hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
12:45
13 Temmuz 2010 Salı
Okunma Sayısı: 785
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

On birinci asırda, Sivas merkez olmak üzere, Kayseri, Tokat, Niksar, Amasya, Çankırı, Kastamonu ve Malatya dolaylarında, Danişmend Gâzî tarafından kurulan beylik.

Danişmendliler beyliğinin kurucusu Gümüştekin Danişmend Ahmed Gâzî bin Ali, âlim ve faziletli bir zât idi. Bir rivâyete göre Kutalmışoğlu Süleyman Şâh’ın dayısı idi. İlimle meşgulken, Selçuklu Türklerinin hizmetine girip, Allahü teâlânın dînini yaymak, zâlimler elinde inleyen insanları kurtarmak niyetiyle Anadolu’da cihâda çıktı. Nereye yöneldi ise, oraları fethetti. Bir rivâyette 1080 (H.473) yılında Kars’ı aldı. Malazgird zaferi sonrasında yapılan Anadolu fethine katıldı. Melikşâh’ın Anadolu’nun fethiyle vazifelendirdiği Tutak ve Artuk beyler, Orta Anadolu’yu fethettiler. Artuk Bey, şiî-Fâtımîler elindeki bölgelerin fethiyle vazifelendirilince, yerine Danişmend Ahmed Gâzî geçti.
Danişmend Ahmed Gâzî, Sivas’ı fethederek burayı merkez yaptı. Anadolu’da yerleşen Oğuzların Bozok boyuna bağlı oniki kadar kolun desteği ile Danişmendli beyliğini kurdu. Birinci Kılıç Arslan’la beraber Anadolu’yu haçlılara karşı müdâfaa etti.
Birinci Haçlı seferi sonunda, Anadolu’yu müdâfaa eden devlet ve beyliklerin epeyce sarsılmasını fırsat bilen Bizans imparatoru Alexis, Birinci Kılıç Arslan’ın elinde bulunan İznik ve Marmara sahillerini işgal ederken, Trabzon dükası Th. Gabras da, Danişmendlilere karşı taarruza geçti. Kılıç Arslan, haçlı kuvvetlerinin Anadoluya geçmesinden sonra, Bizanslılara karşı müdâfaa ve taarruza başladı. Bu sırada Gümüştekin Danişmend Ahmed Gâzî de, Rumlara karşı harekete geçti. Bayburt’u işgal eden Trabzon Rumları üzerine bir ordu gönderdi. Bu ordu, 1098 (H.492) senesinde Çoruh nehri kıyısında karargâh kurdu. Üzerlerine gelen Th. Gabras’ın güçlerini bozguna uğratıp, kendisini de öldürdüler. Gümüştekin Danişmend Gâzi, Karadeniz sahilindeki Rumları tamamen sindirdi. Bayburt’u tekrar aldı ve Malatya üzerine yürüdü.
Diğer taraftan, Birinci Kılıç Arslan Bizans’la, diğer Selçuklu güçleri de haçlılarla uğraşıyorlardı. Suriye’ye yerleşen haçlılar ise, Fırat boyunca ilerliyorlardı. Bu bakımdan acele hareket etmek gerekiyordu. Nitekim 1099 (H.493) senesinde Franklar önemli bir kuvvetle Sumaysat üzerine yürüyerek Urfa, Antakya ve Malatya arasında kendileri için tehlike teşkil eden Balduk Bey’i kuşattılar. Fakat şiddetli bir mukavemetle karşılaşıp kayıplar vererek geri çekildiler. Balduk, ikinci ve daha kuvvetli bir muhasaraya dayanamayacaklarını anlayıp şehri onbin dinar karşılığında Franklara vermek zorunda kaldı. Haçlıların bu ilerlemeleri ve Gabriel ile münâsebete girişmeleri sebebiyle Gümüştekin Danişmend, 1098 (H.453) senesinde büyük bir ordu ile Sivas’tan Malatya üzerine yürüdü ve şehri kuşattı. Kuvvetle tahkim edilen şehrin fethi kolay olmuyordu. Bu sebeble Gümüştekin, dışarı ile olan bütün bağlantı yollarını keserek şehri teslime zorladı. Böylece yaz mevsimlerinde muhasara edip, kışın Sivas’a dönüyordu. Bu hâl üç sene sürdü. Uzun müddet dayanamayacağını anlayan Gabriel, Antakya prensi Bohemond’dan yardım istedi. Karşılığında ise, Malatya’yı ve güzelliği ile meşhûr kızı Morfia’yı vermeyi teklif etti.
Bunu fırsat bilen Bohemond, pek çok haçlı reislerini ve bir kısım Ermeni prenslerini toplayıp Malatya’ya doğru hareket etti. Haçlıların topraklarına gelişlerini önce memnuniyetle karşılayan Ermeniler, zulümlerini görünce endişeye düştüler ve durumu Danişmend Ahmed Gâzî’ye haber verdiler. Bunu haber alan Gümüştekin Danişmend Ahmed Gâzî, ordusunu Malatya yakınlarında pusuya yerleştirip düşmanı bekledi. Durumdan habersiz olan haçlılar, emniyet içinde ilerliyordu. Malatya bölgesine vardıklarında, Gafine mevki’inde istirâhate çekildiler. Bu sırada Gümüştekin Danişmend’den de bâzı vâdler alan Gabriel, haçlıları davet ettiğine pişman olmuştu. Malatya yakınlarına gelen haçlıları hemen şehre sokmayıp bir müddet oyaladı. Bundan istifâde eden Danişmendli askerleri, haçlılar üzerine anî bir baskın yapıp, ok yağmuruna tuttular. Neye uğradıklarını bilemeyen haçlıların pek çoğunu kılıçtan geçirdiler. Haçlı ordusundan pek azı kurtulup Urfa tarafına kaçabildi. Pek çoğu da esir alındı. Esirler arasında Frank reislerinden Bohemond ve Richard gibi ileri gelen komutanlar da vardı. Bunlar Sivas’a oradan da Niksar’a sevkedilerek hapsedildiler.
Danişmendlilerin haçlılara karşı kazandıkları bu muhteşem zafer, müslümanları çok sevindirdi. Bohemond gibi bir kontun müslüman Türkler tarafından esir edilmesi, onları derin bir üzüntüye soktu, İslâm dünyâsında ise sevinçle karşılandı. Ayrıca Danişmendlilerin şöhretini arttırdı. Gümüştekin Danişmend, 1100 (H.494) senesinde kazandığı bu zaferden sonra, Sivas’a döndü. Bu arada Gabriel, Urfa kontu Baudouin’i, kızını vermek ve şehri teslim etmek üzere Malatya’ya davet etti. Fakat Danişmend Ahmed Gâzî, başlatılan yeni haçlı seferi sebebiyle müdâhale edemedi.
Danişmendliler tarafından haçlıların ağır bir mağlûbiyete uğratılıp, kontlarının Niksar’a hapsedilmesini hazmedemiyen ve Kudüs’ün haçlıların eline geçmesi üzerine heyecanlanan Avrupalılar, yeni bir haçlı seferine hazırlandılar. İlk önce yüzbin kişilik bir haçlı ordusu ile 1101 (H.495) senesi baharında harekete geçtiler. Selçuklu sultânı Kılıç Arslan, az fakat disiplinli ve kahraman ordusuyla bu yüzbin kişilik haçlı ordusunu kılıçtan geçirdi. Rivayete göre haçlılardan üçyüz kişi kurtulabildi. Tamamen imha edilen bu haçlı ordusunun peşinden, Bizans kuvvetleri hâriç üçyüzbin kişilik bir haçlı ordusu daha harekete geçti. Kılıç Arslan durumu Türk beylerine mektupla bildirdi ve onları yardıma çağırdı. Danişmendliler, Kılıç Arslan’a yardım için büyük bir gayret gösterip, doğudaki Türk beylerini de yardıma çağırdılar.
Uğradıkları yerleri harâb edip yağmalayan haçlılar, sür’atle ilerlerken, Türk kuvvetleri pusu kurup yer yer baskınlar yaparak yıpratmalarına devam ettiler. Bu baskınlar karşısında gruplara ayrılan haçlı ordusunda yiyecek sıkıntısı baş gösterdi. İlerlerken öncüleri pusudaki müslüman Türk kuvvetleri tarafından öldürüldü. Kızılırmağı geçip Amasya’ya doğru ilerleyen haçlılar, şehri muhasara altına aldılar. Kılıç Arslan ve Danişmend Ahmed Gâzî, orduları ile haçlıların karşısına çıkıp kahramanca savaştılar. Disiplinsiz, aç ve rezil bir vaziyette dolaşan haçlı sürülerine, anî baskınlar yaparak ağır kayıplar verdirdiler. Kaçanları da meşhûr kahraman Belek Bey’in askerleri kılıçtan geçirdi. Pek azı kurtulabildi.
Haçlılara karşı fevkalâde bir mücâdele veren ve büyük başarılar sağlayan Danişmendlilerin beyi Gümüştekin Ahmed Gâzî, Malatya’ya hâkim bulunan Ermeni lideri Gabriel’e de haber gönderip şehri teslim etmesini bildirdi. Gabriel ise Urfa kontu Baudouein’e güvenerek bu teklifi reddetti. Gümüştekin Ahmed Gâzî, Gabriel’e; “Dikkat et Urfa kontuna fazla güvenme! Çünkü o da Antakya prensi Bohemond gibi elimde olacaktır!” diye haber yolladı.
Malatya çok önceden müslümanlarca fethedilmiş, Anadolu seferlerinde üs olarak tekrar hıristiyanların eline geçince kadın-erkek, çocuk-ihtiyar bütün müslümanlar şehîd edilmişti. Müslümanların imha edilmesiyle, boşalan şehre Bizanslılar, 943 senesinde Ermeni ve Süryânîleri yerleştirmişlerdi. Selçuklu Türkleri Malatya’ya; 1058 (H.450), 1064 (H.457), ve 1066 senelerindeki ilk fetihleri sırasında bir kaç defâ hâkim olmuşlardı. Türklerin bu akınlarına ve Ermeni çetelerinin saldırılarına karşı Bizans İmparatorları, Barsuma manastırı rahipleri ve Malatya asilzadeleri birleşerek ve Antakya’dan mimarlar getirtmek suretiyle şehre surlar ve burçlar yaptırmışlardı. Şehrin Süryânî ve Ermeni halkı oraya Bizanslılar tarafından yerleştirilmiş olmalarına rağmen, Bizanslılara düşman idiler.
Ermeni Gabriel, Malatya’ya yerleştikten sonra çok zulmedip, halkın nefretini kazandı. Buradaki halk daha önceden müslüman Türklerden gördükleri adalete hayran kalmışlardı. Bilhassa Süryânîler, Türkleri Franklara tercih ediyorlardı. Ermeni Gabriel’in Rum Ortodoksluğunu kabul etmesi, halkın ona karşı olan nefretini daha da arttırdı. Diğer taraftan Süryânî ve Ermenilerin, Bizans’a karşı Türkler’i desteklemeleri yüzünden, Bizans imparatoru Alexis, İstanbul’da onlara âid olan kiliseleri yıkıp, papazlarını da kovdu. Ermeni Gabriel ile Rumlar, Malatya’yı Türklere teslim etme niyetinde olmadıklarından, yanlarındaki Süryânî papazlarının bir kısmını öldürdüler. 1095 senesinde vuku bulan bu katliâm, Malatya’da büyük bir telâş ve kargaşaya sebeb oldu.
Gümüştekin Ahmed Gâzî, Sivas’tan Malatya üzerine yürüdüğü sırada, Malatya bu hâdiselerle oldukça karışık bir durumdaydı. Danişmendliler şehri kuşattığı sırada şehirde büyük bir kıtlık başlamıştı. Gabriel ve Rumlar, Süryânî ve Ermenilere kendi aleyhlerinde oldukları şüphesiyle zulmetmeye başladılar. Mallarına el koyup bir kısmını da öldürmeye başladılar. Danişmendlilerin muhasarası altında olan ve mevcud hâdiseler ile zor duruma düşen Süryânî halkı, Malatya metropol Bar Sabuni’yi, Gabriel’e göndererek barış yapmayı teklif etti. Bu teşebbüsü de kendi aleyhinde bir tertip zanneden Malatya hâkimi Gabriel, metropol Bar Sabuni’yi ve Süryânîlerin ileri gelenlerinden pek çoğunu öldürdü. Sonunda askerler, Gabriel’e isyân ederek şehrin kapılarını Danişmendli ordusuna açtılar. Gümüştekin Ahmed Gâzî ordusuyla Malatya’ya girdi. Halkın emniyette olduğunu ve endişe etmeden evlerine ve işlerine dönmelerini emretti. Danişmendli beyinin bu asil ve adaletli davranışı karşısında, Malatya halkı çok memnun ve hayran oldular. Yalnız tek sıkıntıları kıtlıktı. Gümüştekin Ahmed Gâzî, kendi ülkesinden buğday ile zirâat için, öküz ve diğer ihtiyaçları getirterek halka dağıttı. Önceleri zulm altında inleyen Malatya halkı, Danişmendlilerin Malatya’yı fethi ile rahata ermiş, zindandakiler de kurtulmuştu. Müslüman Türklerin şefkati ve merhametiyle halk huzura kavuştu. Malatya hâkimi Ermeni Gabriel ise, zulm ettiği hıristiyanların hücûmuna uğradı, yakalanarak âilesi ile birlikte öldürüldü. Neticede Malatya bir Türk yurdu hâline geldi. Danişmend Ahmed Gâzî, Bohemond’u ikiyüzaltmışbin dînâr karşılığında serbest bıraktı. Haçlıların elinde bulunan müslüman emirleri kurtardı. Kılıç Arslan’la arası açıldı. Fitne büyüyünce, Maraş civarında birbirleriyle savaşacak kadar ileri gittiler. Yapılan savaşta mağlûb olan Danişmend Ahmed Gâzî, 1105 (H.499) yılında vefât etti. Beyliğin başına oğlu Emîr Gâzî geçti ve 1105 den 1134 (H.529) senesine kadar hüküm sürdü. Danişmend Gâzî’nin vefâtından istifâde eden Birinci Kılıç Arslan, Malatya’yı ele geçirdi. Emîr Gâzî, Rükneddîn Mes’ûd’un kızıyla evlenip damadı oldu. (Bir rivâyette kayınpederi oldu.) Emîr Gâzî zamanında Danişmend ülkesi, Fırat ve Sakarya’ya kadar uzandı. Kısa zamanda Kastamonu’yu alıp, Bizans’ın eline geçen topraklarını kurtardı. Başarılarından dolayı Büyük Selçuklu Devleti sultânı, Sultan Sencer’in ve Abbasî halîfesinin takdirlerini kazandı. Abbasî halîfesi onun melikliğini bir fermanla tasdik edip, ayrıca dört siyah sancak, bir kös ve çeşitli hediyeler gönderdi. Bunları getiren elçiler yanına ulaştıkları sırada, Emîr Gâzî ağır hasta idi.
Emîr Gâzî’nin vefâtından sonra 1134 yılında yerine oğlu Mehmed emir oldu ve 1146 (H.541) senesine kadar saltanat sürdü. Melik Mehmed, fetih hareketlerinden geri kalmadı ve Finike’ye kadar uzandı. Bizanslıları yendi, Sivas’ı başşehir yaptı. Vefât edince Kayseri’de bir medreseye defnedildi ve yerine büyük oğlu Zünnûn geçti. Ancak kardeşi Sivas emîri Yağıbasan, emirliğini tanımadı ve kendi melikliğini îlân etti. Duruma hâkim olan Yağıbasan, 1146 (H.541)’den 1164 (H.560) senesine kadar hüküm sürdü. İstanbul’a sefere çıktı, fakat başarılı olamadı. Yağıbasan zamanı, beyliğin Selçuklularla münâsebetlerinin en bozuk olduğu bir dönemdir. Yağıbasan”, dışta Selçuklular ile, içte de kardeşleriyle çarpıştı. Ağabeyi Zünnûn Kayseri’yi, Yağıbasan da Malatya’yı ele geçirmişti. Selçuklularla münâsebetlerini bozan ve Saltuklularla da iyi geçinemeyen Yağıbasan, 1164 senesinde Kayseri’de vefât etti. Oldukça karışık bir dönem yaşayan Danişmendliler, yine de kültür faaliyetini devam ettirdiler. Sivas ve Niksar’da medreseler kurdular. Yaptıkları medreseler, târihe ilk kubbeli medreseler olarak geçti.
Danişmendli hükümdârı Yağıbasan’dan sonra bunun kardeşi İsmâil, gençliğinin ilk yıllarında bir müddet emirlik yaptı. Bundan sonra Zünnûn tekrar melik oldu. 1175 (H.750) senesinde Danişmendliler beyliği sona erdi. Toprakları ikinci Kılıç Arslan tarafından Selçuklu topraklarına katıldı. Danişmendlilerden bir kol, Malatya’da bir müddet daha hüküm sürdü ise de bunlar da, 1178 (H.573) senesinde Selçuklu Sultânı İkinci Kılıç Arslan tarafından Selçuklu ülkesine katıldı. Böylece Danişmendli Beyliği târihe karışmış oldu. Beyliğin âkibeti böyle olmakla birlikte onlardan bir çok emir Anadolu Selçuklularına itâat edip, emir olarak hizmet ettiler. Hattâ on dördüncü asırda, Balıkesir civarında kurulan Karesi Beyliği, Danişmendli sülâlesinden gelen beyler tarafından kuruldu. Anadolu’da bir asra yakın hüküm süren Danişmendler, büyük şehirlerde câmiler, medreseler ve pek çok hayır eserleri yaptırmışlardır. Bu eserlerin, zamanla tamirler sebebiyle hususiyeti değişmiştir. Yaptıkları eserler, plân itibariyle onüçüncü yüzyıl Anadolu mimarisi için dikkat çekicidir.

1) Rehber Ansiklopedisi; cild-4, sh. 54
2) Kâmûs-ul-a’lâm; cild-3, sh. 2103
3) Pre ottoman Turkey (C. Cahen, London-1968)
4) Selçuklular Zamanında Türkiye; sh. 112
5) Müslüman Türk Devletleri Târihi; sh. 253
6) El-Evâmir-ül-alâiyye

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Celâleddîn-i Devânî çok konuşmanın zararlarını ve konuşma âdâbını şöyle anlatır:

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, hâce Cihâna yazılmışdır. Peygamberlerin en üstününe “aleyhi ve aleyhim minessalevâti ekmelühâ ve minetteslîmâti etemmühâ” ve Hulefâ-i Râşidîne uymağa çalışmak lâzım olduğu bildirilmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası