hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
14:43
16 Temmuz 2010 Cuma
Okunma Sayısı: 979
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

Şam’da yetişen büyük astronomi âlimi.

İsmi, Ali bin İbrâhim bin Muhammed el-Ensârî olup, künyesi Ebü’l-Abbâs’dır. Lakabı ise, Alâaddîn’dir. İbn-i Şâtır diye meşhûr oldu. 1304 (H.704) senesi Şa’bân ayında Şam’da doğdu. Altı yaşında iken babasını kaybetti. Yetiştirilmesi için dedesi tarafından amcasının yanına verildi. Amcasının yanında fildişinden ve odundan kakmacılık san’atını öğrendi. Bu sebepten Muta’im lakabını aldı. Bu san’at sayesinde çok zengin oldu. Astronomi, geometri ve yıldızlarla ilgili bilgileri Ebü’l-Hüseyn bin Hasen Şâtır’dan öğrendi. İlim öğrenmek için Kahire ve İskenderiyye’ye gitti. Buralarda yüksek matematik tahsîli yaptı. Geometri ve hesap ilimlerinde üstâd oldu. Daha sonra astronomi ilmi ile uğraştı ve bu sahada zamanın en büyük âlimi oldu. İlim tahsîlini tamamladıktan sonra Haleb’e döndü, sonra Şam’a yerleşti, ömrünün sonuna kadar Şam’daki Emevî Câmii’nde muvakkit (Namaz vakitlerini düzenleyen) ve başmüezzin olarak çalıştı. 1375 (H.777) senesi Ağustos ayında Şam’da vefât etti.
Zamanla astronomi ilminde söz sahibi olan İbn-i Şâtır, bir çok rasat ve hesap âleti keşfetti. Bu âletlerin yapılış ve kullanılışları hakkında kitaplar yazdı. Usturlab adlı astronomi âletini geliştirdi. Güneş saatleri üzerinde durdu. Batlemyüs’ün eserlerini açıkladı. Hatâlarını göstererek astronomide gerçek bilgiler ortaya koydu. Böylece hem gerçek mânâda ilmî nazariyeler ortaya koymuş, hem de bu nazariyelere yardımcı olacak yeni astronomik âletler meydana getirmiştir. Hazırladığı âletler, asırlarca İslâm ülkelerinde elden ele dolaştı. Hesap ve projelendirerek îmâl edip Şam’daki Emevî Câmii’nin minarelerinden birine yerleştirdiği basîta (namaz vakitlerini gösteren âlet) çok meşhûr olup asırlarca kullanıldı.
İbn-i Şâtır’ın yaptığı âletler iki grupta toplanır. Bunlardan bir kısmı gözlem için yapılanlardır. Bunlar, İslâm’da âlet yapımına verilen önemin güzel örneklerini teşkil eder. Şam’daki Emevîyye Camii’ndeki güneşe ayarlı namaz vakitlerini tâyin âleti ve Halep müzesindeki portatif güneş saati çok iyi iki örnektir. İkinci kısım ise, hesaplama âletleridir. Rubu’ dâiresi, kendisinin tasarlayıp yaptığı bir âlettir. Âletin bir yüzü, benzer üçgenler ve dâireler yardımıyla astronomide çok geçen trigonometrik oranlar hesabı, çarpma, bölme, kök alma v.s. gibi işlemleri kolayca gerçekleştiren ve keşfi İbn-i Şâtır’a ait olan bir hesap cetvelidir. Diğer yüzü ise; vakit hesabı, irtifa (güneşin ufuktan yüksekliği) hesabı, gâyet-ül-irtifâ (öğlendeki azamî irtifa) tâyini, nısıf fadla (gündüz ve gece uzunlukları farkının yarısı) tâyini, meyl-i şems (güneş ışınlarının ekvator düzlemine olan eğiklik derecesi veya diğer bir deyişle deklinasyon, yâni güneşin gök küresindeki ekvatordan açısal uzaklığı, enlemi) tâyini, ta’dîl-i zemân (zaman denklemi, hakîkî ve vasatî güneş zamanları arasındaki fark) tâyini, arz-ı belde (enlem) tâyini, namaz vakitleri ve kıble tâyini gibi bir çok astronomik hesaplara yarayan grafiklerden ibarettir. Bu grafikler ince hesaplar sonucu çizilmiştir.
İbn-i Şâtır, astronomi üzerindeki tetkiklerini, ekliptiğin eğiklik açısı tâyini üzerinde yoğunlaştırdı. Ekliptiğin eğimini 1365 senesinde son derece dakîk bir şekilde 23 derece 31 dakika olarak hesapladı. Yirminci asırda son derece hassas âletlerle ölçme yapan astronomlar bunu 23 derece 31 dakika 19.8 sâniye olarak hesapladılar.
Ortaçağda bilinen beş gezegenin hareketi İbn-i Şâtır tarafından ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Batlemyüs tarafından ortaya atılan merkezleri birbirinden farklı dâireler üzerinde hareket modelini terk ederek, bir ucu gözetleyende diğer ucu gök cisminde olan hareketli vektör modelini kabul etti. Dışta bulunan gezegenler ve Venüs için vektörün bileşenlerinin sayısı aynı olup, fark sâdece bileşenlerinin açısal hızlarında ve boylarında olmaktaydı. Ancak Merkür’ün böyle dış merkez hareketini özel bir modelle açıklamak mümkün olmaktaydı. İbn-i Şâtır, gezegenler modelinde kullandığı iki vektörden birini güneşe bağlamaktaydı. Diğer vektörü ise rasad edilecek gezegenle birleştiriyordu. Vektörlerin sabit açısal hızla döndüğünün kabulü, yer küresinin güneş etrafındaki hareketini ve rasad edilecek gezegenin güneş çevresindeki hareketini dairevî kabul etmeye eşdeğerdir. İbn-i Şâtır’ın modelinin günümüzde kullanılan modelden tek farkı gezegenlerin hareketlerinin dairevî olmayıp, bir elips yörüngesine sâhib olmasıdır. Şunu ilâve etmek lâzımdır ki, bu elipsler dâireye çok yakın olup, büyük bir yaklaşıklıkla dâire de kabul edilebilir. İbn-i Şâtır’ın tablolarının günümüzde bile şaşırtacak doğrulukta netîce vermesinin sırrı buradadır. Zamanının rasad imkânları ile yaptığı modeller değerlendirilirse, onun dehâsı açıkça anlaşılır. İbn-i Şâtır, gezegenlerden sâdece Merkür’ün yörüngesi hafifçe basık bir elips olduğu için, iki vektör modelinin uygulanmadığını tesbit ederek, bu basıklığı, kullandığı ilâve iki vektörle gözönüne almıştır.
İbn-i Şâtır, Batlemyüs’ün öne sürdüğü dünyâ merkezli gezegenler sisteminin hatalı olduğunu gösterdi. Batlemyüs, gök cisimlerinin yirmidört saatte bir dünyâ etrafında döndüğünü sanıyor ve nazariyesini buna göre düzenliyordu. İbn-i Şâtır’a gelinceye kadar bütün Avrupa âlemi buna inanıyor ve Batlemyüs nazariyesinin tartışma kabul etmez derecede doğru olduğunu sanıyordu. Ünlü müslüman ilim adamı İbn-i Şâtır, uzun seneler süren astronomik gözlemler neticesi, Batlemyüs nazariyesinin doğru olmadığını isbât etti. Bu konuda şöyle demektedir: “Gezegenler, gök cisimleri, yıldızlar, Batlemyüs’ün tasarladığı düzende seyretmiyor. Mademki, bütün gök cisimleri, gezegenler doğudan batıya doğru dönmektedir, güneş de bunlardan biri olduğuna göre, doğuş ve batış vakitleri niçin değişiyor? Bundan da öteye, bu sistemde görünüp, kaybolan yıldızlar da var... İşte netîce îtibâriyle dünyâ ve gezegenler güneş etrafında muntazam olarak dönmektedir. Ay da dünyâ etrafında dönmektedir.” Bu sözleriyle İbn-i Şâtır güneş merkezli sistemin kurucusu oldu.
İbn-i Şâtır, yazmış olduğu Zîc’in başında, yaptığı çalışmaları şöyle anlatıyor “Allahü teâlâ, beni bu ilimle meşgul olmakta muvaffak kıldığı gibi, bana aritmetik, geometri ilminde de ilerlemeyi, astronomik âletleri yapmayı ve bunların çoğunda öncü olmayı nasîb etti. Ayrıca astronomi ilminde benden önce gelenlerin kitaplarına da vâkıf oldum. Önceki âlimlerden Macrîtî, Velid, Mağribî ve bâzı âlimler, Batlemyüs’ün astronomi ile ilgili görüşlerinde şüphe ve tereddütlerini açıkladılar. Ancak Batlemyüs’ün fikirlerini çürütecek bir ta’dilât ve tashîhât yapamadılar. Bunun üzerine Allahü teâlâdan bu mes’eleyi halletmekte bana kolaylık nasîb etmesini diledim. Allahü teâlâ bana enlem ve boylam hareketlerini içine alan, rasadla elde ettiğim netîceleri ortaya koymayı nasîb etti. Bütün bunları Ta’lîk-ül-irsâd adını verdiğim eserimde, delîlleri ile zikrettim. Kaideleri, Nihâyet-üs-süâl adlı eserimde kısaltıp özetledim.
Daha sonra yıldızların yerlerini, hareketlerini ve bunlar ile ilgili hususları; rasad ettiğim ortama uygun olarak ve yaptığım hesapları doğru bir şekilde astronomi ilminin en yeni kaidelerine uygun cetveller hâlinde, bir kitapta toplamamı ve beni muvaffak kılmasını Allahü teâlâdan diledim. Böylece rasad işleri ve mes’eleleri hususunda esas edinilmesini diledim. Bu kitapta teferruattan kaçınıp lüzumlu bablar, metodlar ve misâllere yer verdim. Yıldızların yerlerinin bulunmasını, zamanımızda târihlerin en şereflisi olan hicrî takvime göre düzenledim. Buna cedveller ilâve ettim. Rasad metodlarımı, kullandığım âletleri, hazırladığım işler hakkında daha fazla bilgi almak isteyen, Nihâyet-üs-süâl kitabıma baksın. Benden önce gelen bilginlere niçin muhalefet ettiğimi ve bu muhalefetin delîli, ince rasadların zarurî neticesi olduğunu açıkça görsün. Ben, rasad hususunda, geçmiş rasadlardan, bilginlerin üzerinde ittifak ettikleri en yakın ve yaklaştırıcı metodu ve en uzun zaman yolunu kullandım. Bu rasadlar, Fâzıl Berhiş ve ondan önce gelen Batlemyüs’ün rasadlarından alınmıştır. Ayrıca hicretten sonra bu alanda mahir olanlar rasad yoluyla bunların sıhhatine şehâdet etmişlerdir. Zâten bu, hareketlerin hakîkatlarına, mâhiyetlerine vâkıf olmak isteyenlerin tâkib edeceği yoldur. 
Ayrıca, episaykıl sistemin yarı çaplarını, yıldızların en uzak ve en yakın olanlarına merkezler tesbit ve tâyin ettikten sonra kullandım. Bunu Berhiş ve Batlemyüs nazariyelerine göre yaptım. Yaptığım rasadlarda, onların kitaplarında söylediklerinin doğru olduğunu buldum. Güneşin episaykılının yarıçaplarını, ayın ve yeryüzüne en uzak parlak ve karanlık yıldızların yarıçaplarını onların kitaplarından kullandım. Bu mikdârlara uygun olarak yaptığım astronomik çalışmaları, rasad ve hesab ile elde ettiğim netîceleri tertib ettim. Bu ilmin san’atına vâkıf olmak, incilerini ele geçirmek, sırlarını bilmek istiyenler Ta’lîk-ul-irsâd ve Nihâyet-üs-süâl kitaplarımı okusunlar. Ancak, Nihâyet-ül-gâyât fil-a’mâl-il-felekiyyât kitabımda tashih ettiğim ortamlar ve Batlemyüs nazariyesine göre hazırladığım hesablar yer almaktadır. Allahü teâlâdan yardım isterim. O bana kâfidir ve ne güzel vekildir...”
İbn-i Şâtır, yaptığı rasad ve çalışmalarını çeşitli eserlerde topladı. Otuza yakın eseri varsa da bunlardan çoğunun nerede olduğu henüz bilinmemektedir. 1- Zîcu nihâyet-il-gâyât fil-a’mâl-il-felekiyyât, 2- Risale fî ta’lîk-il-İrşâd, 3- Risale fî nihâyet-is-süâl fî tashîh-il-usûl, 4- Ez-Zîc-ül-cedîd, 5- Kitâbu Eşi’at-il-lâmi’a fil ameli bil-âlet-il-câmi’a, 6- Kitâb-ul-muhtasar fis-semâr-il-bâliga, 7- Risâle an îzâh-il-musayyib fil-ameli bir-rub’il-müceyyeb, 8- Ercüzetün fil-kevâkib, 9- Risâletün fî sun’il-usturlâb, 10- Kitâb-ül-muhtasar fî amel-il-usturlâb, 11- Makâletün an nef il-âmm fil-ameli bir-Rub’it-tâmm: Rub’u dâire tahtası ile namaz vakitlerinin nasıl tâyin edileceğine dâirdir. Bu mukaddime ikiyüz bab ve bir hatimeden meydana gelmiştir. 12- Risâletün Nüzhet-is-Sâmi’ fil-ameli bir-Rub’il-Câmi’, 13- Risâletü kifâyet-il-künû’ fil-ameli bir-Rub’il-maktû’, 14- Risale fil-amel bir-Rub’il-Hilâlî, 15- Risâle-tün fir-Rub’il-Alâî, 16- Risale fî usûli ilm-il-usturlâb, bilinen eserlerinin belli başlılarıdır.
İbn-i Şâtır’ın eserlerinden bir çok müslüman ve batılı ilim adamı faydalanmış ve te’siri altında kalmıştır. Bunların başında Kopernik gelir. İbn-i Şâtır’ın ve Kopernik’in modelleri’nin mukayeseli karşılaştırması sonunda, Kopernik’in, Nâsıruddîn Tûsî, İbn-i Şâtır ve Meraga âlimleri topluluğundan ne kadar etkilendiği araştırılmış ve şu hususlar tesbit edilmiştir:
1- Kopernik: İbn-i Şâtır’ın ve Meraga âlimlerinin kullandığı sabit açısal hızla dönen vektör modelini aynen benimsemiştir.
2- Kopernik’in Merkürî modeli, İbn-i Şâtır’ınkinin aynı olup, sâdece vektör uzunluklarında küçük farklar bulunmaktadır.
3- Kopernik’in ay hareketini açıklayan modeli, İbn-i Şâtır’ınkinin tamamen aynısıdır.
4- Kopernik, İbn-i Şâtır gibi Merkürî modelinde, Tûsî’nin Tezkire’de verdiği hareket biçimini kullanmaktadır. Tûsî’nin bu maksadla isbât ettiği teoreme ait şekil, Kutbuddîn ve Kopernik’in kitaplarında aynen vardır.
Kopernik’ten bir süre sonra gelen ünlü İtalyan bilgini Galileo de; İbn-i Şâtır’a ait ilmî nazariyeler ışığında yetişerek ilk teleskobu yapmıştır. Böylece o, bu âlet vasıtasıyla gök cisimlerini, gezegen ve yıldızları inceliyor ve İbn-i Şâtır’ın ortaya koyduğu nazariyeleri teker teker isbât ediyordu.
Batı ve İslâm âleminde te’siri büyük olan İbn-i Şâtır, ancak yirminci asrın ortalarında tanınabilmiştir. Tam beş asır boyunca, onun nazariyeleri ve başarıları, Kopernik’e mâledilmiş ve öğretilmiştir. İbn-i Şâtır’ın eserleri incelendiğinde, Kopernik’in olduğu kabul edilen başarıların bir çoğunun bu büyük fen bilginine ait olduğu gün gibi ortaya çıkar.

 1) Ulûm-ul-Bahte; sh. 421
 2) Tarih-ul-ulûm ind-el-Arab; sh. 230
 3) Introduction to the history of science; cild-3 sh. 1525
 4) Eseru ulemâ-il Arab vel-müslimin fî tatvîri ilm-il-felek; sh. 126
 5) Mu’cem-ül-müellifîn; cild-7, sh. 8
 6) Şezerât-üz-zeheb; cild-6, sh. 252
 7) Esma-ül-müellifîn; cild-1, sh. 725
 8) Ed-Dürer-ül-kâmine; cild-3, sh. 9
 9) Catoloque of Arabic Manusteripts; sh. 576
10) The life and Work of İbn Al-Shâtır.
11) Kâmûs-ı Riyâziyat; cild-1, sh. 125 
12) Brockelmann; Gal-2: 126 Sup-2: 157

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Halep’te Şeyh Hâlid isminde bir zât vardı.

GÜNÜN HADİSİ

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, mevlânâ Bedreddîne arabî olarak yazılmışdır. Kazâ ve kaderin ince bilgilerini anlatmakdadır

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası