Asıl adı Haydar olup, babasının adı Kâvûs idi. Dedesi Orta Asya’da Uşrusana bölgesi Türk hânedanından Han Kara’dır. Uşrusana’da doğup büyüyen Afşin, çevresi ile anlaşmazlığa düşerek, Bağdad’a geldi. İslâmiyeti kabûl ederek Abbasî halîfesinin hizmetine girdi ve Haydar ismini aldı. Âilesi mensuplarına verilen El-Afşin ve Büsr’ül-Afşin ünvanlarıyla meşhûr oldu. Anadolu’ya yapılan akınlara katıldı. İslâmiyetin yayılmasına çok hizmet etti. Afşin yani Haydar bin Kâvûs, hükümdâr sülâlesi olan âilesi ile arasında çıkan anlaşmazlık yüzünden, 819 (H.204) yılından sonra târih sahnesine çıktı. O sıralar âilesi müslüman değildi. Babası hükümdâr idi. Afşin, babasının sarayında vazifeli yüksek me’mûrlardan birinin kızıyla, kardeşinin evlenmesine karşı çıktı. Bu, âilesi ile arasının daha da açılmasına sebeb oldu. Kardeşinin kayınpederi ile münâkaşa etti. Anlaşmazlık artınca, Afşin taraftarları onu öldürdü. Afşin, bu hâdiseden sonra, Huttel’e kaçtı. Babasıyla barışmak için elçi gönderdi, fakat teklifi kabûl edilmedi. Afşin, Huttel’de sıkıntılı günler yaşadı. Babasıyla arasının açılmasına çok üzülmüştü. Diğer yandan, yaradılış îtibari ile, âilesinin putperest inançlarını da bir türlü benimseyemiyordu. Nihâyet o zamân, Abbasî halîfeliğinin merkezi olan Bağdad’a gitmeye karar verdi ve müslüman oldu. Halîfe Me’mun’dan hüsn-i kabûl gördü. Afşin, Halîfe’ye Uşrusana’nın İslâmlaşmasına yardım edeceğini söyledi. Bunun üzerine halîfe Me’mun, Uşrusana’nın İslâm diyârı hâline getirilmesi için cihad ordusu hazırlattı. Me’mun 822-823 (H.207) senesinde Ahmed bin Ebî Hâlid kumandasındaki halîfelik ordusunu, Afşin’in rehberliğinde, Türkistan’da Semerkand ile Fergana arasındaki Türklere meskûn bir bölge olan Uşrusana’ya gönderdi. Halîfelik ordusunun Uşrusana’ya geldiğini gören halk, endişe içine düştü. Ancak Afşin’in babası ve kardeşi müslüman olunca, halkın çoğu İslâmiyeti kabûl etti. İslâmiyetin getirdiği yaşayış şekli halk arasında hızla yayılmaya başladı. Sonra Afşin’in babası ve kardeşi Bağdad’a geldi. Halîfe Me’mun’la görüştüler. Halîfe Me’mun, Uşrusana hükümdâr âilesinin İslâm dînini kabûllenerek, îmân etmeleri üzerine, Afşin (Haydar bin Kâvûs) ile Fazl ismini alan kardeşini bölgeye vazifeli olarak gönderdi. Babasının vefâtından sonra Haydar bin Kâvûs (Afşin), Uşrusana vâlisi oldu. Bölgede İslâmiyetin yayılmasına çok hizmet etti. Bu hizmeti Halîfe Me’mun tarafından takdir edilerek, kendisine halîfelik ordusunda vazife verildi. O sıralarda Türkler, Abbasî ordusunda daha yeni yeni vazife almaya başlamışlardı. Türklerin yaratılıştan askerliğe uygun olması, kısa zamânda kumandanlık mevkîine yükselmelerine sebeb oldu. Halîfe Me’mun, iç karışıklıklar sebebiyle Mısır vâlisi olan kardeşi Mu’tasım’ı, Türk kumandanlarından Afşin’i isyânların bastırılmasına me’mûr etmesini bildirdi. Afşin, 830 (H.215) senesinde Aşağı Mısır’daki Berka, el-Beşarûd, el-Biyâme ve el-Huf şehirlerindeki isyânları bastırmakla vazifelendirildi. Afşin’in kumandasındaki ekseriyetini Türklerin teşkil ettiği halîfelik ordusu, isyân mahalline giderek, isyâncıların elebaşısı Müslim bin Nasr’ı yakalatıp, şehri asîlerden temizledi. Arkasından Kiptîler’in de katılmasıyla sayıları oldukça artan el-Beşarud ve el-Huf’taki asîler üzerine yürüdü. İsyanı bastırarak bölgede sukûneti sağladı ve Kahire’ye döndü. Halîfe Me’mun’un 832 senesinde Mısır’a gelmesiyle, öncü kuvvetleri kumandanı olarak vazife yaptı. Mısır’daki isyânların bastırılmasında önemli roller oynadı. Âsî ve bâgîleri cezâlandırarak, Halîfelik ordusundaki Türklerin îtibarını arttırdı. Me’mun’dan sonra, Mu’tasım’ın halîfe olmasını sağladı. Halîfe Mu’tasım, Afşin’i kendisine yardımcı seçti. Halîfelik ordusundaki Türklerin sayılarının artması üzerine, 835’de Samerrâ şehrini kurdu ve Türkler’i buraya yerleştirdi. Onların bütün ihtiyaçları karşılandı. Afşin ve mâiyetine bir mahalle tahsis edildi. Afşin, Mu’tasım zamânında da Abbasî halîfeliğine isyân eden siyasî ve dini maksadlı âsî ve bâgîleri cezâlandırmak üzere vazifelendirildi. İran ve Âzerbaycan’daki Hurremîye sapıkları, Bâbek’in başkanlığında isyân etmişlerdi. 816 senesinden beri isyân halinde olan Bâbek Hurremî, üzerine gönderilen kuvvetleri, arâzi şartlarından istifâde etmek suretiyle hezîmete uğratarak, isyânını genişletiyor, taraftar topluyordu. Halîfe Mu’tasım, askerî bilgi ve kudretinden emîn olduğu Afşin’i, 835 senesinde el-Cibal, Âzerbaycan ve Ermeniye bölgelerine vâli tâyin etti. BöIgedeki Bâbek Hurremî isyânını bastırmakla vazifelendirdi. Halîfe’nin niyeti; yirmi seneden beri devâm eden isyanı bastırarak, devleti tehdid eden sapık inanışlara ve onların yapmış olduğu katliamlara son vermekti. Afşin, üç bölge vâliliği selâhiyetiyle Berzend’e karargâh kurdu. Mücâdeleye girişmeden önce, Berzend ile Bağdad arasındaki kalelere askeri kuvvetler yerleştirerek, merkez ile irtibâtı en iyi şekilde sağladı; erzak ve zahîre yollarını da emniyete aldı. Bölgedeki posta teşkilâtını tekrar tanzim ederek, işler hâle getirdi. Halîfelik merkeziyle muhaberâtı dört güne indirerek, haberleşmeyi hızlandırdı. İstihbârât ve casusluk teşkîlâtını kurarak, Bâbek hakkında mâlumat topladı. Halîfe, Bâbek mes’elesinin halli için, Afşin’e Boğa el-Kebîr idâresinde para ve zahîre gönderip, mânevîyâtlarını yükseltti. Afşin, kâfilenin tecâvüze uğrayabileceği ihtimâliyle tedbir aldı. Bâbek, kâfileye baskın yaptı fakat, Afşin’in yerinde tedbiri sâyesinde mağlûb oldu ve canını zor kurtardı. Afşin, 835 senesi ilkbaharında harekete geçti. Bâbek’in bulunduğu el-Bazz’a ilerledi. Boğa el-Kebir’i de Heştâdsar üzerine gönderdi. Afşin, el-Bazz’a altı mil uzaklıktaki Dervez’e karargah kurdu. Fakat Boğa, Afşin’den habersiz el-Bazz’a doğru harekete geçerek, şehre yaklaştı. Bâbek, fırsattan istifâde ederek, taarruza geçti. Boğa, Afşin’den yardım isteyince, Afşin, kardeşi Fazl kumandasında takviye kuvvetler gönderdi. 836 (H.222) yazında Bâbek’e karşı umumî bir hücûma geçildi. Afşin, kuvvetlerini iki kısma ayırdı. Birisinin başında kendisi, diğeri Boğa’nın kumandasında iki koldan el-Bazz’a hareket edildi. Çok şiddetli bir çarpışma oldu. Boğa, Afşin’den habersiz karargâha döndü. Afşin, ertesi gün Bâbek’in karargâhına hücûm etti. Külliyetli mikdarda esir ve ganîmet ele geçirdi. Esirler arasında Bâbek’in haremi de vardı. Boğa, irtibatsız hareket ettiğinden kayba uğramışsa da, Afşin’in emriyle Meraga’ya döndü. Kış mevsimi yaklaştığı için, kıt’alar kışlaklara dağıtıldı. Afşin, kışı Berzend’de geçirdi. Halîfe, ilkbaharda takviye kuvvetleri, zâhire ve para gönderdi. Afşin, takviye kuvvetlerle güçlenip, karargâhını el-Bazz’a daha yakın bir yer olan Kelanrûz’a kurdu. Bâbek, sonunun geldiğini hissetmeye başladı. Karşı taarruza geçerek Azîn kumandasında kuvvetler gönderdi. Afşin, Azîn’i hezimete uğrattı, fakat Azîn bir kısım kuvvetiyle kaçtı. Afşin, bu isyânları bastırmada kısa mesâfeler kat ederek ilerlemeyi esas aldı. Bunun için 837 kışında karargâhını el-Bazz önünde kurdu. Ordusunu muhtelif kısımlara ayırarak, her birinin başına îtimâd ettiği kumandanları getirdi. El-Bazz’ı şiddetli muhâsara altına aldı. İki ordu arasında bir vâdinin bulunması ve etrâfın sık ormanlarla kaplı olması Bâbek’e çok müsâit bir müdâfaa imkânı verdiğinden, anî hücûma geçmedi. Çünkü Bâbek’in pusuda bekleyen kuvvetlerinden haberdârdı. Bâbek’in arâzi şartlarına hâkim olduğunu biliyor, ona göre tedbirli hareket ediyordu. Afşin, umumi büyük taarruz için kumandanlarına şehrin etrâfında muhtelif hedefler tâyin etti. Beşir el-Türkî emrindeki kuvvetleri de şehrin karşı tarafında mevzi almış olan Azîn’in üzerine gönderdi. Beşir, anî bir hücûmla Azîn’i mağlûb etti. Şehri sıkıştırmaya başladı. Bâbek bu durum karşısında, şartlı barış teklifinde bulundu ve sulhun halîfe tarafından tasdikini istedi. Maksadı zamân kazanmaktı. Afşin, harbin durması için haber gönderirken, Beşir kumandasındaki Ferganalı Türklerden meydana gelen askerlerin şehre girdiğini öğrendi. Halîfelik ordusu umumî hücûma geçerek, el-Bazz’a girdi. Şehirde üç gün süren şiddetli sokak harbleri başladı. Bâbek’in sapıklık merkezi ve işret sarayı tamâmen yakıldı. Bizans tarafına kaçan Bâbek tâkib edilerek, Ermeniye’de yakalandı. İslâm alemini kana bulayıp, pek çok kimsenin sapıtmasına sebeb olan Bâbek, Samerrâ’ya götürüldü ve Ocak 838 târihinde îdam edildi. Afşin, başta halîfenin oğlu Vâsık olmak üzere, bütün devlet ricâli tarafından Samerrâ’da büyük bir merâsimle karşılandı. Bâbek mes’elesinin halli, İslâm aleminde umumî bir sevinç kaynağı oldu. Devrin meşhûr şairleri Afşin’i medh eden kasîdeler yazdılar. Halîfe Mu’tasım da, Afşin’i murassa, tac, hil’at ve külliyatli mikdarda para ile mükafâtlandırarak, Sind vâliliğine tayin etti. Büyük îtibar kazanan Afşin’in halîfelik ordusundaki kumandanlık mevkîi birinci dereceye yükseldi. Halîfelik ordusunun Bâbek isyânıyla meşguliyetinden faydalanan Bizanslılar, İslâm alemine karşı taarruza geçmişlerdi. Bizans imparatoru Theophilos’un Malatya ve diğer İslâm şehirlerini yağmalayarak Viranşehir’e kadar gelmesi üzerine, Halîfe Mu’tasım seferberlik îlân etti ve Hıristiyan Psikoposluk merkezi olan bugün Emirdağ yakınlarındaki Amorion üzerine sefere çıktı. Halîfenin emri üzerine, sefere katılmak için hazlığını tamamlayan Afşin’in kumandasında onbin kadar Türk askeri vardı. Suruh’tan hareket eden Afşin, Bizans topraklarına girerek Anadolu içlerinde ilerledi. Halîfenin kuvvetleri ile Ankara’da birleşmeyi düşünüyordu. İslâm ordularını durdurmak için harekete geçen Bizans imparatoru, Kazova’da Afşin’in karşısına çıktı. Afşin, Türk’ün şecaat ve muharipliğini, İslâm’ın gazâ ruhuyla birleştirip destanlaşan bir mücâdeleye girişti. Bizans ordusu saflarındaki Rum ve Ermeni kuvvetleri hücûma dayanamıyarak geri çekildiler. İslâm askerinin şiddetli taarruzunda; “Allah! Allah!...” sadâları, at kişnemeleri, kılıç şakırtıları ve okların ıslık çalarak göklere yükselmesi muharebeye bambaşka bir renk katıyordu. Afşin’in sapık Bâbek Hurremî ile mücâdelesinden istifâde ederek, İslâm ülkelerine saldıran Bizans ve diğer hıristiyan milletlerden meydana gelen kuvvetler kuşatıldı. Yağan yağmur ve karanlıktan istifâde eden Bizans kayseri Theophilos ve ordusu, savaşı ve ağırlıklarını bırakarak gece karanlığında İstanbul’a kaçtı. Afşin, Halîfe ile Ankara’da buluştu. Ordu tekrar tanzim edildi. Afşin, sağ kanat kumandanlığına getirildi. 1 Ağustos 838’de Amorion muhâsaraya alındı. Halîfe, kumandanları arasında şehrin etrâfını çeviren sûru taksim etti. Her birinin hücûm edeceği kısmı gösterdi. Şiddetli taarruzlar yapıldı. Afşin, oniki gün devâm eden muhâsarada üstün başarılar gösterdi. 12 Ağustos günü şehre girildi. Pek çok ganîmet alındı. Afşin, Anadolu ortalarına kadar geldi. Bölgenin İslâmlaşmasına hizmet etti. Selçuklu sultanlarından, büyük İslâm kahramanı Anadolu fâtihi Alb Arslan’ın kumandanlarından adaşı Afşin de atasının yolunda olduğunu gösterip, üç asır sonra 1068 (H.461) Amuriyye’yi (Amorion) tekrar fethederek, bölgeyi Türk yurdu yaptı. Selçuklu sultanına kıymetli bilgiler göndererek Anadolu’nun fethine dâvet etti. Afşin, Amuriyye seferinden sonra Sind vâliliğine devâm etti. Halîfe Me’mun ve Mu’tasım devirlerinde askerî muvaffakiyetler kazandı. Başta halîfe olmak üzere, devlet erkânı, ahâli ve askerler arasında îtibarı arttı. Bâzı şikâyetler üzerine 840 (H.226) senesinde mahkemeye verildi. Mahkemede isnadları zekîce cevaplandırdı. Uyûn’da bir yıla yakın hapis yattı. Hapis hayatı onu manen ve maddeten yıprattı. 841 (H.227) senesinin ilkbaharında hapishânede vefât etti.
1) Fütûh-ul-büldân; madde. 1005 2) El-Kâmil; cild-6, sh. 315 3) El-İber; cild-3, sh. 268 4) Târih-ul-ümem vel-mülûk; cild-9, sh. 11, 111 5) Ahbâr-ut-tivâl; sh. 401 6) A Short History of the Saracans; sh. 284
Yabancı Dil
İngilizce Dini Bilgiler
Arapça Dini Bilgiler
Almanca Dini Bilgiler
Fransızca Dini Bilgiler
İspanyolca Dini Bilgiler
Rusça Dini Bilgiler
Farsça Dini Bilgiler
Özbekçe Dini Bilgiler
Türkmence Dini Bilgiler
Urduca Dini Bilgiler
Arnavutça Dini Bilgiler
Boşnakça Dini Bilgiler
Azerice Dini Bilgiler
Bulgarca Dini Bilgiler