hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
12:27
13 Temmuz 2010 Salı
Okunma Sayısı: 778
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

Modern kimyânın kurucusu meşhûr İslâm âlimi.

Tebe-i Tâbiîndendir. İsmi, Câbir bin Hayyân bin Abdullah el-Ezdî olup, künyesi Ebû Abdullah’dır. Horasanlı, Tuslu, Harrânlı ve Kûfeli olduğu söylenen Câbir’in âilesi hakkında bilgi çok azdır. İslâm âleminde Sûfî, Avrupa’da Geber ismiyle şöhret buldu. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Sekizinci asrın sonları ile dokuzuncu asrın başlarında yaşadığı bilinmektedir.
Aslen Türk olan Câbir bin Hayyân, Abbasî halîfesi Hârûn Reşîd’in sarayında yaşadı. Vezir Yahyâ bin Hâlid el-Bermekî’den himaye gördü. Asrının fen âlimiydi. Bütün İslâm âlimleri gibi, fen ilmini, İslâmî ilimlerle beraber okudu. Peygamber efendimizin torunu, tasavvuf ilimlerinin mütehassısı ve kaynağı, Ca’fer-i Sâdık hazretlerinin tasavvufta vârisi, oğlu Mûsâ Kâzım, fıkıhta İmâm-ı a’zam olduğu gibi, fen ilimlerinde ve bilhassa kimya ilminde vârisi Câbir bin Hayyân oldu.
Câbir bin Hayyân, Ca’fer-i Sâdık hazretlerinin derslerine devam etti ve hizmetinde bulundu. Temel din ilimlerini öğrendi. İlmî araştırmalarda husûsî metodlar geliştirdi. O zamanda meşhûr olan simya (sihir ve büyücülerin, olması mümkün olmayacak şeyleri yapıyorlar gibi göstermeleri) ilminin bir fen ilmi olmadığını isbât edip, ondan ayrı olarak tecrübeye, analize ve matematiğe dayalı kimya ilmini kurdu. Böylelikle bugünkü modern kimyanın temelini atmış oldu.
Özellikle tecrübeye kıymet veren Câbir bin Hayyân, bu hususta, bir eserinde şöyle demektedir: “Fen ilimlerinde tecrübe esastır. İyi ve gerçek deney yapan mütehassıs ve üstâd olur. Yapmıyan ise olamaz. Bütün fen ilimleri için bu böyledir. Deney yapmayan âlim, netîceye ulaşamaz...” Diğer bir eserinde de aynı konuya temas ederek; “İlim adamı, mutlaka tecrübe üzerinde durmalıdır ki, mevzuunda (konusunda) derinleşip kesin netîceye ulaşabilsin. Çalışmasının eksik ve aksak yönlerini anlayıp, doğru ve sağlam bilğiler ortaya koyabilsin. Demek ki, fen ilimlerinde olgunluğun esâsı tecrübedir...” demektedir.
İlme ve âlimlere çok hürmet eden Câbir bin Hayyân, bu konuda şöyle demektedir: “İlim tahsîl etmek arzusunda olan kimsenin hocalarına, üstâdına karşı çok nâzik ve edebli olması, sözlerini ve fikirlerini kabullenmesi gerekir. Hocasına asla îtirâz etmemelidir. Kendisi bir hayli olgunlaşmış olsa da, bu edebe riâyet etmelidir. Gerçek ve büyük âlim, kendinde bulunan ilim ve marifetleri ancak kendisine karşı edebli ve hürmetkar olana tevdî eder. Çünkü üstâd demek, bizzat ilim demektir. Ona saygısızlık, ilme saygısızlık olur. İlme karşı saygısız olan ise, hak ve hakîkate karşı gelmiş olacağından, nasipsiz kalır, yetişemez. Hep hatâ yapar, yanılır ve sapıtır. Gâyet tabiî ki, hiç bir akıl sahibi böyle bir duruma düşmek istemez. Talebe üstâdına karşı gerekli olan tevazu, saygı ve nezâketi göstermezse, hocasının ilminden çok az istifâde eder. Özünü değil, kabuğunu bile elde etmesi çok zor olur.”
Câbir bin Hayyân talebelerine, ilimde sabrın ve metanetin gerekli olduğunu anlatarak, cenâb-ı Hak’dan yardım dilemelerini devamlı tavsiye ederdi. İlmî araştırmalarında yılmadan, usanmadan deney yapmalarını ve bu yolda gelebilecek sıkıntılara göğüs germelerini ve asla ümitsizliğe kapılmamalarını, devamlı olarak cenâb-ı Hakk’ın çalışınız emrine sığınmalarını nasîhat ederdi.
Eserlerinde yapmış olduğu ilmî ve fennî tecrübeleri, en ince ayrıntılarına varıncaya kadar derin bir vukâf ve berrak bir açıklıkla îzâh etti. Ulaştığı netîceleri son derece hassasiyet ve dikkatle yorumladı. Bâzı mühim kimyevî maddelerin terkibini tesbit ve îzâh etti. Kimyada kullanılabilecek bâzı metodlar ortaya koydu. Deneylerde kullanılacak âletlerin, îmâli ve bunların kullanılış metodunu îzâh etti. Kimya ilminde kullanılabilecek hassas ölçü âletlerini yaptı.
Câbir bin Hayyân’ın metodu, tamamen matematiksel bir metoddur. Bugünkü fen âlimlerinin metodları da bundan başka bir şey değildir. Onun metodu şu prensiplere dayalıdır. 1- Bilgin, yapmış olduğu müşahedelerden ilham alarak önce bir faraziye ortaya atacaktır. 2- Bu faraziyeden hareketle bir teori te’sis edecektir. 3- Bu teorinin geçerliliğini tesbit edebilmek için eşya ve hâdiselere, tecrübeye başvurarak böylece ilmî kânunlara ulaşacaktır.
Avrupalı kimya târihçisi Holmyard, Dalton devrine kadar kimyâ adlı eserinde, Câbir bin Hayyân’ın metodunu on madde hâlinde özetlemiştir. Bu on metod şunlardır:
1- İlim adamı, ilmî deneyler yaptığı sırada, bu deneyi yapışının sebebini bilmeli, öncelikle de bu deney için gerekli olan nazarî bilgilere sâhib olmalıdır. Sonra deneye başlamalı ve tatbikat yapmalıdır. Matematik metodları, sâdece matematik ilmine mahsus değildir. Aksine, bütün ilmî araştırmaların can damarıdır.
2- Bütün bilgilerini deney üzerinde yoğunlaştırmalıdır.
3- İlmen imkânsız olduğu veya geçersiz ve yetersiz olduğu bilinen şeylerden uzak durmalıdır.
4- Deney yapabilmek için uygun olan en iyi zamanı seçmelidir.
5- Deneyin yapıldığı yerin sakin olması çok faydalıdır.
6- Güvendiği bâzı talebelerini deney esnasında yanında bulundurmalı ve ona deneyinde yardımcı olmalıdırlar.
7- Plânladığı deneyi gerçekleştirebilmesi için yeterli zaman ayarlaması yapmalıdır.
8- Deneylerinde sabırlı ve usanmaz olmalıdır.
9- Çalışmasında ciddî olmalı, az konuşmalı, ümitsizliğe kapılmamalıdır.
10- Aceleci olmamalı, görünüşlere kapılıp, beklediği neticeye hemen ulaştığını zannetmemelidir. Aceleci olursa, çalışmalarda gevşeklik husule gelir. Görüldüğü gibi, Câbir bin Hayyân’ın ilmî çalışma metodu tam anlamıyla modern ilim metodolojisinin aynıdır. Kimya ilmine yaptığı hizmetlerden bâzıları da şunlardır:
Kristalleşme, damıtma, kalsinasyon (kavurma), sublimasyon ve buharlaşma gibi kimyevî teknikleri, kimya ilmine kazandırdı. Sülfirik ve Nitrik asitler gibi bir çok asitler ile sodyum karbonat ve potasyumu buldu. Zehir ve zehirli maddelerin kimyevî yapıları üzerinde incelemelerde bulundu. Bu konuda Kitâb-üs-Sümûm adlı eserini yazdı. Bitkilerden elde edilen bir boya ile derilerin nasıl boyanabileceğini ve derilerin nasıl dabağlanacağını ortaya koydu. Ateşte yanmayan kâğıt îmâlini gerçekleştirdi. İlk defâ imbik yaptı. Çeşitli metallerin kullanılır hâle getirilmesi, çeliğin geliştirilmesi, su geçirmez kumaşların verniklenmesi, cam îmâlinde mangan dört oksit’in (Mn3 O4) kullanılması, paslanmanın önlenmesi, altın yaldızla süsleme, boyaların ve yağların tesbiti gibi alanlarda bir çok buluşlar yaptı. Cisimleri hassalarına göre üç sınıfta tasnif ederek, daha sonra yapılan sınıflandırmalara rehberlik etti. Bir çok kimyevî maddeyi tesbit ederek, günümüzde de kullanılan Arabca isimler verdi.
Câbir bin Hayyân, maddelerin atomik yapısını gösteren orijinal tesbitler yaparak, kimyevî reaksiyonlarda belli mikdarların, belirli mikdarlarla reaksiyona girdiğini söyledi. Atom hakkında, ancak asırlar sonra anlaşılabilecek şu sözleri söyledi: “Maddenin en küçük parçası olan “elcüz’ü la yetecezzâ” (atom) da yoğun bir enerji vardır. Yunan bilginlerinin söylediği gibi, bunun parçalanamayacağı söylenemez. Atom da parçalanabilir. Parçalanınca öyle bir güç meydana gelir ki, bir anda Bağdâd’ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allahü teâlânın kudret nişanıdır.” Bu sözlerden asırlar sonra yapılan atom bombası, atıldığı şehirleri yerle bir etti.
Câbir bin Hayyân, maddeleri, yapılarındaki özelliğe göre üç ana sınıfa ayırdı. 1- Ateş veya sıcaklıkla hemen buharlaşabilen maddeler. 2- Çekiçle dövülebilen, parlaklık arz eden, ses çıkaran metalik cisimler. 3- Mineral cinsinden olan, ne çekiçle dövülebilen, ne de toz hâline dönüştürülebilen katı cisimler. Birinci gruba giren maddeleri; sülfür, arsenik, civa, amonyak, kâfur olmak üzere beş gruba ayırdı. Metalik cisimleri de kendi arasında kalay, kurşun, demir, bakır, gümüş, altın olmak üzere altı çeşide ayırdı.
Câbir bin Hayyân, kimyanın geniş uygulama alanı olan arıtma konusuyla alâkalı ilk misalleri ortaya koydu. Arıtma yollarından oksitlenme, süblinasyon (amalgam yapmak), damıtma, arıtma, çökeltme, ergitme ve kristalleştirmeyle ilgili işlemleri, uygulamaları ile birlikte açıkladı. Kükürt ile civanın karıştırılması sonucu kırmızı bir taşın (zencefre) meydana geldiğini açıkladı. Sirke ile asetik asit elde etme yollarını ilk olarak ortaya koydu.
Câbir bin Hayyân; tıb, astronomi, ve mantık, felsefe, fizik, mekanik gibi ilim dallarında da çalışmalar yaparak bunlarla ilgili eserler verdi. Usturlab hakkında yazmış olduğu eseri gören âlimler, eserin bin bölümden meydana geldiğini ve akılları durduracak üsünlükte olduğunu kaydetmişlerdir.
Yazmış olduğu eserler, asırlarca İslâm medreselerinde okutulunca, Endülüs müslümanları yoluyla Avrupa’ya geçti. İslâm dünyâsında ve Avrupa’da kimya ilminde Câbir çağının sonu bir türlü gelmedi, öyle ki, Avrupa’da bâzı kimyagerler, kabul görmesi için eserlerini ona mâl ederek, kendi eserlerine onun ismini yazdılar.
Câbir’in eserlerinin büyük bir kısmı kayboldu. Bunlardan yirmiyedi tanesi, latince ve Almanca olarak Nürnberg, Frankfurt ve Strazburg’ta 1473-1710 yılları arasında basılmıştır.
Basılmış eserlerinden bâzıları şunlardır: 1- Kitâb-ül-beyân, 2- Kitâb-ül-hacer, 3-Kitâbün-nûr, 4- Kitâb-ül-îzâh, 5- Kitâb-ül-Istakasis-sâlis, 6- Tefsîr-ül-îstaka, 7- Kitâb-üt-tecrid, 8- Kitâb-ül-mülk, 9- Kitâb-ur-rahme.
Basılmamış olan eserlerinden bâzıları ise şunlardır: 1- Kitâb-üş-şems, 2- Kitâb-ül-kamer, 3- Kitâb-ül-hayvân, 4- Kitâb-ül-esrâr, 5- Kitâb-ül-bid, 6- Kitâb-üd-dem, 7- Kitâb-ün-Nebât, 8- Kitâb-ül-hikmet, 9- Kitâb-ut-tîn, 10- Kitâb-ul-anâsır, 11- Kitâb-ül-belâgat, 12-Kitâb-ul-eşcâr, 13- Kitâb-ül-bustân, 14- Kitâb-us-sârî, 15- Kitâb-ut-tâc, 16- Kitâb-ul-elbân, 17- Kitâb-ur-ravda, 18- Kitâb-ul-fıkh, 19- Kitâb-üs-semâ, 20- Kitâb-ül-arz, 21- Kitâb-üş-şiir, 22- Kitâb-ul-kimân-il-Meâdin, 23- Kitâb-ul-hayâl, 24- Kitâb-ül-hükûmet, 25- Kitâb-ul-hilkat, 26- Kitâb-ul-hey’et, 27- Kitâb-un-nakd, 28- Kitâb-üs-sehl.
Bütün bu eserlerinin yanında, Ca’fer-i Sâdık hazretlerinin talebesi olmasından dolayı şiîlerce kendisine atfedilen siyâsî, sihir ve büyü ile ilgili kitaplar da vardır. Ancak o kitapların Câbir bin Hayyân’la bir alâkası yoktur.
George Sarton onu, “Orta çağların ilimler ansiklopedisi” olarak değerlendirmekte, şöhret ve te’sirlerinin, onyedinci asra kadar devam etmiş olduğunu ifâde etmektedir. Gerçekten onyedinci asra gelinceye kadar kimya bilimleri alanında onun seviyesine kimse çıkamamış, kimse onu gölgede bırakamamıştır. Ne doğu ilim dünyâsında, ne de batı dünyâsında ona denk ve onu aşan bir kimyacı yetişmemiştir.
Kimya târihçisi Leolerc, “Histoire de la Medicine Arabe” adlı eserinde, Câbir bin Hayyân’ı; orta çağların tartışılamaz en büyük âlimi, ilmî otoritesi ve derinliği ile eşi, benzeri olmayan bir üstâd, metodu ile yol gösterici olması bakımından büyük bir ilim teşvikçisi ve nihayet modern kimyanın kurucusu ve tamamlayıcısı olarak değerlendirmektedir.
İslâm âleminde, Ebû Bekr Râzî, İbn-i Sînâ, Mesleme el-Macrîtî, Fârâbî ve daha bir çok bilgin, onun eserlerinin gölgesinde yetişip, olgunlaştılar.
Onun eserleri, farklı metodlarda hazırlanmıştır. Meselâ bâzı eserlerinde, son derece kısa ve özlü bir üslub tâkib etmiş, hattâ bâzılarında semboller kullanmıştır. Bâzı eserlerinde ise ayrıntılı ve uzun anlatımlı bir yol tâkib etmiştir. Batılı ve doğulu birçok bilgin, onun eserlerinden istifâde etti. Bâtılı bilginlerden Galileo, Francis Bacon, Newton ve başka bir çokları faydalandılar. Onyedinci ve onsekizinci asırda, batı ilim çevrelerinde meydana gelen bir çok ilmî buluşların teşekkülünde, onun eserlerinin büyük te’siri “vardır, özellikle bugün kimya ilminde mevcut olan bir çok orijinal keşif ve metodlar, hemen hemen bütünüyle ona ait veya onun fikirlerinden kaynaklanmıştır.
Ünlü Fransız bilim târihçisi Bethelot; Orta Çağlarda Kimya târihi adlı eserinde şöyle demektedir: “Aristo’nun mantık ilmindeki yeri ne ise, Câbir bin Hayyân’ın kimya ilmindeki yeri de odur. Aristo, mantığın kurucu ve üstâdı olarak kabul edildiği gibi, Câbir bin Hayyân da kimyanın kurucusu ve üstâdıdır.”
Modern araştırmacılar şöyle demektedirler: Eğer Câbir bin Hayyân çağımız teknolojisini kullanarak aynı eserleri yazsaydı, modern sonuçlara ulaşırdı. Çünkü o, tüme varım metodunu kullanıyordu. Yâni maddenin en küçük parçasından araştırmaya başlayarak, istediğine ulaşıyordu. Bununla beraber, dış gözlemlerinde ise tümden gelim metodundan da yararlandı. Yâni maddenin doğal hâlinden en küçük parçasına kadar inceleyerek sonuca vardı. Francis Bacon, bu metodu onun eserlerinden öğrenmiş, Dekart ise onu taklid etmiştir.” O, deney yoluyla elde edilecek bilgi ve prensiplerin kat’î ve değişmez olduğunu iddia etmedi. Aksine modern bilim çalışmalarında olduğu gibi, bunların zannî ve ihtimâli olduğunu belirtti. Onun metodunun esâsını, “Mazbut müşâhade ve sağlam tecrübe” teşkil etmektedir. O, bu metodu ile hayal ve kuru faraziyelerle oyalanmamış, gerçek anlamda bir ilmî çalışma ortaya koyarak çığır açmıştır.

HAZIRLANAN ESER!
Câbir bin Hayyân bir eserinde şöyle anlatır: Hocam Ca’fer-i Sâdık bana bir gün şöyle buyurdu: “Ey Câbir! İşte hazırlamış olduğun eserlerin hepsi. Bunlarda kimya ilmini açıkladın ve ayrıntılarını ortaya koydun. Bu ilim dalı ile ilgili değişik görüşlerini belirttin. Konularını teker teker ele aldın, bölümler hâlinde tesbit ettin, ilimde en yüksek mertebeye erenler hâriç, herkes bunlara muhtaçtır. Mâdenler ile ilgili de çok eser yazdın. Gören ilim âşıkları hayran kaldı. Çok mal verip satın almaya gayret gösterdiler. Çok dünyalığa kavuştun. Hepsi geçip gitti. Şimdi ise ey Câbir, Allahü teâlâya istiğfar eyle. Sonra, daha kolay elde edilir ve anlaşılır bilgiler ile uğraş. Böylece önceki hatâ ve kusurlarına keffâret olur.” Ben de; “Efendim! İşaret buyurun da o konu üzerinde durayım” dedim. Bunun üzerine; “Bütün çalışmalarını hülâsa eden, açık anlaşılan bir eser hazırla ve bana teslim et” buyurunca; “Başüstüne efendim” diyerek Kitâb-ur-rahme”i yazdım.”

1) Ahbâr-ul-hukemâ; sh. 128
2) Fihrist; sh. 354
3) Hadarât-ul-Arab; sh. 227
4) El-A’lâm; cild-2, sh. 103
5) Esmâ-ül-müellifin; cild-2, sh. 249
6) Brockelmann Gal-1 241. Sup-1, 426
7) Die Siebzig Bücher der Gabir İbn-i Hayyân; sh. 38
8) İntroduction to the History of Science; cild-1, sh. 532
9) History de la medicine Arabe; cild-1, sh. 70
10) Târih-ul-ulûm İndel Arab; sh. 241
11) Science and civilisation in İslâm; sh. 42,258
12) Eshâmu ulema-il-Arab vel müslimin fil-Kimya; sh. 108
13) Dirâsât fî târih-ul-Ulûm indel-Arab; sh. 249
14) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-2, sh. 144 

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Muhammed Es’ad Efendi dostlarından birine gönderdiği mektupta ömrü değerlendirmekle ilgili olarak şunları yazmıştır:

GÜNÜN HADİSİ

Uzun bir hadis-i şerifin bir bölümü şöyledir:

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, Mürtezâ hâna yazılmışdır. Din düşmanlarını aşağılamak, uydurma putlarını yıkmak lâzım olduğu bildirilmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası