İsmi, Muhammed bin Abdullah bin Sa’îd bin Abdullah bin Sa’îd bin Ahmed bin Ali es-Selmânî el-Lûşî el-Gırnatî el-Endülûsî olup, künyesi Ebû Abdullah, lakabı Lisânüddîn’dir. 1313 (H.713) senesinde Gırnata yakınlarındaki Lûşe kasabasında doğdu. 1374 (H.776) senesinde Fas’da zindanda iken öldürüldü. Bâb-ül-Mahrûk kabristanlığına defnedildi. Lisânüddîn ibni Hatîb, Suriye’den Endülüs’e hicret eden bir ailedendir. Ailesi Veziroğulları diye meşhûrdur. Gırnata’da yetişti. Kur’ân-ı kerîmi, hat muallimi Salih Ebû Abdullah bin Mevlâ’dan okudu. Kur’ân-ı kerîmi önce yazdı, sonra ezberledi. Ebü’l-Hasen Kaycâtî’den Arabça öğrendi. Zamanında Endülüs’ün en büyük nahiv âlimi olan Ebû Abdullah bin el-Cahhâr el-Bîrî’den fıkıh ve tefsir dersleri aldı. Ebû Zekeriyyâ Yahyâ bin Hüzeyl’den tıb ilmini öğrendi. Devrinin önde gelen âlimlerinin ders ve sohbetlerine katıldı. Lisânüddîn’in doğduğu senelerde Endülüs, en zor günlerini yaşıyordu. Muvahhidîn Devleti’nin yıkılması ile bir çok facialar meydana geldi. Sonradan Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmer, büyük bir azim ve irâde ile idareyi ele alıp müslümanların birliğini sağladı. Gırnata’da yeni bir hükümet kuruldu. Daha sonra Benî Ahmer’in altıncı hükümdarı Muhammed Râbi’ 1332 (H.733) yılında öldürüldüğünde, yerine kardeşi Ebü’l-Haccâc Yûsuf geçince; ilim ve ahlâkıyla tanınmış bir zât olan Lisânüddîn ibni Hatîb’i vezir yaptı. Vezirliği, oğlu el-Ganîbillah Muhammed’in hükümdarlığı zamanında da devam etti. Sarayda yüksek bir îtibârı olan Lisânüddîn, Sultan ile birlikte pek çok hayır müesseseleri kurdu. Memlekette refah ve huzur dolu günler yaşandı. Fakat sultânın kardeşi İsmail, 1358 (H.760) târihinde yüz kişi ile birlikte el-Hamra Sarayı’nı bastı ve kendisini hükümdar îlân etti. Sabık sultan Muhammed Hamiş, İbn-i Hatîb ile Afrika’ya geçti. 1362 senesine kadar Fas’da kaldılar. Bu târihte Muhammed Hamiş, Mârûnîler tarafından tekrar tahta çıkarılınca, Lisânüddîn de onun vezîri olarak Gırnata’ya döndü. Kendisi hakkında çeşitli söylentiler oldu ve felsefecilerin yoluna girdiğine dâir rivayetler çıktı. Bu sebeble. 1371’de Cebel-i Tarık’tan Tlemsan’a kaçıp, Sultan Abdülaziz Ebû Sa’id’in yanına sığındı. Gırnata’dan iadesi işlendiyse de bu taleb reddedildi. Daha sonra Tlemsan sultânı olan Ebü’l-Abbâs el-Mustansır, Lisânüddîn’i yakalayıp teslim etti. Talebesi ve Gırnata’da vezir olarak halefi olan Ebû Abdullah Muhammed bin Zumruk tarafından muhakeme edildi. Şûra meclisi kuruldu. İbn-i Hatîb, burada sorguya çekildi. Kendisine yapılan isnadları kabul etmediği rivayet edilmektedir. Daha sonra hapsedildi ve gece yarısı boğularak öldürüldü. İbn-i Hatîb; edebiyat, tıb, târih ve çeşitli ilimlere dâir eserler yazdı. Ömrünü geceleri eser yazmakla, gündüzleri de memleket işleriyle uğraşmakla geçirdi. Bu sebeble Zül-umreyn denildi. Bir diğer lakabı da Zül-vizâreteyn’dir. Altmış civarında eseri vardır. Bunlardan bâzıları şunlardır: 1- El-İhâta fî mâ teyessere min târih-i Gırnata: Gırnata târihinin teferruatlı olarak anlatıldığı bu eser, altı cildden ibarettir. Eserde meşhûr kimselerin hayâtlarına da yer verilmiştir. 2- El-hîlâl-ül-merkûme, 3- El-lumhat-ül-bedriyye fid-devlet-in-Nasriyye: 1363 senesine kadar olan Gırnata târihini anlatan bir eserdir. 4- Et-Tâc-ül-muhallâ: Nasrî hanedanından, 1232’de Benî Ahmer idâresinin başlangıcından îtibâren İspanya târihidir. 5-Mi’yâr-ül-ihtiyâr: İspanya’daki yüz meşhûr kimsenin hayâtları anlatıhr. 6- Müfâharat ü Melâka, 7- Nufâdet-ül-cirâb fî ulâkat-il-iğtircâb: İspanya’daki şehirler ve oralardaki ilim adamları anlatılır. 8- Hatvet-üt-tâif rihlet-üş-şifâ ves-seyf: Seyahatlerini içine alan bir eserdir. 9- Reyhânet-ül-küttâb ve mecmîat-ül-müntehâb, 10- Menfeât-üs-sâil anil murâd-il-hâil: 1348 senesinde Gırnata’da meydana gelen veba salgınını anlatan bir eser, bu konuda ilk defa yazılmıştır. Lisânüddîn ibni Hatîb, hastalığın yayılma sebeblerini anlatmakta ve hastalığın limandaki yabancı bir gemiden yayıldığını bildirmektedir. 11- Amelü men tabbe limen habbe: İki bölümdür. Birinci bölümde; genel ve özel patoloji, her bir hastalığın tarifi, teşhisi, sebebleri, tedavisi, ilâçları ve perhizi anlatılır. Göz hastalıkları hakkında tafsilâtlı bilgiler vardır. İkinci bölümde; ateşli hastalıklar, ameliyat, kozmetikler ve çocuk hastalıkları ile son kısımda dikkat çekici soru ve cevaplar bulunmaktadır. Ayrıca kadınlar için çocuk düşürmenin hayatî tehlikeleri bildirilmektedir. 12- Manzume fît-tıb: Tıbbî şiir. 13- El-usûl li hıfz-is-sıhha fil fusûl: Mevsimlere ait sıhhat bilgileri vardır. 14- El-Yûsufi fî sanâ’at-it-tıb, 15- İstinzâl-ül-Iutf-il-mevcûd, 16- El-İşâre ilâ âdâb-il vizâra, 17- İ’lâm-ül-a’lâm, 18- El-İklîl-üz-Zâhir, 19- El-fiyye (Usûlü fıkha dâirdir), 20- Bostân-üd-düvel, 21- El-Beyzerâ el-Beytarâ, 22- Ed-Dürret-ül-fâhire vel-lücec-ül-fâhire, 23- Er-Reddü âlâ ehl-il-ibâha, 24- Rakam-ül-halel fî nazm-id-Düvel, 25- Ravdat-üt-ta’rif, 26- Seddüz-zerîa fî tafdîl-iş-Şerîa, 27- Siyâset-ül-Medîne.
1) El-A’lâm; cild-6, sh. 235 2) Dürr-ül-Kâmine 3) Nefhut-tîb 4) Mu’cem-ül-müellifîn; cild-10, sh. 216 5) Esmâ-ül-müellefîn; cild-2, sh. 168 6) Şezerât-üz-Zeheb; sh. 244, 247
Yabancı Dil
İngilizce Dini Bilgiler
Arapça Dini Bilgiler
Almanca Dini Bilgiler
Fransızca Dini Bilgiler
İspanyolca Dini Bilgiler
Rusça Dini Bilgiler
Farsça Dini Bilgiler
Özbekçe Dini Bilgiler
Türkmence Dini Bilgiler
Urduca Dini Bilgiler
Arnavutça Dini Bilgiler
Boşnakça Dini Bilgiler
Azerice Dini Bilgiler
Bulgarca Dini Bilgiler