hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
12:3
13 Temmuz 2010 Salı
Okunma Sayısı: 817
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

Tuğluklular zamanında Bengal’de kurulan bir devlet.

Çok defâ Delhi Sultanlığından ayrılan, daha sonra onunla birleşen Bengal, 1338 (H.739)’da Delhi Türk Sultânı Muhammed Tuğluk zamanında bağımsızlığını îlân etti. Bâbür Şâh’ın oğlu Hümâyûn Şâh tarafından 1576 (H.984) senesinde fethedilinceye kadar bağımsız olarak kaldı.
Bir sürü güçlük ve ayaklanma karşısında bocalayan Muhammed Tuğluk’un bu bölgeyle ilgilenecek vakti olmadığından, Bengal’de bulunan valiler egemenliği ele geçirdiler. Bir süre sonra biri doğu, diğeri de batıda olmak üzere iki Bengal Devleti ortaya çıktı. Melik İlyas adında bir komutan, 1343 senesinde Batı Bengal’e hâkim oldu ve Şemsüddîn Hacı İlyas Şâh ünvanıyla kendini sultan îlân etti. Hacı İlyas’ın, 1352 senesinde Doğu Bengal’i alması ve Tirhüt’e saldırması, Delhi sultânı Fîrûz Tuğluk’un sefere çıkmasına sebeb oldu. İlyas Şâh, başkenti Panduâ’yı bırakıp, çevresinin bataklık olması sebebiyle, korunması daha kolay olan İkdala’ya çekildi. Harb, İlyas Şâh’ın, Fîrûz’a çeşitli armağanlar vermesiyle sona erdi.
1357 (H.758) senesinde İlyas Şâh ölünce, yerine oğlu İskender geçti. İlyas Şâh tarafından yenilip, öldürülen son Doğu Bengal hükümdârı Mübârek’in damadı Zafer Hân, bu fırsatı kaçırmak istemiyordu. Delhi’ye giderek Fîrûz Tuğluk’tan yardım istedi. Fîrûz Tuğluk’da, Zafer Hân’ın yardımıyla Bengal’i alabileceği ümîdi uyandı ve 1359 senesinde ikinci bir Bengal seferi düzenledi.
Fîrûz Tuğluk, Bengal’e girince, İskender Şâh da babası gibi, başkenti terk edip, İkdala’ya çekildi. Fîrûz, bu seferden de bir netîce alamadı. İskender’in, Fîrûz’a senede kırk fil vermesi ve Doğu Bengal’i Zafer Hân’a bırakması şartıyla barış yapıldı. Fakat Zafer Hân, Delhi’de kalmayı daha uygun bulduğundan, Doğu Bengal’e gitmedi. Böylece Bengal, bir bütün hâlinde, Delhi’den ayrı bağımsız bir devlet olarak İskender Şâh’ın elinde kaldı.
İskender Şâh, üvey annesinin baskısıyla ayaklanan oğlu A’zam Hân’la harb ederken öldü. A’zam, Gıyâseddîn lakabıyla 1393 (H.796) senesinde tahta çıktı. Onun devrinde, saltanata âid önemli bir hâdise olmadı. A’zam Hân, devrinin büyük âlimi Hâfız-ı Şirâzî ile devamlı mektuplaşırdı. 1410 senesinde ölünce, yerine oğlu Hamza, Seyfüddîn ve Sultân-üs-selâtin ünvanlarıyla tahta geçti. İki sene kadar tahtta kaldı. Yerine oğlu Şihâbüddîn Bâyezîd geçti.
Bâyezîd’in saltanatı sarasında, Dinacpur racası Kans, Bengal Devleti’nin idaresini ele geçirdi. Müslümanlara çok zulmetti ve onları zorla hindûlaştırmaya kalkıştı. Şeyh Nûr Kutb-ül-Âlem, Cevnpur sultânı İbrâhim Şâh’a bir mektup yazarak, dîni kurtarmak için Bengal’e davet etti. İbrâhim Şâh, Bengal üzerine yürüyünce, Kans korktu. Şeyh’den onu geri göndermesini istedi. Şeyh, müslüman olması şartıyla bu dileğini yerine getireceğini bildirdi. Kans, buna razı oldu ise de, hanımının baskısı karşısında vazgeçti. Buna karşılık oniki yaşındaki oğlu Cadu’yu müslüman olması için Şeyh’e teslim etti. Kendisi tahttan inerek oğlunu çıkardı. Bunun üzerine, bu çocuğa Celâleddîn Muhammed adını veren Şeyh, İbrâhim Şâh’ın ordugâhına giderek, askerlerinin geri çekilmesini istedi. İbrâhim Şâh bu duruma kırıldı ise de, Şeyh’in büyük nüfuzu karşısında razı oldu. İbrâhim Şâh’ın, Bengal’den çekilmesi üzerine, Kans tekrar tahtı ele geçirdi ve müslümanlara zulm etmeye başladı. Oğlunu yeniden hindu dînine döndürmek istediyse de çocuk müslümanlıktan vazgeçmedi. Kendi çocuğunu habse attırdı. Kans, 1414 (H.817) senesinde ölünce, yerine oğlu Celâleddîn Muhammed geçti ve müslümanlığı yaymak için çok çalıştı. Hindûların, müslümanlara zulmetmesine mâni oldu.
Celâleddîn Muhammed, 1432 (H.816) senesinde vefât edince, yerine oğlu Şemsüddîn Ahmed geçti. Şemsüddîn, Cevnpur sultânı İbrâhim Şâh’ın ülkesine saldıracağını duyunca, Timur’un oğlu Şâhruh’dan manevî yardım istedi. Onun müdâhalesi üzerine İbrâhim Şâh, seferden vazgeçti. Sultan Ahmed, saltanatının son yıllarında halka zulmetmeye başladığından, 1442 senesinde komutanları tarafından öldürüldü. İlyas hânedânından Nasır Hân adında bir bey, Nâsıreddîn Mahmûd Şâh ünvanıyla tahta çıkarıldı.
Nâsıreddîn Mahmûd Şâh, Cevnpur sultânı Mahmûd Delhi’ye karşı sürekli sefer düzenlediği için, Bengal’in batısından herhangi bir saldırı olmadı. Bu yüzden, ülkede bir sulh dönemi başladı. 1459 senesinde Mahmûd Hân ölünce, yerine oğlu Barbey Şâh geçti.
Barbey Şâh, tahta geçtikten sonra, Habeşistan’dan köle satın alma âdetini ihdas etti. Bengal yerlileri savaş alanlarında cesaretle savaşmazlardı. Türkistan’dan adam getirmek de güç oluyordu. Bundan dolayı, diğer Dekken Devletlerinde olduğu gibi büyük ölçüde Habeşli köle satın aldı. Gayesi, cesur insanlarla ordunun savaş gücünü arttırmaktı. Fakat bunlar her zaman olduğu gibi bir süre sonra idareyi ele alarak, hükümdârı kukla hâline getirdiler. 1474 senesinde Barbey ölünce, yerine oğlu Yûsuf geçti. Çok dindar bir hükümdâr olan Yûsuf Şâh, kardeşi Feth Şâh ile Habeşlilerin nüfuzunu kırmaya çalıştı. Fakat Habeşlerin ileri gelenlerinden Sultan Şehzade adında bir harem ağası tarafından 1486 (H.891) senesinde öldürüldü. Sultan Şehzade, Barbey Şâh ünvanını alarak tahta çıktı.
İndil Hân adlı bir Habeş beyi ile Yuğruş Hân adında bir Türk beyi birleşerek, öldürülen sultânın öcünü almak için Barbey’i öldürdüler. Şehîd Feth Şâh’ın oğlu iki yaşında olduğu için, İndil Hân, Fîrûz Şâh adıyla tahta geçti.
İndil Hân, devlet düzenini sağladı. Saltanatının üçüncü senesinde ölünce, yerine Feth Şâh’ın oğlu, Nâsıreddîn Mahmûd ünvanıyla tahta çıkarıldı. Habeş Hân da ona vâsi tâyin edildi. Çok geçmeden Sidi Bedr Habeşî adında başka bir habeş, Habeş Hân ile henüz çocuk olan sultânı öldürüp, Şemseddîn Muzaffer Şâh adıyla tahtı gasb etti. Akla gelmedik zulümlerle tahtta kalmaya çalıştı, fakat 1493 senesinde yapılan zulümlere karşı ayaklanan ordu, Vezîr Seyyid Alâüddîn Hüseyn kumandasında, Sultan’ın bulunduğu yeri kuşattı. Sultan vuruşma esnasında ölünce, beyler, vezîr Seyyid Alâüddîn’i tahta çıkardılar.
Alâüddîn Hüseyn, kendini tahta çıkaranları dâima memnun etmeye çalıştı. Zaman zaman ayaklanan yerli yaya askerlerini ve habeşîleri hizmetten çıkardı. Devleti büyütmeye çalıştı. Kargaşalık döneminde kaybedilen toprakları geri aldı. 1498 (H.904) senesinde Asam’a karşı başarısız bir sefer yaptı. 1518 (H.924) senesinde ölünce, yerine oğlu Nusret Şâh geçti. Seyyid Alâüddîn Hüseyn, îmâr faaliyetlerine ve kültürün geliştirilmesine önem verdi.
Nusret Şâh, çok iyi bir nam bıraktı. Delhi’deki Ludi Afgan Devleti, Bâbür Şâh’ın eline geçince, Afganlıların bir çoğu Bengal Devleti’ne sığındı. Nusret Şâh, bunları gayet iyi karşıladı ve son Ludi sultânı İbrâhim’in kızı ile evlendi.
Güney Afrika’yı dolaşarak Hindistan’a gelen Avrupa gemileri, 1498 senesinde Dekken bölgesine yerleşmek istediler. 1528 (H.935) senesinde Martin Alfonso de Mello Jusarte adında bir Portekizli, Bengal körfezinde bir liman ele geçirmek için Cargaon önlerine geldi ise de, gemisi battı ve kendisi de Bengal beylerinden Hida Bahş Hân’a esir düştü. Bu şehrin tüccarlarından Şihâbüddîn adında biri, onu 1500 altına satın alıp serbest bıraktı.
Bir süre sonra, Şihâbüddîn ile Bengal sultânı Nusret Şâh’ın arası açıldı. Sultan’dan çekinen Şihâbüddîn, Portekizlileri yardıma çağırdı. Bu sırada Martin Alfonso, ticâret amacıyla tekrar Cittagong’a geldi ve Sultan’a bâzı hediyeler gönderdi. Fakat Portekizli gemiciler Cittagong’da halka çok kötü davrandılar ve gümrük kaidelerinin hiç birine uymadılar. Bu duruma kızan Nusret Şâh, yakalanmalarını emretti. Vali bunları bir ziyafete çağırıp yakalattı ve karşı koyanlar öldürüldü. 100.000 altın değerinde malları alındı. Esirler başkente gönderildi. Bunun üzerine Portekizliler gemilerle gelip Cittagong’u yakıp yıktılar.
Bâbür Şâh’ın ölümü üzerine tahta çıkan Hümâyûn Şâh, Bengal’i fethetmek istedi. Bunun üzerine Nusret Şâh, Gucerât sultânı Bahâdır’a bir elçi ile armağanlar yolladı. Bahâdır, elçiyi kabul ederek, Hümâyûn Şâh’a karşı bir ittifak andlaşması imzaladılar. Fakat iki ülkenin birbirine uzak olması ve başka sebepler dolayısıyla askerî ittifak gerçekleşemedi.
İyi bir hükümdâr olan Nusret Şâh, sonraları halka zulm etmeye başladı ve 1533 (H.940) senesinde, zulmüne marûz kalan bâzı kumandanlar tarafından öldürüldü. Yerine geçen oğlu Alâüddîn Fîrûz, üç ay sonra amcası Gıyâseddîn Mahmûd tarafından öldürüldü. Tahta geçen Gıyâseddîn Mahmûd’a karşı Hacıpur valisi Mahdûm-ül-Âlem ayaklandı. Bihar’daki Afgan beylerinden Şîr Hân Sûr’dan yardım gördü. Şîr Hân Şâh, yardım bahanesiyle Bengal’i kısa bir sürede ele geçirdi ve Bâbürlü sultânı Hümâyûn Şâh’ı Hindistan’dan uzaklaştırmak için bir üs olarak kullandı. Fakat, kısa sürede Lahor ve Delhi’yi ele geçiren Bâbürlüler, 1576 (H.984) senesinde Bengal’i işgal ederek, Bâbür Devleti’nin bir eyâleti hâline getirdiler.

1) Düvel-i İslâmiyye; sh. 474
2) The Muhammedan Dynasties; sh. 305
3) Manuel de généalopie et de chronologie pour l’histoire de l’Islâm; sh. 286

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Kâdı’l-müslimîn ve İmâm-ül-müslimîn diye meşhûr olan Kâdı Hüseyin Mâlikî, çocukluğunda şiddetli bir hastalığa tutulmuştu.

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, yine yüksek mürşidine yazılmışdır. Kurb ve bu’d ve firâk ve vaslın bilinmeyen ma’nâlarını arz etmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası