hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
16:23
16 Temmuz 2010 Cuma
Okunma Sayısı: 1112
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

Abbasî halîfelerinin yedincisi.

Halîfe Harun Reşîd’in oğludur. 786 (H.170)’de Bağdâd yakınlarındaki Yâsisîye’de doğdu. Annesi, Meracil adlı bir câriyedir. Küçük yaşta devrin meşhûr âlimlerinden ilim tahsiline başlayıp, onların terbiyesiyle yetiştirildi. Arab edebiyatı, fıkıh, hadîs ve diğer yüksek İslâmî ilimleri tahsil edip, ihtisas sahibi oldu. Fen ve sosyal ilimleri öğrendi. 798 (H.182)’de Rakka’da Ağabeyi Emîn’den sonra ikinci veliahd îlân edilip, Horasan’dan Hemedân’a kadar olan bölgenin valiliğine getirildi.
813 (H.198)’de yirmisekiz yaşında iken ağabeyi Emîn’den sonra halîfe oldu. Horasan’da oturur, devleti Merv şehrinden idare ederdi. Horasan’da iken, Ehl-i beyt’den Mûsâ Kâzım hazretlerinin oğlu İmâm-ı Ali Rızâ’yı veliahd tâyin etti. Yapacağı işleri onunla istişare ederdi. Fakat İmâm-ı Ali Rızâ, Me’mûn’dan önce vefât etti. Me’mûn, Abbâsîlerin resmî işareti olan siyah elbise ve bayrağı yeşile çevirdi. Bu hareketleri Abbasî sülalesince tepki gördü. Bağdâd’daki hanedan mensupları, Memûn’un amcası İbrâhim bin Mehdî’ye tâbi oldular. Me’mûn, Hasen bin Sehl kumandasında bir ordu gönderdi. Amcası İbrâhim mağlûb oldu. Bağdâd’a gelen Me’mûn siyah rengi tekrar kabul etti. Bugünkü komünizme benzer, kadın dâhil her şeyin fertler arasında ortak olmasını isteyen fikirlere sâhib olan İranlı Mezdek’in sapık inançları ile râfizîliğin karışımı bir yolu benimsemiş olan Bâbek liderliğindeki Hürremî isyanı, Me’mûn’un halîfeliği devrinde de devam etti. Bâbekîler, daha çok ordunun batıda Anadolu fethi ile uğraştığı sıralarda saldırılarını artırıyorlardı. Halîfe Me’mûn, başa geçince, bilhassa Bizans sınırlarındaki Sugûr ve Avâsım bölgelerini (sınırda askerî maksatla kullanılan tanpon bölgeleri) güçlendirdi. İslâm âleminin her tarafından gelen âlimlere ve mücâhid gazilere vazife verdi. Askerlerini burada eğiterek derleyip topladı. Meşhûr evliya ve vaizlerin sohbet ve vazları ile askerinin maneviyâtını kuvvetlendirdi. 830 (H.215) yılında Anadolu seferine çıktı. Kumandanları Tarsus’un etrafındaki kaleleri fethetti. 830 (H.215) Temmuz’undan, Eylül ayının ortalarına kadar Anadolu topraklarında kalan Me’mûn, kışı geçirmek için Suriye’ye döndü. Me’mûn’un Şam’a çekilmesiyle Bizans Kayseri Theophlis, Torosları aşarak, Tarsus’a geldi. Bölgedeki müslümanlardan ikibinini kılıçtan geçirip, yedi binini esir etti. Halîfe Me’mûn, Bizans’a gönderdiği elçi vasıtasıyla esirlerin iadesini isteyip, sefere hazırlandı. 831 (H.216) Temmuz’unda Anadolu’ya girdi. Torosları Gülek Boğazı’ndan geçerek, Ereğli’ye gelip kaleyi teslim aldı. Oğlu Abbâs’ı Bizans Kayseri’ni bulmakla vazifelendirdi. Abbâs, Niğde ile Aksaray arasındaki Melendiz bölgesini fethetti. Niğde yakınlarında Bizans Kayseri Theophlis’i mağlûb etti. Theophlis, yüzbin dînar vermek, yedibin müslüman esiri iade etmek şartıyla beş yıllık mütâreke istedi. Me’mûn kabul etmeyip, kışı geçirmek için Şam’a döndü. Anadolu’da fethedilen Bizans arazilerine müslüman nüfûsu yerleştirmek için çalışmalar yaptı. Bizans imparatorunun daha cazip tekliflerle yaptığı sulh teklifini yine reddetti. İmparatora; “Ya müslüman ol, ya cizye ver? Yâhud kılıcımın karşısına çık!” şeklinde üçlü bir teklifte bulunarak savaş hazırlıklarına başladı. Kumandanlarını, kardeşi Mu’tasım ve oğlu Abbâs’ı asker toplayıp hazırlık yapmakla vazifelendirip, sonra, kardeşi ve oğlu ile birlikte Anadolu’ya geçti. 833 yılında Pozantı Suyu kenarında hastalandı. 9 Ağustos 833 (H.218)’de ordugâhında vefât etti. Tarsus’a defnedildi. Vasiyeti üzerine, küçük kardeşi Mu’tasım bin Harun, Abbasî halîfesi oldu. 
Halîfe Me’mûn, Ehl-i Beyt’e hürmetkâr olup, ilmî faaliyetleri sever, âlimleri himaye ederdi. İlme ve Ehl-i Beyt-i Resûlullah sallallahü aleyhi ve selleme sevgisinden dolayı kızını, İmâm-ı Ali Rızâ’nın oğlu Muhammed Cevâd Takî ile evlendirdi (Bkz. Muhammed Cevâd Takî). İlim ve fennin yükselmesine çalıştı. Tercüme büroları kurdurdu. Fen, tıb ve diğer aklî ilimlerden Yunanca ve Süryânî dillerinden kitaplar tercüme ettirdi. Yunanca felsefî kitaplar Arabi’ye çevrildi. Devrinde Ehl-i sünnet itikadından ayrılan bâzı bozuk fırkalar tarafından din bilgilerine aklî, felsefî görüşler karıştırılmak istendi. Bu durum, mu’tezile ve diğer bâtıl mezheb mensuplarının işine yaradı. Fen ilimlerini inceleme, araştırma ve ilmî kongreler için kendisinin de katıldığı meclisler kurdurdu. Bağdâd’da Beyt-ül-hikme kütüphânesi ve rasathanesini yaptırdı. Burası büyük bir ilim merkezi hâline geldi. Bağdâd ve Şam’daki ilmî faaliyetler neticesinde astronomi cetvelleri çıkartıldı. Meridyen dâiresi araştırılıp, bir derecelik boylamın uzunluğu tesbit edildi. Yine Me’mûn devrinde yer küresinin çapı ve güneşin irtifa dereceleri Mûsâ bin Şâkir’in oğulları Ahmed ve Muhammed tarafından Kûfe ve Sincar sahralarında ölçüldü. Devrinde, tercüme ve te’lif eserleriyle Huneyn bin İshak, Yâkub bin İshâk el-Kindî, Muhammed bin Mûsâ bin Harizmî, el-Allaf; târihçilerden Abdülmelik bin Hişâm, Ebü’l-Münzir Hişâm bin el-Kelbî, Ebü’l-Hasen el-Medâinî, İbn-i Ebî Tâhir Tayfur, İbn-ül-Azrak, İbn-i Sa’d, Vâkıdî yetişip himaye gördü.
Me’mûn hastalanınca hâkim olduğu bütün memleketlere kendisi ve kendisinden sonra halîfe olacak olan kardeşi Ebû İshâk (el-Mu’tasım) adına mektuplar gönderilmesini emretti. Ayrıca kardeşi Ebû İshâk el-Mu’tasım’a oğlu Abbâs’ın, fakîh, kâdı ve kumandanların huzurunda vasiyette bulundu. Allahü teâlânın varlığına ve birliğine, ayrıca Muhammed aleyhisselâmın O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet edip; Allah’ın birliğini, öldükten sonra tekrar dirilmeyi, Cennet ve Cehennem’in varlığını ikrar ettikten, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma ve diğer peygamberlere salât ve selâm getirdikten, O’nun temiz Ehl-i beyt’ine ve seçilmiş Eshâbına dualar ettikten sonra şöyle vasiyette bulundu: “Ben şüphesiz suçunu ikrar eden bir günahkârım. Fakat bununla beraber Allah’ın rahmet ve affını umar, azabından korkarım. Ayrıca Allahü teâlânın affını hatırladığım zaman, O’nun merhametini daha çok umarım. Öldüğüm zaman yüzümü kıbleye çevirin ve gözlerimi kapatın, mükemmel bir surette temizliğime îtinâ gösterin ve kefenimi güzel seçin, İslâm nimetini size bahşettiğinden ve Muhammed aleyhisselâma ümmet kıldığından dolayı, Allah’a pek çok hamd edin. Çünkü bizi Muhammed aleyhisselâmın ümmetinden kılan O’dur. Bundan sonra cesedimi teneşir tahtasının üzerinde yan tarafıma yatırın, tekfin ve yıkama işini acele bitirin. Namazımı yaşça en büyüğünüz ve neseb bakımından bana en yakın olanınız kıldırsın. Sonra beni alın ve bırakılacağım kabre getirin. Kabrime, akrabalık bakımından en yakınınız ve sevgi yönünden en samîmi olanınız indirsin.
Allah’a pek çok hamd edin ve O’nu bol bol zikredin. Kabrimde beni sağ tarafıma yatırın ve yönümü kıbleye çevirin. Sonra kefenimi baş ve ayak uçlarından çözün. Lahdimi kapattıktan sonra kabirden çıkın ve beni amelimle baş başa bırakın. Şunu iyi bilin ki, hiç biriniz bana faydalı olamazsınız ve herhangi bir kötülüğü benden uzaklaştıramazsınız. Bundan sonra kabrimin başında topluca bekleyin; hakkımda bildiğiniz iyi bir şey varsa onu söyleyin, yine hakkımda bildiğiniz kötü bir şey varsa bunu söylemeyip dilinizi tutun, çünkü ben söylediğiniz şeyler yüzünden aranızda azâb çekerim. Kabrimin başında herhangi bir ağlayıcı bırakmayın, çünkü üzerine ağlanan kişi azâb görür. Allahü teâlânın yarattıklarına karşı fâniliği gerekli kıldığını ve onlar için kurtuluş imkânı olmayan ölümü takdir ettiğini düşünen ve nasîhat dinleyen kişiye Cenâb-ı Hak merhamet etsin. Bâkîlikte tek olan ve yaratıklarına fâniliği takdir eden Allah’a hamdolsun.
Bundan sonra halifeliğin verdiği şeref ve azametten dolayı, içerisinde bulunduğum hâle bir bakılsın. Acaba Allah’ın emri (ölüm) geldiği zaman halîfeliğin azamet ve şerefi beni ölümden kurtarabilmiş midir? Hayır! Allah’a yemîn ederim ki, aksine halifelik yüzünden Allah hesabımı kat kat arttırmıştır. Keşke Harun Reşîd’in oğlu ben Abdullah (Me’mûn) beşer olmasaydım, hattâ keşke hiç yaratılmasaydım.”
Bundan sonra Me’mûn, kardeşi Ebû İshâk el-Mu’tasım’a şöyle dedi: “Ey Ebû İshâk! Bana doğru yaklaş, hâlimden öğüt ve ibret almağa çalış. Ayrıca Kur’ân ve İslâm hakkında kardeşinin (Me’mûn’un) tâkib ettiği yolu tut. Allah, halifelik halkasını boynuna taktığı zaman, hilâfet konusunda O’nun azabından korkan ve yapmış olduğu amel ile sırf O’nu murâd eden kimse gibi hareket et. Allah’ın sana verdiği mühlete mağrur olma, bakarsın ölüm aniden sana da geliverir, idaren altındaki halktan gafil olma, zîrâ mülk, onların sayesinde ve onları koruyup, haklarına riâyet etmekle ayakta durur. Ayrıca onlar ve diğer müslümanlar hakkında Allah’tan kork ve müslümanların menfâati bulunan bir işle karşılaştığın zaman onu öne geçir, onu, yapılmasını istediğin diğer işlere tercih et.
İdaren altında bulunanların güçlülerinden İslâmiyetin emrine uygun olarak al ve zayıflarına ver. Herhangi bir şey hususunda onların üzerine yük yükleme, onların birbirlerine karşı olan haksızlıklarını hak ölçüsü içerisinde halletmeye çalış. Onları kendine yaklaştır ve onlara karşı merhametli ol. Şu andan itibaren acele yanımdan ayrıl ve Irak’taki halifelik sarayına git. Bölgelerinde bulunduğun bu kavimler hakkında dikkatli ol ve hiç bir zaman onlardan gafil olma! Hürremîler ile savaşmak için; dikkat şecâat ve metanet sahibi birisini görevlendir ve onu mal ve askerle takviye et. Şayet onlarla yapılan savaş uzarsa, bu defa yanında bulunan dost ve yardımcılarınla birlikte bizzat kendin de savaşa katıl. Bunu yaparken de yaptığın işten Allah’ın sevâb vereceğini um ve niyetinde samimî ol!”
Bundan biraz sonra sancısı artan ve öleceğini hisseden Me’mûn, kardeşi Ebû İshâk el-Mu’tasım’ı yanına çağırdı ve ona şunları söyledi: “Ey Ebû İshâk! Kulları hakkında Allah’ın hakkını yerine getireceğine ve Allah’a itaati isyana tercih edeceğine dâir Allah ve Resûlüne taahhütte bulun. Çünkü bizzat ben halifeliği başkasından alarak sana teslim ettim.” Me’mûn’un bu sözüne karşı el-Mu’tasım: “Evet, taahhütte bulunuyorum” karşılığını verdi. Bundan sonra Me’mûn sözlerine şu şekilde devam etti: “İşte mü’minlerin emîri Ali’nin (r.anh) evlâdından olan kimseler, senin amcanın oğullarıdırlar. Onlarla olan sohbetinde iyi davran. Onların kötülerini bağışla, iyilerine de hüsn-i kabul göster. Her zaman yeri geldikçe onlara ihsanda bulun. Zîrâ, onların senin üzerinde çeşitli yönlerden yerine getirmen îcâbeden birtakım hakları vardır. Rabbinizden tam manâsıyla korkunuz ve müslüman olarak ölmeğe çalışınız. Allah’tan korkunuz ve O’nun için amelde bulununuz. Yapmak istediğiniz bütün işlerde Allah’tan korkunuz. Sizi ve kendimi Allah’a emânet eder, Allah’tan geçmiş günahlarımın bağışlanmasını dilerim. Çünkü O, günahları bağışlayandır ve günahlarıma karşı nasıl pişmanlık duyduğumu hakkıyla bilendir. Günahların büyüğünden O’na tevekkül ediyor ve O’na dönüyorum. Kişi, Allahü teâlânın yardımıyla güçlü olur. Allah bana yeter ve O, ne güzel vekildir. Resûlüne salât ve selâm olsun.”

 1) Rehber Ansiklopedisi; cild-11, sh. 363
 2) El-Kâmil fit-târih İslâm Târihi (İbn-ül-Esir, İstanbul-1986); cild-6, sh. 372
 3) Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Târihi (Çağ Yayınları,İstanbul-1986); cild-3, sh. 175
 4) İslâmiyet ve Türkler (Hakkı Dursun Yıldız, İstanbul-1980); sh. 61
 5) Târih-ül-ümem vel-mülûk (Taberî, Kahire-1326); cild-3, sh. 976
 6) Târih-ül-hulefâ

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Ahîzâde (Molla Muhyiddîn) anlatır:

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, yine yüksek mürşidine yazılmışdır. Kurb ve bu’d ve firâk ve vaslın bilinmeyen ma’nâlarını arz etmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası