hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
12:54
14 Temmuz 2010 Çarşamba
Okunma Sayısı: 825
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Dımeşk Atabegliği (Börîler)

Suriye Selçuklularının ortadan kalkmasından sonra, Dımeşk yâni Şam’da kurulan hânedânlık.

Atabeg Tuğtigin’in kurduğu bu hânedânlığa Börîler de denir. 1104 senesinde Selçuklu melîki Dukak’ın ölümünden bir müddet sonra bağımsızlığını îlân etti.
Sultan Alb Arslan’ın oğlu olan Tâcüddevle Tutuş, babasının vefâtından sonra ağabeyi Sultan Melikşâh tarafından Suriye ve Filistin bölgesi melikliğine tâyin edilmişti. Komutan Atsız Bey’in de hizmetleri ile Fâtımîleri bölgeden çıkardı. Güney ve kuzey Suriye’ye hâkim oldu. Ağabeyi Melikşâh’ın vefât ettiği sene 1093 yılında hizmetinde bulunan Tuğtigin’le birlikte Diyarbakır’a gitti. Orada Tuğtigin’i oğlu Dukak’a atabeg tâyin ederek, Meyyâfârıkîn (Silvan) vâliliğine gönderdi. 1095 (H.488) yılında Sultan Berkyaruk ile Tutuş arasında yapılan savaşta Tutuş öldürüldü. Tuğtigin esir düştü. Daha sonra yapılan esir mübadelesinde serbest bırakıldı. Bu sırada tutuş’un oğlu Dukak da Dımeşk’de hükümdarlığını îlân etti. Tugtiğin, Dımeşk’e gelince, halkın ve idarecilerin sevgi gösterileri ile karşılandı. Kendisine ordu komutanlığı verildi. Melik Dukak’ın annesi Safvet-ül-Mülk Hâtun’la evlenip idareye hâkim oldu. Bu sıralarda Haleb Melîki Rıdvan ile kardeşi Dımeşk Melîki Dukak arasında, bâzı hırslı emîrlerin kışkırtması ile mücâdele başladı. İki kardeş arasındaki mücâdeleden istifâde eden Şiî Fâtımîler, Kudüs’ü ele geçirdiler. Çok geçmeden Anadolu’ya giren haçlıların artıklarının Suriye topraklarına doğru yaklaştığı haberi geldi. İki kardeş, Selçuklu melîklerinin ordusuyla birleşip Antakya’ya doğru hareket ettiler. 1097 senesinde el-Bava’da yapılan savaşta Melîk Dukak, haçlı ordularını gerilettiyse de, kendisi de Şam’a çekilmek zorunda kaldı. Bu sırada Büyük Selçuklu Sultânı Berkyaruk, Musul emîri Kürkboğa’yı haçlılar üzerine gönderdi. Melîk Dukak ve diğer Selçuklu emirleri de ona katıldı. Fakat aralarında çıkan fitne yüzünden Antakya önlerinde haçlılara yenildiler. Birşey yapamayacaklarını anlayan Selçuklu kuvvetleri yurtlarına döndüler. Melik Dukak, babası Tutuş’un hâkim olduğu toprakları elde etmek için Diyarbakır taraflarına sefere çıktı. Bâzı yerleri topraklarına kattı. Bu arada haçlılarla mücâdele de devam etti. Antartus’da haçlılarla yapılan savaşta müslümanlar çok zayiat verdiler. Bu arada Dukak, Rahbe ve Hıms şehirlerini idaresine aldı. Ağır bir mîde rahatsızlığından muzdarip olan Melik Dukak, Tuğtigin’i bir buçuk yaşındaki oğlu Tutuş’a atabeg tâyin ettikten bir süre sonra, 1104 (H.497) yılında vefât etti. Tuğtigin idareyi ele aldı. Dukak’ın oğlunun ölmesi, onun isini daha da kolaylaştırdı.
Tuğtigin, önce aleyhinde çalışanları Şam’dan uzaklaştırdı. Sonra da bölgedeki muhaliflerini itâate mecbur etti. İçte durumunu sağlamlaştırdıktan sonra, haçlılarla mücâdeleye başladı. 1105 senesinde haçlıların elinde bulunan Rafeniyye’yi fethetti. Aynı sene Fâtımîlerin haçlılara karşı yardım istemesi üzerine, 1.300 kişilik bir birlik gönderdi. Mısır ve Dımeşk kuvvetleri Remle’de haçlılara yenildiler. Bir süre sonra Şam’ın hububat te’min ettiği sahaları tehdit eden Al’al kalesini kuşattı ve ele geçirdi, haçlıları esir alıp kaleyi yıktı.
1108 senesinde Tuğtigin, Taberiyye üzerine yürüdü ve haçlılarla yaptığı savaşta onları hezimete uğrattı. Kudüs kralı Birinci Baudouin, bu zaferden sonra, Tuğtigin’e andlaşma teklifinde bulundu. İki taraf arasında yapılan on sene süreyle geçerli olan bu andlaşma, daha çok mâlî ve ticarî konuları ihtiva etmekteydi. Fakat bu andlaşma, 1113 senesine kadar devam etti. Daha sonra haçlılar Suriye’de büyük başarılar kazandılar. Bölge emîr ve melikleri, Büyük Selçuklu Sultânı Muhammed Tapar’dan yardım istediler. Emîr Mevdûd idaresinde birleşen Selçuklu kuvvetleri, haçlıların elinde bulunan Urfa’yı kuşattılar. Aralarında çıkan anlaşmazlık yüzünden, kuşatma başarısızlıkla neticelendi. Bu sırada Tuğtigin, bu kuvvetlere katılmak için yola çıktı ise de, Rakka’da meydana gelen gelişmeleri bekledi. Askerin bir kısmını Urfa’ya göndererek kendisi geri Şam’a döndü.
1113 senesinde Musul, Sincar ve Artuklu askerlerinden müteşekkil Selçuklu ordusu, Emîr Mevdûd komutasında Tuğtigin’e yardım etmek için Hıms şehrinin kuzeyine geldi. Tuğtigin ile Emîr Mevdûd arasında yapılan görüşmeler sonucu, Kudüs krallığı üzerine yürünmesine karar verildi. Türk kuvvetlerinin üzerine geldiğini ve onlarla tek başına savaşamayacağını gören kral, Antakya ve Trablus’dan yardım istedi. Türk kuvvetlerinin ani baskını ve üst üste taarruzları sonunda, haçlılar ağır bir yenilgiye uğradılar. Bütün savaş ağırlıklarını bırakarak Taberiyye’ye çekildiler. Ele geçen ganîmetlerin bir kısmı, zafer armağanı olarak Sultan Muhammed Tapar’a gönderildi.
Haleb vâlisi Artuklu İlgâzî ve Tuğtigin, bazı davranışları ile Sultan Tapar’ı kızdırdılar. Bu iki emir birleştiler ve Antakya haçlıları ile de anlaştılar. Onları cezalandırmak için Sultan Tapar, Hemedan emîri Porsuk’u görevlendirdi. Bu iki emîrin haçlılardan yardım sağlaması üzerine, iki taraf da harbe cesaret edemediler. Tuğtigin, ani bir akınla haçlıların elindeki Rafeniyye’yi 1115 senesi Ekim ayında fethetti. Daha sonra Bağdâd’da bulunan Sultan Muhammed Tapar’ı ziyaret ederek kendisini affettirdi.
Atabeg Tuğtigin, Selçuklu sultânının emri ile haçlılara karşı bir çok başarılı seferler yaptı. İlgâzî ve Dilmaçoğlu Toğan Arslan’la birleşerek, 1119 yılında Ensârib ve Zerdâna kalelerini fethetti. Tuğtigin ve İlgâzî 1120 senesinde haçlılar ile Tell-Dânis’de karşılaştılar. Küçük çapta olan çarpışmalardan sonra, haçlılar geri çekildi. Bu kadar başarılar elde etmesine rağmen, Fâtımîlerin idaresindeki Sûr şehrinin 1124 senesinde haçlıların eline geçmesine mânı olamadı. Ertesi sene Musul atabeği Aksungur Porsukî haçlılara karşı harekete geçerek, Tuğtigin’den yardım istedi. Tuğtigin’in de katıldığı Selçuklu kuvvetleri, 1125 senesi Mayıs ayında El-Azâz’da haçlılarla karşılaştı. Haçlıların kazandığı muhârebede her iki taraf da ağır kayıplar verdi.
Tuğtigin, 1126 senesi Ocak ayında Merc Suffer’de Kudüs kralı ile harb etti. Türk kuvvetleri bu savaşı kazandılar. Harbi kazandığını zannettiği anda kaybeden Kudüs kralı, derhal Şam civarından geri çekildi. Aynı senenin Mart ayında, Trablus kontu, Rafeniyye’yi kuşattı. Yirmi seneden beri Tuğtigin’in elinde bulunan Rafeniyye, onsekiz günlük bir kuşatma sonunda haçlıların eline geçti. Tuğtigin, Merc Suffer’de muhârebeyi kazanmasına rağmen, ordusunu toplayarak Rafeniyye’nin yardımına gidememişti. Haçlılar ile başarılı mücâdeleler yapan Atabeg Tuğtigin, 1128 senesi Şubat ayının onikisinde Şam’da vefât etti.
Tuğtigin’in yerine oğlu Böri geçti. Böri, gençliğinden îtibâren atabegliğin çeşitli merkezlerinde değişik vazifelerde bulunmuştu. Böri Tigin zamanında Dımeşk’i tehdid eden en önemli mes’elelerden biri bâtınîler idi. Tuğtigin zamanında da vezir olan Tâhir el-Merdeganî, bâtınîler ile işbirliği yapıyordu. Dımeşk’de bulunan bâtınîlerin, şehrin kapılarını açmak ve karşılığında da Sur’u almak için haçlılarla anlaştıklarını haber alan Böri, derhâl harekete geçerek vezîri öldürttü. Daha sonra halkın da katılmasıyla şehirde bâtınî temizliği başlattı. Altı binle yirmibin arasında bâtınî öldürüldü. Bu karışıklıklardan yararlanmak isteyen Kudüs kralının idaresindeki bir haçlı ordusu Dımeşk üzerine yürüyünce, Böri hızla harekete geçerek, yiyecek bulmak için ordudan ayrılmış olan haçlı birliğini ağır bir yenilgiye uğrattı. Kışın yaklaşması ve yenilmeleri, haçlıları, Dımeşk’i kuşatmaktan alıkoydu.
 Böri zamanında, Dımeşk Atabegliği’ni tehdid eden diğer bir tehlike ise, Musul Atabeği İmâdeddîn Zengi idi. Zengi, bütün Suriye’yi kendi idaresi altında toplamak istiyordu. Bir süre sonra bir hîle ile Böri’yi zayıf düşürerek, 1130 senesi Eylül ayının yirmidördünde Dımeşk’e bağlı Hama’yı zabtetti. Daha sonra Hıms şehrini muhasara altına aldı ise de, kışın yaklaşması üzerine Haleb’e geri döndü. Dımeşk’te olan olayları unutmayan bâtınîler, çok sıkı korunmasına rağmen bir fırsatını bularak 1131 senesinde Böri’yi yaraladılar. Böri aldığı yaralar yüzünden 7 Haziran 1132 târihinde vefât etti. Bâtınîleri temizlemekle İslâmiyete büyük hizmet eden Böri, bâtınîlerin suikastı ile de şehîd oldu.
Böri, bâtınîler tarafından yaralandıktan sonra, oğlu İsmâil’i veliahd tâyin etti. Ölümünden sonra yerine geçen İsmâil, önce Ba’lbek’e hâkim olan kardeşi Muhammed’i itâati altına aldı. Sonra da haçlıların eline geçen Bânyâs üzerine yürüyerek, birkaç günlük kuşatmadan sonra şehri ele geçirdi. Musul-Atabegliği’nin, haçlılar ve Abbasî halîfesi ile olan mücâdelelerinden faydalanan İsmâil, gizlice yaptığı hazırlıklar sonunda Hama üzerine yürüdü ve daha önce Zengi’nin hâkimiyeti altına giren bu şehri 7 Ağustos 1133 târihinde geri aldı. Ardından Şeyzer’i kuşattı ise de yüklü mikdarda haraç alınca kuşatmayı kaldırdı. Onun bu başarıları haçlıları harekete geçirdi. Kudüs kralı Fulk, 1134 senesinde Havran’ı zabtetti. Buna karşılık İsmâil, haçlı idaresindeki şehirlere akınlar düzenledi. Başarılarına rağmen İsmâil, halka kötü davrandığı ve ağır vergiler koyduğu için, öldürüleceği korkusuna kapıldı ve Musul hâkimi Atabeg Zengi’ye başvurarak şehri teslim etmek istedi. Durumdan haberdâr olan asker ve halk, buna karşı çıktı ve 1 Şubat 1135 târihinde, İsmâil öldürüldü.
İsmâil’in yerine, kardeşi Şihâbeddîn Mahmûd geçti. Zengi, İsmâil’in mektubu üzerine Dımeşk önlerine gelerek, şehri kuşattı. Fakat kuşatmanın ve beklemenin bir faydası yoktu. Tarafların görüşmesi ve halîfenin, Zengi’den Musul’a dönmesini istemesi üzerine andlaşma yapıldı.
 Zengi’nin Dımeşk’den ayrılmasından sonra, andlaşma şartları yerine getirilmedi. Atabeg Zengi’den korkan Hıms vâlisi Humartaş, şehri 1135 senesi Aralık ayının otuzunda Şihâbeddîn Mahmûd’a teslim etti. Atabeg Zengi, bir süre sonra Hıms önlerine gelip, şehri kuşattı. Buranın kolay kolay ele geçirilemiyeceğini anlayarak, Mahmûd ile andlaşma yapıp, 1137 yılında kuşatmayı kaldırdı. Diğer taraftan Dımeşk Atabegliği ordusunun başkumandanı Bazvaç, önce Trablus’a, sonra da Nablus üzerine başarılı akınlar yaparak büyük ganîmetlerle döndü. Bir süre sonra Musul Atabegliği ile Dımeşk Atabegliği arasında karşılıklı evlenmeler ile akrabalık bağı kuruldu. 1138 yılında Atabeg Zengi, Böri’nin dul hanımı Zümrüd Hâtûn ile evlenirken, Mahmûd da Zengi’nin kızı ile evlendi. Bu evlenmelerin karşılığında Zengi’ye cehiz olarak Hıms şehri verildi. Bir süre sonra Zengi, bu hanımını terk etti. 1139 senesinde Mahmûd, Bânyâs havalisini yağmalayan haçlılar üzerine yürüdü. Aynı sene Dımeşk’e dönen Mahmûd, 23 Haziranda kendi adamları tarafından öldürüldü.
Mahmûd’un öldürülmesinden sonra, atabegliğin kudretli emirlerinden Mu’îneddîn Üner’in desteği ile Mahmûd’un kardeşi Cemâleddîn Muhammed başa geçti. Muhammed’in kardeşi Behram Şâh, Zengi’nin yanına kaçtı. Zengi’nin eski eşi ise mektup yazarak onu Dımeşk’e davet etti. Zengi bu fırsatları hakkıyla değerlendirdi. İki aya yakın bir kuşatmadan sonra 1139 senesi Ekim ayının onunda Ba’lbek’i ele geçirdi ve Dımeşk üzerine yürüdü. Fakat, bu kuşatmada da başarılı olamadı. Cemâleddîn Muhammed ise 29 Mart 1140 târihinde yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak öldü.
Muhammed’in yerine oğlu Mucireddîn Abak başa geçti. Ancak atabegliğin bütün gücü, Muhammed’in annesi ile evlenen vezir Üner’in elinde idi. Abak, saltanatının ilk yıllarında Kudüs haçlıları ile ittifak yaptı. Bunun neticesinde de haçlılar, Zengi’nin idaresindeki Bânyâs’a hâkim oldular. Zengi, bunun intikamını almak için Dımeşk’i kuşattı. Abak, Zengi’nin hâkimiyetini tanıyınca, kuşatmadan kurtuldu. 1149 senesinde Zengi’nin ölmesi üzerine, Dımeşk halkı rahat bir nefes aldı. Bundan faydalanan Vezir Üner, derhâl harekete geçerek Musul Atabegliği’nin idaresinde olan Ba’lbek’i aynı senenin Ekim ayında ele geçirdi, Daha sonra Haleb atabeği Nûreddîn Mahmûd’un yardımı ile Busra ve Serhat şehirlerini zaptetti. İkinci haçlı seferi Dımeşk’i de tehdit etti. Başarısız bir kuşatmadan sonra Vezir Üner ve Haleb atabeği Nûreddîn Mahmûd haçlılara karşı taarruza geçerek El-Arima kalesini ele geçirdiler. Devlete başarılı şekilde hizmet eden Vezir Üner, 19 Ağustos 1149 târihinde ölünce, Abak bütün yetkileri eline aldı. Bu arada aleyhine bir çok isyanlar patlak verdi ise de duruma hâkim oldu. Bundan sonra Haleb atabeği Nûreddîn Mahmûd, Dımeşk’i ele geçirmeye çalıştı. 1150 ve 1151 senelerinde şehri iki defa kuşattı ise de başarılı olamadı. Nihayet Nûreddîn Mahmûd 26 Nisan 1154 târihinde şehri ele geçirerek Dımeşk Atabegliği’ne son verdi. Atabegliğin son hükümdarı olan Abak ise 1169 senesinde Bağdâd’da öldü.
Kültür ve medeniyet: Selçuklu Devlet teşkîlâtına benzer bir teşkîlâtla yönetilen Dımeşk Atabegliği emirleri, başkent Dımeşk’de mescidler, medreseler, hastaneler ve hamamlar inşâ ettirdiler. Yeni mahalleler ve îmâlât bölgeleri kurdular, su kanalları yaptırdılar. Dımeşk’in ilk hastanesi olan Dârüşşifâ, Melik Dukak zamanında yaptırıldı. Zafvet-ül-Mülk Hâtun’un yaptırdığı mescid, Mescid-i Hâtûn Zümürrüd olarak bilinmektedir.
Böriler zamanında Dımeşk, Suriye’nin kültür merkezi idi. Çevre ülkelerden bir çok ilim adamı buraya geldi. Dımeşk’deki medreselerde dînî ilimlerin yanında fen ilimleri de okutulmaktaydı. Sadırıyye, Eminiyye, el-Medreset-ül-Muiniyye, Medreset-ül-Hâtuniyye ve Caruhiyye Medresesi, Böriler zamanında yapılan ilim yuvaları arasındaydı.
Şeyh Burhâneddîn Ebü’l-Hasen, Ali el-Belhî, Şeyh Şeref-ül-İslâm Abdülvâhid, Necmeddîn eş-Şîrâzî, Zeynüddîn el-Fattalî, Cemâleddîn İbn-ül-Müslim es-Sülemî, Kâdı’l-kudât Müntehibeddîn Ebü’l-Meâlî Muhammed gibi büyük âlimler Böriler zamanındaki belli başlı âlimlerdir. Yine Dımeşk’de yetişen iki büyük târihçi İbn-i Kalânisî ve İbn-i Asâkir de bu atabeglik zamanında yetişmiştir.
Böriler, Suriye’deki deri sanayiini büyük ölçüde geliştirdiler. Kâğıt îmâli endüstrisinde de büyük gelişme görüldü. Pamuklu ve ipekli kumaşlar ile tahıl ticâreti yönünden de gelişmeler oldu.

 1) Dımeşk Atabegligi (İstanbul 1985)
 2) Müslüman Türk Devletleri Târihi; sh. 225
 3) Bugyet-üt taleb fî târih-i Haleb (İbn-ül Adîm Ankara 1976); sh. 222
 4) Selçuklular Zamânında Türkiye; sh. 162
 5) Haçlı Seferleri Târihi cild-1, 2
 6) Zubdet-ül Nasra (Irak ve Horasan Selçukluları, İstanbul 1943); sh. 160, 161
 7) Suriye ve Filistin Selçukluları târihi (Ali Sevim, Ankara 1983); sh. 161 vd.
 8) El-Kâmil fit-târih; cild-10, sh. 246 vd.

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Bir gün adamın biri İmâm-ı Ebû Yûsuf hazretlerine suâl sordu.

GÜNÜN HADİSİ

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, yine nakîb seyyid şeyh Ferîde “kuddise sirruh” yazılmışdır. Cismin ve rûhun lezzet ve elemlerini bildirmekde ve cisme olan musîbet ve acılara, sabr tavsıye edilmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası