hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
9:5
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Okunma Sayısı: 1086
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sa’d Bin Ebî Serh

Vahiy kâtibi olmakla şereflenen Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden ve Afrikiye diye anılan, Kuzeybatı Afrika’nın fâtihi büyük komutan ve vâli.

İsmi, Abdullah bin Sa’d bin Ebî Serh bin Hâris bin Hubeyb el-Kureşî el-Amirî olup, künyesi Ebû Yahyâ’dır. Osman bin Affân’ın (r.anh) süt kardeşidir. Resûlullah efendimizle sallallahü aleyhi ve sellem Medîne’ye hicret etti. Ayrıca, vahy kâtibi idi. Sonra dinden dönerek, müşrik oldu. Mekke’ye geri döndü. Mekke’nin fethinde, Resûl-i ekrem sallallahü aleyhi vesellem, Abdullah bin Sa’d’ın ve Abdullah bin Hatal’ın Kâbe-i muazzamânın altında bulunsalar bile öldürülmelerini emretti. Fakat Abdullah bin Sa’d, Osman bin Affân’ın yanına kaçtı. Hazret-i Osman da onu fetih tamamlandıktan ve herkes yatıştıktan sonra Resûlullah’ın huzuruna götürdü. Resûlullah efendimizden sallallahü aleyhi ve sellem onun hakkında emân istedi. Peygamber efendimiz uzun müddet sükût etti. Sonra; “Evet” buyurdular. Abdullah bin Sa’d tövbe ederek, o gün müslüman oldu. O günden sonra, onda hiç bir uygunsuz hareketi görülmedi.
Abdullah bin Sa’d, Kureyş’in ileri gelenlerinden idi. Mısır’ın fethinde Amr bin Âs’ın ordusunun sağ kanadında komutan olarak bulundu. Buranın fethindeki bütün muharebelere katıldı. Hazret-i Osman, onu, Amr bin Âs’ın yerine Mısır vâlisi yaptı.
Rodos adasının hazret-i Muâviye tarafından fethedilmesinden sonra, Rum imparatoru Kostantin bin Heraklius, büyük bir kuvvet ve donanmayla, müslümanlarla denizde muharebe yapmak üzere yola çıktı. Bunu haber alan Osman bin Affân (r.anh), mektuplar yazarak hazret-i Muâviye’ye Şamlılardan, Abdullah bin Sa’d’a da Mısırlılardan meydana gelen bir donanma hazırlamalarını bildirdi. Amr bin Âs’dan da, Abdullah bin Sa’d’ın hazırlığına yardım etmesini, mal ve silâh bakımından gereken yardımı yapmasını istedi.
Şamlılardan ve Mısırlılardan meydana gelen İslâm donanması, bütün ağırlıkları ile Akka sahilinde toplandı. Ayrıca Akka’dan, içinde pek çok yiyecek, asker ve mühimmat bulunan 500 gemi daha te’min edildi.
Rum imparatoru Kostantin ise bin gemi ile Kostantiniyye’den (İstanbul’dan) ayrıldı. İslâm donanmasının hazırlıklar ve manevralar ile meşgul olduğu bir sırada, Rum donanması meydana çıktı. O gün rüzgâr müslümanlara doğru esiyordu. Rum donanmasının görülmemiş sayıda gemiyle ortaya çıkması karşısında, mücâhidler, Allahü teâlâya tazarrû ve niyazda bulundular, düşmana karşı muzaffer kılması için duâlar ettiler. Düşman donanması tam karşılarına gelip demir attı. Bu sırada rüzgâr durmuş, akşam olmuştu. Rumlar sabaha kadar içki içip oyun oynarlarken; müslümanlar geceyi Kur’ân-ı kerîm okumak, namaz kılmak ve duâ etmekle geçirdiler. Sabah olunca, her iki taraf harb düzenine girdi. Hazret-i Muâviye, Abdullah bin Sa’d’ı Rumlara elçi olarak gönderdi. “İsterseniz sahile çıkalım orada muharebe edelim” diye teklifte bulundu. Rumlar bu teklifi kabûl etmiyerek, müslümanlara biraz daha yaklaştılar. İslâm donanmasının gemileri birbirine bağlandı. Mücâhidler, ellerinde mızrak, kılıç ve ok olduğu hâlde saf hâline geçtiler. İki taraf arasında şiddetli bir muharebe başladı. Tekbir sesleri göğe yükselmiş, denizin yüzü kan rengine bürünmüştü. Dalgalar, kan pıhtılarını ve cesedlerini sahile sürüklüyordu. Kıyı, insan cesedleriyle dolmuştu. Bir çok mücâhid, bu muharebede şehâdet şerbetini içti. Rum imparatoru muharebe sırasında başından ve vücûdunun bir çok yerinden yaralandı. İçinde bulunduğu gemi ile muharebe meydanından kaçtı. Abdullah bin Sa’d, bu sırada; “Haberiniz olsun, kim Rumlardan bir kişi öldürürse, ona üç dinar verilecek” diye sesleniyordu. Nihayet kalabalık Rum donanması hezimete uğradı. Kaçamıyan gemileri deniz üzerinde metruk hâlde kaldı.
Zaferle dönen İslâm donanması, Akka sahiline demirledi. Abdullah bin Sa’d ve hazret-i Muâviye, halîfe hazret-i Osman’a müslümanların muzafferiyetini, Rum ordusunun hezimetini bildirdiler. Osman (r.anh), bu haberden çok memnun oldu. Bir süre sonra Osman (r.anh), Abdullah bin Sa’d’ı, Mısır vâliliğine tâyin etti.
Mısır vâlisi olan Abdullah bin Sa’d, Hz. Osman’dan Afrikiye’nin fethi için izin istedi. Gönderdiği mektubunda, Afrika’nın fethinin kolay olduğunu yazdı. Hz. Osman, ilk önce rızâ göstermedi, fakat sonra râzı oldu. Osman (r.anh), gece yarısı Misver bin Mahreme el-Kureşî’yi huzuruna çağırttı. Misver (r.anh) gelince; “Ey Misver! Bu gece Afrikiye’ye ordu göndermek hususunda istihâre yaptım. Ayrıca, Abdullah bin Sa’d, müslümanların Afrikiye’yi fethetmeye dâir cesâretlerini de bir mektupla bildirdi” dedi. Bunun üzerine Misver (r.anh); “Allahü teâlâ, Emîr-ül-mü’minîne ve müslümanlara zaferler versin. Ben de bu görüşteyim, hayırlı olsun” dedi. Hz. Osman da; “Bu gazâda Allahü teâlâdan hayır umuyorum. Yine de sabahleyin Eshâbın ileri gelenlerini dâvet et, bu hususta istişâre edeyim. Şâyet onlar da aynı fikirde iseler, inşâallah fethe teşebbüs edelim” dedi. Misver (r.anh) ertesi gün, Ali bin Ebî Tâlib, Talhâ bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvâm, Sa’d bin Ebî Vakkâs, Sa’îd bin Zeyd ve Eshâbdan bâzılarını dâvet etti. Hz. Osman, onların Mescid-i Nebevî’de toplandıklarını haber alınca, yanlarına gitti. Afrikiye’nin fethi hususunda, gün bir hayli yükselinceye kadar istişâre ettiler. İstişârenin netîcesinde, Afrikiye’nin fethine karar verildi ve sefer için müslümanlar teşvik edildi. Hepsi bu dâvete icâbet ettiler. Hz. Osman’ın yanında muhtelif kabîlelerden pek çok kimse toplandı. Toplanan gönüllülerin sayısı bir anda dörtbinsekizyüzü bulmuştu. Gönüllüler, eldeki imkânlara göre teçhiz edildiler. Hz. Osman bizzat kendisi, muharebeye hazırlananlara 1000 katır yardımda bulundu. Süvarilerin başına Mervân bin Hakem’i, kardeşi Hâris bin Hakem’i de piyâdelerin başına kumandan yaptı. Allahü teâlâya hamd ve senâdan sonra İslâm mücâhidlerine şöyle dedi: “Ey müslümanlar! öyle bir dünyâda bulunuyorsunuz ki, burada gevşeklik ve ihmalkârlık muvâfık değildir, Ömer bin Hattâb’ı gördünüz. Allahü teâlâ ona Acem mülkünün fethini nasîb ve müyesser eyledi. Siz Mısır diyârını da fethettiniz. Hâlbuki, Mısır’ın fethi daha zordu. Sayı bakımından fâzla idiler. Ben, Allahü teâlânın Afrika fethinde size yardım edeceğini ve sizi muzaffer kılacağını umuyorum. Bu sebeple ey Allah’ın kulları! Takvâya yapışınız. Çünkü takvâ devâmlıdır. Ondan başkası geçicidir. Mısır vâlisi Abdullah bin Sa’d’a mektup yazdım. Ona, size yumuşaklıkla ve iyi muâmele etmesini tavsiye eyledim. Tavsiyelerime ve emrime uyacağını umuyorum. Allahü teâlâ bize kâfidir. O ne güzel vekildir. Yürüyünüz, Allahü teâlânın merhameti üzerinize olsun. Allahü teâlâya emânet olun.”
Bu sözleri dinleyen İslâm mücâhidleri, Medîne’den ayrıldı. Uzun bir yolculuktan sonra Mısır’a, Abdullah bin Sa’d’ın yanına vardı. İslâm ordusu Mısır’da toplandı. Abdullah bin Sa’d, 13 bin kişilik bir ordu ile Afrikiye üzerine yürüdü. O sırada Afrikiye’nin Batı Trablus’dan Tanca’ya kadar olan bölgesi, Gregorios isimli bir Rum vâlisinin idâresi altında idi. İslâm ordusu Batı Trablus’a girdi. Başlarında Abdullah bin Sa’d olduğu hâlde, Afrikiye’nin içlerine doğru ilerlerken, vâli Gregorios’a elçi gönderilerek İslâm’a dâvet edildi. Gregorios buna kızarak; “Ben dîninize asla girmem” dedi. Bunun üzerine Abdullah bin Sa’d, ona tekrar elçi gönderdi ve; “Şayet müslüman olmak istemiyorsan cizyeni ver” diye teklifte bulundu. Gregorios; “Bir dirhem bile isteseydiniz, yine vermezdim” cevâbında bulundu ve müslümanlarla muharebe için asker toplamaya başladı. Durum Abdullah bin Sa’d’a ulaşınca, İslâm ordusunu tekrar bir karargâhta toplayıp, düşman üzerine yürüdü. Bu sırada, mücâhidlerin arasında bulunan Mısırlı bir müslüman şöyle dedi: “Ey kumandan! Afrikiyeliler korkaktır. Harb zamânı kaçarlar. Onlardan kaçan olmaması için çeşitli yerlere pusu kurdur. Çünkü kaçanlar tekrar müslümanlara saldırırlar.” Abdullah bin Sa’d bu fikri beğendi ve hemen tedbir aldı. İki ordu, bölgenin başşehri olan Subaytala yakınlarında karşılaştı. Gregorios’un ordusu 60 bin kişi idi. Bu arada, Hz. Osman, Afrikiye fethine çıkan mücâhidlerden haber alamadığı için, Abdullah bin Zübeyr komutasında bir birliği, hem haber getirmek, hem de mücâhidlere yardımcı olmak gayesiyle Afrikiye’ye gönderdi. Abdullah bin Zübeyr, kısa zamânda bölgeye gelip İslâm ordusuna katıldı. Bunu gören mücâhidler, tekbirlerle sevinçlerini açığa vurdular. Tekbir sesleri Gregorios’a ulaşmış, sebebini sormuştu. Yanında bulunanlar; müslümanların yardımcı kuvvet aldıklarını ve sevinçlerinden tekbir getirdiklerini söyleyince, manen yıkılmıştı.
Abdullah bin Zübeyr, muharebe meydanına vardığı zamân, mücâhidlerin sabahın erken saatlerinden öğleye kadar çarpıştıklarını, öğleden sonra çadırlarına çekildiklerini gördü. Ertesi gün, savaş meydanında Abdullah bin Sa’d’ı göremeyince nerede olduğunu sordu. Bir mücâhid; “Vâli Gregorios, Abdullah bin Sa’d’ı öldürene, yüzbin dinar ve kızını vereceğini îlân etti. Abdullah bin Sa’d, öldürüldüğü zamân İslâm ordusunun dağılacağını düşünerek çadırında duruyor” dedi. Bunun üzerine Abdullah bin Zübeyr, Abdullah bin Sa’d’a vararak; “Sen de, Gregorios’un başını getiren kimseye yüzbin dinar ve onun kızını verip bu şehre de vâli yapacağını îlân et” dedi. Gregorios bu îlân karşısında, Abdullah bin Sa’d’dan korkup, çekinmeye başladı.
Abdullah bin Zübeyr, akşam namazından sonra Abdullah bin Sa’d’a; “Düşmanla işimiz uzayacağa benziyor. Onlar, memleketlerinde olduklarından, devâmlı yardımcı kuvvet alıyorlar. Biz ise bundan mahrumuz. Uygun görüldüğü takdirde, yarın sabah bir grup mücâhid çadırlarında kalsın. Öğleyin herkes muharebe meydanından çekilince, çadırlarda bulunan taze kuvvetle onların üzerine saldıralım. Düşman yorgun olduğu için, inşâallah zafer kazanırız” teklifinde bulundu. Abdullah bin Sa’d, hemen Eshâbın ileri gelenlerini toplayarak durumu görüştü. İstişâre sonucunda, teklif yerinde bulundu.
Ertesi gün her zamânki gibi, mücâhidler öğleye kadar kahramanca çarpıştılar, öğle ezanı okununca çekildiler. Çadırlarda bekliyen yorulmamış mücâhidler, hızla düşmana saldırdılar. Rumlar çok yorgun olduklarından, silâhlarını bile bir yana bırakmışlardı. Şiddetli çarpışma sonucunda komutanları Gregorios, Abdullah bin Zübeyr tarafından öldürüldü. Rumlar büyük bir bozguna uğradı. Kaçanlar pusuda bekleyen mücâhidler tarafından öldürüldü. Aman dileyenler esir edildi. Büyük mikdarda ganîmet alındı.
Subaytala şehrini ele geçiren Abdullah bin Sa’d, mücâhidleri etrâftaki şehirleri fethetmeleri için gönderdi. Şehirlerin bir kısmı sulh yoluyla, bir kısmı da muharebe yapılarak ele geçti. İslâm ordusu, büyük ganîmete kavuştu.
Abdullah bin Sa’d, bu seferi sırasında, bir yıl üç ay süreyle Afrikiye’de kaldı. Bu sefer sırasında yapılan gazâlarda, müslümanlardan sâdece üç kişi şehîd olmuştu. Onlardan biri, şâir Ebû Züeyb idi. Mısır’a geri dönen Abdullah bin Sa’d, zafer müjdesini ve elde ettiği ganîmetlerin beşte birini Hz. Osman’a gönderdi. Geri kalan ganîmeti mücâhidler arasında paylaştırdı.
Abdullah bin Sa’d, 656 (H.36) senesinde, bir rivâyete göre Askalan’da, bir rivâyete göre de Remle’de vefât etti. Abdullah bin Sa’d, Allahü teâlâya; “Yâ Rabbî! Son amelimi namaz kıl!” diye yalvarmıştı. Bir gün sabah namazında, oturup sağına selâm verdikten sonra, sol tarafına selâm verirken ruhunu teslim etti.

 1) Târih-i Taberî; cild-4, sh. 203
 2) Futûh-ül-Büldân; sh. 226
 3) Üsüd-ül-Gâbe; cild-3, sh. 173
 4) Eshâb-ı Kirâmı sh. 304
 5) Hak Sözün Vesikaları; sh. 190

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Abdülhak-ı Dehlevî’ye gönderdiği mektuplardan birisi şöyledir:

GÜNÜN HADİSİ

Allah’ın buğz ettiği kimseler

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, Kılınç hânın oğlu Kılıcullaha yazılmış olup, kaçınması ve yapılması lâzım gelen şeyleri bildirmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası