hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
11:43
13 Temmuz 2010 Salı
Okunma Sayısı: 1158
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Bâbek

Azerbaycan taraflarında, Abbasî halîfeleri Me’mûn ve Mu’tasım’a karşı isyân eden hurremîlerin reisi.

Doğum yeri Azerbaycan olup, doğum târihi bilinmemektedir. Babasının kim olduğu hususunda çeşitli rivâyetler vardır. Bir rivâyette Abdullah adında Medâyinli bir yağ tüccarıdır. Bâzı kaynaklarda Bâbek’in babasının isminin Behrâm, Abdullah veya Ebû Müslim’in kızı Fâtımanın oğlu Mutahhar olduğu bildirilmektedir. Annesi ise sütannelikle geçinen âmâ bir kadındır.
Aslen mecûsî bir âilenin çocuğu olan Bâbek, 753 (H.136) senesinde Ebû Müslim’in îdâm edilmesi üzerine Horasan’da ortaya çıkan ve daha önce Mejdek’in ortaya koyduğu komünizm fikirlerini savunan hurremiyye fırkasının başına geçti ve Bizanslıların da kışkırtmasıyla, Abbasî halîfelerine isyân etti. Yüzbinlerce masum müslümanın kanının dökülmesine sebep oldu. Aslen Türk olan Abbasî kumandanı Afşin tarafından yakalanıp, 838 (H.222)’de Samarrâ’da îdâm edildi.
Azerbaycan’ın Bilâl-âbâd şehrinde doğup büyüyen Bâbek, on yaşına kadar, annesinin yanında kaldı. Bundan sonra âilesinden ayrılıp, sekiz yıl Tebriz civarında çobanlık yaptı ve 18 yaşında tekrar annesinin yanına döndü. Bu sırada hurremîlerin reisi Câvidân onu yanına alıp özel olarak yetiştirdi. Câvidân İran’da yaşamış mecûsîlik, zerdüştlik ve maniheizm’in temel fikirlerini birleştirerek bugünkü komünist fikirlere benzer bazı saçmalıklar ortaya koymuş olan Mejdek’in fikirlerini savundu. Câvidân ölünce, kendisine âşık olan Câvidân’ın karısıyle evlendi. Kadın; “Câvidân’ın; “Ruhum Bâbek’e geçecek, ona îtimâd edin” dediğini nakletti. Bu suretle hurremîlerin Bâbek’e itâat etmesini sağladı. Hurremîlerin başına geçen Bâbek, fırsat buldukça civarda bulunan müslümanlara saldırdı, mallarını yağmaladı ve kadın, çocuk ayırmaksızın binlerce kimseyi kılıçtan geçirdi. Hurremîler arasında şöhreti yayıldı ve kendisine tâbi olanların sayısı gün geçtikçe fazlalaştı. Bizanslılar tarafından, Abbasî halîfesi Me’mûn’a karşı kışkırtılan ve yardım edilen Bâbek, Bezz şehrini merkez seçti. Kendisine bağlı olan hurremîleri ve Abbasî idaresinden memnun olmayan kimseleri etrafına toplayarak isyân etti. Abbasi halîfesi Me’mûn, isyânı bastırmak üzere onun üzerine kuvvet gönderdiyse de, arazinin engebeli olması sebebiyle Bâbek karşısında muvaffakiyet sağlanamadı. Halîfe Me’mûn’un Bizans seferleriyle uğraşması, bu tarafa daha fazla önem verememesi, daha sonra da gönderilen kuvvetlerin başarı sağlayamaması Bâbek’i daha da cesaretlendirdi. Bunun neticesinde daha fazla müslüman kanı dökmeye başladı. Abbasî halîfesi Me’mûn’a karşı düşmanlık besleyen ve o bölgede oturan Ermeni kabîle reislerinin Bâbek tarafında yer almaları, ona cesaret verdi. Masum müslümanlara karşı daha önce uyguladığı zulüm ve işkenceleri gittikçe artırdı. Diğer taraftan, halîfe Me’mûn’un mühim kuvvetler ile birlikte bizzat Bizans seserine çıkmasını fırsat bilen ve bu vaziyetten istifâde eden Bâbek, emrindeki hurremîlerle Fars ve İsfehan eyâletlerini işgal edip, kadın-çocuk demeden çok sayıda müslümanı şehîd ettiler.
Halîfe Me’mûn, Rum seferi dönüşünde, 833 (H.218) senesinde vefât etti. Yerine geçen Mu’tasım, yirmi seneye yakın bir zaman süren ve devleti ciddî şekilde tehdîd etmeye başlayan Bâbek ve tarafdârlarının isyânını bastırmak için yeni kuvvetler gönderdi. Bâbek ve tarafdârlarını müthiş bir bozguna uğratan Abbasî ordusu Bağdad’a dönünce, yeniden isyân ettiler. Üzerlerine yeni kuvvetler gönderildi. Bâzı muvaffakiyetler sağlandı ise de, isyânın bastırılması mümkün olmadığı gibi büyümesine de mâni olunamadı. Bu şekilde mevzî faaliyetlerle isyâncıların ortadan kaldırılamayacağını anlayan halîfe Mu’tasım, kendisinin Mısır valiliği sırasında yanında bulundurduğu, askerî bilgi ve kudretine şâhid olduğu asıl adı Haydar bin Kâvûs olan Afşin’i, 835 (H.220) senesinde el-Cibâl ve Azerbaycan bölgelerine vali tâyin edip, Bâbek isyânını bastırmakla vazifelendirdi. Tecrübeli bir kumandan olan Afşin, mücâdeleye başlamadan önce karargâhını kurduğu Berzend ile Bağdad arasındaki kalelere asker yerleştirdi ve kaleleri tahkim ederek, merkez ile olan irtibatını, erzak, ve zahire yollarını emniyet ve kontrol altına aldı. Kurduğu casusluk teşkilâtı ile de Bâbek ve tarafdârları hakkında bilgi toplamaya çalıştı. Halîfe Mu’tasım, ordunun iaşe ve teçhizat sıkıntısı çekmemesi ve maneviyâtının sarsılmaması için, Türk kumandanlarından Boğa el-Kebîr idaresinde Afşin’e para ve zâhire gönderdi.
 Afşin, aldığı tedbirlerle beklemediği bir anda Bâbek ve tarafdârları üzerine yürüyerek, onları el-Bezz’e çekilmeye mecbur bıraktı. Tecrübeli kumandan Afşin’in bütün tedbirlerine rağmen, Bâbek zaman zaman ani baskınlar düzenleyerek zahire kollarını yağma etti. Çevre şartlarının elverişsizliği ve kış mevsiminin bastırması sonucu yeterli başarıyı elde edemeyen Afşin, 836 (H.221) senesi yazında topladığı kuvvetlerle Bâbek üzerine sefere hazırlandı. Kuvvetlerini iki kısma ayırıp, bir kısmını Boğa el-Kebîr kumandasında, diğer kısmının başında ise kendisi olduğu hâlde iki koldan el-Bezz üzerine yürüdü. Şiddetli bir fırtına yüzünden Boğa, Afşin’den habersiz karargâhına geri döndü. Ertesi gün Afşin, Bâbek’in karargâhına hücûm ederek, başta Bâbek’in karısı olmak üzere pek çok esir ganîmet ele geçirdi. Afşin, bu muzafferiyetten sonra Dervez’deki karargâhına döndü. Afşin’in döndüğünden haberi olmayan Boğa, havanın düzelmesi üzerine tekrar el-Bezze istikâmetinde yürüyüşe geçti. El-Bezz’e yaklaştığı sırada, Afşin’in geri döndüğünü öğrenince, askerine ric’at emri verdi. Bâbek’in kuvvetleri, yalnız olduğunu anlayıp tâkib ettiler. Konaklama esnasında üzerine hücûm ettiler. Boğa, ağır kayıplar vererek Heştâdsâr’a çekildi, bir müddet kaldıktan sonra irtibat sağladığı Afşin’in emriyle Merâga’ya döndü.
836 (H.221) senesi kışını Berzend’de geçiren Afşin, Halîfe Mu’tasım’ın gönderdiği takviye kuvvetlerle Bâbek üzerine yeni bir sefere hazırlandı. Bu durumu haber alan Bâbek, Bizans İmparatoru Theophilos’a mektup yazarak Abbasîler üzerine sefer düzenlenmesini istedi. Halîfenin gönderdiği kuvvetlerle ordusunu takviye eden Afşin, Bâbek’in merkez olarak seçtiği el-Bezz şehri yakınındaki Kelân-urz denilen yerde karargâh kurdu. Bâbek’e karşı bâzı başarılar elde etti.
İki yıldan beri Bâbek ile savaşan ve harekâtının son safhasına gelen Afşin, 837 (H.222) yılı başlarında, mevsim kış olmasına rağmen el-Bezz önüne gelerek, ordugâhını kurdu ve şehri, muhasaraya başladı. Muhasara epeyce uzun sürdü. Zamanın uzaması Afşin’in sabrını taşırdığı gibi, Bâbek’in daha iyi savunma tedbirleri almasını sağlıyordu. Nihayet Afşin, kumandanlarına umûmî taarruz emri verdi. Sonunun yaklaştığını anlayan Bâbek, Afşin’den emân diledi ve isteği kabul edildi. Yirmi seneye yakın zamandır Abbasîleri meşgul eden ve azılı bir İslâm düşmanı olan Bâbek, zaman kazanmak gayesiyle emân fermanının bizzat halîfe tarafından imza edilmesi şartını ileri sürdü. Afşin bu teklifi de kabul ederek, kumandanlarına harbi durdurmaları için emr gönderdi. Bu sırada Afşin’in kumandanlarından Beşîr et-Türkî idaresindeki Ferganlılar şehre girdi. Bunun üzerine bütün ordu hücûma geçerek el-Bezz’e doldular. Şehir içinde şiddetli sokak çarpışmaları başladı. Bâbek’in sarayı yakıldı. Bu kargaşalıktan istifâde etmesini bilen Bâbek, kaçarak kurtuldu. Üç gün süren çarpışmalarda, isyâncılar hak ettikleri cezaya çarptırıldılar. 26 Ağustos 837 (H.222)’de el-Bezz, Afşin’e bağlı kuvvetler tarafından tamamen fethedildi.
Bâzı yakın adamlarıyla birlikte Bâbek’in firar ettiğini haber alan Afşin, onu tâkib için beşyüz kişilik bir birlik gönderdi. Bizans hükümdârına sığınmak isteyen Bâbek, Ermeniye beylerinden Sehl bin Sunbat tarafından yakalanarak, Berzend’e dönen Afşin’e gönderildi. Zafer ve Bâbek’in yakalanması haberi Samarrâ’da bulunan halîfeye bildirildi. Halîfe Mu’tasım, bu haber üzerine Afşin’e uzun bir mektup yazarak tebrik etti ve hilâfet merkezi olan Samarrâ’ya, dönmesini emretti. Beraberinde Bâbek’i de getiren Afşin, Samarrâ’ya bütün devlet ricalinin de hazır bulunduğu sevinç gösterileri arasında girdi. Samarrâ’ya getirilen Bâbek, 838 (H.222)’de halka teşhîr edilerek îdâm edildi.
Bu suretle, yirmi seneden fazla bir zaman Abbasî halîfelerini meşgul eden hurremîlerin lîderi, hak ettiği cezaya çarptırıldı. Bâbekiyye yahut hurremiye diye bilinen bu fırkanın temel görüşleri, mecûsîliğin kurucusu Mejdek’in fikirlerinin aynısıdır. Bugün hiç bir dîni kabul etmeyen ve “Din afyondur” diyen komünistlerin de benimsediği ve savunduğu, çok eski fikirlerin savunucusu olan Bâbekiyye veya hurremiye fırkasının temel inanışları şöyle özetlenebilir:
Tenâsüh (Ruhların nakli) inancına sâhib olan hurremîler, liderleri Câvidân’ın ruhunun Bâbek’e geçtiğini kabul ederler. Bâbek’in ilâh olduğuna inananları olduğu gibi, peygamberliğini kabul edenler de vardı. Bütün haramları mubah sayan hurremîler, kadın-erkek bir arada çalgılı ve içkili eğlenceler tertiplerler; “Her şey herkesin malıdır. Zevceleri değiştirmek helâldir. Herkesin malları ve yaşayışları eşittir. Şahsî tasarruf yoktur. Bütün insanlar eşit ve her şeyde ortaktırlar. Zenginler malları fakirlere vermeli ve onların ihtiyaçlarını gidermelidir” derler.
Sünnî olan Abbasî halîfelerine karşı yirmi sene mücâdele veren Bâbek’in ölümüyle başsız kalan hurremîler, daha sonra bâzı isyânlara kalkıştılar, fakat başarılı olamadılar. Bir kısmı yavaş yavaş müslüman oldu. Bir kısmı ise karmatîler ve ismâilîler arasına karışarak özelliklerini kaybettiler.
Çok inat, hırslı ve müslümanlara zulm ve işkence etmekten zevk duyan, Mejdek ve Mani dîninin küfür olan inanışlarını yaymaya çalışan ve bu uğurda senelerini veren Bâbek, zevke ve işrete düşkün birisiydi. Toplumda mal ve servet eşitliğinin savunucusu olmasına rağmen, büyük servetler biriktirmişdi. El-Bezz şehrinde bir hükümdâr debdebesi ile yaşar, etrafındaki pek çok kadın ile içki ve çalgı âlemleri yapardı. Çok zâlim bir kimse olan Bâbek’in yirmi senede öldürdüğü müslüman sayısı ikiyüzellibini aşmıştır.

 1) El-Milel ven-Nihâl; cild-1, sh. 34
 2) El-Fark beyn-el-firâk; sh. 211
 3) Ahbârüt-tıvâl; sh. 379
 4) Fihrist; sh. 480, 481
 5) Siyâsetnâme; sh. 200, 204
 6) Fütûh-ül-Büldân; sh. 330
 7) Târih-ul-ümem vel-mülûk; cild-3, sh. 1108, 1233
 8) Subh-ul-a’şâ (Kalkaşendî); cild-7, sh. 125
 9) El-İber; cild-3, sh. 256, 262
10) Ravdatüs-Safâ; cild-3, sh. 146
11) Fevât-ül-vefeyât; cild-4, sh. 48
12) Fâideli Bilgiler; sh. 381
13) El-Kâmil fit târih; cild-6, sh. 315, 479
14) Burhân-ı Katı’; sh. 761

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Ebû Medyen’in dostlarından biri Ebû Ya’zî hazretlerine gelerek kuraklıktan şikâyet edip:

GÜNÜN HADİSİ

Uzun bir hadis-i şerifin bir bölümü şöyledir:

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, mîr Muhammed Nu’mâna yazılmışdır “kaddesallahü teâlâ sirrehül’azîz”. Din kardeşlerinin çoğalmasında iyi ümmîdler vardır. Mürîdlerin ma’rifetlere, hâllere kavuşması, pîrlerin gevşekliğine ve (Ucb)a sebeb olmaması bildirilmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası