Tuğluk-Türk sultanlarından Muhammed bin Tuğluk zamanında çıkan iç karışıklıklarda, Alâeddîn Hasen Behmen Şâh, Dekken bölgesinde bağımsızlığını îlân etti ve Gülberge şehrini payitaht yaptı. Elinde bulunan toprakları; Gülberge, Devlet-âbâd. Elliçpur ve Birdar olmak üzere dört vilâyete böldü. Bu yerlere, bağımsızlığını îlân etmesine yardımcı olan beyleri vali tâyin etti. Alâeddîn Hasen’in saltanatı; kurduğu düzeni kabul ettirmek için özellikle hindulara karşı yapmak mecburiyetinde kaldığı seferlerle geçti. Devleti, halîfe tarafından tanındı. 1358 senesinde Gucerât’a karşı yaptığı seferde hastalanıp vefât etti. Yerine oğlu Muhammed geçti Muhammed Hân’ın ilk işi, devlet ve ordu teşkîlâtını kurmak oldu. Muhammed Hân’ın bastırdığı para, hindu devletininkinden daha hâlis idi. Varangel ve Viceyanapar racaları, Behmenî topraklarında bulunan hindu sarraflarla anlaşarak ele geçirdikleri paraları eritip kendilerininkine çevirdiler. Bastırdığı paraların üzerindeki Kelime-i şehâdetin yerine put konmasına kızan Muhammed Hân, Viceyanapar ve Varangel racalarının tapraklarına sefer düzenledi ve bu işe vâsıta olan hindu sarrafları îdâm ettirdi. Viceyanapar racasının ordusu tamamen bozguna uğratıldı. Behmenî ordusu, Varangel dolaylarına gelince, raca, kurtulmak için 100.000 altın ve 26 fil verdi. Muhammed Hân’ın ondokuz senelik saltanat hayâtı, hindulara karşı gazâ yapmakla geçti. 1377 senesinde vefât etti. Yerine oğlu Sultan Mücâhid geçti. Sultan Mücâhid de babası gibi Viceyanapar racasına karşı başarılı bir sefer yaptı. Adoni kalesini kuşattı ise de uzun süre ele geçiremedi. Yağmur mevsimi gelince, geriye çekilmek mecburiyetinde kaldı. Gazâ sırasında, yaptığı yanlış bir hareketle amcası Davud’u terslemesi; Davud’un bir gece Sultan Mücâhid’i çadırında uyurken öldürmesine ve tahta çıkmasına sebeb oldu. Bu durumu öğrenen bir çok bey, bölgelerine çekilerek, Dâvûd Hân’a karşı cephe aldılar. Sultan Muhammed’in kız kardeşi Ruh Perver, Dâvûd Hân’ı adamlarından birisine öldürttü. Bu durum karşısında beylerin bir grubu Dâvûd Hân’ın oğlu Muhammed Sancar’ı, bir grubu da kardeşi Mahmûd’u tahta çıkarmak istedi. Bu iki şehzade, Ruh Perver’in elinde bulunuyordu. Ruh Perver, Muhammed Sancar tahta çıkmasın diye gözlerini kör ettirdi ve Mahmûd’u tahta çıkardı. Sultan Mahmûd’un zamanı sulh içinde ve rahat geçti. Saltanatının son zamanlarında, Sağar valisi Behâeddîn bin Ramazan ayaklandı. Türk Beylerinden Yûsuf Ejder’in komutasında bir ordu bunu bastırdı. Sultan Mahmûd, 1397 senesinde vefât edince, yerine, oğlu Gıyâseddîn geçti. Gıyâseddîn Hân tahta geçtiği sırada, Türk beylerinden Tugalçin, yönetimi ele geçirerek, Gıyâseddîn’in gözlerini kör ettirdi ve onun kardeşi Şemsüddîn’i tahta geçirdi. Bir süre sonra, hânedânlık üyelerinden Fîrûz ve Ahmed kardeşler bir yolunu bulup, sultan Şemsüddîn’le Tugalçin’i ele geçirdiler. Şemsüddîn’in gözlerini kör ettiler ve Tugalçin’i de öldürdüler. Fîrûz tahta geçti. Tâcüddîn Fîrûz, Behmenîler’in en büyük sultanlarından sayılır. Âlim ve iyi bir devlet adamı idi. Bir çok yabancı dil bilirdi. Zamanında en yüksek mevkîlerde, kendi kardeşi Ahmed ve hocası Fadlullah İnci bulunuyordu. 1398 senesinde, Viceyanapar racası İkinci Harihara, Behmenîler üzerine saldırınca, iki devlet arasındaki harb yeniden başladı. Bu sırada Kerla Racası Narsıng da kuzeyden Behmenîler üzerine saldırdı. Bu yüzden Tâcüddîn Fîrûz, ordusunu ikiye bölmek mecburiyetinde kaldı. Harihara’nın otuzbin atlı ve doksanbin yayadan meydana gelen ordusunun karşısına, Behmenîler ancak onikibin atlı ile çıktılar. Sultan Fîrûz’un ordusunda bulunan Kadı Sirâcüddîn, bir kaç arkadaşı ile hokkabaz ve çalgıcı kılığında hindu ordusuna girdi. Bir gece, başkomutan racanın oğlunun önünde numara yaparken onu öldürdü. Çıkan kargaşalık sırasında, Fîrûz’un ordusu Krişna ırmağını geçerek hinduları büyük bir bozguna uğrattı ve 600.000 altın ödemeleri şartıyla hindularla andlaşma yapıldı. Bu andlaşmadan sonra, sür’atle kuzeye yönelen Fîrûz, Behmenîlere karşı başarılar elde eden Narsıng’ı ağır yenilgiye uğrattı ve haraca bağladı. Uzun süre sulh andlaşmasmı bozmayan Viceyanapar’ın başına geçen İkinci Bukka, Gucerât ve Malva racalarının Behmenîlere karşı aldıkları tutumdan faydalanarak, Behmenîlere âid Mudgal kalesinde oturan ve kendisiyle evlenmek istemeyen, güzelliğiyle ünlü bir kuyumcunun kızını kaçırmak için beşbin atlı ile Behmenî topraklarına girdi. Yapılan savaşta, Viceyanapar racası büyük bir hezîmete uğradı ve harb tazminatı olarak bir milyon altın verdi. Sultân Fîrûz, 1417 senesinde, yıllık haracını vermeyen Tilengana racasına karşı bir sefer düzenledi ve bu racayı tekrar kendisine bağımlı hâle getirdi. Bu seferin arkasından Viceyanapar’a âid olan Pangul kalesini kuşattı. Kalenin kuşatması iki seneyi bulunca, orduda salgın hastalık baş gösterdi. Devletin en güçlü adamı Fadlullah İnci’nin vuruşmada ölmesi üzerine, Sultan Fîrûz kötü bir durumda geri çekilmek mecburiyetinde kaldı ve ağır bir hastalığa yakalandı. Bu sırada kardeşi Ahmed Hân tahtı ele geçirdi. Kısa bir süre sonra, Fîrûz Hân da vefât etti. Ahmed Hân, sultan olduktan sonra, devlet yönetiminde bâzı değişiklikler yaptı. Viceyanapar racasına karşı başarılı seferlere girişti. Pek çok ganîmet ve esir âldı. 1424 senesinde Tilengana Devleti’ne karşı sefere çıktı ve başşehir Varangel de dahil, devletin bütün topraklarını ele geçirerek, sınırlarını denize dayadı. Sonra kuzeye yönelerek, Gucerât ve Malva racalarına karşı seferler düzenledi. Malva racasını mağlûb etti. Nihayet 1436 senesinde vefât edince, yerine Alâeddîn geçti. Bu zamanda Türkler ile yerli halk arasındaki mücâdeleler gitgide büyüdü. Sultân Alâeddîn 1437 senesinde çıktığı seferde, Konkan dağlık bölgesini fethetti. Türklerden meydana gelen Garibler ordusunu savaş meydanına sürmek, yerli halkdan teşkil edilen Dekkenîler ordusunu ise sınır bekçisi olarak geride bırakmak suretiyle çıkılan Handeş seferi, büyük bir zaferle neticelendi. Daha sonra Gariblerle Dekkenîler arasındaki mücâdele yeniden şiddetlendi. Bu mücâdeleler sırasında, Behmenîler ordusu büyük bir yara aldı. Mücâdeleyi önleyemeyen Sultan Alâeddîn, 1458 senesinde öldü. Yerine zulmüyle meşhûr, Sultan Hümâyûn geçti. Saltanatı üç yıl gibi kısa bir zaman süren Sultan Hümâyûn, zulmünden bıkanlar tarafından 1461 senesinde öldürüldü. Sultan Hümâyûn’dan sonra yerine sekiz yaşındaki oğlu Nizam, sultan oldu. Devleti, Gariblerin başı olan Melik Şâh Türk ve Mahmûd Kavan yönetiyordu. Yeni sultanın çocukluğundan istifâde etmek isteyen komşu devletler, Behmenîler üzerine saldırdılar. Malva sultânı Birinci Mahmûd Kalaç, ordularıyla Dekken’i istilâ etti ve büyük bir zafer kazandı. Gücerât sultânı Mahmûd Bigarhân’ın hâdiseye karışmasıyla geri çekilen Nizam Şâh, henüz çocukken 1463 senesinde vefât etti. Nizâm Şâh’ın yerine, kardeşi İkinci Muhammed Hân geçti. Tahta geçtiğinde, İkinci Muhammed de çocuk yaşta idi. Devlet idaresi Melik Şâh Türk, Mahmûd Kavan ve sultânın annesi Mahdûme-i Cihân’ın elinde idi. 1469 senesinde Mahmûd Kayan, müslüman ticâret ve hacı gemilerini soyan korsan yuvalarını ele geçirmek niyeti ile Dekken’in batı kıyısında iki sene süren güç bir sefere çıkdı. Vişalgarh kalesini ve Goa limanını ele geçirdi. 1472 senesinde Viceyanapar racasının kışkırtmasıyla Bilgaum ve Bankapur racaları Goa limanına saldırdılarsa da yenilerek geri çekildiler. Behmenî ordusu Bilgaum’u ele geçirdi. 1476 ile 1478 seneleri arasında Orisa’ya karşı Telingana bölgesine başarılı seferler yapıldı ve bölgenin hemen hemen tamâmı Behmenî topraklarına katıldı. 1478 senesinde Behmenî Devleti en büyük ve güçlü ânını yaşıyordu. Ülke toprakları kuzeyde Berar’dan, güneyde Viceyanapar’a; doğu ve batı arasında da Bengal körfezinden Umman denizine kadar uzanıyordu. Toprakların bu kadar genişlemesi karşısında, vezîr Mahmûd Kavan, vilâyetlerin sayısını dörtten sekize çıkardı ve yenilikler yaptı. Bu durum bir çok ileri gelenin hoşuna gitmedi. Bunların başında, komutan Hasen Bahri Nizâm-ül-mülk geliyordu. Hasen Bahri ve bir kaç arkadaşı, ordu komutanı Yûsuf Adil’in seferde olmasını fırsat bilerek, Mahmûd Kavan’ın habeş olan mühürdarını kandırdılar ve vezîrin mührünü kâğıt üzerine basarak, vezîrin ağzından Orisa racasına bir mektup yazdılar. Güya vezîr, racayı Muhammed Hân’a karşı saldırmaya teşvik ediyordu. Mektup, sultâna verilince, tecrübesiz sultan, 78 yaşında olan Mahmûd Kavan’ı hiç bir araştırma yapmadan öldürttü. Muhammed Hân’ın yerine geçen oğlu Mahmûd, oniki yaşında bir çocuktu ve kukla gibi kullanılıyordu. Bu durum karşısında, Devletâbâd valisi Ahmed Nizâm-ül-mülk; Bicâpur valisi Yûsuf Âdil ve Bevar valisi Fethullah İmâd-ül-mülk’e haber yollayıp, resmen bağımsızlıklarını îlân etmelerini istedi. Valilerin bu teklifi kabul etmeleri, üç büyük vilâyetin resmen devletten ayrılmasına sebeb oldu. 1512 senesinde, Türk olan Gülkende valisi Sultan kulu Kutb-ül-mülk de aynı şeyi yapınca, devlet büsbütün dağıldı ve toprakları üzerinde beş ayrı devlet kuruldu. Bunlar: 1- Devlet merkezi Bidar’da, Behmenî hânedânı kukla olarak kaldı. Yönetim, Kasım Bey Berîd-ül-Memâlik ismini taşıyan bir Türk beyinde idi. Bu devlete Berîdşâhlar denildi. 2- Kuzeydoğuda Berar’da, Fethullah İmâd-ül-mülk tarafından kurulan bu devlete, İmâdşâhlar denildi. 3- Kuzeybatı Devletâbâd’da, Ahmed Nizâm-ül-mülk’ün kurduğu devlet ise, Nizâmşâhlar Devleti idi. 4- Güneybatı’da Bicâpur’u başkent yaparak, Yûsuf Âdil tarafından kurulan devlet de, Adilşâhlar idi. 5- Güneydoğuda, Gülkende’yi başkent yaparak, Sultan kulu Kutb-ül-mülk ismini taşıyan bir Türkmen beyinin kurduğu devlet ise Kutupşâhlar idi. Behmenli Devleti’nde askerî yapı şöyleydi. Sultanın muhafızlarına Hassa-Heyl denilirdi. Başlarında Tavacî ve Yasavul’lar vardı. Tavacîlere saray teşkilâtçılığı yaptıklarından dolayı Bavdar da denilmekteydi. Devlet teşkilâtının ana hatları Dehli sultanlığınınki gibiydi. Padişahlık alâmeti olarak altın para basmak ve günde beş kere növbet çaldırmak gibi gelenekleri ilk defa, Sultan Birinci Muhammed başlattı. Behmenli sultanları ve vezirleri, ülke topraklarının çeşitli yerlerinde; câmiler, medreseler, hamamlar, hanlar ve kervansaraylar yaptırdılar. Gülberge’de bulunan büyük câmiyi, Sultan Birinci Muhammed yaptırdı.
1) Düvel-i İslâmiyye; sh. 488 2) The Bahmanis of the Deccan (H.K. Seherwânî, Haydarâbâd-Deccân;1953) 3) The Muhammadan Dynasties; (Lana Poole)sh. 316 4) Handbook of oriental histroy. 5) İslâm Devletleri Târihi (Prof. Dr. C. E. Bosworth); sh. 254 6) Müntehâb-ül-lübâb; cild-3, sh. 10 7) Târih-i Firişte; cild-1, sh. 290
Yabancı Dil
İngilizce Dini Bilgiler
Arapça Dini Bilgiler
Almanca Dini Bilgiler
Fransızca Dini Bilgiler
İspanyolca Dini Bilgiler
Rusça Dini Bilgiler
Farsça Dini Bilgiler
Özbekçe Dini Bilgiler
Türkmence Dini Bilgiler
Urduca Dini Bilgiler
Arnavutça Dini Bilgiler
Boşnakça Dini Bilgiler
Azerice Dini Bilgiler
Bulgarca Dini Bilgiler