Lakabı ise İzzeddîn’dir. “İbn-ül-Esîr el-Cezerî diye meşhûr oldu. 1160 (H.555) senesi Cemâzil-evvel ayında Cezire-i İbn-i Ömer (Cizre) denilen yerde doğdu. 1233 (H.630) senesinde Musul’da vefât etti. İbn-ül-esîr, ilk tahsîlini doğduğu çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği yer olan Cezîre-i İbn-i Ömer’de yaptı. İlim öğrenmek için, babası ve kardeşleri, Mecdüddîn Ebû Seâdet-i Mübarek ve Ziyâüddîn Ebü’l-Feth Nasrullah ile beraber Musul’a gelip, yerleşti. Sonra Şam’a, Bağdâd’a ve Kudüs’e gitti. Bir çok âlimden ilim ve ahlâk öğrendi. Musul’da; Hatîb-i Ebü’l-Fadl Ebü’l-Ferec Yahyâ es-Sekafî ve Müslüm bin Ali es-Sinciyye’den, Bağdâd’da; Abdülmün’im bin Küleyb, Fakîh Yaîş bin Sadaka, Abdülvehhâb bin Sükeyne’den, Şam’da; Ebü’l-Kâsım bin Sasrâ’dan ilim öğrenip hadîs-i şerîf dinledi. Tekrar Musul’a dönen İbn-ül-Esîr, zamanını okumak, yazmak ve ziyarete gelenlere ilim öğretmekle geçirdi. Evi, Musul’a başka yerlerden gelen ilim talebesi ile her zaman dolup taşardı. İbn-üd-Dübeysî, eş-Şihâb el-Kûsî, el-Mûcîd ibni Ebî Cerâde, eş-Şeref ibni asâkir, Sunkur el-Kadâî ve bir çok âlim ondan ilim öğrenip, hadîs-i şerîf rivayet ettiler. İbn-i Hılligân onun hakkında; “İbn-ül-Esîr’in Musul’daki evi; âlim, kâmil, fazîlet sahibi zâtların toplandığı, ilmî müzâkerelerin yapıldığı bir yerdi. Haleb şehrinde İbn-ül-Esîr’in meclisinde bulundum. Onu tevazu, fazîlet ve güzel ahlâkta kâmil ve mükemmel olarak gördüm” demektedir. Hadîs-i şerîf ezberlemede, hadîsleri tanıma, bilme ve bildirmede; hadîslere ait bilgilerde imâm idi. Eski târihleri bilmede insanların önderi ve rehberi idi. Arabların nesebini, hâdiseleri, haberleri ve târihleri iyi bilen büyük bir âlimdi. İbn-ül-Esîr’in yazdığı eserlerden bâzıları şunlardır: 1- Târih-üd-devlet-il-Atabekiyye: Bu eserde; İmâdeddîn Zengî’nin babası Aksungur’un valiliğinden, Sultan İkinci İzzeddîn Mes’ûd zamanına kadar geçen süre içinde Zengî hânedânının târihini anlatır. Bu kitap, Zengîler târihinin ana kaynağıdır ve İmâdeddîn Zengî’nin hayâtı hakkında çok geniş ve kıymetli bilgiler vermektedir. İbn-ül-Esîr, bu hânedân hakkındaki geniş bilgileri, İmâdeddîn Zengî’nin himâyesi altında yaşıyan babasından nakletmiştir. 2- El-Lübâb fî tehzîb-il-ensâb: Ebû Sa’d Abdülkerîm Sem’ânî’nin Ensâb kitabının kısaltılmış ve düzeltilmiş şeklidir. Üç cilddir. 3- El-Câmi-ül-kebîr fî ilm-il-beyân, 4- Âdâb-üs-siyâde, 5- Tuhfet-ül-acâib ve tarfet-ül-garâib, 6- Kitâb-ül-cihâd, 7- Târih-ül-Musul. 8- Üsüd-ül-gâbe fî ma’rifet-is-Sahâbe: Beş cild olan eser yedibin beşyüz sahabenin hâl tercümesini bildirmektedir. Müellif eserini, hiç bir kitaba müracaat etmeden yazdığını bildirir. Bu eser 1863 (H.1280) senesinde basılmıştır. İbn-ül-Esîr, eserin önsözünde özetle; “Dünyâ ve âhıret saadeti, din bilgilerini öğrenmekle ele geçer. Bu sebeble din bilgileri çok yüksek ve kıymetlidir. Dînî ilimlerin iki temel kaynağı, Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerdir. Kur’ân-ı kerîmin nakli söz birliği ile olduğu için râvîlerin hâllerini söylemeye lüzum yoktur. Helâl ve haramı bildiren ikinci kaynak hadîs-i şerîfler olduğu için, onların râvîlerini bilmeye ihtiyaç vardır. Bunların hâllerini, işlerini, neseblerini, rivayet yollarını tanımak, dînimizin en önemli mes’elelerindendir. Bu râvî zincirinin ilk halkası Eshâb-ı kirâmdır. Onlar, Allahü teâlânın Peygamberini görmek ve O’nun güzel ahlâkını, ahvâlini müşahede etmek ve hikmet dolu mübarek sözlerini işitmek ve ezberlemek, kendilerinden sonrakilere Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem ve getirdiği yolu öğretmek gibi, İslâm dîninin en mukaddes şereflerine nail oldular. Bu sebeple Kur’ân-ı kerîmde medh ve sena edilen Muhammed aleyhisselâm tarafından övülen Eshâb-ı kiramın kıymetleri çok ve yüksek olduğundan, her şeyden önce onların hâllerini, vasıflarını öğrenmek mukaddes bir vazifedir. Bu sebeple İslâm âlimleri Eshâb-ı kiram hakkında pek çok eser meydana getirmişlerdir. İbn-i Mende, Ebû Nuaym, el-İsfehânî, Hâfız ibni Abdilber, Hâfız Ebû Mûsâ bunlardandır. Allahü teâlâdan doğruluk ve muvaffakiyet dileyerek, hâfızamdakı bilgi ile eserimi yazmaya başladım” demektedir. 9- El-Kâmil fit-Târih: Bu eser oniki cild olup, büyük bir târih kitabıdır. Eserinde, vak’aları dünyânın başlangıcından itibaren alıp, 1230 (H.628) senesine kadar getirir ve hâdiseleri gayet akıcı ve güzel ifâdelerle nakleder. Taberî’nin rivayetlerinin en sağlam senetlerini bildirir.
1) Mu’cem-ül-müellifîn; cild-7, sh. 228 2) Tabakât-üş-Şâfiiyye; cild-8, sh. 299 3) El-Bidâye ven-Nihâye; cild-13, sh. 139 4) Tezkiret-ül-huffâz; cild-4, sh. 1399 5) Zeyl-i Ravdateyn; sh. 162 6) Şezerât-üz-zeheb; cild-5, sh. 137 7) Miftâh-üs-se’âde; cild-1, sh. 253 8) Vefeyât-ül-a’yan; cild-3, sh. 348 9) Esma-ül-müellifîn; cild-1, sh. 706 10) Keşf-üz-zünûn; cild-1, sh. 82, 179, 571, cild-2, sh. 1380, 1410 11) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh. 642, 914, 1017 12) Rehber Ansiklopedisi; cild-8, sh. 26 13) El-Kâmil fit-târih; 14) Brockelmann;Gal-1, sh. 345, Sup-1; sh. 587 15) İslam Alimleri Ansiklopedisi; cild-8, sh. 322
Yabancı Dil
İngilizce Dini Bilgiler
Arapça Dini Bilgiler
Almanca Dini Bilgiler
Fransızca Dini Bilgiler
İspanyolca Dini Bilgiler
Rusça Dini Bilgiler
Farsça Dini Bilgiler
Özbekçe Dini Bilgiler
Türkmence Dini Bilgiler
Urduca Dini Bilgiler
Arnavutça Dini Bilgiler
Boşnakça Dini Bilgiler
Azerice Dini Bilgiler
Bulgarca Dini Bilgiler