hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
12:33
13 Temmuz 2010 Salı
Okunma Sayısı: 1304
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Candaroğulları Beyliği

Kastamonu, Sinop ve çevresinde, onüçüncü asırda kurulan bir beylik.

Aslen Türkmen bir âileden olan Şemseddîn Yaman Candar tarafından kuruldu. Yaklaşık yüzelli sene sonra Osmanlı ülkesine ilhâk edildi.
On üçüncü asrın sonlarında Anadolu Selçuklu hükümdârı İkinci İzzeddîn Keykâvus’un oğlu ikinci Gıyâseddîn Mes’ûd’un ilk hükümdârlığı zamanında (1293-1298), bunun kardeşlerinden olup, memleket dışında bulunan Rükneddîn Kılıç Arslan, bir gemi ile Kırım’dan gelerek Sinop’a çıktı. Oradan da Kastamonu’ya gelerek vali tarafından hüsn ü kabul gördü. Bu târihlerde Kastamonu valiliğinde Emîr Çoban’ın oğlu Muzafferüddîn Yavlak Arslan bulunuyordu. Kılıç Arslan, Yavlak Arslan’ı kendisine Atabeg yaparak hükümdârlığını îlân etti ve Moğollarla birlikte üzerine gelmekte olan kardeşi Mes’ûd’un kuvvetlerini dağıttı ise de, Mes’ûd’a yardıma gelmekte olan Şemseddîn Yaman Candar karşısında bozguna uğradı. Yavlak Arslan öldü. Bu durum üzerine Yavlak Arslan’a ıktâ olarak verilen Kastamonu ve havalisi, İlhan Keyhatu tarafından Şemseddîn Yaman Candar’a verildi.
Bir süre sonra beyliğini kuran Şemseddîn Yaman Candar’ın, hangi târihte vefât ettiği ve nereye defnedildiği belli değildir. En yakın ihtimal, vefâtının, on dördüncü asrın başlarında olmasıdır.
Şemseddîn Yaman Candar’ın ölümü üzerine, Kastamonu’nun eski sahibi Yavlak Arslan’ın oğlu Hüsâmeddîn Mahmûd Bey, derhal harekete geçerek Kastamonu’yu işgal etti. Bunun üzerine Yaman Candar’ın oğlu Süleyman Paşa, Eflânî tarafına çekilerek orada oturmaya mecbur oldu. Süleyman Paşa, 1309 (H.709) senesinde anî bir baskınla Kastamonu’yu ele geçirdi. Mahmûd Bey’i sarayında yakalayıp öldürdü. Sonra burasını merkez yaptı.
Süleyman Paşa, 1335 (H.734) senesine kadar İlhanlıların hâkimiyetini tanıdı. İlhanlı hükümdârı Ebû Sa’îd Bahâdır Hân’ın ölümünden sonraki beş senede ise, müstakil olarak hükûmet sürdü. Anadolu’da İlhânîlerin nüfuzu sarsılmaya başladığı sırada Süleyman Paşa, tedbirli hareket ederek İlhânîlerin vezîri Emîr Çoban’ı Anadolu’ya gelişinde karşılayıp sadâkatini arzeyledi. Bu hâlden istifâde ile de hudutlarını genişletmeye muvaffak oldu.
Pervâneoğullarından Gâzi Çelebi zamanında, Süleyman Paşa, Sinop’u hâkimiyeti altına aldı. Gâzi Çelebi’nin 1322 (H.722) senesinde vefâtından sonra, burasını topraklarına ilhâk ederek idaresini, büyük oğlu Gıyâseddîn İbrâhim Bey’e verdi. Bu arada Taraklı ve Safranbolu’yu da beyliğine katan Süleyman Paşa, adına para bastırdı.
1339 senesinde Süleyman Paşa’nın küçük oğlu Çoban’ı kendine veliahd yapmasını bahane eden büyük oğlu İbrâhim, isyân ederek Kastamonu’yu ele geçirdi ve hükümdâr oldu. Süleyman Paşa’nın ne suretle vefât ettiği ve veliahd Çoban’ın akıbeti hakkında kaynak eserlerde bilgi mevcut değildir. İbrâhim Bey’in saltanatı uzun sürmedi. 1345 (H.746) senesinde vefât edince, yerine amcası Emîr Ya’kûb’un oğlu Âdil Bey geçti. Âdil Bey zamanında Candaroğulları, Karadeniz ticâreti bakımından Ceneviz ve Venedikliler ile iyi münâsebetler kurdular. Zamanı hakkında fazla malûmat olmayan Âdil Bey, 1361 (H.762) senesinde öldü. Yerine Osmanlı târihlerinde kötürüm Bâyezîd denilen oğlu Celâleddîn Bâyezîd hükümdâr oldu.
Bâyezîd Bey, sert, haşin ve acımasız bir zât idi. Osmanlı sultânı Birinci Murad ile münâsebetleri dostâne idi. Kadı Burhâneddîn’e karşı damadı Amasya emîri Ahmed’i destekledi ve oğlu İsfendiyâr Bey komutasında yardımcı bir ordu gönderdi. Kadı Burhâneddîn, her iki orduyu da mağlûb etti. Yerine İskender’i veliaht tâyin etmek isteyince, diğer oğlu Süleyman Paşa, kardeşi İskender’i öldürüp, Osmanlı sultânı Murâd Hüdâvendigâr’ın yanına kaçtı. Onu, babası aleyhine tahrik etti. Daha sonra İkinci Süleyman Paşa, Osmanlı kuvvetleri ile Kastamonu’ya gelince, babası Sinop’a kaçtı. Süleyman Paşa, Kastamonu beyi oldu. Böylece beylik ikiye bölündü. Bâyezîd Bey, bir süre sonra oğlunun Osmanlılarla arasının açılmasından istifâde ederek, Kastamonu’ya hücûm etti. Oğlu Süleyman’ı kaçırdı ise de, Süleyman Paşa, 1384 (H.786) yılında Osmanlıların yardımı ile burasını yeniden ele geçirmeye muvaffak oldu. Bu son seferinde hastalanan Celâleddîn Bâyezîd, 1385 senesinde vefât ederek, Sinop’taki türbesine defnedildi. Onun yerine Sinop şubesi hükümdârı olarak oğullarından İsfendiyâr Bey geçti. Bunun saltanatı uzun sürdüğü için, Candaroğulları Osmanlı târihlerinde İsfendiyâroğulları diye zikredilmiştir.
Osmanlı himayesinde olan Kastamonu beyi Süleyman Paşa, Birinci Kosova muharebesine yardımcı asker yolladığı gibi, Yıldırım Bâyezîd’in Batı Anadolu beyleri üzerine yaptığı seferde de asker gönderdi. Ancak beyliklerin ortadan kalkma sırasının kendisine geleceğini hisseden Süleyman Paşa, Osmanlılardan yüz çevirerek Sivas hükümdârı Kadı Burhâneddîn ile ittifak etti ve bu suretle iki defâ Yıldırım Bâyezîd’in elinden kurtulmayı başardı. Nihayet sür’atle Kastamonu’ya gelen Yıldırım Bâyezîd, Kadı Burhâneddîn ile birleşmesine meydan bırakmadan yaptığı muharebede, Süleyman Paşa’yı mağlûb edip öldürdü. Candaroğullarının Kastamonu şubesi 1391 senesinde Osmanlılar tarafından ele geçirildi. Sinop tarafına taarruz etmiyen Bâyezîd Hân, İsfendiyâr Bey ile anlaşarak Kıvrım yolunu hudut tâyin etti.
Ankara muharebesinden sonra Menteşeoğlu Mehmed Bey’le beraber Tîmûr Hân’a tazimlerini arzeden İzzeddîn İsfendiyâr Bey’e, Kastamonu dâhil olmak üzere bütün Candar Beyliği devredildi. İsfendiyâr Bey, Fetret devrinde Îsâ ve Mûsâ çelebilere mümkün olduğu kadar yardımda bulundu. 1414 (H.814) senesinde ise Osmanlı tahtında hâkimiyeti ele geçiren Çelebi Mehmed’in Eflâk üzerine yaptığı seferlerde oğlu Kasım Bey kumandasında asker gönderdi.
İsfendiyâr Bey, emri altındaki bölgelerden Çankırı, Kalecik ve Tosya’yı en çok sevdiği oğlu Hızır Bey’e vermek istedi. Babasının bu icraatına gücenen büyük oğlu Kasım Bey, Eflâk seferinden dönüşte Kastamonu’ya gelmedi ve bu yerlerin Osmanlı himayesinde bulunmak şartıyla kendisine terk edilmesini istedi. Çelebi Mehmed, Kasım Bey’in bu arzusunu uygun bularak harekete geçti.
 Ancak İsfendiyâr Bey’in red cevâbı karşısında Kastamonu üzerine yürüyen Çelebi Mehmed, onu Sinop’a çekilmeye mecbur etti. Nihayet Kastamonu ve bakır mâdeni çıkarılan Küre, Candaroğullarında kalmak şartıyla diğer bölgeler Osmanlılara terk edildi. Onlar da bu bölgeleri kendileri adına yönetmesi için Kasım Bey’e verdiler. Arada Ilgaz dağları sınır kabul edildi.
İki beylik arasında uzun bir süre devam eden iyi münâsebetler, Çelebi Mehmed’in ölümü ve Mustafa Çelebi hâdisesi sebebiyle Osmanlıların himayesinden mahrum kalan Kasım Bey, İsfendiyâr Bey’in taarruzu ile bozuldu. Kasım Bey’in elinden eski topraklarını alan İsfendiyâr Bey, daha sonra Osmanlılara ait Safranbolu’yu muhasara ettiyse de, mağlûb oldu; yaralı bir hâlde Sinop’a kaçtı. Osmanlı kuvvetleri, Kastamonu ve Küre’yi tekrar işgal etti. Bu durum üzerine İsfendiyâr Bey, torununu (İbrâhim Bey’in kızını) ikinci Murâd’a ve Küre’de çıkarılan bakır hâsılatının bir kısmını Osmanlılara vermek, lüzumu hâlinde asker göndermek ve Kasım Bey’in yerlerini iade etmek suretiyle barış teklif etti. ve 1424 (H.827) senesinde bu şartlarla andlaşma imzalandı.
İsfendiyâr Bey, 1440 senesinde vefât etti ve Sinop’taki türbesine defnedildi. Yerine oğlu Tâceddîn İbrâhim Bey geçti ise de, saltanatı üç buçuk sene kadar sürdü ve 1443 senesi Mayıs ayının sonlarına doğru öldü.
İbrâhim Bey’in yerine büyük oğlu Kemâleddîn İsmâil Bey geçti. İsmâil Bey’e, kardeşi Kızıl Ahmed Bey muhalefet ederek, Osmanlılara sığındı. Kendisine Bolu sancak beyliği verildi. Fakat, biraderinin elindeki beyliği almak için Osmanlı ricalini tahrik etti ve vezîr-i a’zam Mehmed Paşa’yı da kendi tarafına çekmeğe muvaffak oldu.
İsmâil Bey, Fâtih’in Trabzon’a hareketi esnasında oğlu Hasan Bey kumandasında yardımcı asker gönderdi. Ancak Kızıl Ahmed Bey’in teşvikiyle Hasan Bey tevkif olunarak, Mahmûd Paşa komutasında Kastamonu üzerine asker sevkedildi. İsmâil Bey, Sinop’a kaçarak, müdâfaaya çekildi. Müdâfaadan bir netîce elde edemiyeceğini anlıyan İsmâil Bey, hayâtına ve çocuklarına dokunulmayacağına dâir te’mînat alarak 1461 (H.865) yılında kaleyi teslim etti.
Fâtih Sultan Mehmed, Sinop önünde orduya katılan İsmâil Bey’le görüştü ve ona akran muamelesi yaptı. Otağının kapısında karşıladı, İsmâil Bey, el öpmek istediyse de, Fâtih Sultan Mehmed Hân kardeşim hitâbıyla boynuna sarılarak öptü.
Osmanlı sultânı, İsmâil Bey’e başlangıçta inegöl, Yenişehir ve Yarhisar taraflarını, oğlu Hasan Bey’e de Bolu sancağını verdi. Fakat İsmâil Bey, kendisine Rumeli’de bir yer verilmesini rica ettiğinden Filibe’ye nakledildi. 1479 (H.884) senesinde orada vefât etti. İsmâil Bey’in yerine geçen Kızıl Atımed Bey’in beyliği ise iki üç ay sürdü ve beylik tamâmiyle Osmanlı hâkimiyeti altına girdi.
Kültür ve medeniyet: Candaroğulları, Birinci Süleyman Paşa’dan îtibâren yıkılışına kadar yüzaltmış sene devam eden hükümdârlıkları zamanında ilmî ve sosyal müesseselerle memleketlerini îmâr ettikleri gibi, ilim ve san’at adamlarını himaye ettiler. Kendi adlarına ithaf edilen Türkçe eserler yazdırarak, Türkçe’nin ilim dili olmasına her bakımdan îtinâ gösterdiler.
Allâme Mahmûd Şîrâzî, Süleyman Paşa adına yazdığı İntihâb-ı Süleymâni adlı eserinin mukaddimesinde, onun gençliğine rağmen gününün büyük bir kısmını ilim ve fazilet sâhibleri ile geçirdiğini beyân etmektedir. Süleyman Paşa ile başlayan fikir hareketleri, devamlı artmak suretiyle son âlim, hükümdâr İsmâil Bey zamanında en yüksek derecesine ulaştı.
İsmâil Bey, Kastamonu, Sinop ve dolaylarında bir çok mîmârî eser yaptırmıştır. Bunların en önemlisi Kastamonu’da önceleri Şehinşah Kayası, sonraları Küçük veya Aşağı imaret denilen câmi ile on odalı medrese, imaret, türbe ve kütüphaneyi içine alan büyük külliyedir. İsmâil Bey bu büyük külliyeden başka, Kastamonu’da bir kervansaray, Sinop’ta Demirli Mescid karşısında bir çeşme, bir çok köy ve kasabalarda câmi, mescid, han, hamam ve kervansaraylar yaptırmıştır. Kastamonu Medresesi’ni büyük âlim Niksarlı Muhyiddîn Efendi için inşâ ettirmiştir.
Candaroğulları adına yazılmış olan eserlerden birincisi Süleyman Paşa adına tasavvuf alanında, Farsça, Allâme Şîrâzî tarafından yazılan İntihâb-ı Süleymânî’dir. Cevâhir-ül-Esdaf adlı Kur’ân-ı kerîm tefsîri, İsfendiyâr Bey’in emriyle oğlu İbrâhim Bey’in okuması için yazılmıştır. İsfendiyâr Bey nâmına, göz hastalıklarına dâir Sinoplu hekim Mü’min bin Mukbil tarafından Kitâb-ı miftâh-ün-nûr ve Hazâin-üs-sürûr adlı iki eser kaleme alınmıştır. İsmâil Bey, yetmişsekiz bab üzerine Hulviyyât-ı Şâhî ismiyle fıkha dâir büyük bir eseri bizzat te’lif etmiştir.
Candarlı Beyliği, iktisadî durum îtibâriyle iyi bir mevkîde bulunuyordu. Onüçüncü, on dördüncü ve kısmen onbeşinci asırlarda çok ehemmiyetli olan Sinop ticâret limanı bu beyliğin elinde idi. Sinop vasıtasıyla Anadolu emtiasını ve kendi mallarını ihraç ettikleri gibi, Cenevizlilerin getirdikleri malları da içeri alıyorlardı. Bir ara Samsun’u da ele geçiren Candaroğulları, burada bir kalesi olan Cenevizlilerle ticarî muamelede bulundular.
Kastamonu’nun en mühim ihraç eşyası, bakır ile demirdi. Bilhassa birincisi pek önemli ve makbuldü. Bu ihracât dolayısıyla beylik, külliyetli miktarda gelir te’min etmekte idi. Candaroğulları, Cenevizlilerle alışverişlerinde çift balık resimli bakır sikkeler kullanmışlardır. Candar Beyliği zamanında, Kastamonu atları şecereli olup, çok meşhûrdu. Bu bakımdan yüksek fiyatla satılırdı. Ayrıca dışarıya, doğan ve şahin gibi av kuşları ihraç edilirdi.
Candaroğullarının Sinop limanında tersanesi ve donanması olduğu malum ise de, bu donanmanın büyüklüğü ve faaliyetleri hakkında fazla bir bilgi yoktur.

1) Rehber Ansiklopedisi; cild-3, sh. 182
2) Anadolu Beylikleri; sh. 121
3) Müslüman Türk Devletleri Târihi; sh. 289
4) Subuh-ul-a’şâ; cild-5, sh. 341
5) Bezm u rezm; sh. 387
6) Târih-i Behiştî; sh. 11
7) Âşık Paşa-zâde; sh. 87
8) Tâc-üt-tevarîh; cild-1, sh. 284
9) Hammer Târihi; cild-2, sh. 131

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Ebû Bekr eş-Şelî hazretleri hatm-i tehlîlin fazîletiyle ilgili olarak buyurdu ki:

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, şeyh Bedi’uddîn-i Sehârenpûrîye yazılmışdır. Bir süâline cevâb vermekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası