Esaretten kurtuluş
Talebelerinden Yahyâ isimli bir zât düşman ile yapılan savaşlardan birine katılmak istedi.
Bunun için hocası Emîr Sultan’dan izin aldı. Emîr Sultan; “Bu gittiğin gazâdan başka gazâya gitmeyesin.” diye tenbihde bulundu ve onun için hayır duâ etti. Düşmana karşı yapılan savaşa katıldı. Düşman yenildi ve çok mikdârda ganîmet elde edildi. Aradan zaman geçti.Arkadaşları o talebeye; “Bir gazâya daha gidelim, sen hayırlı bir kişisin, aramızda bulun.” dediler. Onlara; “Hocam ikinci defâ savaşa katılmama izin vermedi.” demesine rağmen, arkadaşları ısrar etti. Onların ısrârına dayanamayarak yola çıktı. Yolda kalabalık bir düşman topluluğu ile karşılaşınca savaşa başladılar. Bu savaşta kimisi şehîd oldu, kimisi esir düştü. O talebe de esirler arasında idi. Onları bir kaleye götürüp, zindana attılar. Yahyâ Efendi, hocasını vesîle ederek Allahü teâlâya yalvarıyordu. Bir gün kale kapıcısının bir yakını, onu yanına getirtti. Yanındaki adamları çıkardı. Başbaşa kaldılar. Ondan hocası Emîr Sultan’ı sordu. Kendisinin îmân ettiğini söyledi. Sonra ona; “Bundan sonra sana düşman elbisesi versinler, çekinmeden giy. Ben de onlara; “Bu esir, bizim dînimize girdi, buna zahmet vermeyin diyeyim. Sen, hiç olmazsa tenhâ yerlerde Allahü teâlâya ibâdetle meşgûl olursun.” dedi. O da onun dediklerini kabûl etti. Tenhâ yerlerde Allahü teâlâya yalvarıp, hocasını düşünüyordu. Bir gün oturduğu yerde, kulağına çeşitli gürültüler geldi. Bir alay askerin yaklaştığını sandı. Kalbinden de; “İnşâallah, kurtuluş zamânı gelmiştir.” diye geçiriyordu. O sırada kendisini bir elin tuttuğunu gördü. Fakat elin kime âid olduğunu tahmin edememişti. Birden kendisini Bursa’da buldu. Düşman diyârında iken günlerden Cumâ idi. Bursa’daki müslümanların Cumâ namazı için câmiye gittiklerini gördü. Bulunduğu yer, hocasının dergâhına yakın bir yer idi. Karşı tarafta birkaç kişi; “Bu filân değil midir?” diye söyleşiyorlardı. Onu ismiyle hatırladılar, fakat üzerindeki düşman kıyâfeti onları şaşırtmıştı. Gidip durumu Emîr Sultan’a anlattıklarında, “O, bizim dostlarımızdan olup, yedi yıldır düşman elinde esir idi. Kurtulması için Allahü teâlâya yalvarıyordu. Elimizi uzatıp, Allahü teâlânın yardımı ile kurtardık. Gidip onu yanıma getirin.” Onlar Yahyâ Efendiyi Emîr Sultan’ın huzûruna götürdüler. Emîr Sultan hazretlerinin eşiğine yüz sürdü ve teşekkür etti. Ondan sonra uzun yıllar hocasının hizmetinde bulundu.