O anda, her taraftan, cümle vahşî hayvanlar, Grup grup gelerek, yanında toplandılar. Arslan ile ceylânlar, geliyordu, yan yana Hiç zarar vermiyordu, bir arslan, bir ceylâna, Hepsi kendi diliyle, Hakk’ı zikrediyordu, Öyle ki, âvâzları, göğe yükseliyordu. Daha sonra dedi ki: “Yâ İlâhî, yâ Rabbî, Seni, bütün kuşların, tesbîh ettiği gibi, Ben dahi tesbîh eder ve seni zikrederim, Bütün noksanlıklardan, seni tenzîh ederim.” Ve mübârek başını, kaldırınca yukarı, Gördü kendine doğru, akın eden kuşları. O civarda ne kadar kuş cinsi varsa eğer, Gelip, başı üstünde, toplandı birer birer. Hem de kısa zamanda, öyle çok toplandı ki, Gökyüzünü tamâmen, örttüler bulut gibi.
Allah Alah dediler, hepsi kendi diliyle, Öyle ki, o gün yer gök, inledi kuş sesiyle. Sonra dedi:”Yâ Rabbî, rüzgârların tesbîhi, Nasılsa, onlar gibi, zikrederim ben dahi.” O anda, dört bir yandan, serin, latîf rüzgârlar, Tatlı nağmeler ile, esmeğe başladılar. Önceden o beldede, rastlanmazken rüzgâra, O gün esti ve sonra, esmez oldu bir daha Sonra dedi:”Yâ Rabbî, şu dağlar, şu tepeler, Muhakkak ki onlar da, seni tesbîh ederler,
Nasıl zikrede ise, onlar senin ismini, Öyle tesbîh ederim, ben dahi şimdi seni.” O böyle söyleyince, etrafta olan dağlar, Sallanıp, yüksek sesle, tesbîhe başladılar. Bu zâtın hürmetine, affeyle yâ Rab bizi, Onun sevgisi ile, tenvîr et kalbimizi.
Yabancı Dil
İngilizce Dini Bilgiler
Arapça Dini Bilgiler
Almanca Dini Bilgiler
Fransızca Dini Bilgiler
İspanyolca Dini Bilgiler
Rusça Dini Bilgiler
Farsça Dini Bilgiler
Özbekçe Dini Bilgiler
Türkmence Dini Bilgiler
Urduca Dini Bilgiler
Arnavutça Dini Bilgiler
Boşnakça Dini Bilgiler
Azerice Dini Bilgiler
Bulgarca Dini Bilgiler