hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
16:25
16 Temmuz 2010 Cuma
Okunma Sayısı: 833
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Mescid

Müslümanların ibâdetlerini yaptıkları yer.

İbâdet yapmak için toplanılan yerlere mâbed veya ibadethane denir. Yahudilerin mabedine sinagog ve havra, hıristiyanlarınkine kilise ve manastır, müslümanların ibâdet yerine ise cami ve mescid adı verilir. Lügatte mescid, secde edilen yer, cami de; cem eden, toplayan, toplayıcı anlamına gelir. Cami ve mescidler, İslâmiyetin îcâblarını, emir ve yasaklarını öğretmek ve bunlara uyulmasını sağlamak, Allahü teâlâya ibâdet etmek için yapılır.
Cami ve mescidler, Beytullah’dır, yâni Allahü teâlânın evidir. Yeryüzünde yapılan ilk ibâdet yeri, Mekke şehrinde bulunan Kâbe’dir. Buraya Mescid-i Haram da denir. Allahü teâlâ, Kâbe’ye benim evim buyurmuştur. Bunun için Kâbe’ye Beytullah denir (Bkz. Kâbe ve Mescid-i Haram). Camilere Beytullah demek, camilerin kıymetlerinin, şereflerinin çok yüksek, olduğunu bildirmek içindir.
Kabe’nin olduğu yer, yerden göğe kadar kıbledir. Dünyâda yapılan bütün mescid ve camilerin kıbleleri, Kâbe-i muazzama istikâmetine gelecek şekilde inşâ edilmektedir. Kâbe’de yapılan ibâdetlerin sevabı da diğer mescidlerde yapılan ibâdetlerin sevabından kat kat fazladır. Beytullah’a bakmak ibâdettir. Kâbe, ilk görüldüğünde yapılan dualar çok makbûldür, kabul olunmaktadır.
Kabe’den sonra en kıymetli ibâdet yerlerinden biri de Mescid-i Aksâ’dır. Bunu Süleymân aleyhisselâm, Finikeli mimarlara, yedi senede yaptırmıştır. Pek muhteşem bir şekilde inşâ edilen Mescid-i Aksa, Bâbil kralı Buhtunnasar tarafından yaktırıldı. Sonradan zaman zaman tamir edildi. Kudüs, müslümanların eline geçince, cami olarak kullanıldı. Altıncı Emevî halîfesi olan Velîd, 715 senesinde buraya bugünkü Mescid-i Aksa denilen camiyi yaptırdı (Bkz. Mescid-i Aksa).
Resûlullah efendimiz, peygamberliği kendisine bildirilmeden önce Kâbe’de ve Hira dağındaki bir mağarada ibâdet ederdi. Bi’setten sonra da evinde, Kâbe’de ve gittiği yerlerde ibâdetle meşgul olurdu.
Resûlullah efendimize peygamberliğinin bildirilmesi ve hak dînin insanlara duyurulması emri ile başlayan İslâm’ın tebliğ ve öğretilmesi faaliyetleri de, Mekke-i mükerremede önceleri Resûlullah’ın hâne-i saadetlerinde ve Eshâb-ı kiramın (r.anhüm) evlerinde başladı. Fakat müslümanların sayısı arttıkça Mekke müşriklerinin de zulmü artıyordu. Resûlullah efendimiz de hem ibâdet etmek, hem de İslâmiyeti rahatça tebliğ etmek için emniyetli bir yer aradılar. Safa tepesinin doğusunda dar bir sokakta bulunan Erkam bin Ebil-Erkam’ın (r.anh) evini bu iş için münâsib gördüler. Mekke’de gelen âyet-i kerîmelerin bir çoğu, Dâr-ül-İslâm ve Dâr-ül-Erkâm adı verilen bu evde nazil oldu. Hazret-i Ömer, dâhil ilk müslümanların çoğu bu evde İslâm’a girmekle şereflendi. Hazret-i Ömer’in müslüman olması ile Resûlullah, İslâmiyeti açıktan tebliğe ve Kâbe-i muazzamada ibâdet etmeğe başladı. Panayır için gelen Medînelilere de İslâmiyeti anlattı. Onlardan müslüman olanlar Resûlullah efendimize bî’at ettiler (Bkz. Akabe Bî’atleri). Birinci Akabe bî’atı sonunda Medîneliler, Resûlullah efendimizden kendilerine İslâmiyeti öğretecek birini istediler. Mus’ab bin Umeyr onlarla Medîne’ye gitti. Es’ad bin Zürâre’nin (r.anh) evine yerleşen Mus’ab bin Umeyr (r.anh), orada hem Kur’ân-ı kerîm öğretiyor, hem de İslâmiyeti anlatıyordu (Bkz. Mus’ab bin Umeyr). Onun gayretli çalışmaları sonunda Medîne’nin reislerinden Sa’d bin Mu’âz ve Üseyd bin Hudayr (r.anhümâ) müslüman oldular. Medîne’de İslâmiyetin girmediği ev kalmadı. Resûlullah’ın müsâdesiyle Sa’d bin Heyseme’nin evinde ilk Cum’a namazı kılındı. Medîne’de kılınan bu ilk Cum’a namazından sonra İkinci Akabe bî’atı gerçekleşti ve Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem Medîne-i münevvereyi teşrif eyledi. Kubâ’da yapılan mescidde Cum’a namazı kıldı. Resûlullah’ın Medîne-i münevverede ilk durak yeri Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evi oldu. Daha sonra Mescid-i seâdeti binâ edip orada ibâdet ve tebliğe devam ettiler. Bulundukları yerler Mescid-i Nebî’ye uzak olanlar, vakit namazlarında ibâdet için kendi mahallelerinde; Mescid-i Fâdih, Mescid-i Benî Kureyzâ, Mescid-i Ümmi İbrâhim, Mescid-i İcâbe, Mescid-ül-Feth, Mescid-ül-Kıbleteyn, Mescid-i Zühâbe, Mescid-i Cebel-i Ayniyye, Mescid-ül-Bâkî gibi mescidleri yaptılar. Bilhassa Resûlullah’ın mescidinde, muhacir Eshâb-ı kiramın fakirleri için bir sofa ayrılıp burada onların iskânı te’min edildi. Sayıları zamanla değişen bu mübarek insanlar, Resûlullah efendimizin yanından hiç ayrılmaz, sohbetlerinden asla geri kalmazlar, gece-gündüz ilim öğrenip, Kur’ân-ı kerîm okur, hadîs-i şerîf ezberlerlerdi. Burada yetişenler, yeni müslüman olan kabîlelere İslâmiyeti öğretmek için gönderilirlerdi (Bkz. Ehl-i Suffa). Onlar da gittikleri yerlerde te’sis ettikleri mescidlerde müslümanlara dinlerini öğretir, namazlarını kıldırırlardı. Zamanla yeni fethedilen yerlerde de mescidler yapıldı. Yeni fethedilen yerlere gönderilen Eshâb-ı kiram (r.anhüm), insanlara dinlerini öğretip, zekâtlarını topladılar. Ehl-i Suffa’dan olan Ebû Hüreyre (r.anh), Resûlullah’ın vefâtından sonra her Cum’a günü namazdan önce hadîs-i şerîf dersleri verdi. Hazret-i Ömer’in halifeliği zamanında Bahreyn valiliği, Hazret-i Osman zamanında Mekke kâdılığı, Hazret-i Muâviye zamanında Medîne valiliği yaptı (Bkz. Ebû Hüreyre). Eshâb-ı kiramın (r.anhüm), her biri dört bir tarafa yayıldı. Harbde aslanlar gibi savaşıp, sulhde İslâmiyeti öğretmek için yarıştılar. Yeni fethedilen ve yeni kurulan şehirlerde mescidler yapıldı. Buralarda tâliblere ilim öğretildi. Basra, Kûfe, Mısır, Mekke ve Medîne’deki mescidler ve âlimlerin evleri birer ilim yuvası hâline geldi. Bilhassa hadîs-i şerîflerin ve fıkıh bilgilerinin tedvini esnasında, ilim tâlibleri, köşe bucak İslâm âlimlerini aradılar, İslâmiyetin çeşitli milletlere yayılması ile onlarla tanışıp Arabların şiveleri bozulmaya başladı. Bu yüzden ilim tâlibleri, öncelikle çöllere daldılar. Oralarda yaşayan bedevîlerin arasına karışıp yıllarını feda ettiler. Bozulmamış, saf Arabçayı öğrenip, ilim talebi için kapı kapı dolaşmaya başladılar. Mâverâünnehr’den çıkan bir ilim âşıkı Yemen’in en ücra köşesine gidip, oradaki âlimden ilim tahsîl etti. Kurtuba’dan çıkan biri, Semerkand’a gidip, orada ilim ve hadîs-i şerîf öğrenmeye gayret etti. Bütün bu ilim tâliblerinin ve ilim sahiplerinin mekânı, hep mescidlerdi. Yerine göre bir şehirde binlerce mescid bulunurdu. Büyük mescidlerde bir çok âlim ders verirdi. Bunların derslerine arzu eden herkes devam ederdi. Ayrıca saray ve konaklarda da husûsî ve umûmî dersler yapılırdı. Cami ve sâir yerlerde din ve âlet ilimlerinin yanında fen bilgileri de öğretilirdi. Bağdâd’da Mensur Camii, Şam’da Ümeyye Camii, Mısır’da Amr Camii eğitim yerlerinin meşhûrlarındandı. 1348 (H.749) yılında Amr Câmii’nde kırk küsur âlim birden ders verirdi. Her bir âlimin çevresinde talebeleri toplanır, kültür seviyesi çok olan halktan da ders halkasına katılanlar olurdu. Küçük bir minder üzerine oturan hoca, arkasını duvar veya sütunlardan birine yaslar, huzurda bulunanlar ise, önünde otururlardı. Buralarda önüne gelen rast geldiği gibi ders veremezdi. Talebeye kendisini kabul ettiremeyen hocanın ders vermesi mümkün değildi. Zîrâ kültür seviyesi çok yüksek olan talebenin bir kaç suâli, hocayı safdışı bırakırdı. Nice büyük âlimler, derecesi kendisinden daha yüksek olanların çokluğundan dolayı ders halkası kuramazlardı. Meşhûr Târîh-i Bağdâd kitabının müellifi, yüzbinden fazla hadîs-i şerîfi râvileri ile birlikte ezbere bildiği ve çok arzu ettiği hâlde Bağdâd’daki Mensur Câmii’nde bir ders halkası kuramamış, bu isteğinin tahakkuku için hac esnasında zemzem içerken Allahü teâlâya dua etmişti. Ders halkaları sâdece büyük camilerde teşekkül etmez, küçük camilerde ve diğer şehir ve köylerde de teşekkül ederdi. Hattâ Türkistan’daki bir dağ köyünün camiinde en nadide bir âlimin talebeleri ile ders yaptığı görülebilirdi. Hattâ bu âlimi, Kurtubalı bir talebe rahatlıkla bulup ondan ders alabilirdi.
Asr-ı seâdetten uzaklaştıkça zihinler karışmaya, çeşitli milletlere ve kültürlere ait kitaplar tercüme edilmeye başlandı. Bir çok câhil ve kötü niyetli kimse de bundan istifâde ile müslümanların îmânlarını bozmaya çalıştılar. Mısır’da bir mecûsînin oğlu tarafından kurulan Fatımî Devleti’nin hükümdarları, bozuk fikirlerini yayabilmek için Kâhire’de Ezher Câmii’ni yapıp burayı bizzat devlet eliyle idare edilen bir eğitim ve propaganda merkezi hâline getirdiler. Ağzı laf yapan, insanların zayıf noktalarını iyi bilen dâîler (propagandistler) yetiştirdiler. Camilerdeki ders halkalarını bunlar vasıtasıyla ele geçirmeye çalıştılar. Bunlara karşı tedbir alan Sultan Alb Arslan’ın meşhûr vezîri Nizâm-ül-mülk, Nizamiye medreselerini kurdu. İlki Bağdâd’da te’sis edilen bu medreseler, Selçuklu ülkesinin köylerine kadar yayıldı. Buralarda sistemli şekilde Ehl-i sünnet âlimlerine ders verdirildi. Bu arada camilerde de ders verilmeye devam edildi. Binlerce Ehl-i sünnet âlimi yetişti. Ebû İshâk Şîrâzî ve İmâm-ı Gazâlî (r.aleyhim) Bağdâd Nizamiye Medresesi’nin en meşhûr müderrisleri arasında yer aldılar. Atabeg Nûreddîn Zengî ve Selâhaddîn-i Eyyûbî de bir çok medrese açtılar. Camilerin yanına zaviyeler yaptılar. Bilhassa âlim bir şahsiyet olan Selâhaddîn-i Eyyûbî, Mısır’ın idaresini Fâtımîlerden kılıç zoru ile aldığı gibi te’sis ettiği medreselerde de halkın düşüncesini Ehl-i sünnete uygun hâle getirdi. Türkistan, Mâverâünnehr ve Horasan taraflarından gelen Ehl-i sünnet âlimleri, insanların zihinlerinde kalan Fatımî, kültürünün artıklarını temizlediler. Ezher Camii ve medresesi de Ehl-i sünnetin hizmetine girdi. Mısır, Afrika, Hindistan, Endülüs ve Anadolu’da kurulan İslâm devletleri tarafından bir çok medreseler kurulup İslâmiyete hizmet için yarış edildi. Bilhassa Anadolu, Mâverâünnehr ve Türkistan medreseleri, yüzyıllarca doğunun ve batının İslâm nuru ile aydınlanmasına hizmet ettiler.
Medreselerin te’sisinden sonra daha ziyâde ibâdet maksadıyla bir çok camiler yapıldı. Camilerin yanına medrese, zaviye, türbe, kütübhâne ve aşhaneler eklendi. Cami ve müştemilâtında vazife yapanlar için evler yapıldı.
İslâm devletleri, müslümanların oturmakta olduğu bütün şehir ve beldeleri baştanbaşa camilerle süslediler. Emevîler, Abbasîler, Selçuklular, Bâbürlüler ve bilhassa Osmanlılar her gittikleri yere pek güzel san’at eserleri yaptırdılar, bilhassa camilerle, o beldeleri mânen donattılar.
İslâm âleminde yaygın bir şekilde gerçekleşen cami inşâsı, başlı başına bir mîmârî tarz vücûda getirdi. Bunların bir kısmının çeşitli harplerde, yangın ve sel felâketlerinde yıkılmasına rağmen, çoğunluğu ayakta kaldı. Hele Osmanlılar; Bursa, Edirne ve İstanbul gibi payitaht şehirlerinde sayılamıyacak kadar camiler yaptırdılar. Osmanlıların yaptırdıkları arasında, Edirne’de Selimiye, Bursa’da Ulu Cami, İstanbul’da Bâyezîd, Süleymâniye, Sultan Ahmed, Fâtih, Sultan Selîm, Şehzâdebaşı, Yeni Cami... gibi camiler en büyükleri en muhteşemleri oldu. Bundan başka dünyânın çeşitli yerlerinde bulunan başlıca câmilerden bir kısmı şunlardır: Câmi-i Emevî, Cezayir Paşa Camii, Samarra Camii, Fustat Amr Camii, Kahire İbn-i Tûlûn Camii; Kayrevân Sidi Ukbâ Camii, İsfehan Cum’a Mescidi, Kahire Kayıtbay Camii, Buhara Kaliyan Camii, Semerkand Şîrdâr Camii, Lahor Bedşâhî Camii, Kurtuba Camii... vb.dir.
Camilerde yapı olarak her asırda, her devlette farklı inşâ şekilleri ortaya kondu. Her birinin kendine göre ayrı güzelliği ve zerâfeti vardı. Eskiden olduğu gibi bugün de camilerde sâdece beş vakit namaz kılınmaz, bunun yanısıra, Kur’ân-ı kerîm ve mevlid okunur, dînî sohbetler yapılarak vâz ve nasihatlerde de bulunulurdu. Âhırette daha yüksek derecelere kavuşmak isteyen sâlih ve zâhidler, daha efdâl olan ibâdetleri yapamadıkları durumlarda, îtikâfa niyet ederek gece ve gündüzlerini camilerde ibâdet etmek suretiyle değerlendirirler. Bilhassa eskiden îtikâfa çekilenlerin sayısı çok fazla olur, zarurî ihtiyaçları hâriç, günlerce camiden hiç çıkmadan ibâdet ve tâat eder, ilim tahsîli ve tedrisi ile meşgul olurlardı.
Resûlullah sallallahü aleyhi vesellem zamanında ve daha sonraları camiler, siyâsî ve ictimâî hayâtın da merkezi oldu. Peygamber efendimiz Esbabının nikâhını mescidinde kıyar, gelen elçileri mescidinde kabul eder, devlet işlerini buradan idare ederdi. Sabah namazından sonra, cemâate gelemeyen ümmetini sorar, hasta ise ziyaretine gidilmesini, sıkıntısı varsa giderilmesini emrederdi. Rüya görenlerin rüyalarını tâbir eder, suâli olanların suâllerini cevaplandırırdı.
Mevlid kandili, Kadr gecesi gibi mukaddes geceler de camilerde toplanılarak ihyâ edilirdi.
Dînimizde camide yapılan ibâdetler, yalnız başına yapılanlardan daha kıymetli, daha sevâbdır. Camiye giden kimsenin her adımı için bir sevâb verilir ve bir günahı affolur. Ayrıca cemâat ile kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan Yirmiyedi kat daha sevâbdır. Hele imâm ile birlikte alınan ilk tekbîrin yâni iftitah tekbîrinin sevabı çok fazladır. Resûlullah efendimiz bunu bir çok hadîs-i şerîf ile haber vermiştir.
Camiye hürmet, onun kıymetini anlamakla olur. Camiye abdestsiz girilmez. Rahatsız eden kokan elbise ve çorapla girmek uygun değildir. Camiye necaset yâni pislik sokulmaz, yol hâline getirilip geçilmez. Dünyâ kelâmı konuşulmaz. Pislik bulaştıracak deli ve küçük çocuk camiye sokulmaz. Camilerde pazar kurmak, nutuk söylemek, konferans vermek uygun değildir. Camilerde sarkıntılık ederek dilenilmeyeceği gibi böyle birine sadaka da verilmez. Camide alış-veriş yapılmaz. Misafir olanların ve îtikafa girenlerin dışındaki kimseler, camide yemek yiyemezler.
 
 1) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh. 232, 242, 322
 2) Peygamberler Târihi Ansiklopedisi; cild-4, sh. 108
 3) Rehber Ansiklopedisi; cild-12, sh. 22
 4) Meâhid-ül-ilm fî Beyt-i Makdis; sh. 25
 5) Hadikat-ül-cevâmî
 6) İslâm’da eğitim ve öğretim târihi; sh. 95
 7) Medeniyet-i İslâmiye Târihi

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Abdullah-ı Mürteiş, evliyâ-yı kirâmdan, Şiddetle kaçınırdı, şüpheli ve haramdan.

GÜNÜN HADİSİ

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, Seyyid Enbiyâya yazılmışdır. Zikri, Fenâ ve Bekâyı ve Ebû Alî Sînâyı bildirmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası