek elini öptü ve hayır duâsını aldı.”
Yabancı Dil
İngilizce Dini Bilgiler
Arapça Dini Bilgiler
Almanca Dini Bilgiler
Fransızca Dini Bilgiler
İspanyolca Dini Bilgiler
Rusça Dini Bilgiler
Farsça Dini Bilgiler
Özbekçe Dini Bilgiler
Türkmence Dini Bilgiler
Urduca Dini Bilgiler
Arnavutça Dini Bilgiler
Boşnakça Dini Bilgiler
Azerice Dini Bilgiler
Bulgarca Dini Bilgiler