hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
11:45
13 Temmuz 2010 Salı
Okunma Sayısı: 1073
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

Târihte İslâmiyetin büyük merkezlerinden biri.

Abbasîler zamanında idare merkezi ve İslâm âleminin başşehri idi. Bağdâd, Farsça bir kelimedir. Şehrin, Abbâsîlere payitaht olduğu sürece, resmî ismi Medînet-üs-selâm (Sulh şehri) olmasına rağmen, halk arasında devamlı eski ismi kullanılmıştır.
Bağdâd, başşehir olmadan önce, Dicle kıyısında küçük bir köydü. Dicle’yi, Fırat nehrine bağlayan ve gemilerin geçmesine elverişli bir kanalın yakınında; bütün istikâmetlere giden yolların birleştiği bir kilit merkeziydi. Abbasî hilâfetinin ilk merkezi Kûfe idi. Fakat şehirde haricîlerin çokluğu tehlike arz ettiğinden, Birinci Abbasî halîfesi Ebü’l-Abbâs Saffâh, Fırat’ın doğu kıyısındaki Hâşimiye’yi hilâfet merkezi seçti. Halîfe Mansûr, Kûfe yakınlarında kendi ismi ile anılan bir merkez kurdu ise de, burası Kûfe’ye çok yakındı ve yine tehlike söz konusuydu. Bundan dolayı halîfe Mansûr, ordusuyla beraber yerleşebileceği uygun bir yer aradı ve pek çok yerleri gezdi. Bu sırada askerlerinden biri, gözündeki hastalığı tedâvî ettirmek için uğradıkları şehirlerden birisinde kaldı. Tedâvî olduğu hıristiyan doktor, Mansûr’un niçin bu sefere çıktığını sordu ve; “Bizim kitaplarımızdan birinde Miklâs adlı bir kişi, Dicle ile Zevrâ denilen yer arasında bir şehir kuracak. O şehrin bir bölümünü inşâ ettiği sırada Hicaz’da kargaşalık olacak. Şehrin inşâsına bir müddet ara verip, kargaşayı bastıracak. Sonra Basra’da daha büyük bir kargaşa olacak. Bunu da bastırdıktan sonra, dönüp şehrin inşâsını bitirecek. Uzun ömür sürecek ve saltanat onun çocuklarına geçecek” diye yazıyor” dedi. Asker, Halîfe Mansûr’un peşinden yetişti ve doktorun söylediklerini aynen anlattı. Halîfe Mansûr; “Bana çocukken Miklâs denirmiş” dedi.
Halîfe Mansûr, Bağdâd köyünün yakınlarına gelince, bölgeyi beğendi ve hakkında bilgi topladı. Arazi sahibini yanına çağırarak istişarede bulundu. Arazi sahibi; “Ey Emîr-ül-mü’minîn! Benim fikrimi sorarsan, şu dört nokta arasında yerleşmelisin. Batıda Katrabbül ve Badüryâ, doğuda ise Bük nehri ve Kelvâzî noktalarıdır. Böylece hurma ağaçlarının arasında ve suya yakın bir yerde olursun. Ey Emîr-ül-mü’minîn! Erzak, Şam ve Rakka’dan ayrıca Fırat nehri yoluyla gemilerle Mısır civarından gelir. Çin, Hindistan, Basra, Diyarbakır, Diyâr-ı Rum, Musul ve diğer şehirlerden gelecek erzak ise Dicle yoluyla gelir. Aynı zamanda etrafın nehirlerle çevrili olduğundan, düşmanların sana köprü olmadan yanaşamazlar. Yaptırdığın köprüleri yıktığın veya önünü kestiğin an, düşman şehre ulaşamaz. Dicle, Fırat ve Sarrât, şehrin etrafında hendek vazifesi görür. Basra, Kûfe, Vâsıt, Musul ve Sevad’ın ortasında bulunur, denize ve dağa yakın olursun” dedi. Bunun üzerine Mansûr, Bağdâd köyünün yanında büyük bir şehir kurmaya karar verdi.
Halîfe Mansûr, verdiği karar üzerine bir çok mîmar ve inşâat ustasını huzuruna çağırdı. Onlara şehir hakkında zihnindeki fikirleri anlattı. Mimarlar ve ustalar onun istekleri doğrultusunda bir plân çizerek gösterince, Halîfe bunun, kül ile, arazi üzerine çizilmesini istedi. Mimarlar plânı kül ile, arazî üzerine çizdiler. Mansûr, plân üzerinde her kapıdan ayrı ayrı şehre girdi. Külle çizilmiş cadde ve sokakları dolaştı. Küllerin üzerine pamuk tohumu serilmesini ve yağ dökülüp yakılmasını istedi. Böylece şehrin planını parlak alevler altında da seyretti.
Halîfe Mansûr, plânı inceledikten sonra valilere mektuplar yazarak, bölgelerinde bulunan ve inşâat işinden anlayan ehil kimselerin Bağdâd köyüne gönderilmelerini istedi. Bağdâd, sayısız işçi ve san’at erbabı ile dolup taştı. Gelenler arasında Haccâc bin Ertât ve büyük âlim İmâm-ı a’zam Ebû Hahîfe de vardı. İmâm-ı a’zam, kerpiç ve tuğla hazırlanması ile taş yontulması işlerinin kontrolünü üstlendi. 762 (H.145) senesinde şehrin inşâsına başlandı. Temele ilk taşı Halîfe, besmele çekerek kendi eliyle koydu.
Şehrin plânı dâire şeklindeydi. Bu yüzden Bağdâd’a El-Medînet-ül-Müdevvere yâni dâire şehir de denilmiştir. Dâirenin merkezinde halîfenin sarayı ve câmi, bunların etrafında muhafızlara ait binalar vardı. Onların etrafında ise halîfe çocuklarının, sonra vezirlerin ve devlet ricalinin evleri ve devlet dâireleri bulunuyordu. En dışarda ise sokaklarla ayrılan halka ait evler geliyordu. Şehrin, dâirenin merkezinden surlara doğru uzanan dört ana caddesi vardı.
 Şehrin etrafına ilk önce iki sur yapıldı. Dış surun yüksekliği bir adam boyuna ulaştığı zaman, Medîne ve Basra’da şiîler ayaklandı. Halîfe Mansûr, inşâatı durdurmak mecburiyetinde kaldı. İsyân bastırıldıktan sonra şehrin inşâsına devam edildi ve 763 (H.146) senesinde saray ile devlet erkânına ait yerlerin inşâatı tamamlandı. Hükümet merkezi de buraya taşındı. Surların yapımı ve hendek kazma işi ise, 766 (H.149) senesine kadar devam etti.
Yeni Bağdâd’ı çevreleyen iç surun çapı 576 m. yüksekliği 17 m. taban genişliği ise 10 metreydi. Dış surun taban genişliği 24 m. olup, yüksekliği 15 metreydi. İki surun arasındaki mesafe 77 metre idi. Şehrin dört kapısı vardı ve her kapı üstünde bir kule bulunuyordu. Hicaz’dan gelen, Kûfe kapısından; Ahvâz, Basra, Vâsıt, Yemâme ve Bahreyn’den gelen, Basra kapısından; doğudan gelen, Horasan kapısından girerdi. İki kapı arasında yirmisekiz tane burç vardı. Yolların genişliği ise yirmi metre idi ve şehir modern bir şehircilik anlayışı ile kurulmuştu. Bu bakımdan Mansûr’un, şehircilik târihinde ayrı bir yeri vardır. Kerpiçlerin, 48x48 cm. gibi belirli bir ölçüsü vardı. Binaların, mescidin, sarayın, çarşının, surların, hendeklerin ve kapıların yapımı için dörtmilyon sekizyüzotuzüç dirhem harcandı. İnşâatta çalışan bir usta, o zamanın parasıyla bir gümüş kırat gündelik; bir amele ise iki habbe gündelik alıyordu. Sarayın, kumandanların ve kâtip köşklerinin kapılarının çoğu, Câmi meydanına açılıyordu.
Bağdâd’ın inşâatının bitmesinden kısa bir süre sonra, şehirde medeniyet, ilim ve fazilette önemli gelişmeler oldu. Az zamanda siyâsî, sosyal ve ilmî gelişmeler kendini gösterdi ve şehir bütün Arab yarımadasının merkezi hâline geldi. İslâm dünyâsının dört bir yanından gelen ilim ve irfan sahiplerinin meskeni oldu.
Moğol istilâsına kadar Abbâsilerin ve İslâm dünyâsının başşehri olan Bağdâd, bilhassa Halîfe Hârûn Reşîd zamanında dünyânın en parlak ilim ve kültür merkezi idi. Bu devirde şehrin doğu bölümü, batı bölümü kadar genişletildi. Ölümünden sonra oğulları Emin ile Me’mûn arasındaki taht kavgaları sırasında, Me’mûn’un komutanları Harrama ve Tâhir tarafından Bağdâd ilk defâ kuşatıldı. Ondört ay süren kuşatmada, şehrin pek çok yerleri yakılıp, yıkıldı. Bundan çok zarar gören şehrin batı bölümü oldu ve bir daha eski durumuna ulaşamadı. Hilâfeti ele geçiren Me’mûn; şehrin merkezindeki saray yıkıldığı için, Bermekîlerin sarayına yerleşti. Bu târihten itibaren şehrin doğu bölümü gelişmeye başladı.
Halîfe Mu’tasım zamanında, şehir payitaht olma özelliğini kaybedince, Samarra, hilâfet merkezi oldu. Fakat yarım asır sonra Halîfe Mu’temid, hilâfet merkezini tekrar Bağdâd’a taşıdı. Yeniden payitaht olan şehrin doğu bölümündeki halîfe sarayları onarıldı. Bağdâd’ın tekrar hilâfet merkezi olmasından, Büveyhoğullarının eline geçmesine kadar geçen yarım asırlık dönemde, büyük gelişmeler görüldü. Bağdâd, şiî Büveyhoğullarının eline geçince, hilâfet bir asır boyunca bu soyun idaresi altında kaldı. Sünnî Bağdâd halkı, Büveyhoğullarına karşı sık sık ayaklanınca, şehir büyük zarar gördü. Bu durum, Selçukluların Bağdâd’ı almalarına kadar sürdü. 1055 (H.447) senesinde Halîfe Kâim-biemrillah’ın vezîri İbn-i Müslime’nin, Selçuklu sultânı Tuğrul Bey’i yardıma çağırması üzerine, Bağdâd’daki Büveyhoğulları hâkimiyetine son verildi.
Selçuklu sultanları, Bağdâd’a hâkim olduktan sonra, burada devamlı kalmadılar. Sultan Alb Arslan’ın Bağdâd’a hiç gelmemesine rağmen; oğlu Sultan Melikşâh sık sık geldi. Saray, bir çok bina ve medreseler yaptırdı. Bunlardan, büyük vezir Nizâm-ül-Mülk tarafından şehrin doğu bölümünün güney kısmında yaptırılan, zamanın büyük âlimlerinin ders verip, talebe yetiştirdiği Nizâmiye Medresesi çok meşhûr oldu.
Halîfe Muktedî ve Mustazhir zamanlarında, süslü ve büyük binalara kavuşan Bağdâd, Abbâsilerin son iki asrında sessiz bir duruma geldi. Bu süre zarfında yangın, sel, ayaklanma gibi hâdiseler olduysa da, şehir fazla harâb olmadı. Kirman Selçuklu hükümdârı İkinci Mehmed, şehri kuşattı ise de bir sonuç alamadı. Son iki halife zamanında yaptırılan bâzı binalar, günümüze kadar gelmiştir.
1258 (H.656) senesinde Moğol hükümdârı ve İslâm’ın büyük düşmanı Hülâgû, kuvvetli bir ordu ile şehri sarınca, son halîfe Mu’tasım, Bağdâd’ı teslim etmeğe mecbur oldu. Zâlim Hülâgû, halîfeyi ve âilesinden bir çoğunu öldürdü. Büyük katliâm yapan Moğollar, tahribe yöneldiler. Fakat Hülâgû, burayı kendisine başşehir yapmak istediğinden, duruma mâni oldu ve zarar gören bâzı önemli binaları tamir ettirdi. Eski ihtişamını yitiren şehir, 1339 (H.740) senesine kadar İlhanlılara bağlı kaldı. 1340 (H.741) yılında Celâyirli soyundan Hasan Büzürg, Bağdâd’da bağımsızlığını îlân etti ve Mircâniye adıyla meşhûr olan bir medrese yaptırdı. Celâyirliler, şehre, 1410 (H.813) senesine kadar hâkim oldular. Bu zaman zarfında şehir, Tîmûr Hân tarafından iki defâ alındı ve ikinci kuşatmada çok hasar gördü. Celâyirlilerin hâkimiyetinin son bulmasından sonra Bağdâd, sırasıyla; Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletlerinin eline geçti.
Osmanlı pâdişâhı Kanunî Sultan Süleyman, Tebriz’i ele geçirip, Bağdâd üzerine yürüdüğü zaman, Akkoyunlu hükümdârının tâyin ettiği vali Tekeli Mehmed, şehirden kaçtı. Şehrin ileri gelenleri Bağdâd’ın anahtarlarını Sadrâzam İbrâhim Paşa’ya takdim ettiler. Kanunî Sultan Süleyman şehirde dört ay kalarak, bir çok yerleri tamir ettirdi.
Osmanlı sultânı Birinci Ahmed zamanına kadar Bağdâd’da kayda değer bir siyâsî hâdise olmadı. Zaman zaman görülen aşîret ayaklanmaları ise hemen bastırıldı. Sultan Birinci Ahmed’in ölümünden sonra eyaletlerdeki ayaklanmalar neticesinde, Bağdâd Safevîlerin eline geçtiyse de, Dördüncü Murâd Hân tekrar Osmanlı hâkimiyeti altına aldı. Sadrâzam Kemankeş Kara Mustafa Paşa Safevî hükümdârı ile 1639 (H.1049) senesinde, zamanımıza kadar geçerliliğini koruyan Kasr-ı Şîrîn anlaşmasını imzaladı. Birinci Dünyâ Harbi’nin sonuna kadar Osmanlı Devleti’nin bir eyâleti olarak kalan Bağdâd’da, bâzı ayaklanmalar olmuşsa da, Bağdâd valilerinin hepsi, devlet otoritesini hissettirdikleri gibi, halkın refah ve huzuru için çalıştılar.
Bağdâd, Osmanlı yönetimine geçtikten sonra, Osmanlı pâdişâhları ve valileri tarafından îmâr edildi. Kanunî Sultan Süleyman, İmâm-ı a’zamın mezarını buldurup adına türbe, câmi ve medrese yaptırdı. Abdülkâdir-i Geylânî türbesi ve Câmii için zengin vakıflar kurdu. Osmanlı valileri şehre su getirmek, köprüler, su bentleri yaptırmak, bir çok yeni bina ve çarşı kurmak gibi bayındırlık işlerine önem verdiler.
Etrafını saran hurma ağaçları, süslü câmileri, türbeleri ve minareleri ile güzel bir görünüşe sâhib olan şehirde; Ma’rûf-i Kerhî, Bişr-i Hafî, Mansûr bin Ammâr gibi bir çok büyük İslâm âliminin kabirleri vardır. Bağdâd, Birinci Dünyâ Harbi’nden sonra, İngiliz mandasını kabul eden Irak krallığının başkenti oldu.

1) Târih-i Bağdâd; cild-1, sh. 3
2) Bağdâd Sâlnâmesi
3) İbn-i Haldûn Târihi; cild-3, sh. 196
4) Târih-i Taberî; cild-7, sh. 614, 655

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Evliyânın büyüklerinden. Adı Hâtim bin Anvân bin Yûsuf el-Esam, künyesi Ebû Abdurrahmân’dır. Belh’te doğmuştur. Doğum târihi belli değildir. Hâtim-i Esam, Şakîk-i Belhî’nin talebesi, Ahmed-i Hadraveyh’in hocasıdır. 852 (H.237) senesinde Belh’in bir nahiyesi olan Mâhcer’de vefât etmiştir.

GÜNÜN HADİSİ

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, Ca’fer beğ Tehânîye yazılmışdır. Ehlullaha dil uzatan saygısızları, söz ile, yazı ile kötülemek câiz olduğu bildirilmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası