Doğum târihi bilinmemektedir. Babası, Harezmşâh Devleti sultânı Alâüddîn Muhammed, annesi Ay-Ciçek Hâtûndur. Babasının 1220 (H.617) yılında vefâtı üzerine Harezmşâh sultânı oldu. 1231 (H.629) yılında şehîd edildi. Celâleddîn Harezmşâh, küçük yaştan îtibâren ehil kimseler elinde yetiştirildi. Gazne ve çevresinin valiliğine tâyin edildi. İyi bir idareci, güçlü bir komutan olarak yetişmesine gayret edildi. Babasının bütün seferlerinde yanında bulunarak başarısına yardımcı oldu, tecrübesini arttırdı. Babası Sultan Alâüddîn, büyük bir güç hâlinde yayılan ve gittikleri yerleri istilâ edip, görülmemiş zulümler yapan Moğollara ve bunların zâlim hânı Cengiz’e karşı devamlı mücâdele veriyordu. Celâleddîn Harezmşâh, Cengiz’in oğlu Cuci kumandasındaki Moğol ordusuyla, 1216 (H.613)’de yapılan muharebede sağ cenah kumandanlığını yaptı ve bozulmaya başlayan Türk ordusuna zaferi kazandırdı. Devletâbâd yakınlarında son defâ Moğolların karşısına çıkan Sultan Alâüddîn Muhammed, burada mağlûb oldu. Abiskund’da bir adaya sığındıysa da kısa bir müddet sonra burada hastalanarak, 1220 senesinde vefât etti. Târihler, Celâleddîn Harezmşâh’ın Cengiz’in hücûmuna karşı Mâverâünnehr şehirlerini ayrı ayrı müdâfaa etmek yerine bütün kuvvetlerle hücûm etmeği babasına tavsiye ettiğini, ancak bu teklifini kabul ettiremediğinden, Cengiz’in, dağılmış durumda olan Türk kuvvetlerini ayrı ayrı imha ettiğini yazarlar. Sultan Alâüddîn Muhammed, annesi Terken Hâtun’un arzusu ile küçük oğlu Uzlag’ı veliaht tâyin etmişti. Ancak ölümünden bir müddet önce, devleti, mâruz bulunduğu tehlikeden büyük oğlu Celâleddîn’in kurtarabileceğini düşünerek, onu veliaht tâyin ve şehzadelere de ona tâbi olmalarını vasiyet etti. Babasının vefâtından sonra bâzı Türk emirleri, Celâleddîn’in tahta çıkmasını istemediklerinden bir suikast düzenleyip, öldürmek istediyseler de, Celâleddîn, Harezm’den Horasan’a gitmek suretiyle bu tehlikeden kurtuldu. Cengiz tehlikesinden dolayı Harezm’de kalamıyacaklarını anlayan kardeşleri de onu tâkib ettiler. Ancak yolda Moğollar tarafından şehîd edildiler. Celâleddîn Harezmşâh ise Moğol tâkib kuvvetlerini mağlûb edip, tehlikeli bir yolculuktan sonra Gazne’ye vâsıl oldu. Gazne’de tekrar kuvvet toplamaya başladı. Cengiz Hân, Celâleddîn Harezmşâh’a çok önem veriyordu. Ona karşı; “Yenilmez Noyan” ünvanı ile anılan komutanını gönderdi. Parvan civarında iki gün devam eden şiddetli çarpışma neticesinde Moğollar perişan edildiler. Ancak savaştan sonra kumandanlar arasında ganîmet ihtilâfından dolayı çıkan anlaşmazlık sebebiyle, bu zaferden istifâde edilemedi. Emirlerin bir çoğu, askerlerini alıp kendi yurtlarına döndüler. Şayet Türk ordusu dağılmamış olsaydı, bu sıralarda Hindikuş dağlarını aşmakta olan asıl Moğol ordusunu durdurabilirlerdi. Moğollar, Gazne’yi ele geçirdiler. Sind ırmağı kıyılarına çekilen Celâleddîn Harezmşâh, İndus sahilinde Moğollarla savaştı. Moğol hükümdârı Cengiz’in bizzat katıldığı bu savaşta, Celâleddîn Harezmşâh mağlûb oldu. Kuvvetlerini toplayıp, alelacele yapılan gemilerle karşıya geçmek üzere yola çıktılar, ancak geminin nehrin ortasında parçalanması üzerine pek çok askeri boğuldu. Atıyla nehri geçmeye muvaffak olan Celâleddîn Harezmşâh, boğulmaktan kurtulan adamları ile Hindistan’a gidip, orada üç yıl kaldı. 1224 (H.621)’de Harezm’e dönüp, Moğollarla yeniden mücâdeleye karar veren Celâleddîn, Kirman’a geldi. Buranın hâkimi Barak Hâcib, itâatini arz ederek Celâleddîn Harezmşâh adına Kirman’ı idareye başladı. Buradan Atabeg Sa’d bin Zengi’nin hükümdârı bulunduğu Fars’a geldi. Onun kızı ile evlendi. Böylece Harezmşâh Devleti’ni yeniden te’sise çalışan Celâleddîn Mengübertî, bundan sonra İsfehan ve Irak-ı Acem’e ilerliyerek, burada bulunan kardeşi Gıyâseddîn Pir-Şâh’ın itâatini sağladı. Lur (Hindistan) reislerini de kendisine bağladıktan sonra, Moğollarla mücâdeleye başladı. 1225 (H.622)’de Tebriz’i alarak karargâhını buraya nakletti. Anadolu’da hüküm süren Sultan Alâeddîn Keykûbâd’a ve Mısır ve Suriye’de hâkimiyet süren Eyyûbî meliklerine elçiler göndererek, Moğollara karşı yardım istedi. Diğer taraftan bir asırdan beri Arran, Azerbaycan ve şarkî Anadolu’daki İslâm emâret ve hükûmetlerine karşı gâlip ve tehditkâr bir vaziyette bulunan Gürcüleri ezmek için Gürcistan krallığını istilâ ederek, 1226 (H.623)’de Tiflis’i aldı. Bu sırada isyân eden Barak Hâcib ve Azerbaycan Türkmenlerinin isyânlarını bastırdı. Bir ara Ahlat’ı kuşattı ise de, Türkmenlerin yeniden karışıklık çıkarmaları üzerine Azerbaycan’a döndü, ve Türkmenleri cezalandırdı. Kışı Tebriz’de geçirdiği sırada, Gürcülerin Tiflis’i yeniden ele geçirip oradaki askerlerin öldürüldüğünü öğrendi. 1227 (H.624)’de Tiflis üzerine yürüyen Celâleddîn Harezmşâh, şehrin yakılıp terkedildiğini gördü. Bu sırada Bâtınîlerin, Gence valisi Orhan’ı öldürdüklerini öğrenen Sultan, onların memleketine girerek Alamut ve Kumis havalisini te’dib edip, cezalandırdı. Sultan bu şekilde ülke içindeki karışıklıklarla meşgulken, Moğol kuvvetlerinden bir birliğin Damgan civarına geldiğini öğrenip, hızla üzerlerine gitti ve onları mağlûb etti. Eyyûbîlere karşı 1228 (H.625)’de bir sefer hazırlığı içinde olan Celâleddîn Harezmşâh, Moğolların, Ceyhun’u geçip Irak-ı Acem’e yürüdüklerini haber aldı. 26 Ağustos 1228 (H.625)’de İsfehan önünde meydana gelen Türk-Moğol savaşında Sultan Celâleddîn Harezmşâh, kardeşi Gıyâseddîn’in ihanetine rağmen Moğolları hezîmete uğrattı. Tâkib esnasında Moğolların kurduğu tuzağa düşen Celâleddîn Harezmşâh’ın sol cenahı bozuldu. Zor kurtulan Sultan, Luristan’a giderken, Moğollar da perişan bir vaziyette olduklarından takib edemeyip geri döndüler. Bir hafta sonra İsfehan’a dönen Sultan Celâleddîn Harezmşâh, yeniden kuvvet toplamaya başladı. Kardeşi Gıyâseddîn ise, önce Alamut’a giderek Bâtınîlere iltica etti ise de daha sonra gittiği Kirman’da öldürüldü. Sultan Celâleddîn Harezmşâh, Azerbaycan’a dönüp memleketin bozulmuş durumunu yeniden düzeltmekle meşgulken, 1229 (H.627)’de Gürcüler yeniden isyân ettiler. Topladığı taze kuvvetlerle bu isyânı bastırmaya muvaffak olan Sultan, Tiflis’den başka bazı müstahkem kaleleri de ele geçirdi. Bu muvaffakiyetten sonra Bağdâd halîfesi Celâleddîn Harezmşâh’a “Sultan” ünvanını tevcih etti. Kendisine itâatini arzeden Şam hükümdârı Melik-ül-Muazzam Îsâ Eyyûbî’nin teşviki ile Ahlat’ı kuşatan Celâleddîn, 14 Mayıs 1230 (H.628)’de kaleyi ele geçirmeye muvaffak oldu. Ancak kale müdâfîlerine ve halka şiddetli davranması, o zamana kadar bir İslâm Kahramanı sayılan Celâleddîn Harezmşâh’a karşı bir husûmetin doğmasına sebeb oldu. Anadolu ve Mısır sultanları, onun kendi ülkelerine yürüme ihtimâli karşısında kuvvetlerini toplıyarak müttefik olmuşlardı. Bu haberi duyan Sultan, Anadolu ve Suriye kuvvetlerinin birleşmesine mâni olmak için harekete geçti ise de, geç kaldı. Erzincan yakınında Yassı-Çemen yaylasında 10 Ağustos 1230 (H.628)’de vukû bulan şiddetli muharebede büyük bir hezimete uğrayan Sultan Celâleddîn Harezmşâh, sulha mecbur oldu. Moğollar, kendilerinin Ortadoğu’ya inmesine mâni olan tek engelin Celâleddîn Harezmşâh olduğuna inanıyorlardı. Bu yüzden Yassı-Çemen’de Türk hükümdârları arasındaki savaş devam ederken, Moğollar, kurultuylarında Harezmşâh Devleti’ni yıkma kararı aldılar. Komutanlardan, Cermagun Noyan’ı mühim bir kuvvetle Mâverâünnehr’e gönderdiler. Bu haberi duyan Celâleddîn Harezmşâh, civar hükümdârlara vaziyeti bildirip yardım istedi. Ancak onlar, Celâleddîn Harzemşâh’a güvenmiyorlardı. Ayrıca Moğol tehlikesinin kendi ülkelerini saracak kadar genişleyeceğini tahmin edemiyorlardı. Sultan’a yardım elini uzatmadılar. Sultan Celâleddîn Harezmşâh’ın maiyeti ile el-Cezîre’ye doğru ilerlediğini öğrenen Moğollar, onu tâkib ederek yollarına devam ettiler. Nihayet 1231 (H.629) Ağustosunda Dicle köprüsü kenarında sabaha karşı düzenledikleri bir baskınla Celâleddîn Harezmşâh’ın maiyetinden bir kısmını öldürüp, askerini dağıttılar, öldürülmekten zor kurtulan Sultan Celâleddîn Harezmşâh, Meyyâfârikîn civarına kaçıp Moğolların takibinden kurtulmak için sarp dağlara saptı. Ancak göçebeler tarafından yakalanıp obaya getirildi. Celâleddîn Harezmşâh, yakalayan göçebelerin reisine kendini tanıttı. Eğer Meyyâfârikîn ve el-Cezîre hükümdârı Melik Muzaffer Gâzî’yi durumundan haberdâr ederse çok mükâfat vereceğini söyledi. Göçebelerin reisi aşîretini toplamak üzere ikâmetgâhından ayrıldığı bir sırada, göçebelerden biri Ahlat’ta öldürülmüş olan kardeşinin intikamını almak için Celâleddîn Harezmşâh’ı şehîd etti. El-Cezîre hükümdârı Mâlik el-Muzaffer Gâzî, Sultan’ın öldürüldüğünü öğrenince, onun cesedini Meyyâfârikîn’e getirtip defnettirdi. Bugün kabri belli değildir. Türk-İslâm târihinin en bahadır ve şecaat sahibi şahsiyetlerinden olan Celâleddîn Harezmşâh, bir çok harpleri hayâtı pahasına kazandığı hâlde, idare ve siyâset bakımından zayıf olduğu için, bunlardan istifâde edememiştir. Bütün mes’eleleri harp yolu ile halletmeye çalışması, düşmanlarını arttırmıştır. Buna rağmen Moğol saldırılarına ve Hıristiyan Gürcülere karşı mücâdele edebilen yegâne zât olması, ona gerek halk arasında ve gerek bütün Şark edebiyatında büyük bir şöhret kazandırmıştır. Moğollar, yakın şarkı tamamen istilâ ettikten sonra, Celâleddîn Harezmşâh’ın bütün hatalı tarafları unutulmuş ve kendisi, İslâmiyetin müdafii olarak büyük kahramanlar arasına dâhil edilmiştir.
1) Turkestan, down to the Mongol İnvasion (Barthold, London-1927) 2) Târih-i Cihângûşa; cild-2, sh. 182 3) El-Evâmir-ül-alâiyye, sh. 384 4) Et-Kâmil-fit-târih; cild-12, sh. 190 5) Harezmşâhlar Devleti Târihi (İ.Kafesoğlu, Ankara 1956) 6) Muhtasar-ud-düvel, sh. 429 7) Celâlettin Harezmşâh ve zamanı (Ankara 1977) 8) Siret-i Celâlettin Mengübertî (Nesevî)
Yabancı Dil
İngilizce Dini Bilgiler
Arapça Dini Bilgiler
Almanca Dini Bilgiler
Fransızca Dini Bilgiler
İspanyolca Dini Bilgiler
Rusça Dini Bilgiler
Farsça Dini Bilgiler
Özbekçe Dini Bilgiler
Türkmence Dini Bilgiler
Urduca Dini Bilgiler
Arnavutça Dini Bilgiler
Boşnakça Dini Bilgiler
Azerice Dini Bilgiler
Bulgarca Dini Bilgiler