hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
12:3
13 Temmuz 2010 Salı
Okunma Sayısı: 1344
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İspanya’da kurulan ve Nasrîler adı ile de anılan bir İslâm devleti.

Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmer tarafından 1232 (H.629)’da kuruldu. 1492 (H.897) senesine kadar hüküm sürdü, İspanya’daki son İslâm devleti idi.
Emevîler Kuzey Afrika’yı fethettikten sonra, İspanya’ya geçip burada İslâmiyeti yaymışlardı. Abbâsîlerin ilk zamanlarında, burada, Endülüs Emevî Devleti kuruldu. Böylece, İber yarımadası (İspanya=Endülüs) 781 sene müslümanların hâkimiyeti altında kaldı. Asırlarca İspanya’ya hâkim olan müslümanlar, müstesna bir medeniyet te’sis ettiler. Çeşitli müesseseler kurdular.
Umumiyetle Kurtuba, İşbiliyye, Mürsiye, Belensiye, Tuleytula ve Gırnata şehirlerinde üstün san’at eserleri ve ilim yuvaları yaptılar, hayır müesseseleri kurdular. Câmi ve medreselerde pek çok âlim yetiştirdiler. Onların bu üstün medeniyeti, Avrupa’nın medenîleşip, ilim ve teknolojide ilerlemesinde mühim rol oynadı. Fakat Avrupalılar hiç bir zaman İslâmiyetin; “Memleketleri îmâr ve bütün insanları ruh, düşünce ve beden bakımlarından rahat yaşatmak” şeklinde tarif ettiği hakîkî medeniyete ulaşamayıp, yalnız teknolojide ilerlediler. Teknik imkânları da güçsüz insanları sömürmekte kullandılar. Madden refaha ulaşan Avrupalılar, manevî saadete kavuşamadılar. Kendilerini tatmin etmenin yolunu da diğer insanlara zulmetmekte buldular. İnsanları madden ve manen refaha kavuşturan hakîkî medeniyetin sırrının İslâmiyette olduğunu anlayamadılar.
Fas’ta kurulan Murâbitler Devleti’nin yıkılmasından sonra, burada Muvahhidler adı ile yeni bir İslâm devleti kuruldu. Endülüs’te bulunan müslümanlar, İspanyolların baskılarına karşı Muvahhidlerden yardım istediler. Bunun üzerine Muvahhidler Endülüs’e geçip, hıristiyanlarla seksen sene mücâdele ettiler. Birleşerek harekete geçen İspanyollara karşı tutunamayan Muvahidler, sonunda Fas’a çekildiler Muvahidlerin Endülüs’ten ayrılması üzerine, burada, yeniden Tavâif-i mülûk denilen ve müslüman olan devletçikler kuruldu. Müslümanların birliği tamamen bozuldu. Bunu fırsat bilen İspanya hıristiyan devletleri, müslümanlar üzerine saldırmaya başladılar. Endülüs’ün en büyük merkezi olan Kurtuba şehri, Kastilya kralı İkinci Ferdinand tarafından ele geçirilerek, yakılıp yıkıldı. Bundan sonra, müslümanların hâkimiyeti altında bulunan diğer şehirler de birer birer hıristiyanların eline geçti. Endülüs beylikleri tamamen ortadan kalktı. Bunlardan sâdece bir tanesi, güneydoğu İspanya’da hıristiyanlara karşı bir müddet daha varlığını koruyabildi. Bu devlet, merkezi Gırnata şehri olan Benî Ahmer idi. Kuzey ve orta İspanya hıristiyanlarının saldırıları netîcesinde buradaki müslümanlar, Gırnata’da toplanarak, Benî Ahmer Devleti’ni güçlendirdiler. Gırnata’da müslümanların başına geçen Birinci Muhammed el-Gâlib, Gırnata’nın dağlık ve savunması kolay olmasından istifâde etti. Gırnata kalesini kendisine merkez yaptı. Kastilya kralı Birinci Ferdinand’la ve halefi Onuncu Alfonso ile anlaştı. Onlara haraç ödemek mecburiyetinde kaldı. Kendisi ve oğulları İspanyol hıristiyanlarını bu yollarla oyalarken, Afrika’daki müslüman Merîni Devleti ile işbirliği yaptılar. Merînîlerin Endülüs’te yaptıkları cihâd faaliyetlerini desteklediler. Ancak 1340 (H.741) yılında Merîni sultânı Ebü’l-Hasen Ali, Rio Salado’da Kastilya kralı Onbirinci Alfonso karşısında mağlûb oldu. Endülüs’ün tekrar İslâm beldesi olacağı kanâatine varıp, sevinen müslümanlar mahzunlaştılar. Fakat hıristiyan İspanyollar, yaptıkları bütün zulümlere, elde ettikleri bütün güçlere rağmen, Benî Ahmer Devleti’nin iki buçuk asır devam etmesine mâni olamadılar.
Benî Ahmer Devleti, siyâsi bir güç olmaktan çok, kültür ve medeniyet alanında üstün bir varlık gösterdi. Bilhassa devletin kurucusu Muhammed bin Ahmer’in Gırnata’da yaptırdığı el-Hamra sarayı, dünyâ mîmârlık târihinin en muhteşem eserleri arasında yer aldı.
Benî Ahmer Devleti, varlığını onbeşinci asrın sonuna kadar sürdürdü. Ancak bu devirde, İspanya’nın kuvvetli krallıklarından olan Kastilya’nın Kraliçesi İzabella ile Argonya kralı Ferdinand’ın evlenmeleri, İspanyolların birliğini sağladı. 1474 (H.879) senesinde Argonya kralı Ferdinand müslümanlar üzerine akınlar yapmaya ve yurtlarından çıkarmak için sıkıştırmaya başladı. 1462 (H.867)’de Cebel-i Târık, 1489 (H.894)’de Kadiz, İspanyolların eline geçti. Benî Ahmer Devleti bu sıkışık durumda iken, Afrika’daki müslüman devletlerden yardım istediyse de bu yardım gerçekleşemedi. O zamanki Benî Ahmer Devleti hükümdârı Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmer (Onbirinci Muhammed), 1487 (H.892) senesinde Osmanlı Devleti’ne elçi göndererek yardım istedi. Ancak bu sırada, Osmanlı Devleti deniz kuvvetlerinin uzak seferlere çıkmaya elverişli olmaması ve papanın elinde esir bulunan Cem Sultan’ın devletin aleyhine kullanılma tehlikesi, istenilen yardımın yapılmasına mâni oldu. Nihayet 1492 (H.897) senesinde, İspanyollar, Benî Ahmer Devleti’nin merkezi Gırnata’yı kuşattılar. Son Benî Ahmer hükümdârı Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmer, bâzı şartlarla şehri katolik Ferdinand’a teslim etmeye razı oldu. Sonra da Afrika’ya çekildi. Böylece yaklaşık sekizyüzyıldan beri bir İslâm memleketi olan İspanya, tamamen hıristiyanların eline geçti. Gırnata’ya giren hıristiyanlar, haçlı taassubu ile yapmadık zulüm bırakmadılar. İslâm kültür ve medeniyetinin en güzel yerlerinden biri olan Endülüs’ün bu müstesna şehirlerini yakıp yıktılar. San’at hârikası câmileri harâb ettiler ve bir kısmını kiliseye çevirdiler. Beşyüzbin el yazması kitap; târihte eşine ender rastlanan ilim ve medeniyet düşmanı katolik kral Ferdinand tarafından bir meydana yığdırılarak yakıldı. Kurtuba’da tam bir şaheser olarak inşâ edilen Kurtuba Büyük Câmii’ne saldırdılar. Bu çok güzel haşmetli binaya atlarıyla girdiler. Câmiye sığınan müslümanları merhametsizce boğazladılar. Daha sonra, câminin altın minberini parçalayarak, aralarında taksim ettiler. Fildişinden yapılmış rahleleri paylaştılar. Minberde saklanan ve Hazret-i Osman’ın yazdığı Kur’ân-ı kerîmin bir eşi olan ince ve zümrüdle işlenmiş nefis mıshafı ayaklarının altına alarak çiğnediler. Böylece, bu eşsiz eser tamamen yok edildi. Benî Ahmer Devleti’nin yıkılışından önce ve sonra İspanyollar, bir çok müslüman ve yahûdiyi kılıç tehdidi ile zorla hıristiyan yaptılar. Ellerinden kaçabilenler, Osmanlı Devleti’ne iltica ettiler. Hâlbuki müslümanlar, ilk defâ bu memleketleri zapt ettikleri zaman, orada yaşayan hıristiyan ve yahûdîlere hiç dokunmamış, onların kendi dinlerine göre ibâdet etmelerine kat’iyyen mâni olmamıştı.
Hıristiyan İspanyollar, görülmemiş bir vahşet ile müslüman ve yahûdîleri yok edip, bir san’at âbidesi olan Kurtuba Câmii’ni tahrîb ettiler. (Bkz. Kurtuba Câmii).
Hıristiyan İspanyollar, İslâm eserlerini böyle gaddarâne bir şekilde yakıp-yıkarken, müslüman ahâliye karşı da çok zulmettiler ve pek çok insan öldürdüler.
Kaçabilen müslümanlar Kuzey Afrika’ya sığındılar. Geride kalanlar ise, topluca şehîd edildiler. 1505 (H.911) senesinde Osmanlı Devleti, Kemâl Reis komutasında bir donanmayı yardım için İspanya’ya gönderdi. Bu donanma, İspanya kıyılarını vurdu. Hıristiyanların zulmü altında kalan bir kısım müslümanı ve yahûdiyi kurtararak, Osmanlı Devleti’ne getirdi. İspanya’da kalan müslümanlardan kaçmak isteyenler, hıristiyanlar tarafından yakalanarak esir edildiler Tarla ve zirâat işlerinde köle olarak çalıştırıldılar. 1520 (H.926) senesinde, kaçan Belensiye müslümanlarını yakalayarak, çocukları ve kadınları ile birlikte esir olarak sattılar. Onaltıncı asrın ikinci yarısında, Osmanlı Devleti, İspanya’da zulüm altında kalan müslümanlara yardım için Kılıç Ali Paşa’yı gönderdi. Kılıç Ali Paşa, 1570 (H.978) senesinde hıristiyanların zulmü altında inleyen müslüman ve yahûdîlerden pek çoğunu Afrika’ya götürdü. Bu göçmenler, daha sonra Osmanlı topraklarına geldiler. Adana, Tarsus ve Şam Trablus’u bölgelerine yerleştirilip, beş sene vergiden muaf tutuldular.
Endülüs’ün hıristiyanlar tarafından istilâ edilip, görülmemiş bir vahşetle müslümanların şehîd edilmesi ve beldelerinin harâb bir hâle sokulması ile ilgili olarak meşhûr şâir Ebü’l-Bekâ bir şiir yazmıştır. Endülüs Mersiyesi adıyla anılan bu şiirin bir kısmının tercümesi şöyledir:
Zaman içinde güller hem açılır hem solar,
İspanya’da İslâm’ın nice büyük derdi var!
Başlarından geçenler, görülmemiş âlemde,
Teselli bulunur mu, görmezler rüyâ bile.
Endülüs’ün düştüğü derde bulunmaz dermân,
Uhud Dağı çökerek parçalanır mı Şehlân?
Müslümanlık burada nazara mı uğradı,
Işığı söndü artık, karanlık beldeleri.
İmrenen o şehirler her biri, birbirine,
Belensiye, Mürsiye, Şâtıba, Ceyyân nerde?
İlim diyârı olan Kurtuba’yı sor hele,
Beşik olmuştu hani bu kadar âlimlere.
Yemyeşil mesireler Hıms ve o tatlı nehri,
Akan müslüman kanı boyamış mı her yeri?
Bunlar gövdesi idi o eşsiz beldelerin,
Gövde gitmişse ayak neye yarar söyleyin.
Âşık’ın maşukuna ağladığı gibi İslâm,
Ağlayacaktır dâim küfrün istilâsından.
Cansız olduğu hâlde minberler ve mihrâblar,
Kiliseye çevrilmiş bahtlarına ağlarlar.
Nice musibetlere taş çıkartan bu belâ,
Asır zaman geçse de söylenecek ebedâ.
Âh o ma’rekelerin kartalları yiğitler,
Kılıçlar kuşanarak beldeleri aşanlar.
En sıcak yuvalarda çok uzakta olanlar,
Kafilelerden de mi haber alamıyorlar.
Pek çoğu öldürülmüş asîl insanlar sizden,
Yardım istemişlerdi cansız mısınız hepten.
Zillet kabul etmeyen cesur yiğitler hani,
Müslümanlar fitneyle alçağa düştüler mi?
Dün mâmur ülkesinde adalet dağıtanlar,
Bugün ise kâfire köle olup kaldılar.
İslâm ışık verip de yollarını bulurken,
Azıttılar onlar da rehberleri var iken,
Yürekler parçalardı her birinin âvâzı,
Köle olup giderken oğulla, ana, kızı.
Sanki ruhlar sökülüp ayrılırdı bedenden,
Buluşmaları ise âhırette, en erken.
Onlar kalbleri mahzun gözleri yaşla dolu,
Acaba hâllerine acıyanlar oldu mu?
Buna şâhid olan kalb parçalanır kederden,
İslâm’dan biraz ışık varsa eğer gerçekten.
Benî Ahmer Devleti; ilimde, fende ve san’atta çok ileri gitmişti. El-Hamra ve Bedâyin sarayları, tahrib edilmelerine rağmen hâlâ eski ihtişamlarını korumaktadır. Kurtuba Câmii ise bugün bile gönülleri çeken ve akıllara hayranlık veren san’at âbidelerinin başında gelmektedir.
Bunun yanında Benî Ahmer Devleti’nde yetişen âlimler de ayrı bir yer tutar. Bu âlimler daha çok çalıştıkları ilim sahalarında kurucu rol oynamışlardır. Bunlardan İbn-i Haldun, târih sosyolojisinin kurucusudur. Yine Lisânüddîn ibni Hatîb ve Makkarî gibi âlimler de ünleri her tarafa yayılmış kimselerdir.

1) Rehber Ansiklopedisi; cild-2, sh. 316
2) Herkese Lazım Olan îmân; sh. 344
3) Ahbâr-ul-asr fî inkidâi Devlet-i Benî Nasr (Münih-1863)
4) Nefh-ut-tîb; cild-2, sh. 81
5) Moors in Spain; sh. 280
6) Düvel-i İslâmiyye; sh. 35
7) The Mohammedan Dynasties; sh. 28
8) El-İhâta fî târih-i Gırnata (İbn-i Hatîb, Kâhire, târihsiz) 
9) El-Lemhat-ul-Bedriyye fid-devletin-nasriyye; Kâhire 1347

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Hocası Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin kendisine yazdığı bir mektup aşağıdadır.

GÜNÜN HADİSİ

Allah’ın buğz ettiği kimseler

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, mirzâ Hüsâmeddîn Ahmede “rahmetullahi aleyh” yazılmışdır. Esrâr ve dekâık bildirilmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası