hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
7:8
29 Mayıs 2010 Cumartesi
Okunma Sayısı: 1118
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

MENKIBE

Hayırlı rüya

Safiyyüddîn bin Ebi’l-Mansûr şöyle anlatmıştır:

“Hocam Mısır’da talebeleri yetiştirip insanlara rehberlik yaptığında ben Fırat’ın öbür tarafında bir beldede idim. Babam, Melik Eşref’in vezîri idi. Mısır’a gittik. Bu sırada Melik, babamı vazîfeli olarak Mekke’ye gönderdi. Ben ise Ebü’l-Abbâs el-Harrâr hazretlerinin huzûruna gittim. Henüz küçük idim. Yanımda velîlerden bahsedilince, hocamın sûreti karşımda gözüküyordu.Bir müddet sohbetinde bulundum. Durumum değişti. Sonra babamın Mekke’den döndüğü haberi geldi. Hocam ve halk onu karşılamaya çıktılar. Hocam bana babamı karşılamaya çıkmamı söyleyince; “Babam sizsiniz.” dedim. Sonra da karşılamaya çıktım. Âilemdekiler beni görünce, tasavvufta ilerlemek için çalışmam sebebiyle değişen hâlime bakıp ağladılar. Babam da ilk görüşte tanıyamadı. Büyük bir kalabalık onu karşılıyordu. Etrâfında askerler ve hizmetçiler vardı. Beni tanıyınca, dona kaldı. Hayretinden yüzü sarardı. Hâlime çok şaşmıştı. Sonra bir yerde konakladı. Bütün âile fertlerim etrâfında toplanmıştı. Ben bir köşeye çekilip oturmuştum. Hocamdan ayrı kaldığım için, evinden, yurdundan ayrı bırakılmış bir esir gibi ağlıyordum. Babam bana hocamı bırakıp yanına dönmemi istedi, dönmediğim takdirde hapsedeceğini söyledi. Hocam da babamın yanına dönmemi isteyince, çâresiz döndüm. Fakat hocamın ayrılığı bana çok ağır geldi. Beni neden gönderdi diye epey düşündüm. Sonra kalbime şöyle doğdu. Hocamın beni denemek için böyle yaptığını anladım. Babamla birlikte eve gelince, bir odaya kapandım. Hocam beni kabûl edip, çağırıncaya kadar hiçbir şey yememeye, içmemeye ve uyumamaya yemin ettim. Babam bir ara beni sormuş. Hâlimi söylemişler. Açlığımın ve susuzluğumun şiddetlendiği bir sırada babam uykudan uyanmış ve benim için; “Ona söyleyin hocasına gitsin. Hocası ne diyorsa yapsın.” demiş. Durumu bana ilettiler. “Benimle birlikte babam da gelmezse gitmem.” dedim. Babam benimle gelmeyi de kabûl etti. Berâberce evden çıkıp hocamın bulunduğu mescide gittik. Huzûruna varınca babam hocamın elini hürmetle öptü. Sonra da beni göstererek; “Efendim bu çocuk sizin evlâdınızdır. Teslim ediyorum dilediğinizi yapın.” dedi. Hocam; “Umarım ki Allahü teâlâ onun sebebiyle size faydalar nasîb eder.” dedi. Sonra babam ayrılıp gitti. Babamı ayda bir görürdüm. Hocam bana dergâha su taşıma vazîfesi verdi. Her gün bir ağaca bağlı iki kab dolusu suyu omuzumda ve yalın ayak olarak taşırdım. Bu hâlimi görenler durumu babama bildirmişler. Babam; “Ben onu Allah için o zâta bıraktım. Allahü teâlâ onun mükâfâtını verir. Onun sebebiyle biz de nîmete kavuşuruz.” cevâbını vermiş. Daha sonra babam vefât etti.
Talebelerinden Safiyyüddîn bin Ebi’l-Mansûr anlatır: “Hocamın sâlihâ ve evliyâ bir kızı vardı. Ben ona talebe olmadan önce talebelerinden çoğu o kızla evlenmeyi düşünmüşler. Hocam kerâmetiyle onların bu arzularını anlamış ve şöyle demiş: “Bu kızım doğduğunda kiminle evleneceğini Allahü teâlâ bana bildirdi. Ben onu bekliyorum. Onunla evlendireceğim.” demiştir. Bir gece rüyâmda hocamı görmüştüm. Bana; “Safiyüddîn senin hanımın benim kızımdır.” dedi. Uyanınca şaşırıp kaldım. Utancım sebebiyle bunu hocama anlatmam mümkün değildi. Anlatmasam olmazdı. Rüyâmı gizlemem de beni rahatsız ediyordu. Çünkü hocamdan hiçbir şeyi gizlemezdim. Ben bu hâlde ne yapacağımı düşünürken, hocam bana; “Rüyâda ne gördüysen anlat.” dedi. Heybetli bir hâlde idi. Bir müddet sustu ve; “Ne gördüysen mutlaka anlatmalısın.” dedi. Ben de rüyâmı aynen anlattım. Bana; “Evlâdım bu senin için takdir edilmiştir.” dedi ve beni kızıyla evlendirdi. Kızı velî bir hanımdı. Yüzünde velîlik nûru parlardı. Kim görse evliyâ olduğunu nûrundan anlardı. Bu hanımdan olan evlâdımın herbiri âlim ve fazîletli kimseler oldu. Hocamın vefâtından sonra onunla uzun zaman saâdet içinde ömür sürdük. Keşfi çok kuvvetli idi. Vefât edeceği zamânı ve vefât ettikten sonra vukû bulacak birçok acâib hâdiseleri bildirdi. Vefât edeceği anda; “Ey mutmeinne olmuş nefs! Râzı olmuş ve râzı olunmuş olarak Rabbine dön.” meâlindeki âyet-i kerîmeyi rûhu çıkıncaya kadar okudu.

MENKIBE

Dünya

MENKIBE

Edeb

MENKIBE

Emrindeyiz

MENKIBE

Ey obur!!

MENKIBE

Garib

MENKIBE

Hamurcu

MENKIBE

Nasipsizim

MENKIBE

On şey

MENKIBE

Sem kimsin

MENKIBE

Sen kimsin

MENKIBE

Topal ol!

MENKIBE

Uyuma!

MENKIBE

Vesvese

MENKIBE

Ya Rabbi
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Ebû Câfer bin Sinan hazretleri buyurdu ki:

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, mevlânâ hâce Muhammed Firketîye yazılmışdır. Gündüz ve gece kendini hesâba çekmeği ve (Hesâba çekilmeden evvel, kendinizi hesâba çekiniz) hadîs-i şerîfini bildirmekdedir

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası