Yamalı Elbise
Bir defâsında Ebü’l-Abbâs hazretlerinin hanımı, yüksek rütbeli emîrlerden birinin evinde verilecek olan bir düğün yemeğine dâvet edildi.
Hanım, efendisine danıştı. O da, bu düğün yemeğine gidebileceğine dâir izin verdi. Bu hanımın da, yamalı bir elbisesinden başka elbisesi yoktu. “Bu elbise ile gidebilirim değil mi?” diye arzedince; “Evet, bu elbise ile gidiniz!” buyurdu. Hanımı hiç îtirâz etmeden “Peki efendim.” deyip gitti. Yolda giderken, Allahü teâlânın izni ile mantosunun altındaki o yamalı elbise ipeğe çevrildi. Hem öyle ki, bu ipek elbise, gümüş tel ipliklerle çok güzel süslenmişti. Ayrıca yüzük ve benzeri şekilde öyle kıymetli zînet eşyâsı olmuştu ki, bunlar, sultânların hazînelerinde bile bulunmayan cinstendi. Ebü’l-Abbâs hazretlerinin hanımı bu hal ile düğün evine vardığında, orada bulunan kadınlar hayretler içinde kaldılar. “Bu fakir bir kadın idi. Bu zînet nasıl oluyor?” dediler. Hattâ orada bulunan zengin kadınlardan biri, gelen hanımın üzerinde bulunan çok kıymetli mücevherlerden sâdece bir tânesini bin dînâra almak istedi ise de, o; “Bana bunları satmak için izin yok.” dedi. Daha sonra dâvet bitip, hanım eve dönünce, Ebü’l-Abbâs hazretlerine olanları anlattı. O da tebessüm ederek; “Allahü teâlâ kullarından dilediğini gizler. Yâni, Allahü teâlâ indinde senin derecen çok yüksek olmakla berâber, Allahü teâlâ seni o yamalı elbise içinde gizliyor.” Bu söz üzerine, Ebü’l-Abbâs hazretlerinin hanımı çok sevindi ve hâline çok şükretti.