Dulkadiroğulları, Oğuzların Bozok kolundan, Zeyneddîn Karaca Bey tarafından kuruldu. 1339 senesinde kurulan beylik, 1521 senesine kadar, hemen hemen 185 sene hayatıyetini devam ettirdi. Beyliğin en güçlü olduğu dönemlerde sınırları; Maraş, Kayseri, Elâzığ, Antep, Malatya ve Adıyaman topraklarını içine arıyordu. Zeyneddîn Karaca, Eretna Bey’in elinden Elbistan’ı aldıktan sonra, Memlûk sultânından nâiblik menşûrunu almaya muvaffak oldu. Karaca Bey, zaman zaman Memlûklü sultanlarına itâat etti ise de, bâzan da onlara cephe alarak Halep şehrini tehdit etti. Bu arada Çukurova’daki Sis Ermenilerine ağır darbeler indirdi. 1346’da Gabon kalesini ele geçirdi. Bu başarılarına güvenen Karaca Bey, Melik-üz-zâhir ünvanı ile 1348 senesinde bağımsızlığını ilân etti. Ancak Memlûklü Devleti’ne isyan eden Halep vâlisi Bayboğa’yı sultâna teslim etmemesi üzerine, yakalanarak 1353’de Kâhire’de seksen üç yaşında iken öldürüldü. Karaca Bey’den sonra oğlu Halil Bey, Memlûklüler tarafından Elbistan vâliliğine tâyin edildi. Halil Bey’in ilk işi hudutlarını genişletmek oldu. Maraş, Malatya, Harput ve Amik taraflarını ele geçirdi ve Memlûklülere karşı akınlarını sıklaştırdı. Sultan Berkuk, onu ortadan kaldırabilmek için faaliyete geçti. Halil Bey 1386 yılında bir suikast sonunda öldürülünce, yerine küçük kardeşi Suli Bey geçti. Suli Bey de Memlûklülere karşı başarılı seferler düzenledi. Sultan Berkuk, onun beyliğini tasdîk etmek zorunda kaldı. 1394’de Güney Doğu Anadolu’ya gelen Tîmûr Hân’ı, Suriye’nin fethine teşvîk etmesi, Sultan Berkuk’un Suli Bey’i öldürmeğe karar vemesine sebeb oldu. Memlûk kuvvetleri 1396 senesi Mart ayında Suli’nin ordusunu bozdu. Berkuk, Suli’yi tâkib etmekten geri kalmadı ve bir suikast ile onu öldürttü. Suli Bey’in ölümü üzerine, beyliğin başına, Halil Bey’in oğlu Nâsıreddîn Mehmed Bey geçti. Mehmed Bey, Memlûklü sultanları ile dost geçindi. Bu sırada Tîmûr Hân, Elbistan ve Malatya’yı almıştı. Tîmûr’a bağlılığını arz eden Mehmed Bey, daha sonra Osmanlı tahtına geçen Çelebi Sultan Mehmed ile dostluk kurdu. Buna mukabil, Memlûklülerin râkibleri olan Ramazanoğulları ve Karamanoğullarına karşı devamlı savaştı. Memlûklüler, bu hizmetine karşılık ona Kayseri’yi verdiler. Kırkbeş sene saltanat süren Mehmed Bey, 1443 senesinde yetmişyedi yaşında öldü. Mehmed Bey’den sonra başa geçen oğlu Süleymân Bey, Osmanlı ve Memlûklülere kız vererek akrabalık bağı kurdu ve dostluğunu devam ettirerek, beyliğin varlığını korudu. Süleymân Bey, 1454 senesinde öldürülünce, beyliğin başına Melik Arslan geçti. Melik Arslan zamanında, Akkoyunlu sultânı Uzun Hasan, Dulkadiroğullarından Harput’u aldı. Melik Arslan da kendisine karşı ayaklanan kardeşi Şâh Budak’ın gönderdiği bir fedaî tarafından 1496 senesinde öldürüldü. Memlûk sultânı Kayıt Bay’ın, Şâh Budak’ı Dulkadirli beyi tâyin etmesi, Osmanlı Devleti ile arasının açılmasına sebeb oldu. Zîrâ Fâtih Sultan Mehmed Hân, bu mevkîye Süleymân Bey’in oğlu Şâhsuvar’ı getirmişti. Şâh Budak, bu durum karşısında Mısır’a kaçtı. Osmanlıların himayesindeki Şâhsuvar Bey, Memlûklülere ve Ramazanoğullarına karşı bir çok seferler düzenledi. Fakat, Zamantı kalesinde, Memlûk kuvvetleri tarafından esir alınarak Kâhire’ye götürüldü ve 1472 senesinde orada öldürüldü. Memlûklu sultânı, Dulkadirli Beyliği’ne yeniden Şâh Budak’ı gönderdi. Fakat bu sefer de Osmanlı Devleti’nin desteğini sağlayan Alâüddevle Bozkurt Bey tarafından beylikten uzaklaştırılan Şâh Budak, 1492 senesinde öldü. Alâüddevle, Osmanlı sultânı ile dost geçindi. Diyarbakır’ı Akkoyunluların elinden aldı. Şâh İsmâil ile mücâdeleye girişti ise de, 1507 senesinde ağır bir yenilgiye uğradı. Memlûklü sultânının teşviki ile Osmanlı Devleti’ne cephe aldı. Çaldıran muhârebesini müteakip, vezîr-i a’zâm Hadım Sinan Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusu, Turna Dağı savaşında Alâüddevle’yi mağlûb ederek ele geçirdi ve dört oğluyla beraber öldürüldü. Alâüddevle’nin yerine, Şehsuvar’ın oğlu Ali Bey tâyin edildi. Ali Bey, Mısır seferi sırasında ve Şam vâlisi Canberdi Gazâlî isyanında Osmanlılara önemli hizmetlerde bulundu. Onun ölümü ile Dulkadirli toprakları tamamen Osmanlı Devleti’ne ilhak edilerek, beylerbeyilik hâline getirildi. Dulkadiroğullarının siyâsî durumları gözden geçirildiğinde, Osmanlı ve Memlûklü Devletleri arasında bir tampon devlet vazifesini gördükleri göze çarpar. Bu sebeple, bâzan Osmanlı’ya, bâzan da Memlûklüler’e tâbi oldukları görülür. Aslında, 1399 senesine kadar altmış iki sene müddetle Memlûklülere tâbi iken, bu târihten sonra, Osmanlılara bağlandılar. Arada bir Mısır nüfuzuna geçmekle birlikte, Osmanlı tâbiiyyetinden çıkmamışlardır. Hattâ Osmanoğulları ile akraba olmuşlar ve pâdişâhların anne tarafından hânedânlarını teşkil etmişlerdir. Son yedi yıl ise Dulkadirli beyi Osmanlı vâlisi durumuna geçmiştir. Dulkadiroğulları zamanında bir çok mîmârî eser yapılmıştır. Bunlardan Maraş Bektutiye Câmii ve Medresesi, Alâüddevle tarafından yaptırılmıştır. Alâüddevle, hâkimiyeti altındaki toprakların bir çok yerinde câmi, medrese, türbe ve zaviye inşâ ettirmiştir. Nâsıreddîn Mehmed Bey, Kayseri’de Hâtuniye Medresesi’ni yaptırdı. Balım Sultan Türbesi, Kayseri-Sivas yolu üzerindeki köprü ve daha bir çok eser Dulkadiroğullarından günümüze ulaşmıştır. Önce Memlûklülere, sonraları ise Osmanlılara bağlanan ve müstakil bir beylik olmayan Dulkadiroğulları’nın kendi bastırdıkları paraları yoktu.
1) Rehber Ansiklopedisi; cild-4, sh. 260 2) Anadolu Beylikleri; sh. 169 3) Müslüman Türk Devletleri Târihi; sh. 292 4) Düvel-i İslâmiyye; sh. 309 5) Subuh-ul a’şâ; cild-7, sh. 282
Yabancı Dil
İngilizce Dini Bilgiler
Arapça Dini Bilgiler
Almanca Dini Bilgiler
Fransızca Dini Bilgiler
İspanyolca Dini Bilgiler
Rusça Dini Bilgiler
Farsça Dini Bilgiler
Özbekçe Dini Bilgiler
Türkmence Dini Bilgiler
Urduca Dini Bilgiler
Arnavutça Dini Bilgiler
Boşnakça Dini Bilgiler
Azerice Dini Bilgiler
Bulgarca Dini Bilgiler