hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
13:34
14 Temmuz 2010 Çarşamba
Okunma Sayısı: 744
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Ebû Ubeyde Bin Cerrah (r.anh)

Büyük komutan ve sağ iken Cennet’le müjdelenen on sahâbîden biri.

Ümmetin Emîni lakabıyla övülen bu yüce Sahâbî’nin asıl ismi, Âmir bin Abdullah bin Cerrâh bin Ka’b bin Dabbe bin Hars bin Fihr’dir. 639 (H.18) senesinde ellisekiz yaşında Kudüs ile Remle arasında taundan vefât etti.
Hazret-i Ebû Bekr’in vasıtasıyla îmâna gelenlerin onuncusudur. Îmâna geldiğinde otuzbir yaşındaydı. O günden vefâtına kadar malıyla, mevkisiyle ve canıyla İslâmiyeti yaymak için çalıştı. Sevgili Peygamberimizin yanında bütün gazâlarda bulundu ve Resûlullah efendimizin, “Ebû Bekr Cennet’tedir. Ömer Cennet’tedir. Osman Cennet’tedir. Ali Cennet’tedir. Talha Cennet’tedir. Zübeyr Cennet’tedir. Abdurrahmân ibni Avf Cennet’tedir. Sa’d bin Ebî Vakkas Cennet’tedir. Saîd ibni Zeyd Cennet’tedir. Ebû Ubeyde bin Cerrah Cennet’tedir.” hadîs-i şerîfiyle şereflendi. Mekke’deyken kâfirlerin eza ve cefâlarının çoğalmasıyla, Peygamber efendimizin izniyle önce Habeşistan’a, sonra Medîne’ye hicret etti. Peygamber efendimiz onu hazret-i Sa’d bin Mu’az ile kardeş yaptı.
Bedr gazâsında düşman saflarında babası da bulunuyordu. Muhârebe bütün şiddetiyle devam ederken, Ebû Ubeyde (r.anh) babasıyla karşılaştı. Babası oğlunu öldürmek için saldırınca, hazret-i Ebû Ubeyde babasıyla mücâdeleye başladı. Peygamber efendimizin aşkıyla yanan Ebû Ubeyde (r.anh), babasıyla İslâm için çarpışıyordu. Bir fırsatını bulup, kılıcıyla babasının başını gövdesinden ayırdı. Kesik başı, Resûlullah’ın huzuruna getirdi. Peygamberimiz bu hâli görünce, çok sevindi. Allahü teâlâ bu hâdise üzerine; “Allahü teâlâ’ya ve kıyâmet gününe îmân edenler, Allahü teâlânın düşmanlarını sevmezler. O kâfirler ve münafıklar; mü’minlerin anaları, babaları, oğulları, kardeşleri ve başka yakınları olsa da, bunları sevmezler. Böyle olan müzminleri Cennet’e koyacağım” meâlindeki Mücâdele sûresi yirmiikinci âyet-i kerîmesini gönderdi.
Ebû Ubeyde bin Cerrah, Uhud gazâsında Resûl-i ekrem tarafından ön safta çarpışanların komutanı tâyin edildi. Uhud, Hendek ve Hayber gazâlarında görülmemiş şekilde ceng etti. Mekke’nin fethinde de Peygamber efendimizin yanlarında bulundu.
Resûlullah efendimiz, sahil tarafına bir sefer düzenleyip, Ebû Ubeyde bin Cerrâh’ı (r.anh), emir (komutan) tâyin etti. Bu sefere üçyüz Eshâb-ı kirâm katılmıştı. Hazret-i Câbir şöyle anlatır: “Biz yola çıktık. Yolun yarısına vardığımızda, azığımız tükendi. Bunun üzerine Ebû Ubeyde (r.anh), müeâhidlere yanlarında ne kadar erzak varsa getirmelerini emretti. Getirilen erzağı bir araya topladı. Bu toplanan erzak iki dağarcık hurmadan ibaretti. Ebû Ubeyde her gün azar azar vererek bu hurma ile bizi geçindiriyordu. Herkesin payına günde birer hurma düşüyordu. Hurma tükenince, çok acıktık. Sahile vardığımızda, denizin, kocaman bir balığı kıyıya attığını gördük. Ebû Ubeyde bize; “Bu deniz mahlûkunun etinden yiyiniz” deyince, yedik. Medîne’ye dönüp, Resûlullah efendimizin yanına geldiğimizde bu vak’ayı arzettik. Peygamber efendimiz; “Aziz mücâhidler, yiyiniz! Allahü teâlâ onu denizden rızıklanmanız için çıkarmıştır. Yanınızda varsa bize de yediriniz!” buyurdular. Mücâhidlerden bâzıları o balık etinin pastırmasından bir parça Resûlullah’a getirince, O da yedi.
630 (H.9) senesinde Peygamberimizin huzuruna Necran’dan bir hıristiyan hey’eti geldi. Uzun konuşmalardan sonra, Resûlullah’ın peygamber olduğunu kabul ettiler. “Yâ Muhammed! Senden razıyız, ne istersen sana verelim. Eshâbından emin bir kimseyi bizimle beraber gönder, vergilerimizi ona verelim” dediklerinde, Peygamberimiz; “Gayet emin bir kimseyi sizinle gönderirim” buyurdu. Eshâb-ı kirâm, emin olarak kimin şerefleneceğini merak ediyordu. Resûlullah; “Kalk yâ Ebâ Ubeyde! Ümmetimin emini budur” buyurarak, onlarla beraber gönderdi. Ebû Ubeyde bu müjdeye kavuşunca sevincinden ağladı.
Sevgili Peygamberimiz, Bahreyn ile sulh yaptıklarında da, Ebû Ubeyde’yi cizye almak için vazifelendirdi. Vazifesini en güzel şekilde yapan Ebû Ubeyde’nin, cizye ve malları alarak Bahreyn’den Medine’ye geldiği işitilince (ki, o anda sabah namazı kılınıyordu) karşılamaya çıktılar. Resûlullah esbabını bu hâlde görünce, gülümseyerek; “Öyle sanıyorum ki siz, Ebû Ubeyde’nin hayli dünyalıkla geldiğini duydunuz. Onu sevinçli karşılıyorsunuz!” buyurdu. Onlar da; “Evet, yâ Resûlallah!” diye tasdik ettiler. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz; “Şâd olunuz ve sizi sevindirecek nimetleri (bundan böyle her zaman) umunuz! Vallahi (bundan sonra) sizin, fakir olacağınızdan korkmam. Fakat sizin için korktuğum bir şey varsa, o da; sizden önce gelip geçen ümmetlerin önüne dünyâ nimetlerinin yayıldığı gibi, sizin önünüze de yayılarak, onların birbirlerine hased ettikleri ve nefsâniyet güttükleri gibi, sizin de birbirlerinize düşmeniz ve onların helak oldukları gibi, sizin de mahvolup gitmenizdir” buyurdular.
Resûlullah efendimiz vefât edince, Eshâb-ı kirâm çok üzülüp ağladılar. Cenâze hazırlıkları yapılırken, halîfe seçim için müslümanlar arasında ayrılık baş göstermek üzere idi. Böyle dar ve tehlikeli bir anda hazret-i Ebû Bekr, Ömer ve Ebû Ubeyde (r.anhüm) oraya yetiştiler. O anda ensârdan biri kalkmış; “Bizler, Resûlullah’a yardım ettik. Muhacirler bize sığındı. Halîfe bizden olmalıdır” diyordu. Hâlbuki Resûlullah her yerde, sağ yanına hazret-i Ebû Bekr’i, sol yanına hazret-i Ömer’i alır, Ebû Ubeyde (r.anh) için de; “Bu, ümmetin emînidir” buyururdu. Üçü birden bire ortaya çıkınca, sanki Resûlullah kalkmış oraya gelmiş gibi oldu. Herkes bunların ne söyleyeceğini bekliyordu. Ebû Bekr (r.anh) uzun bir konuşma yaptı. Sonra Ömer (r.anh) konuştu. Sonra da Ebû Ubeyde (r.anh); “Ey Ensâr! Başlangıçta bu dîne hizmet eden sizlerdiniz. Sakın işi önceden bozan da sizler olmayasmız” dedi. Sonra hazret-i Ebû Bekr; “Size şu iki zâtı aday yaptım, birini seçiniz” diyerek, Ömer bin Hattâb’ı ve Ebû Ubeyde bin Cerrâh’ı gösterdi. Her ikisi de çekilerek; “Peygamber efendimizin ileri geçirdiği kimsenin önüne kim geçebilir?” dediler. Hazret-i Ömer; “Yâ Ebâ Bekr! Resûlullah seni hepimizin önüne geçirdi. Elini uzat! Ben seni halîfe seçtim” diyerek ona bî’at etti. Sonra da Ebû Ubeyde bin Cerrah ve diğer Eshâb-ı kirâm ona bî’at ettiler.
 Hazret-i Ebû Bekr halîfe olunca, Ebû Ubeyde bin Cerrâh’ı kumandan tâyin ederek; “Humus, Şam, Ürdün ve Filistin’in fethi ve oradaki insanların da İslâmiyetle şereflenmeleri için gönderdi. Ebû Ubeyde bin Cerrah, Bizanslıların Suriye’yi kurtarmak için büyük bir Haçlı ordusu topladığını öğrenince; Şam, Ürdün ve Filistin’e giden kuvvetleri toplayıp, düşmanı Yermük’te karşıladı. Halîfe Ebû Bekr (r.anh), Hâlid bin Velîd’i başkumandan olarak onun yanına gönderdi. Düşman ordusu ikiyüzkırkbin, İslâm ordusu ise kırkbin civarında idi. Hâlid bin Velîd, orduyu biner kişilik alaylara bölüp, her birine alay kumandanı tâyin etti. Ebû Ubeyde’yi (r.anh) merkeze, diğer komutanları sağ ve sol kanatlara yerleştirdi. Bizans ordusuna saldırıya geçildi. Uzun ve çetin savaşların netîcesinde koca Rum ordusu perişan oldu. Şam beldesinin fethine yol açan bu muhârebede, İslâm kadınları da harbetti. Kadınlar, cihâda mestûre olarak ve zevci ve mahremi ile giderdi.
Hazret-i Ebû Bekr vefât edince yerine geçen hazret-i Ömer, Ebû Ubeyde bin Cerrâh’ı tekrar başkumandan tâyin ederek, fetihlere devam etmesini emretti. Ebû Ubeyde ordusuyla Humus’a hareket etti. Sulh ile Humus’u ele geçirdi. Rum Kayseri Herakliüs’ün büyük ordularını perişan etti. Onları cizyeye bağladı. Herkese adaletle hükmetti.
Ebû Ubeyde bin Cerrah, ordusunu toplayarak Antakya’ya hareket etti. Maarra, Lazkiye, Antaritus, Banyas, Selâmiye’yi fethetti. Kınnesrin’e, Hâlid bin Velîd’i gönderdi. Kendisi Haleb’i fethettikten sonra Antakya önlerine geldi. Şehri muhasara edip, kısa sürede ele geçirdi. Halîfeye durumu bildiren bir rapor gönderdi. Halîfe fethedilen yerlere İslâm kuvvetlerinin yerleştirilmesini emretti. Bu emri yerine getiren Ebû Ubeyde; Kurs, Menbic, Delul, Riabe’yi fethederek Fırat nehrine kadar ilerledi. Fethettiği yerlere me’mûrlar tâyin ederek Kudüs’e geldi. İslâm orduları tarafından Kudüs muhasara edildi. Kudüslüler sulh yapmak istediklerini, yalnız bu sulhda, hazret-i Ömer’in de bulunmasını, yoksa sulh yapmayacaklarını Ebû Ubeyde’ye bildirdiler. Durum halîfeye bildirilince, yerine hazret-i Ali’yi vekil tâyin ederek Kudüs’e geldi. Kudüslülerle sulh yapıldı.
Rum kayseri Herakliüs, kaybettiği toprakları geri almak için harekete geçti. Büyük bir haçlı ordusu hazırladı. Ebû Ubeyde, bu durumu vaktinde haber alıp, halîfeye bildirdi ve nasıl hareket etmesi gerektiğini sordu. Hazret-i Ömer, İran’da harb eden hazret-i Sa’d’a Ebû Ubeyde’ye yardımda bulunmasını emr etmesi üzerine, dörtbin mücâhidle yardıma koştu. Başkumandan Ebû Ubeyde, Şam’ın Cezire ile irtibatını keserek Bizans ordusu üzerine yürüyüp perişan etti.
639 (H.18) senesinde Şam’da veba salgını baş gösterdi ve pek çok müslüman öldü. Ebû Ubeyde de bu salgına yakalandı. Öleceğini anlayınca oradakilere bir vasiyetinin olduğunu bildirdi. Vasiyetinde; “Namazınızı kılınız. Orucunuzu tutunuz. Zekâtınızı yeriniz. Haccınızı yapınız. Birbirinize iyilikde bulununuz. Âlimlere ve büyüklerinize itâat ediniz. Dünyâya aldanmayınız. İnsanların en akıllısı, Allahü teâlânın emirlerini yerine getirenlerdir. Hepinize Allahü teâlânın selâmı ve rahmetini, lütuf ve bereketini niyaz ederim. Haydi yâ Muâz, cemâate namaz kıldır” dedikten sonra, Kelime-i şehâdet getirerek Rabbine kavuştu. Yerine, Muâz bin Cebel’i vekîl etmişti. Muâz bin Cebel, namaz kıldırdıktan sonra, hazır bulunan cemâate bir hutbe okudu. Bu hutbede; “Yemîn ederim ki, bu gün siz öyle bir kimseyi kaybettiniz ki, ondan daha dînine bağlı, daha temiz ve merhametli bir kimse görmedim. Dünyâya hiç meyletmeyen tebeasına hep iyiliği ve birbirlerini sevmeyi emreden bu mübarek Ebû Ubeyde’ye, hakkınızı helâl edin ve duâ ediniz” buyurdu.
Bir defasında hazret-i Ömer, Ebû Ubeyde’nin şahsına dörtbin dirhem göndermiş ve götürecek elçiye de; “Bu parayı ne yapacağına dikkat et!” diye tenbihte bulunmuştu. Ebû Ubeyde (r.anh) parayı aldıktan sonra, hemen askerlerine taksim etti. Elçi geri dönüp hâdiseyi anlatınca, hazret-i Ömer; “Hamd olsun ki, müslümanlar arasında böyle insanlar da var” buyurdu.
 Ebû Ubeyde bin Cerrah, bütün hayâtını İslâm’a hizmetle geçirmiş, insanların ebedî seâdete kavuşmaları için çırpınmıştı. Hayâtı; cihâd-ı fî sebîlillah ile serhat boylarında geçtiği için, sâdece ondört hadîs-i şerîf rivayet etmiştir.

ZENBİLDEKİ BİR KAÇ LOKMA!
Hazret-i Ebû Ubeyde bin Cerrah, fazîletler timsâli bir zâttı. Allahü teâlânın emirlerinden dışarı çıkmazdı. Peygamberimize muhabbeti pek ziyâde idi. Ondan aldığı bir emri yerine getirmek için canını fedâdan çekinmezdi. Zühd ve takvâ sahibi ve çok merhametliydi. Askerlerine ve tebeasına çok şefkatliydi.
Hazret-i Ömer Şam’a gittiği zaman, kendisini karşılayanlara; “Kardeşim Ebû Ubeyde nerede?” diye sordu, “Geliyor efendim” diyerek onu gösterdiler. Sağlığında, Cennet ile müjdelenen iki sevgili selâmlaştılar. Hazret-i Ömer, ona; “Haydi senin evine gidelim” deyince, Ebû Ubeyde onu evine götürdü. Ebû Ubeyde’nin evinde bir şey göremeyince ona; Eşyaların nerede? Burada bir keçe, bir kırbadan başka bir şey yok. Sen emîrsin, senin burada yiyecek bir şeyin yok mu?” dediğinde, Ebû Ubeyde ona getirdiği zenbilden bir kaç lokma çıkarınca, Halîfe-i müslimîn ağladı. Sonra da; “Ey kardeşim Ebû Ubeyde! Dünyâ herkesi değiştirdi, yalnız seni değiştirmedi” buyurdu.

 1) El-İsâbe; cild-4, sh. 111
 2) Sahîh-i Buhârî; cild-7, sh. 172
 3) Müsned-i İmâm-ı Ahmed; cild-1, sh. 196, 385
 4) Tabakat-ı İbn-i Sa’d; cild-3, sh. 409
 5) El-A’lâm; cild-3, sh. 252
 6) Hilyet-ül-evliyâ; cild-1, sh. 100
 7) Târih-i Taberî; cild-4, sh. 56
 8) Fütûh-üş-Şam; cild-1, sh. 258
 9) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh. 1002
10) Herkese Lâzım Olan İman; sh. 99
11) İslam âlimleri Ansiklopedisi; cild-1, sh. 117

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Asîl, ilim sâhibi, sâlih ve kıymetli bir zâtın oğlu olan İmâm-ı A’zam’ın çocukluğu doğum yeri olan Kûfe’de geçti.

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, hâce Muhammed Eşref-i Kâbilîye yazılmışdır. Vilâyetde kendini kusûrlu görmek lâzım olduğu bildirilmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası