hakdin.net
7 Saban 1435
06 Haziran 2014 Cuma
7:19
13 Temmuz 2010 Salı
Okunma Sayısı: 6003
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

Anadolu Selçuklularının çöküş döneminde, Alâiye’de kurulan beylik.

Alâiye, Anadolu Selçuklu sultânı Alâeddîn Keykûbâd tarafından, 1220 senesinde fethedildi ve kışlak olarak kullanıldı. Sultan Alâeddîn’in ölümünden sonra, yerine oğlu İkinci Gıyâseddîn Keyhüsrev geçti. Bu sırada Moğollar, Anadolu’ya saldırmaya başladılar. Sultan Keyhüsrev, bu amansız saldırılardan, müstahkem bir kaleye sâhib olan Alâiye’ye çekilerek kurtulabildi. Moğollarla anlaştıktan sonra, Alâiye’yi kendisine merkez üssü yaptı. Buradan Ermeni topraklarına akınlarda bulundu. Sultan Keyhüsrev’in ölümünden sonra, ülke toprakları iki oğlu arasında paylaşıldı. Alâiye, Sultan İzzeddîn’in hissesine düştü. Moğol mezâlimi, Anadolu’da bütün şiddetiyle devam ediyordu. Sultan İzzeddîn, bu baskı karşısında Alâiye’ye çekildi ve uzun müddet sıkıntı içinde yaşadı.
Sultan İkinci İzzeddîn’in Anadolu’dan çekilip Bizans’a sığınması sırasında, Karamanoğlu Mehmed Bey, Alâiye’yi ele geçirmek istedi ise de, Sultan Rükneddîn Kılıç Arslan buna mâni oldu ve Alâiye kalesine emniyetli bir kale komutanı tayin etti.
Selçuklu sultanlarından Üçüncü Gıyâseddîn Keyhüsrev zamânında, devletin nüfuzu sarsılmaya başladı. Alâiye, sık sık Karamanoğullarının baskınına uğruyordu. Selçuklular, bu baskınları önlemek için kaleyi devamlı tahkim ettiler. 1276 senesinde Karamanoğlu Mehmed Bey, büyük bir ordu ile Alâiye ve çevresini ele geçirdi ise de, ölümü üzerine, Sultan Üçüncü Gıyâseddîn Keyhüsrev Alâiye’yi geri aldı.
İkinci Mes’ûd zamanında, Selçuklu Devleti’nde hızlı bir çöküş devri başladı. Alâiye, bu dönemde Kıbrıs şövalyelerinin tehdidi altına girdi. Bu tehlikeyi önlemek isteyen Karamanoğulları, Mısır Memlûklü sultanlığının da desteğini sağlayarak Alâiye’yi almaya karar verdi. 1292 senesinde harekete geçen Kerîmüddîn Karaman Bey’in oğlu Mecdüddîn Mahmûd, Alâiye’yi alarak burada küçük bir beylik kurdu.
Mecdüddîn Mahmûd Bey, Alâiye’nin fethinde büyük yardımlarını gördüğü Memlûk sultânı Melik-ül-Eşref Selâhaddîn Halîl’e tâbiiyetini arz ederek, hutbeyi onun adına okuttu.
Alâiye’nin Karamanoğullarının eline geçmesinden faydalanmak isteyen Kıbrıs kralı İkinci Henry, 1293 senesinde Alâiye üzerine yürüdü. Ancak şövalyelerin bu saldırısı, şiddetli bir savunma sonucunda neticesiz kaldı. Alâiye beyleri burada önce Karamanoğullarının bir kolu olarak, daha sonra da Memlûklü Devleti’nin hâkimiyeti altında hüküm sürdüler.
 Mecdüddîn Mahmûd Bey’in, Alâiye’nin idaresini kardeşi Yûsuf’a verdikten sonraki hayâtı hakkında kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. Mecdüddîn Mahmûd Bey, Karamanoğullarına geçen Alâiye’nin ilk müstakil beyidir. Alâiye beyleri, müstakil bir beylik hâline geldikten sonra, Memlûklülerin hâkimiyeti altına girdiler. Böylece düşmanları olan Moğollar ve Kıbrıslılara karşı varlıklarını devam ettirebilmek için kuvvetli bir himayeye sâhib oldular.
Alâiye Beyliğine, Yûsuf Bey’den sonra yeğeni Şemseddîn getirildi. Şemseddîn’in 1352 senesinde ölümü üzerine, Alâiye Beyliği Yûsuf’un oğlu Alâüddîn Bey’e geçti. Kıbrıs kralı Petra, 1361 senesinde Antalya’yı alınca, Manavgat ve Alâiye beyleri, Kıbrıs Kralı’na tâbi oldular. Alâiye beyi Alâüddîn, üç sene kadar Kıbrıs Kralının hâkimiyetini tanıdı. 1364 senesinde Alâüddîn Bey ölünce, yerine oğlu Hüsâmeddîn Mahmûd Bey geçti. 1365 senesinde, Kıbrıs Kralı, İskenderiye’yi işgal etti. Fakat İskenderiye’de, Kıbrıs şövalyelerine karşı çıkan isyâna dayanamayan Kıbrıs Kralı, buradan askerlerini çekmek mecburiyetinde kaldı. Bu sırada Alâiye beyi ile Karamanoğulları, Mısırlılara gizlice yardım ettiler. Durumdan haberdar olan Kıbrıs Kralı, aynı sene yirmiiki kadırgadan müteşekkil bir donanma ile Alâiye önlerine geldi. Ancak Alâiye halkının şiddetli mukavemeti ve Karamanoğullarının yardım göndermesi üzerine, kuşatmayı kaldırıp geri çekildi. Kuşatmada Kıbrıslılar asker ve gemi bakımından büyük zayiat verdiler.
Teke beyi Mübârizüddîn Metımed, 1361 yılında, Kıbrıs kralı Petra tarafından zabt edilen Antalya’yı geri almak için 1373 senesinde harekete geçti. Bu hareket sırasında, Alâiye Beyliği’ne ait gemiler, Antalya’yı denizden kuşattı. Antalya tekrar fethedildi fakat Alâiye donanması büyük zayiat verdi.
Hüsâmeddîn Mahmûd Bey’in ölüm târihi bilinmemektedir. Vefâtından sonra beyliğin başına Şemseddîn’in oğlu Savcı Bey geçti. Bu sırada Osmanlı sultânı Yıldırım Bâyezîd Hân, kendisine karşı ittifak kuran Anadolu beyleri üzerine yürüdü. Saruhan, Aydın, Menteşe ve Germiyan beyliklerini kendisine bağlayan Yıldırım Bâyezîd, sonra Karamanoğlu üzerine yürüyüp Konya’yı muhasara etti. Beyşehir’i Osmanlılara vererek sulh yapan Karamanoğlu Alâeddîn Bey, aleyhte faaliyete devam edince, 1398 senesinde Konya’ya giren Yıldırım Bâyezîd Hân tarafından îdâm edildi. Karamanoğullarının Osmanlı hâkimiyetine geçtiği bu devrede, Alâiye Beyliği müstakil olarak idare ediliyordu.
1402 senesinde yapılan Ankara savaşı’ndan sonra, Karamanoğulları yeniden istiklâllerine kavuştular. Karamanoğlu Mehmed Bey, Osmanlılarla devamlı mücâdele halindeydi. 1423 senesinde Osmanlı tahtında meydana gelen değişiklikten istifâdeye kalkışan Mehmed Bey, Teke beyi Osman Bey ile, Osmanlılar elinde bulunan Antalya’yı kuşattı. Muhasara esnasında Mehmed Bey, kaleden atılan gülle parçasının isabetiyle yaralanarak öldü.
Mehmed Bey’in ölümü üzerine, Alâiye Beyliği’nin varlığı ciddî bir tehlike içerisine girdi. Bu sırada Alâiye Beyliği hükümdârı Savcı Bey öldü ve yerine oğlu Karaman tahta geçti. Karaman, Alâiye beyi olur olmaz, kaleyi sağlam bir şekilde tamir ve tahkim ettirdi. Osmanlıların Alâiye’yi ele geçirme faaliyetleri artınca, Karaman Bey, Mısır Memlûklü Devleti ile temasa geçti. Bir süre sonra 1426 senesinde Alâiye, Karaman Bey tarafıdan 5000 dinar mukabilinde Memlûklülere satıldı. Böylece Alâiye, Mısır Memlûklü Devleti’nin nüfuzu altına girdi. Ancak şehir, bu devlete tâbi olarak, bir vali sıfatıyla Karaman beyi ve oğulları tarafından idare edilmeye devam edildi. 
Savcızâde Karaman Bey, Alâiye’yi Memlûklülere sattığı için, daha önce tâbi olduğu Karamanoğulları tarafından devamlı baskı altında tutuluyordu. Karamanoğlu İbrâhim Bey’in bu tehditleri karşısında Memlûklülerden gereken yardımı göremeyen Karaman Bey, Osmanlı sultânı İkinci Murâd Hân’la anlaşarak, onun küçük bir müttefiki olmayı başardı. Fakat bu sırada Karaman Bey, Karamanoğlu İbrâhim Bey’in teşvik ve hîlesi ile 1451 senesinde kardeşi Lütfi Bey tarafından öldürüldü. Alâiye beyi olan Lütfi Bey, Memlûklülere olan bağlılıklarını devam ettirdi. O da ağabeyi gibi Karamanoğlu İbrâhim Bey’in tehdidinden kurtulabilmek için Osmanlılarla anlaştı. Ve yakınlığı sağlamak için kızkardeşini vezîr-i a’zam Mehmed Paşa’ya verdi. Aynı sene İkinci Murâd Hân’ın vefâtı ile yerine genç pâdişâh İkinci Mehmed’in saltanatından ümid bulan Karamanoğlu İbrâhim Bey, diğer Anadolu beylikleri ile ittifak kurmaya başladı. Bu arada Osmanlıların müttefiki olan Alâiye Beyliği üzerine yürüyen İbrâhim Bey, Sultan İkinci Mehmed Hân’ın Anadolu’ya girmesi üzerine sulh yapmak mecburiyetinde kaldı ve topraklarının büyük bir bölümünü kaybetti. Beyliği kısa süren Lütfi Bey, 1455 senesinde vefât etti.
Lütfi Bey’in vefâtı üzerine, oğlu Kılıç Arslan geçti. Kılıç Arslan, beyliğini devam ettirebilmek için, değişik yönlü bir siyâset tâkib etti. Tehlikenin geldiği yöne göre politikasını tâyin eden Kılıç Arslan, Mısır hükümdârları, Kıbrıslılar, Rodoslular, Karamanoğulları ve Osmanlılar ile, yerine göre andlaşmalar yaptı. 
Osmanlı sultânı Fâtih Sultan Mebmed Hân, 1467 senesinde Karamanoğulları merkezine girerek bu beyliğe son verdi ve vezîr-i a’zam Mehmed Paşa’yı da Alâiye’nin fethi için vazifelendirdi. Mehmed Paşa’nın başarısız kalması üzerine bu defa, güçlü bir ordunun başında Gedik Ahmed Paşa’yı, Karaman illerinin kesin olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanması ve Alâiye’nin fethi için Anadolu’ya gönderdi. Aynı zamanda kuvvetli bir donanma ile desteklenen Gedik Ahmed Paşa, 1471 senesinde Alâiye ve çevresini fethetti. Alâiye’nin fethinden sonra, Kılıç Arslan ve âilesine, Gümülcine ve çevresi timar olarak verildi. Orada, Mısır Memlûklüleri ve Kıbrıslılarla gizlice münâsebet kurdu. Niyeti, kaçıp tekrar beyliğinin başına geçmekti. Sonunda âilesini bırakarak bir gemi ile Mısır’a kaçan Kılıç Ârslan’ın akıbeti bilinmemektedir.
Alâiye beyleri döneminde, şehirde bir çok îmâr faaliyetleri ve câmiler yapıldı. Alâiye’de gemi yapan tezgâhlar vardı. Şehir, Antalya’dan sonra bölgenin en işlek pazar yeri durumundaydı. Hüsâmeddîn Mahmûd Bey devrinde, şehir bir çok kültür eserleri ile süslendi. Bu eserlerin ancak bir kısmı zamanımıza ulaşabilmiştir. Çoğu harabe halindedir.

ALÂİYE BEYLERİ
Beyler:      Tahta Geçiş Târihi: Ölümü Veya Hal’i:
Karamanoğlu Mecdüddîn Mahmûd Bey 1292 (H.690)   -
Yûsuf Bey      -   -
Şemseddîn Bey     -   1352
Alâeddîn Bey     1352 (H.753)   1364
Hüsâmeddîn Mahmûd Bey   1364 (H.765)   -
Savcı Bey      -   1423
Karaman Bin Savcı Bey   1423 (H.826)   1451
Lütfi Bey     1451 (H.855)   1455
Kılıç Arslan Bey    1455 (H.859)   1471
 
1) Pre-Ottaman Turkey C. Cahen, London 1968); sh. 124
 2) Bedâyi-uz-zuhûr; cild-4, sh. 126
 3) Rıhle-i İbn-i Battuta; sh. 287
 4) Mesâlik-ül-ebsâr; sh. 23
 5) Subuh-ul-a’şâ; cild-5, sh. 347

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Ebü’l-Fadl Meâli bin Temîmî Mûsulî anlatır:

GÜNÜN HADİSİ

Din kitaplarında, (Şu on kısımdır, dokuzu şundadır) gibi ifadeler geçiyor. Onda dokuzu ne demektir?

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, Şerefeddîn Hüseyn-i Bedahşîye yazılmışdır. Dünyânın güzelliğine aldanmamalı, islâmiyyetden ayrılmamalıdır:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası