hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
12:22
13 Temmuz 2010 Salı
Okunma Sayısı: 801
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Buhârî

Kur’ân-ı kerîmden sonra, dünyânın en kıymetli kitabı olan Buhârîyi şerîf adı ile meşhûr hadîs kitabını yazan, hadîs âlimlerinin en büyüğü.

İsmi, Muhammed bin İsmâil bin İbrâhim bin Mugîre bin Merdizbeh el-Cu’fî’dîr. Künyesi, Ebû Âbdullah’dır. Hadîs ilminde yüksek derecede olup, üçyüzbinden fazla hadîs-i şerîf i, senetleriyle birlikte ezbere bilen bir âlim olduğundan İmâm, Buhâralı olduğu için de Buhârî denilmiş ve İmâm-ı Buhârî ismiyle meşhûr olmuştur. 810 (H.194) senesinin Şevval ayında, Cum’a günü öğleden sonra, Buhârâ’da doğdu. 870 (H.256)’da Semerkand’da Ramazan bayramı gecesi 62 yaşında iken vefât etti. Kabri, Semerkand’ın Hertenk kasabasındadır.
Tahsîline, doğduğu yer olan Buhârâ’da başladı. O zaman burası, önemli ilim merkezlerinden biri idi. Hadîs âlimi ve dördüncü tabakadan râvî olan İmâm-ı Buhârî, küçük yaşta babasını kaybetti. Onu ve kardeşini, duâsı makbul sâliha bir hanım olan annesi yetiştirdi. Babalarından mîrâs kalan serveti, onların tahsîli ve terbiyesi için harcadı. İmâm-ı Buhârî’nin gözleri, küçük yaşta, bir hastalıktan dolayı görmez olmuştu. Annesi tedâvî ettirmeye çalıştı ise de, oğlunun körlüğü devam etti. Çocuğunun gözlerinin görmesi için, uzun zaman duâ etti. Bir gece rüyasında İbrâhim aleyhisselâmı görüp, duâ istedi. İbrâhim aleyhisselâm ona; “Üzülme, Allahü teâlâ oğlunun gözlerini geri verecek” diye müjdeledi. Sabah olunca, İmâm-ı Buhârî’nin gözleri tekrar görmeye başladı.
İlk tahsil yıllarında, hadîs ilmini öğrenmeye karşı ilgi duymaya başlamıştı. Kendisine, bu ilmi nasıl öğrenmeye başladığı sorulduğunda; “Bu ilmi öğrenmeye, kâtipler arasında, çıraklık yaparak başladım. On yaşıma kadar böyle devam ettim” cevâbını vermiştir. On yaşından îtibâren, hadîs âlimlerinin derslerine devam eden Buhârî, onbeş yaşına girmeden, yetmişbin hadîs-i şerîf ezberlemişti. Bu hâdiseyi duyanlar; “Hakîkaten bu kadar hadîs-i şerîfi ezberledin mi?” diye sorduklarında; “Evet! Hattâ yetmişbinden daha fazladır. Ayrıca bu hadîslerin kim tarafından rivâyet edildiğini, râvîlerin doğum ve ölüm târihlerini de biliyorum” cevâbını verdi. Bu ilimde o kadar yükselmişti ki, hocaları ile karşılıklı ilmî münazaralarda bulunuyordu. Nitekim hocası Dahilî, bâzı hadîs rivâyetindeki eksikliklerini onun yardımıyla tamamlamıştır.
Kendisinden şöyle nakledilmiştir: “On altı yaşında iken, Abdullah bin Mübârek’in ve Vekî’ bin Cerrâh’ın kitaplarını ezberledim. Fıkıh ilminde müctehidlerin, re’y ehlinin bildirdiklerini öğrendim. Sonra, annem ve kardeşim Ahmed’le birlikte hacca gittik. Hac farizasını yaptıktan sonra, onlar Buhârâ’ya döndü. Ben Mekke’de kalıp, hadîs-i şerîf toplamaya başladım. Onsekiz yaşıma girdiğimde, Sahabe ve Tabiînin fetvalarını topladım. Bu arada Medîne’ye gittim. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin kabr-i şerîfi başında, geceleri ay ışığında Târih-ül-kebîr kitabımı yazdım. Bu kitabda ismi geçen her zâtın, bende bir kıssası vardı. Kitabı uzatmamak için bunları yazmadım.” İmâm-ı Buhârî Mekke’de bulunduğu sırada, Abdullah bin Zübeyr el-Hamîdî’den Şafiî fıkhını öğrenmiştir.
İmâm-ı Buhârî’nin ilim aşkına yaptığı seyahatleri 825 (H.210) senesinde başlayıp, yıllarca sürmüştür. Gittiği ilim merkezleri; Mekke, Medîne, Mağdâd, Basra, Kûfe, Mısır, Nişâbur, Belh, Merv, Askalan, Dımeşk, Hums, Rey, Kayseriyye v.s. gibi şehirler olup, zamanın meşhûr hadîs âlimleriyle görüşüp, onlardan hadîs-i şerîf dinlemiştir. O kadar kuvvetli zekâ ve hafızası vardı ki, hadîs-i şerîfi bir kerre işitmek ve okumakla ezberliyordu. İbn-i İsmâil şöyle anlatmıştır: “Buhârî, yaşının küçüklüğüne rağmen, işittiklerini yazmıyordu, ama ezberliyordu. Basra’da bizimle beraber hadîs âlimlerini dolaşırdı, biz yazdığımız hâlde o yazmazdı. Niçin yazmadığının sebebini sorardık. Aradan onaltı gün geçmişti. Tekrar aynı şeyleri sorduğumuzda, bize; “Yazdıklarınızı getirip gösterin bakalım” deyince, getirdik. Onbeşbinden fazla hadîs-i şerîfin hepsini ezberden okuyuverdi ve; “Görüyorsunuz ki, boşuna gelip günlerimi heder etmemişim!” dedi. O zaman, hadîs ilminde hiç kimsenin onu geçemeyeceğini anladık.”
İmâm-ı Buhârî, bu seyahatlerinde binden fazla âlimden hadîs ve diğer ilimleri öğrenmiş ve nakletmiştir. Hocalarından bir kısmı şu zâtlardır: Muhammed bin Selâm el-Bîkendî, İbrâhim bin el-Eş’as, Ebû Sabit Muhammed bin Abdullah, Ahmed bin Muhammed el-Ezrakî, Amr bin Muhammed bin Avn, Ali bin Mensur, Ebû Âsım En-Nebî eş-Şeybânî, Abdurrahmân bin Muhammed bin Hammâd, Ebû Nuaym el-FazI bin Dükeyn, Hasen bin Atiyye, Hâlid bin Muhalled, Sa’îd bin Ebî Meryem, Ebû Nasr-il-Ferâdisî, Abdan bin Osman el-Mervezî, Sadaka bin el-FazI, Muhammed bin Yûsuf el-Feryâbî, Ahmed bin Hâlidî Vehbî, Âdem bin Ebî lyâs, Ali bin el-Medînî, Ahmed bin Hanbel, Yahyâ bin Ma’în, İsmâil bin İdrîs el-Medînî, İshak bin Râheveyh, Süleyman bin Harb, Ebû Gassân en-Nehbî, Ubeydullah bin Mûsâ el-Absî, Abdullah bin Muhammed el-Müsnedî, Abdülkuddüs bin el-Haccâc ve diğerleri.
İmâm-ı Buhârî hazretleri, hadîs-i şerîflerin râvîlerini çok inceler, dînin emirlerine uymayan, edeblerini gözetmeyen, ahlâkında bir kusur olanların rivâyet ettiği hadîs-i şerîfleri almazdı. Hadîs-i şerîfin metnini ezberlediği gibi, o hadîs-i şerîfi rivâyet eden zâtların künyesini, doğum-ölüm târihlerini, ahlâkını, yaşayışını, kimden rivâyette bulunduğunu, o râvîden; başka kimlerin hadîs-i şerîf aldığını öğrenir ve ezberlerdi. Bir kimse hadîs rivâyetinde ve râvîlerin senedinde hatâya düşse, hemen İmâm-ı Buhârî hazretlerini bulup sorar ve doğrusunu öğrenirdi.
İmâm-ı Buhârî’den hadîs-i şerîf işitip, rivâyet edenlerin sayısı doksan binden fazladır. Gittiği her yerde, etrafı hadîs-i şerîf almak ve öğrenmek isteyenlerle dolup taşardı. Nişâbur’a gelişinde, dörtbin kişi tarafından karşılanmıştır.
Ebû Îsâ et-Tirmizî, İbn-i Ebî Dâvûd, Muhammed bin Nasr-ul-Mervezî, Müslim bin Haccâc, İbrâhim bin İshak el-Harbî, Ebû Bekr bin Huzeyme, Ebû Zür’a, Nesâî, Muhammed bin Ahmed ed-Devlabî, Ebû Hatim ibni Ebiddünyâ, El-Fadl bin Abbâs er-Râzî, Ebû Kureyş Muhammed bin Cum’a el-Kühistânî gibi âlimlerin yanında başkaları da hadîs rivâyet etmişlerdir.
İmâm-ı Buhârî ömrünün son yıllarında, Nişâbur’a döndüğünde, ilimdeki üstünlüğünü bilenler etrafında toplanmıştı. İlim meclisine devam edenlerin çokluğu ve gördüğü îtibâr, bâzılarının kıskanıp hoş olmayan bir tutum içine girmelerine sebeb oldu. Bu yüzden Nişâbur’dan ayrılıp, Buhârâ’ya gitti. Buhârâ’ya varınca vali Hâlid bin Ahmed, İmâm-ı Buhârî’ye haber gönderip, eserlerini alıp, yanına gelmesini, onları bizzat kendisinden dinlemek istediğini bildirdi. Ayrıca kendi çocukları için husûsî hadîs-i şerîf dersi vermesini istedi. İmâm-ı Buhârî, valiye şöyle cevap verdi: “Ben ilmi, emîrin kapısına götürüp zelîl etmem. Eğer ilmi istiyorsan, mescidde, yâhud evimdeki ilim meclisinde hazır bulun. Bu sözümü kabul etmezsen, beni kürsîde ders vermekten men et. Böylece Allah katında mazur olayım. Hâlbuki ben, Peygamber efendimizin; “Her kime, bir ilimden sorulur, o da onu gizlerse, kıyâmet günü ateşten bir gem vurulur” hadîs-i şerîfi gereğince, ilmi gizleyemem.” Çocukları için husûsî ders vermesini istemesine karşı da şöyle cevap verdi:
“Ben, bir kısım kimseleri hadîs-i şerîf dersinden men edip, bir kaç kişiye ders veremem” deyince, vâli, Buhârâ’dan çıkması için emir verdi. İmâm-ı Buhârî, valiyi Allahü teâlâya havale edip, Buhârâ’yı terk etti. Aradan bir ay geçmeden vali görevinden alındı ve bir merkebe bindirilip; “Kötü işler yapanın sonu işte budur” diye bağırılarak şehirde dolaştırıldı. Valinin sözlerine uyarak, İmâm-ı Buhârî’ye çeşitli eza ve cefâlarda bulunan kimselerih de her birine, insanların ders ve ibret alacakları çeşitli belâlar isabet etti.
İmâm-ı Buhârî hazretlerinin Buhârâ’dan çıkış haberi üzerine, Semerkandlılar kendisini davet ettiler. Giderken yolda Semerkandlıların bir kısmının kendisini isteyip, bir kısmının istemediği haberini alınca, Hertenk’de akrabalarının yanında kaldı. İşin içyüzünü öğrenmek istemişti. İnsanların bu hâlinden kalbi daraldı ve canı sıkıldı. Bir gece, teheccüd namazından sonra ellerini açıp; “Yâ Rabbî! Bu kadar geniş olan yeryüzü bana dar geldi. Beni tarafına al” diye duâ etti. O ay, orada hastalandı ve Ramazan bayramı gecesi Semerkand’dan yetmişiki kilometre uzaklıktaki Hertenk’de vefât etti. Kabri oradadır.
Abdülvâhid bin Adem, şöyle anlatmıştır:
“Rüyamda Peygamber efendimizi, Eshâb-ı kirâmdan bâzıları ile beraber bir yerde duruyorlar gördüm. Yanlarına gidip selâm verdim. Selâmımı aldılar. Sonra, burada durmalarının hikmetini sordum. Buyurdular ki: “Muhammed bin İsmâil Buhârî’yi bekliyorum.” Bir kaç gün sonra İmâm-ı Buhârî hazretlerinin vefât ettiğini öğrendim. Hesâb ettim Peygamber efendimizi gördüğüm zaman vefât etmişti.”
Vefât ettiğinde, 62 yaşında idi. Ebced hesabıyla doğum târihi sıdk kelimesi: 194, ölüm târihi ise, nûr kelimesi: 256’dır. Vefâtından bir kaç gün sonra, mezarından güzel bir koku çıkmaya başladı ve günlerce devam etti.
İmâm-ı Buhârî, akranlarının ve hocalarının sonsuz iltifatlarına kavuşmuştu. Ahmed ibni Hanbel, Horasan’ın, onun gibi birisini yetiştirmediğini söylemiş; Ali İbn-ül-Medînî de; “İmâm-ı Buhârî, kendisi gibi birisini görmemiştir” demiştir. Ahmed ibni Hamdûn ise, İmâm-ı Müslim’in, İmâm-ı Buhâhî’ye gelip, ilimdeki üstünlüğünü görerek alnından öptüğünü, sonra da; “Müsâde et, ayaklarını da öpeyim, ey üstâdların üsdâdı, muhaddîslerin efendisi, hadîs illetlerinin tabibi” demiştir. Bundan sonra İmâm-ı Müslim, bir hadîs hakkında suâl sormuş; cevâbını aldıktan sonra; “Sana, yalnız hased edenler düşman olur; şehâdet ederim ki, dünyâda senin bir eşin daha yoktur” diye övmüştür.
İmâm-ı Buhârî’ye babasından çok mal ve para kalmıştı. Çok cömerd idi ve herkese iyilik ederdi. Mürüvvet, verâ ve ihtiyat sahibi idi Fakîrlere çok sadaka verir, talebelerinin ihtiyâçlarını bizzat karşılardı.
 İmâm-ı Buhârî hazretleri, bayram günleri hâriç bütün yılını oruçla geçirirdi. Şüphelilerden dâima kaçar, gıybetten çok korkardı. “İsterim ki, Rabbime kavuştuğumda hiç gıybet etmemiş olayım ve böyle bir şey için kimse beni aramasın” buyurmuştur. Gecenin ilk saatlerinde biraz uyur, sonra kalkar ilim ve ibâdetle meşgul olurdu. Üç günde bir hatim ederdi. Sonra duâsını yapıp; “Her hatim sonunda yapılan duâ makbuldür” buyururdu.
Eserleri: 1- Câmi-us-Sahîh; en büyük ve en meşhûr eseri budur. Sahîh-i Buhârî ismiyle tanınmıştır. Hadîs-i şerîfleri toplayan en kıymetli kitabıdır. İslâm âlimleri, söz birliği ile; “Kur’ân-ı kerîmden sonra en sahîh kitap, Sahîh-i Buhârî’dir” buyurmuşlardır.
İmâm-ı Buhârî, bu eserine; Sahîh denilmesinin sebebini şöyle anlatıyor: “Rüyamda, Peygamber efendimizi gördüm. Karşılarında oturuyordum ve elimde bulunan yelpazeyi sallayıp, mübarek vücûdunu serinletiyor, mübarek yüzüne yaklaşmak isteyen sinekleri uzaklaştırıyordum. Büyük zâtlar bu rüyamı; “Sen, Peygamberimiz aleyhisselâmın hadîs-i şerîflerini, O’nun sözü imiş gibi uydurulan yalanlardan ayırırsın” şeklinde açıkladılar. Bundan sonra, çok uğraşarak, sahîh hadîsleri topladım ve bu şekilde meydana gelen eserin ismi Sahîh oldu.”
Bu kitabı, Mescid-i Haram’da yazdı. Her hadîs-i şerîfi yazmadan önce istihare yapmıştır. Gusledip, Kâbe’de, makamın gerisinde iki rekât namaz kılıp, koyduğu sağlam usûllere göre, sahîh olduğu kesin olarak belli olan hadîs-i şerîfleri yazmıştır. Bu kitabı müsveddeden temize çekme işini de, Medîne-i münevverede Peygamber efendimizin kabri şerîfi ile minberi arasında (Ravda-ı mütahhara’da) yaptı. Eserini nasıl yazdığını kendisi şöyle anlatmıştır: “Câmi-us-Sahîh kitabını, altıyüzbin hadîs-i şerîf arasından seçtim. Her hadîs-i şerîfi kitaba koymadan önce gusledip, iki rekât namaz kılıp, istihareye yattım. Ondan sonra hadîs-i şerîfi kitaba koydum. Bunları yapmadan hiç bir hadîsi yazmadım. 7.275 hadîs-i şerîf olan bu kitabı 16 yılda tamamladım.” İmâm-ı Buhârî’nin rumuzu “Hı” harfidir.
İmâm-ı Buhârî; “Bu kitapta, sahîh hadîsleri bildirdim. Bununla beraber almadığım, yâni bu kitapta olmayan hadîsler, bunlardan çok fazladır” buyurmuştur.
Kütüb-i sitte denilen, altı sahîh hadîs kitabının en başta geleni, Sahîh-i Buhârî’dir. Bu eserde sahîh hadîsler, sika (güvenilir, sağlam) râvîlerin rivâyetleri toplanmıştır. Alınan hadîs-i şerîfler, rivâyet hususunda râvîler arasında ihtilâf bulunmayanlardır. Böylece râvî zinciri birbirine bağlanarak, asıl kaynağına gidilmiştir.
Buhârî-i şerif’, Ali el-Yünûnî tarafından istinsah edilen metni muteber olmuştur. Dikkat ve titizlikle yazılan bu nüshanın aslı, Kâhire’de Akboğa Medresesi Kütüphânesi’ndedir. Ayrıca pek çok yazma nüshası vardır.
Sahîh-i Buhârî’nin çeşitli baskıları yapılmış olup, ilk baskısını 1894 (H.1312) senesinde İkinci Abdülhamîd Hân yaptırmıştır. Abdülhamîd Hân, İstanbul’daki yazma nüshalarını Mısır’a gönderdi. Mısır’da kurulan bir ilim hey’eti, metinleri inceledi. Nüsha farkları işaretlenmek suretiyle, Yünûnî nüshası esas alınarak, Bulak’ta Emîriyye Matbaası’nda basıldı. Pek çok şerhleri vardır.
Zeynüddîn Ahmed Zebîdî de mükerrer rivâyetleri birleştirerek, Buhârî-i şerif’, Tecrîd-i Sarîh ismiyle kısaltmıştır.
2- Târih-ül-kebîr: Hadîs ricaline âid olup, hadîs-i şerîf râvîlerinin hayâtlarını ve hadîs ilmindeki yerlerini inceleyen bir eserdir. Bu eser, Haydarâbâd’da 1941-1954 ve 1959-1963 senelerinde basılmıştır.
3- Târih-ül-evsât: Târih-ul-kebîr’in kısaltılmış şeklidir. 4- Târih-us-sagîr: Târih-ül-kebîr’in bir özetidir. 5- Kitâbu duâfâ-is-sagîr: Zayıf râvîlerin hâllerinden bahseder. 6- Et-Târihu fî marifeti ruvvâ-ül-hadîs. 7- Et-Tevârih-ul-ensâb: Bâzı şahısların husûsî hâllerinden bahseder. 8- Kitâb-ül-künâ: Râvîlerin künyelerinden bahseder. 9- Edeb-ül-müfred: Ahlâkla ilgili hadîsleri toplayan bir eserdir. 10- Reful-yedeyn fîs-salâti. 11- Kitâbu kıraati half el-İmâm. 12- Halk’ul-ef âl-il-ibâdî-ver-reddi alel-Cehmiyye: Cehmiyye mezhebinin görüşlerini reddeden bir kitaptır. 13- El-Akîde yahut Et-Tevhîd: Âkâid konusunda yazılmış bir serdir. 14-Ahbâr-üs-sıfat: Hadîsle ilgili bir eserdir. 15- Birr-ül-vâlideyn. 16- El-Câmi-ul-kebîr. 17- Et-Tefsîr-ül-kebîr. 18- Kitâb-ül-hibe. 19- Kitâb-ül-eşribe. 20- Kitâb-ül-mebsut. 21- Kitâb-ül-ilel. 22- Kitâb-ül-fevâid. 23- Esmâ-üs-Sahâbe.
İMÂM-I BUHÂRÎ’Yİ İMTİHAN
İmâm-ı Buhârî Bağdâd’a geldiğinde, oradaki hadîs âlimlerinden çoğu, İmâm’ı imtihan etmek için toplandılar. Yüz tane hadîs-i şerîfin metin (Peygamber efendimizin mübarek sözleri) ve sened (bir hadîs-i şerîfi nakleden zâtların isim silsilesi) kısımlarının yerlerini değiştirdiler. Bu şekilde değiştirdikleri hadîs-i şerîflerden, her kişiye on hadîs-i şerîf vererek, on kişiyi İmâm-ı Buhârî’ye gönderdiler. Bunlar İmâm’ın bulunduğu meclise gelip, her birisi yanlarında bulunan hadîs-i şerîfleri okuyup; “Bu hadîs-i şerîfi biliyor musun?” diye sordular. İmâm-ı Buhârî; “Bu söylediğiniz şekilde bir hadîs-i şerîf bilmiyorum” buyurdular. On kişi, onar hadîs-i şerîfi okuyup bitirdikleri zaman, İmâm-ı Buhârî birinci kimseye dönüp; “Senin okuduğun birinci hadîs-i şerîfin metni böyle, isnadı da şöyledir” diyerek, onların okudukları sıra ile birden yüze kadar hadîs-i şerîfleri sened ve metinlerini doğru olarak okudu, Bunun üzerine oradakilerin hepsi, Muhammed Buhârî’nin hafızasının kuvvetliliğini, hadis ilmindeki yüksekliğini anlayıp kabûl ettiler.

1) Sahîh-i Buhârî
2) Tehzîb-üt-tehzîb; cild-9, sh. 47
3) Tam İlmihal Seâdet-i Ebediyye; sh. 991
4) Eshâb-ı Kirâm; sh. 205
5) Vefeyât-ül-a’yân; cild-4, sh. 188
6) Tehzîb-ül-esmâ vel-lüga
7) Târih-i Bağdâd; cild-2, sh. 4
8) Tabakât-üş-Şâfiiyye; cild-2, sh. 212
9) Şezerât-üz-zeheb; cild-2, sh. 134
10) Tezkiret-ül-huffâz; cild-2, sh. 555
11) Tabakât-ül-müfessirîn; cild-2, sh. 100
12) Esmâ-ül-müellifin; cild-2, sh. 16
13) Miftâh-üs-seâde; cild-2, sh. 130
14) Mu’cem-ül-müellifin; cild-9, sh. 52
15) Rehber Ansiklopedisi; cild-3, sh. 109
16) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-3, sh. 217 

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

İstanbul’un fethinden sonra, Osmanlı askerleri, Bizans hapishanelerini kontrol ettiler. En ücra bir mahzende üç papaz buldular. Alıp Fatih Sultan Mehmed Han’a götürdüler. Sultan, onlara hapsedilmelerinin sebebini sordu.

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, seyyid mîr Muhammed Nu’mân “kaddesallahü sirrehül’azîz” hazretlerine yazılmışdır. Bir sorusuna cevâbdır:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası