hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
14:49
16 Temmuz 2010 Cuma
Okunma Sayısı: 994
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

Mısır ve Suriye’de kurulan ikinci Türk devleti.

Tolunoğullarının çeşitli şehirlerde valiliğini yapan Muhammed bin Tuğc tarafından kuruldu. Babası Tolunoğullarının devlet adamlarından olan Muhammed, devletin yıkılmasından sonra, Abbasî Devleti hizmetine girdi. Mısır valisi Ebû Mansûr Tekin tarafından el-Ahvaf şehrine vali tâyin edildi. Muhammed bin Tuğc, Fâtımîlerin Mısır’ı istilâ etmelerine bütün gücüyle karşı koydu. Fakat bir süre sonra vali Ebû Mansûr ile arası açılınca, 930 senesinde Suriye’ye kaçtı. Şam ile Hicaz arasındaki yolları keserek, hacıların can ve mallarına saldıran Bedevîleri ve diğer eşkıyayı sindirerek, yol emniyetini sağladı. Bu hizmetlerini duyan halîfe, onu önce Remle’ye daha sonra da Dımeşk’e vali tâyin etti. Suriye halkı, idaresinden çok memnun kaldı.
Diğer taraftan Tolunoğulları Devleti’nin yıkılmasından sonra, Mısır’da ortaya çıkan mes’eleler, bölgede kuvvetli bir hükümete ihtiyaç gösteriyordu. Mısır valisi Ebû Mansûr Tekin’in vefâtı üzerine Dımeşk valiliği yanında, Mısır valisi tâyin edilen Muhammed bin Tuğc, 935 (H.323) yılında güçlü bir ordu ile Mısır’a girdi. Böylece Ihşîdî Devleti’nin temelini atmış oldu. Bu arada, kuvvetli bir maliyeci ve bölgede söz sahibi olan Ebû Bekr Muhammed el-Medarâî ile uğraşmak zorunda kalıp onun ve sülâlesinin mukavemetini kırdı. Medarâî sülâlesinin servetini ele geçirerek, Mısır’daki durumunu sağlamlaştırdı. 939 (H.327) senesi Haziran ayında vezir Ebü’l-Feth el-Fâzıl, halîfenin elçisi olarak Mısır’a geldi ve Muhammed bin Tuğc’a hil’at ve hediyeler getirdi. Halîfe, ayrıca Muhammed bin Tuğc’a sultan ve hükümdar anlamına gelen Farsça bir kelime olan Ihşîd ünvanını verdi ve bu yüzden kurduğu devlete Ihşîdîler denildi.
Muhammed Ihşîdî, kısa bir süre sonra idaresi altındaki eyâletlerden Suriye’yi, Abbasî Devleti’nin vezîri ve kuvvetli emîrlerinden olan Muhammed bin Râik’e karşı müdâfaa etmek mecburiyetinde kaldı. İbn-i Râik, İhşîd Muhammed’i Suriye’den çıkarmak için önce küçük çapta seferler düzenledi. Ona elçi göndererek, Suriye’nin haracını göndermesini istedi. Böylece o, Suriye’nin kendisine bağlı olduğunu, Ihşîd’in ise, kendi nâmına bölgeyi idare etmekte olduğunu bildirdi. Ihşîd Muhammed, önce İbn-i Râik ile harbe girmeye çekindi. İbn-i Râik’in istediği parayı gönderdi. Fakat İbn-i Râik’in gayesi para olmayıp, Mısır’a girebilmek için Suriye’yi ele geçirmek idi. Dımeşk’e hücûm ederek orada Ihşîd adına valilik yapan Bedr bin Abdullah’ı yendi. Kuzeydeki Haleb ve Hırms şehirlerinden sonra Remle’yi ele geçirdi. Muhammed Ihşîdî’nin öncü kuvvetleriyle yapılan bir çarpışmadan sonra iki taraf anlaştı. Buna göre Ihşîd, Remle ve havalisi kendisine bırakılmak suretiyle Şam ve Taberiyye’den kuzeye kadar olan bölgeyi İbn-i Râik’e bıraktı. Fakat anlaşma bir sene sürdü. Ertesi sene İbn-i Râik, tekrar harekete geçti. Ihşîd, onu Ariş’te 940 yılında mağlûb etti ise de, aynı sene Laccûn’da baskına uğrayarak mağlûb oldu. Netîcede, ilk yapılan şartlarda anlaşmaya varıldı. Ayrıca Ihşîd Muhammed, ilâve olarak İbn-i Râik’e her sene 140.000 dînâr vermeyi kabul etti. Ihşîd, bu seneden îtibâren bastırdığı sikkelerde halîfenin adının yanında kendi adını da yazdırıyordu. Bu da onun, kendisini Bağdâd halîfesine bağlayan zayıf ipi koparmadan, istiklâlini devam ettirme arzusunu gösteriyordu.
Bu anlaşmadan bir süre sonra Abbasî halîfesi er-Râzî-billah 941 yılında vefât etti. Yerine Muttakî-billah İbrâhim halîfe oldu. Yeni halîfe de, Ihşîd Muhammed’i Mısır valiliğinde bıraktı. Böylece Ihşîd’in Mısır’daki durumu daha da kuvvetlendi. İbn-i Râik, 942 senesinde Hamdânîler ile yaptığı savaş esnasında öldürüldü. Böylece Ihşîd Muhammed rahat bir nefes aldı ve ordusunun başında Suriye seferine çıkarak, nüfuzunu sağlamlaştırdı. Sonra Mısır’a döndü. Bu sefer de ona Suriye’de Hamdânîler râkib oldu. Ihşîd Muhammed, daha sonra emîr-ül-ümerâlık için çıkan, mücâdelelere katıldı ve bu gaye ile Rakka’da Halîfe ile görüştü. Fakat emîr-ül-ümerâlık düşüncesinden vazgeçerek Mısır’a döndü. Çok geçmeden, Hamdânî sultânı Seyfüddevle Ali, Haleb üzerine yürüdü ve Ihşîd’in buradaki naibini yenerek şehri ele geçirdi. Bunun üzerine Ihşîd, kölesi Kâfûr’un komutasında bir orduyu Suriye’ye gönderdi. Kâfur, Seyfüddevle’yi Remle önlerinde mağlûb etti. Seyfüddevle önce Hımıs’a sonra da Hama’ya kaçtı, Kâfur onun peşine düştü. Asi nehri kıyısında yapılan ikinci savaşta Kâfur yenildi. Bunun üzerine Ihşîd, ordusunun başında Suriye’ye girdi. 945 yılında Kuzey Suriye’de yapılan muharebede iki taraf da birbirine üstünlük sağlayamadı ve netîcede barış yapıldı. Buna göre Hımıs, Haleb ve Antakya’ya kadar olan bölgeler Seyfüddevle’nin, Hımıs’ın güneyinden îtibâren Suriye’nin geri kalan kısmı Ihşîdîler’in olacaktı. Bu anlaşmayı kuvvetlendirmek için Seyfüddevle, Ihşîdî’nin kızkardeşi ile evlendi. Bir süre sonra Ihşîd ile Seyfüddevle’nin arası tekrar açıldı. Kınnesrin yakınında yapılan harpte Seyfüddevle’yi yenerek Haleb’i ele geçirdi. Bu sırada el-Mutîlillah halîfe olmuştu. Halîfe Mutî de, Ihşîd’in Mısır ve Suriye valiliğini tasdîk etti. Şam’a dönen Ihşîd, burada hastalanarak 25 Temmuz 946 târihinde vefât etti.
Ihşîd, Bağdâd’a ismen bağlı olarak müstakil bir devlet kuran ikinci Türk’tür. Mısır’da onbir sene kadar saltanat süren Ihşîd, cesur, dirayetli, heybetli, tedbirli ve harp san’atında mahir bir emîr idi. Askerlerine ve halka karşı çok cömerd idi. Askerlerinin sayısı yüzbinlere ulaşmıştı.
Ihşîd’in ölümünden sonra yerine önce büyük oğlu Ebü’l-Kâsım Ünûcûr geçti. Ebü’l-Kâsım bir kukla hükümdar idi. Ihşîdîler Devleti’nde asıl iktidar, Ihşîd’in ölümünden az önce çocukları için saltanat naibi tâyin ettiği kölesi Kâfûr’un eline geçti. Ebü’l-Kâsım Ünûcûr zamanında Mısır’ın güneyinde bulunan Nubyalılar, Mısır’a akın düzenleyerek, hudud bölgelerinde tahrîbât yaptılar. İç işleriyle uğraşan Kâfur, Nubyalılarla uğraşamadı. Kâfur, Ebü’l-Kâsım’a yıllık dörtyüzbin dînâr tahsis etti. Geri kalan geliri istediği gibi harcıyordu. İç mes’elelerini hâlletiği sırada, Seyfüddevle’nin Ihşîdî topraklarına girip Şam’ı ele geçirdiği haberi geldi. Bunun üzerine Kâfur, büyük bir ordu ile Hamdânîler üzerine yürüdü, iki ordu Remle’de karşı karşıya geldiler. Seyfüddevle yenilerek, önce Hama’ya oradan da Rakka’ya kaçtı. Ihşîd zamanında yapılan barış şartlarına uyacağını bildiren Seyfüddevle ile tekrar anlaşma yapıldı.
Ebü’l-Kâsım Ünûcûr, 954 senesinde bazı kişilerin tahrikine kapılarak Kâfur’un vesayeti altından kurtulmak istedi ve bu maksadla Remle’ye gitti. Fakat bu düşüncesini yerine getiremedi. Son anda annesi ve Kâfur onu yatıştırmayı başardı. 957 senesinde Nubyalılâr, Asvan’a kadar uzanan bir sefer düzenleyerek, Ihşîdî topraklarını yağmaladılar. Kâfur, bunlara karşı karadan ordu, Nil ve Kızıldeniz üzerinden de bir donanma gönderdi. Nubyalılâr büyük bir mağlûbiyete uğratıldı. Ihşîdî ordusu çok sayıda esirle geri döndü. Bu yenilgi Nubyalıları yıldırmadı. Fâtımîlerin teşviki ile sık sık Mısır topraklarına saldırdılar. 960 senesi Ocak ayı başlarında Ihşîd Ebü’l-Kâsım öldü. Ondört sene ismen hükümdar olan Ebü’l-Kâsım’ın cenazesi Kudüs’e götürülerek babasının yanına defnedildi.
Ebü’l-Kâsım’ın yerine kardeşi Ebü’l-Hasen Ali geçti. Bunun zamanında da devlet işlerini yine Kâfur yürütüyordu. Ali’nin ismen hüküm sürdüğü beş sene zarfında, Mısır’da karışıklıklar arttı. Nil’in suyunun azalması yüzünden Mısır’da kıtlık ve pahalılık baş göstermiş, halk perişan olmuştu. Aynı anda batıdan Fâtımîlerin, güneyden de Nubyalıların saldırıları şiddetlendi. Bütün bunların yanısıra Ali ile Kâfûr’un arasının açılması, durumu daha da kötüleştirmişti. 966 senesi Ocak ayında Ali vefât edince, Mısır bir kaç gün hükümdârsız kaldı. Kâfur, bu zaman zarfında devleti idare etmeye devam etti. Bu bir kaç gün içinde Kâfur, tahta kendisinin mi, yoksa Ali’nin oğlu Ahmed’in mi geçeceği konusunda bir karâra vardı. Yirmi senedir fiilî olarak devleti idare ettiği için, doğrudan doğruya kendini sultan îlân etmeyi uygun buldu. Ordu ve devlet ileri gelenlerinin oy birliği ile Mısır hükümdarı oldu ve el-Ihşîdî ünvanını aldı. Halîfe el-Mutî de, Kâfûr’un hâkimiyetini tasdîk etti. Kâfur’un tek başına hükümeti uzun sürmedi ve 968 senesinde öldü.
Kâfur, nâibliği dâhil hüküm sürdüğü devrede, Kuzey Afrika boyunca ilerleyen Şiî-Fâtımî istilâsını durdurdu ve Suriye’yi Hamdânîlere karşı başarı ile müdâfaa etti. Kâfur, cesur ve kararlı birisi idi. Adalet ve takvasından dolayı halk tarafından çok sevilirdi. Her sabah ve akşam halkın dertlerini dinleyen cömert bir zât idi. Her sene, hac mevsiminde Hicaz’da dağıtılmak üzere para ve yiyecek gönderirdi.
Kâfûr’un ölümünden sonra Mısır’da iç karışıklıklar baş gösterdi. Yerine Ebü’l-Hasen Ali’nin oğlu Ahmed geçti ise de, onun zayıf idaresi çok kısa sürdü. 969 senesi Haziran ayının otuzunda el-Cize’de Fatımî ordusu ile savaşan Ihşîdîler, büyük zayiat vererek geri çekildi. Cevher komutasındaki Fatımî ordusu, Temmuz ayında Fustat’a girince, Ihşîdî Devleti son buldu. Mısır, Hicaz, Yemen ve Suriye’de Abbasîler adına okunan hutbe, artık Fâtımîler adına okunmaya başladı.
Kültür ve Medeniyet: Ihşîdîler, Abbasî halîfeliğine bağlı olmakla birlikte, bu bağ; şeklî olup, istiklâl ve hürriyetlerini tehdîd etmiyordu. Ihşîdîler husûsî ve resmî hayâtlarında ve idâri nizâmlarında, bilerek ve isteyerek Abbâsîleri taklid ediyorlardı. Emir, ülkedeki en büyük siyâsî gücü temsil ediyordu. Emîr’in yaşı küçük olursa, işleri onun adına bir vâsî idare ediyordu. Emîrin yanında saray ve devlet görevlilerinin başında hâcib gelirdi. Hâcibin vazifesi, bir takım kaidelere göre, Emîr ile görüşecek kişilerin huzuruna giriş çıkışlarını düzenlemekti. Hâcibden sonra hazînedâr gelirdi. Bundan sonra sırasıyla tabib, muhafız alayı kumandanı, emîr-i âhûr ile saray ve köşklerden sorumlu diğer vazifeliler gelirdi. Devlet görevlilerinin başında vezir gelmekteydi. İdarî işlerde emîre yardımcı olan vezirin de yardımcıları vardı. Bunların başına inşâ dîvânı başkanı olan kâtib gelirdi. Mâliye teşkîlâtının başında Âmil-ül-harâc denilen kişi bulunurdu. Başta haraç vergisi olmak üzere, devletin gelirini teşkil eden diğer kaynaklardan para toplamak bunun vazifesi idi.
Ihşîdîler devrinde Mısır, idarî bakımdan büyük eyâlet ve vilâyetlere bölünmüştü. Ihşîdîler, bütün ülkede kontrolü sağlayabilmek için, buralara kendi ailelerinden valiler tâyin ediyorlardı. Bu vâliler, bulundukları bölgenin bütün işlerinden mes’ûl olup, bölgelerinde güvenlik görevlisi ve haraç âmili olanlar da kendilerine yardım ederlerdi.
Ihşîdîler, bağımsızlıklarını korumak ve devam ettirmek için orduya ve donanmaya büyük önem verdiler. Orduyu meydana getiren elemanların başında Türkler geliyordu. Türklerden başka orduda siyahiler ve diğer muhtelif ırktan askerler de yer alıyordu. Ihşîdler, Tûlûnoğulları gibi donanmaya da çok önem verdiler. Ihşîd Muhammed, er-Ravzâ adasındaki tersanenin bir kısmını Fustat’a naklettirerek burada bir çok gemi yaptırdı. Ihşîd, Suriye seferlerinde bu gemilerden çok istifâde etmiştir.
Bu devlet zamanında Mısır’da ilim ve fikir hayâtı gelişmesini devam ettirmiştir. Ulemâ, üdebâ ve fıkıh âlimleri, sultanların ilim meclislerinde bir araya geliyorlardı ve onlardan maddî ve manevî destek görüyorlardı. Âlimler, derslerini Amr bin As ve İbn-i Tûlûn camilerinde veriyorlardı. Fustat’da bulunan “Sûk-ul-varrâkîn” (Kitabçılar çarşısı)’deki dükkânlarda birçok ilmî kitaplar satılıyor ve münazaralar yapılıyordu. Ayrıca yüksek dereceli idarecilerin evlerinde ilim meclisleri kuruluyordu. Ömrünün büyük kısmını Amr bin As Câmii’nde ders vererek geçiren ve devrin meşhûr âlimi olan Ebû Bekr bin Haddâd; tefsîr, hadîs, fıkıh, sarf, nahiv ve edebiyat alanında söz sahibi idi. Ayrıca Mısır’da Ihşîdîlerin ilme ve âlime verdikleri değeri duyup, çeşitli bölgelerden gelen çok sayıda âlim vardı. Zûnnûn-i Mısrî ile başlayan tasavvuf yolu, Mısır’da Tûlûnoğulları ve Ihşîdîler devrinde bütün bölgeye yayılmıştı. Bu devirde Mısır’da en çok gelişen ilim dalları târih, sarf ve nahiv idi. Sarf ve nahiv alanında Ebü’l-Abbâs Ahmed bin Vellâd ve Ebû Ca’fer en-Nahhas, Ihşîdîler devrinde yetişen belli başlı âlimlerdendir. İbn-i Yûnus, el-Kindî ve İbn-i Zolak da bu devlet zamanında yetişmiş meşhûr târihçilerdir.
Ihşîdîler zamanında Mısır’da, nesir, nazımdan daha fazla yer tutuyordu. Irak şâirleri gibi büyük şahsiyetler, bu devirde Mısır’da yetişmedi. Bu devrin şâirleri arasında Ahmed bin Muhammed, el-Kâsım bin Ahmed, Muhammed bin Hasen’i sayabiliriz. Fakat bu şâirler, hiç bir zaman Irak’ta yetişen şâirlerin seviyesine ulaşamadılar.
Ihşîdîler devrinde Mısır’da yapılan mîmârî eserlerden hiç birisi zamanımıza kadar gelememiştir. Bunların varlığı o devirlerde yazılmış ve günümüze gelmiş bâzı târih kitablarından öğrenilmektedir.
 Bu eserlerden öğrenildiğine göre, Ihşîdîler Devleti’nde mîmârî ve teferruatı ile ilgili resim, ayna, kakma gibi san’atlar, çok yüksek bir seviyeye ulaşmıştı. İbn-i Zolak’ın yazdığı eserde Ihşîdîlerin yaptırdığı birçok cami isimleri vardır. Kâfur da bir hastahâne yaptırmıştı.
Bu devirde özellikle işlemeli dokumacılık çok gelişmişti. Geometrik desenli, üzerinde kuş ve hayvan resimleri bulunan renkli dokumalar ve devrin Abbasî halîfelerinin isimlerinin işlendiği kumaşlar zamanımıza kadar gelmiştir.
Ihşîdîler devri, otuz dört sene gibi kısa bir zaman olmasına rağmen, daha sonraları Mısır’da çeşitli ilim ve san’at dallarında görülen büyük gelişmelerin temellerinin atıldığı hareketli bir devir olmuştur.

1) The Muhammadan dynasties;(Lana Poole); sh. 69
2) Düvel-i İslamiyye; sh. 76, 79, 154
3) Kitab-ül- Vüslât; sh. 288, 291
4) Tecârib-ül-Ümem; cild-1, sh. 154
5) En-Nücûm-üz-zâhire; cild-4, sh. 6
6) Müslüman - Türk Devletleri Târihi; sh. 11

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Hayat-ül hayvan kitabında bildiriliyor ki: Süleyman aleyhisselam bütün hayvanlarla konuşurdu. Bu onun mucizelerinden biriydi.

GÜNÜN HADİSİ

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, mîr seyyid Muhibbullah-i Mankpûrîye yazılmışdır. Nihâyete kavuşmayı kısaca bildirmekdedir

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası