hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
12:59
14 Temmuz 2010 Çarşamba
Okunma Sayısı: 1011
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

Afganistan hükümdarlarından.

1788 (H.1203)’de doğdu. 1863 (H.1280)’de vefât etti. Babası Barakzay kabîlesinin reîsi Pâyende Hân’dır. Dost Muhammed Hân, Pâyende Hân’ın yirmibir oğlundan yirmincisidir. Babasının vefâtında çok küçük yaşta olan Dost Muhammed Hân, oniki yaşına kadar annesinin akrabalarının yanında büyüdü. Afganistan hükümdarı Mahmûd Şâh’ın vezirliğini yapan ağabeyi Fetih Hân’ın himayesinde önemli makamlara tâyin edildi.
Fetih Hân, bir takım karışıklıklar sebebiyle Afganistan hükümdarı Mahmûd Şâh’ın oğlu Kamran tarafından öldürtüldü. Afganistan halkı tarafından çok sevilen Fetih Hân’ın öldürülmesi, büyük bir tepki ile karşılandı. Bu durum Mahmûd Şâh’ın aleyhine oldu. Çünkü vezir Fetih Hân’ın kardeşlerinden her biri, devletin önemli mevkilerinde bulunuyorlardı. Fetih Hân’ın kardeşi Dost Muhammed Hân, ağabeyinin katledildiğini duyunca, topladığı ordu ile harekete geçerek Kabil üzerine yürüdü. 1818 (H.1234)’de Mahmûd Şâh ile yaptığı savaşta onu ağır bir mağlûbiyete uğrattı. Mahmûd Şâh, Kabil’i terkedip kaçmak mecburiyetinde kaldı. Dost Muhammed Hân, Kabil merkez olmak üzere Afganistan’ın diğer önemli merkezlerini de ele geçirdi.
Saltanatının ilk yıllarında, Afganistan’ın bâzı şehirleri Hindistan’da yaşayan Sihlerin eline geçti. Hindistan’ın büyük bir bölümünü kontrolleri altına geçiren ve sömürge hâline sokan İngilizler, Sihlerle dostluk kurmuşlardı. Bu dostluktan istifâde ederek Sihleri kullandılar. Afganistan üzerine gönderilen Sihler, yaptıkları savaşları kazanarak 1818 (H.1234)’de Multan’ı, 1819 (H.1235)’de Keşmir’i ve 1821 (H.1237)’de de Derâ İsmâil Hân kalesini işgal ettiler. Sâdece, Peşâver’de üstünlük sağlayamadılar. Bu sırada daha önceden İngilizlere sığınan Şücâül-mülk (Mahmûd Şâh’ın kardeşi), İngilizlerin teşviki ile topladığı kuvvetleri alıp, Kandehar üzerine yürüdü. Dost Muhammed ve kardeşleri bu sefer dikkatlerini Kandehar üzerine çevirdiler. Bu durumdan istifâde eden Sihler, büyük bir ordu ile Peşâver üzerine yürüdüler ve netîcede Peşâver’i işgal ettiler. Fakat Dost Muhammed Hân, Şücâül-mülk’ü hezîmete uğratınca, yeniden Hindistan’a kaçmak zorunda kaldı. Bunun üzerine Sihler de çekildiler. Kandehar’ın idaresini kardeşi Kuhendil’e bırakıp, kendisi Kabil’de emirliğini îlân etti. Şâh yerine emir dendi.
Hindistan’dan büyük bir kuvvetle Peşâver üzerine yeniden yürüyen Sihler, İngilizlerin desteği ve hîlesi ile Peşâver’i aldılar. Sihlerin Peşâver’i işgali, müslümanlara çok ağır geldi. Bunun üzerine Dost Muhammed Hân, 1836 (H.1252) senesinde cihâd îlân edip, bütün müslümanları savaşa çağırdı. Sihlere karşı oğlu Ekber’in kumandasında bir ordu gönderdi. Camrud yakınlarında yapılan çetin bir savaşta, Sihler ağır bir mağlûbiyete uğradı. Sihleri Kuzey Hindistan’da güçlü bir hâle getiren liderleri Ranjit Singh, Hindistan’ın büyük bir bölümünü hâkimiyeti ve sömürgesi altına alan İngilizlerle dost idi. Onların her istediğini yerine getiriyordu. İşte bu durum, Dost Muhammed Hân’ı tereddüte düşürdü. Zafer kazanıldığı hâlde, Peşâver’i geri almaya teşebbüs edemedi. Fakat bu tereddüt, hem kendisi için hem de Afganistan için çok kötü neticelere sebeb oldu.
Hindistan’da geniş bir sömürge kuran İngilizlerin umûmî vâlisi Lord Auckland, 1838 (H.1254) senesinde Dost Muhammed Hân’ı Afgan emirliğinden düşürüp, yerine Dürrânîlerden Şücâül-mülk’ü hükümdar olarak Afgan tahtına geçirmek için harekete geçti. Şücâül-mülk, daha önceden Hindistan’a sığınmış ve bir İngiliz uşağı gibi hareket etmeyi kabullenmişti. İngiliz vâlisi, önce Şücâül-mülk ile Sih lideri Ranjit Singh arasında bir dostluk anlaşması yaptırdı. Dost Muhammed Hân’ı devirmek için yapılacak askerî harekâtta, Sih’lere güvenmiyen İngiliz umûmî vâlisi, İngiliz askerlerini kullanmaya karar verdi. 1838 (H.1254) senesi Aralık ayında Pencab’da toplanan İngiliz kuvvetleri, İngiliz umûmî vâlisi Lord Auckland’ın genel sekreteri ve baş danışmanı Sir William Macraghten’in sevk ve idaresine verildi. 1839 (H.1255) senesi Mart ayı ortalarında harekete geçen İngiliz ordusu, Kuvvetta’yı ve Nisan ayı sonuna doğru da Kandehar’ı kolaylıkla işgal etti. Kandehar’ın idaresi, Dost Muhammed Hân’ın kardeşinde idi. İngiliz kuvvetlerine karşı koymadan Kandehar’dan ayrıldı.
Kandehar’ı işgal eden İngiliz kuvvetleri, gerekli hazırlığı yapıp, 1839 (H.1255) Haziranında, Gazne kalesini ele geçirmek için harekete geçtiler. Kolayca bu kaleyi alıp, Kabil yakınlarına geldiler. Kabil’de bulunan Dost Muhammed Hân, İngiliz entrikaları sonucunda yalnız bırakıldı. Bunun üzerine kendine sâdık kuvvetlerle Hindukuş dağlarına çekildi. Daha sonra Buhara emirliğine sığındı. Bundan sonra İngilizler, kuklaları Şücâül-mülk’ü 1839 (H.1255) senesi Ağustos ayının başında, Afgan tahtına geçirdiler. Böylece Afganistan, İngilizler tarafından işgal edilmiş oldu. Şücâül-mülk başta olmasına rağmen, İngilizler memleketin idaresine müdâhale ediyorlardı. Bu sebeble kuklaları Şücâül-mülk ile araları açıldı. İstilâ hareketini yöneten İngiliz Macnaghten, onbin İngiliz askerini; Celâlâbâd, Kandehâr, Gazne ve Kabil’de yerleştirdi.
Dost Muhammed Hân, 1840 (H.1256) senesinde Özbeklerin de desteği ile Afganistan’a döndü. Hindukuş dağlarından Kuhistan bölgesine inip, Nijrao yakınlarında bir İngiliz süvâri bölüğünü bozguna uğrattı. Daha sonra İngilizlerle başa çıkamayacağını düşünerek Kabil’e gidip Macnaghten’e mücâdeleden vazgeçtiğini söyledi. Bu hâdiseden bir kaç ay önce, İngilizlerin meşhûr dostu Sih lideri Ranjit Singh ölmüştü. Bundan sonra da İngilizlerle Sihlerin arası açılmaya başladı.
Şücâül-mülk ile İngilizler arasındaki anlaşmazlıklar zamanla arttı. Ayrıca kabîle reislerine İngilizlerin yaptığı müdâhaleler, halkın tepkisine yol açıyordu. Ulaştıkları netîceden pek hoşnûd olmayan İngilizler, Afganistan’dan geri çekilmeyi düşünmeye başladılar. Ancak İngiliz yöneticilerinin kararsızlığı, İngiliz ordusunun Afganistan’da kalmasını uzatıyor ve halkın tepkisi de gittikçe artıyordu. Nihayet İngiliz askerlerinin zulmü ve Afganistan halkının namusuna musallat olmaya kalkışmaları karşısında, Afgan halkı mücâdeleye başladı. İngiliz zulmüne karşı ilk mücâdele Kabil’in dış mahallelelerinden Sor Bizar’da, daha sonra da bu mücâdele yaygınlaşıp tam bir millî seferberlik başladı. Halk, memleketin dört bir ucundaki köy ve kasabalardan akın akın Kabil’e toplanmaya başladı. Ancak kabîle reislerinin idaresinde dağınık bir hâlde hareket eden halk, henüz tam bir birlik içinde hareket edemiyordu. Bu sırada, Dost Muhammed Hân’ın oğlu Muhammed Ekber Hân, halkı bir araya toplayıp duruma hâkim oldu ve bu hareketi yönetmeye başladı. Afganistan’ı istilâ eden İngiliz askerlerinin komutanı Macnaghten, uzun müddet vazifeli olduğu Hindistan’da böyle zor durumlarla çok karşılaşmıştı. Orada, birlikte hareket edemiyen grupların reislerini elde ederek duruma hâkim oluyordu. Ancak bu sefer eski plânını ve hilesini yürütemedi. Dost Muhammed Hân’ın oğlu Muhammed Ekber, Macnaghten ile anlaşmak istedi. Bu maksatla görüşmek üzere Kabil nehri kıyısında buluştular. Bu görüşme sırasında Macnaghten yakalanıp, İngilizlerin Afganistan’ı boşaltmasına kadar rehin tutulmak istendi. Fakat bu sırada Macnaghten, Muhammed Ekber’i öldürmek için ani bir saldırıya geçti. Ekber daha atik davranarak onu öldürdü. Macnaghten’in öldürülmesiyle, Afganistan’daki istilâcı İngilizlerin askerî kuvveti sarsıldı. İngilizler bu durum karşısında Afganistan’daki istilâcı birliklerinin başına, başarılı binbaşı Eldred Pottinger’i geçirdiler. Bu binbaşı, Muhammed Ekber ile bir andlaşma yapıp, sonra da Afganistan’dan çekilmek üzere Kabil’den ayrıldı. Kabil’den beş-on kilometre ayrılır ayrılmaz, Afgan kabîleleri İngiliz askerleri üzerine hücûm ettiler. Muhammed Ekber mâni olmak istediyse de mâni olamadı. İngiliz askerlerinden ikiyüz kişilik bir grup kurtulabildi. Bu durum Londra’da şok te’siri yaptı. İngiliz hükûmeti istifa etti. Yeni kurulan hükûmet, Lord Auckland’ı Hindistan umûmî vâliliğinden azledip, yerine Lord Ellenborough’yı umûmî vâli tâyin etti. Bu yeni vâli, Afganistan üzerine yürümek için hazırlıklarını tamamlayıp, onar bin kişilik iki İngiliz ordusu ile Kandehar ve Celalabâd üzerinden ilerlemeye başladı. Uğradıkları her yerde büyük katliâm yaptılar. Ahâliyi şehîd edip, meskûn bölgeleri yağma ve harâb ettiler. 1842 (H.1258) senesi Eylül ayının ortasında, Kabil’e yürüyerek ikinci defa işgal ettiler. Kabil halkı şehri terketti. Kabil’de ancak ihtiyarlar kaldı. İngilizler, Ali Merdâne Câmii başta olmak üzere Kabil’i baştan başa yakıp yıkarak harâb ettiler. Kabil halkı, İstalif kasabasına sığındı. Bunu öğrenen İngiliz birlikleri, burayı kuşatıp bütün halkı hunharca katlettiler. Bu katliâma katılan Chamberlin adında bir İngiliz teğmeni, yazdığı hatıratında yetmişbin Afganlı müslümanın şehîd edilişini şöyle anlatmaktadır: “Halkın yalvarmalarına ve göz yaşlarına hiç bakılmadı! Aman verilmeyip tüfeklerle kasıtlı olarak nişan alındı ve tetikler çekildi!... Doğrusu biz, kiralanmış katillerden başka bir şey değildik!”
Afganistan’da bu katliâmı yapan İngilizler, 1842 (H.1258) senesinin Aralık ayında, Hindistan’daki üslerine döndüler. Bu arada Hindistan’a sürgün ettikleri Dost Muhammed Hân, Afganistan’a döndü. Memleketi harâb, halkı perişan ve çok mahzun bir hâlde idi. Afgan halkı arasında birlik bozulmuştu.
Dost Muhammed Hân, kısa zamanda halk arasında yeniden birliği sağladı. Harâb hâldeki memleketi de îmâr etmeye başladı. Diğer taraftan Sihlerle İngilizlerin arası zamanla daha da açıldı. 1845 (H.1261)’de yapılan savaşta, Sihler ağır bir mağlûbiyete uğradı. Bunun intikamını İngilizlerden almak isteyen Sih’ler, Dost Muhammed Hân’dan yardım istediler. Yardım gönderilmesine rağmen yine yenildiler. Bu arada kardeşi Kuhendil 1855 (H.1272) senesinde vefât etti. Bunun üzerine Dost Muhammed Hân, Kandehar ve çevresinin idaresini merkez Kabil’e bağladı. Adaletli idaresi sebebiyle Afgan halkı ondan çok memnun oldu. Afganistan’ın önemli ve ayrılmaz bir parçası olan Herat’ın idaresi, Şücâül-mülk’ün yeğeni Muhammed Yûsuf’un elinde bulunuyordu. Herat halkı ise, Dost Muhammed’in âdil idaresini istiyordu. Herat’ı idaresinde bulunduran Muhammed Yûsuf, Dost Muhammed’in bu şehri almasından korkarak, İran şahı Nâsıruddîn’den yardım istedi. İran şahı bu teklif üzerine 1856 (H.1273) senesinde ordusunu Herat’a göndererek şehri işgal ettirdi. İngilizler ise, bu bölgede dâima kendi menfaatlerini göz önünde tutuyorlar ve bu istikâmette siyâset tâkib ediyorlardı, önce anlaştıkları ve dost oldukları devlet ile yerine göre anlaşmayı bozarak, bir diğer tarafı destekliyorlardı. İran’ın Herat’ı işgali, İngilizlerin menfaatine dokunuyordu. İran üzerinden Hindistan’a ulaşabilecek tehlikelerin geçiş noktası olan Herat’ın, İran Devleti’nde kalmasını istemediler. İran, Herat’ı alınca, İngilizler hemen harekete geçip, İran’a karşı harp ilân ettiler. Netîcede 1857 (H.1274) senesi Mart ayı başında, İranlılar Herat’ı boşaltmak zorunda kaldı. İngilizler 1863 (H.1280) senesine kadar Herat’ı kendi menfaatleri doğrultusunda kontrolleri altında tuttular. Nihayet hâdiseler, Herat’ın Dost Muhammed Hân tarafından alınması, İngiliz menfaatine uygun düşecek şekilde gelişti. Dost Muhammed Hân, 1862 (H.1279) senesi Temmuz ayının sonunda Herat’ı muhasara etti. Sekiz ay süren bu muhasaradan sonra, 1863 (H.1280) senesi Mart ayının yirmiyedisinde aldı. Herat’ı da Afganistan’a bağladıktan sonra, Afganistan’ın birliğini sağladı.
Uzun mücâdeleler netîcesinde Afganistan’ın birliğini sağlayan Dost Muhammed, 1863 (H.1280) senesinde 80 yaşında iken Herat’ta vefât etti. Ahmed Şâh Dürrânî’den sonra, Afganistan’ın en meşhûr devlet adamlarından biri idi. Onun vefâtından sonra yerine oğlu Şîr Ali geçti.

 1) Kâmûs-ül-a’lam; cild-3, sh. 2179
 2) Afganistan ve Türkler (Mehmed Saray, İstanbul 1987); sh. 18
 3) The Cambridge History of India; cild-5, sh. 590
 4) History of Afghans (J.P.Ferrier, London-1858); sh. 237
 5) Afganistan, Astudy of political development in Central Asia (W.K.Fraser, Tyfler, London-1950)

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Abdülhak-ı Dehlevî’ye gönderdiği mektuplardan birisi şöyledir:

GÜNÜN HADİSİ

Allah’ın buğz ettiği kimseler

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, mîr Muhammed Nu’mân-i Bedahşî hazretlerine yazılmışdır. Câhillerin dedi-kodu yapmalarına üzülmemeği bildirmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası