hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
16:48
17 Temmuz 2010 Cumartesi
Okunma Sayısı: 1071
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

Kuzey Afrika, İspanya ve Balear adalarına hâkim olup, devlet kuran bir hânedân.

Merkezi Fas’ta olan devletin başşehri Merrakeş’tir. İslâm kaynaklarında Murâbıtîn veya Mülessimîn olarak geçen hânedâna, Avrupalılar Almoravides derler.
Murâbıtlar Devleti’nin kurulduğu sırada, İslâm âleminde siyâsî ve fikrî bakımdan büyük bir kargaşalık hüküm sürüyordu. Bağdâd’daki Abbasî halîfelerinin siyâsî hâkimiyeti hiç kalmamıştı. Bunun yanında Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfûzu artıyordu. Selçukluların en büyük hükümdârları Tuğrul Bey, Alb Arslan ve Melikşâh bu sırada yaşadı. Melikşâh’ın kıymetli vezîri Nizâm-ül-mülk, hem savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, hem de o zamânın dünyâda mevcûd en parlak ilim ocakları olan İslâm üniversitelerini açıyordu. Hasen Sabbah ve adamları, İsmâiliyye ve bâtınîlik adıyla ortaya attıkları sapık yolu yaymaya çalışıyorlar, dört bir tarafta terör havası estiriyorlardı. Mısır’da Eshâb-ı kirâm düşmanı Fatımî hânedânı çökmeye başlamış, Avrupa’da ise Endülüs Emevî Devleti paramparça olmuş, ortaya çıkan devletçikler, birbirleriyle boğuşmaktan, düşmanla uğraşmaya fırsat bulamamışlardı. Mukaddes toprakları, müslümanlardan almak için kışkırtılan haçlı sürüleri, Anadolu’ya ayak basmışlardı. Bunlardan Birinci Haçlı seferine katılan haçlılar, Anadolu Selçuklu hükümdârı Birinci Kılıçarslan’ın üstün gayret ve kahramanlıklarına rağmen, 600 binden 40-50 bine düşmek pahasına da olsa, Anadolu’yu geçmiş, Torosları aşmış, Antakya’yı ve bir yıl sonra da Kudüs’ü ele geçirmişlerdi.
İslâm âlemindeki bu siyâsî karışıklıkların yanında, bir de fikir ve düşünce ayrılıkları vardı. Bütün bu siyâsî karışıklıklar ve ayrılıklar; müslümanların birliğini doğrudan doğruya askerî kuvvetle ve ilim yoluyla yıkamayan iç ve dış düşmanların, halk arasında bozuk ve sapık fikirleri yayabilmeleri için uygun bir zemin teşkil ediyordu. Müslümanlar arasında îtikâd birliği sarsılmış, düşünce ve fikirlerde ayrılıklar meydana gelmişti. Bir taraftan Eski Yunan felsefesini anlatan kitapları okuyarak, yazılanları İslâm inançlarına karıştıranlar, diğer taraftan Kur’ân-ı kerîmin âyetlerinin mânâsını değiştirerek ve kendi bozuk düşüncelerini katarak açıklamaya kalkışan bâtınîler, mu’tezilîler ve diğer fırkalar, İslâm îtikâdını bozmaya çalışıyorlardı. Bu sapıklara karşı Ehl-i sünnetin müdâfaasını İslâm âlimleri üstlenmişti. Bu kahramanların başında aklî ve naklî ilimlerde zamânın en büyük âlimi, müctehid ve asrın müceddidi olan İmâm-ı Gazâlî hazretleri geliyordu. O, bir taraftan kıymetli talebeler yetiştiriyor, bir taraftan da sapık fırkaların bozuk inançlarını çürütmek ve müslümanları onların şerlerinden korumak için kıymetli kitaplar yazıyordu. Allahü teâlânın rızâsı için O’nun dînini yaymaya uğraşan İslâm âlimlerinden biri de, onbirinci asrın ilk yarısında yaşayan Ebû İmrân Fâsî idi. Hac dönüşünde Kayrevân’da kendisini ziyâret eden Sanhâce-Berberî kabîlesinin reîsi Yahya bin İbrâhim’le birlikte talebesi Şerîf Ebû Muhammed Abdullah bin Yâsin Cezûlî’yi Magrib’e gönderdi. Magrib’de Sanhâce topraklarına varan Abdullah bin Yâsin, kabîle reîsi Yahyâ bin İbrâhim ve Lemtûne kabîle reîsi Yahyâ bin Ömer ve kardeşi Ebû Bekr bin Ömer el-Lemtûnî’nin de desteği ile Berberî kabîleleri arasında İslâmiyeti yaydı. Kurduğu mektebde yetiştirdiği talebelerini her tarafa gönderdi. Medeniyetten uzak Berberî kabîleleri, İslâm’ın parlak nûru ile aydınlandı. Abdullah bin Yâsin, bu bölgede büyük bir manevî otoriteye sâhib oldu. Bin kişilik bir mücâhid grubu teşkil etti. Kabîle reislerinin idâresine ve askerî işlere karışmayan Abdullah bin Yâsin, onları cihâda teşvîk etti. Yahyâ bin İbrâhim, Yahyâ bin Ömer ve Ebû Bekr sayesinde Sahrâ’da İslâmiyet yayılarak, kabîleler itâat altına alındı. Ebû Bekr el-Lemtûnî’nin kumandanı Yûsuf bin Taşufîn kumandasındaki Murâbıtlar, Fas’a doğru ilerleyerek, Cezâyir’e kadar Kuzey Afrika’yı fethettiler. Ebû Bekr el-Lemtûnî, 1056 senesinde Murâbıtların reîsi oldu. Şerîf Abdullah bin Yâsin, 1059 senesinde Berberîler ile yapılan muhârebede şehîd edildi. Emîr ünvânını alan Ebû Bekr el-Lemtûnî, 1060’da yeni bir hükûmet merkezi plânlıyarak, Merrakeş şehrinin inşâsını başlattı. 1062’de saltanâtını, kumandanı ve amcaoğlu Yûsuf bin Taşufîn’e bıraktı. Kendisi askerlerin başına geçip, Afrika içlerine daldı. İslâmiyeti zenciler arasında da yayan Ebû Bekr el-Lemtûnî, 1076 yılında şehîd düştü. İdâreyi eline alan Yûsuf bin Taşufîn, pâyitaht hâline getirdiği Merrakeş’in inşâsını tamamlatarak, câmi ile diğer hayır müesseselerini yaptırdı. Fetihlere devâm ederek Kuzey Afrika’daki hâkimiyetini genişletti.
Kısa zamânda büyük ülkelere sâhib olan İbn-i Taşufîn, Berberîler arasında İslâmî müessese ve teşkilâtları te’sîs ederek, onları medenîleştirmeye çalıştı. Fetihlerde elde edilen ganîmet ve toplanan vergiler ile devletini zenginleştirdi. 1084’de Septe’yi ele geçiren İbn-i Taşufîn, ülkesinin topraklarını Atlas Okyanusu’ndan, Tunus’a kadar genişletti. Bağdâd’daki Abbasî halîfesine bağlılığını bildirdi. Endülüs müslümanlarına yardım için 1086’da Septe boğazından İspanya’ya geçen İbn-i Taşufîn, Batliyos yakınındaki Zallaka’da Leon ve Kastil Kralı Altıncı Alfonso’ya karşı büyük bir zafer kazandı. Endülüs’teki müslümanlar, oraya ilk ayak basan müslümanlar gibi değillerdi. Zirâat yaparak Avrupa toprağı ile karıştıkları gibi, Avrupa insanı ile de haşır neşir olmuşlardı. Onlara bir çok şeyi öğrettikleri gibi, kendileri de Hıristiyanların örf ve âdetlerinden etkilenmişlerdi. Zamânla müslümanlar arasında, yerli hıristiyanların sefîh yaşayışlarına imrenenler ve onların hâlleri ile hâllenenler ortaya çıktı. Bâzı felsefe kitaplarının Arabçaya tercümesiyle yayılan eski filozofların fikirleri de, tarafdârlar bulmuştu. İnsanlar yiyip içip eğlenmekten başka bir şey düşünmez olmuşlardı. Onların bu uyuşukluğundan istifâde eden hıristiyan krallar, müslümanlar üzerine hücûm ettiler. Bir çok yeri işgâl edip hâkimiyetlerine aldılar. Müslümanlar, çok zor durumlara düştüler. İşte böyle sıkışık bir durumda Murâbıtlardan yardım istediler. Bunun üzerine Yûsuf bin Taşufîn, yirmibin kişilik ordusu ile Endülüs’e geçip Altıncı Alfonso’yu yendi. Bu, onun İspanya’ya ilk çıkışıydı. Bir kaç defa daha Endülüs’e gelen Yûsuf bin Taşufîn, ülkesinin Ebre nehrine kadar olan kısmını topraklarına kattı. Endülüs’teki küçük devletçikleri itâatine aldı. Endülüs müslümanlarını hıristiyanların saldırılarından korudu. 1103’de bütün Endülüs emîrlerini toplayarak oğlu Ebü’l-Hasen Ali’yi veliahd îlân etti. Endülüs’te onyedibin asker bıraktı. Hududların emniyetini sağlamak için de Endülüslüleri vazîfelendirerek, Magrib’e döndü. Bu sırada Murâbıtların toprakları Mısır’dan Atlas Okyanusu’na, Akdeniz’den Nijer havzasına ve İspanya’da Ebre nehrine kadar uzanıyordu. Murâbıtların İslâmiyete hizmetlerini takdîr eden, büyük İslâm âlimi İmâm-ı Gazâlî (r.aleyh), İbn-i Taşufîn’in ülkesini ziyâret için Mısır’a kadar geldi. Fakat hükümdârın vefât haberini alınca geri döndü.
Yûsuf bin Taşufîn, 1106 senesinde vefât edince, yerine oğlu Ebü’l-Hasen Ali geçti. Ebü’l-Hasen Ali devrinde de, 1108 senesinde Ucles Meydan Muhârebesinde büyük zafer kazanıldı. Fakat çölden gelen Murâbıtları, Endülüs’ün yerleşik hayâtı ve kültürü te’sir altına aldı. Onlar da Endülüslüler gibi olmaya heveslendiler. Dosdoğru olan çölün yiğit savaşçıları, iki yüzlü insanların oyununa geldi. Kısa zamânda onların da Endülüslülerden farkı kalmadı. Bu durumun neticesi de çok geçmeden görüldü. Yûsuf bin Taşufîn’in büyük ideâllerle kurduğu devlet, oğlu Ebü’l-Hasen Ali’nin elinde felsefeci İbn-i Rüşd ve İbn-i Hazm’ın tutarsız fikirlerine teslim edildi. Hattâ devlet işleri, İbn-i Rüşd’ün bozuk fetvâlarına göre tanzîm edildi. Ebü’l-Hasen Ali’nin bu tutumu, felsefecilerin bozuk fikirlerinin, asker ve ahâli arasında yayılmasına sebeb oldu. Ebü’l-Hasen Ali, babası Yûsuf bin Taşufîn’in doğuda en harâretli tarafdârı olan İmâm-ı Gazâlî’nin kitaplarını, İbn-i Rüşd’ün telkînleri ile meydanlarda topluca yaktı. Neticede, insanların îmânları bozulduğu gibi, ikilikler ve iç karışıklıklar ortaya çıktı. Çok geçmeden iç harblerle devlet git gide geriledi. Ebü’l-Hasen Ali (1106-1142), Taşufîn bin Ali (1142-1146), İbrâhim (1146), İshâk bin Ali (1146-1147) devrinde gerileme devâm etti. îtikâdı bozulmuş kimseler arasında dinde reformcu İbn-i Tûmart’ın fikirleri yayıldı. İbrâhim, 1146’da vefât edince, yerine geçen, amcası İshâk bin Ali, İbn-i Tûmart’ın liderliğindeki, Muvahhidler tarafından 1147 senesinde öldürüldü. Murâbıtların başşehri Merrakeş, Muvahhidilerin eline geçti. Endülüs’te Murâbıtların son vâlisi olan Yahya bin Ganî, 1148’de ölünce Murâbıtların hâkimiyetleri de son buldu. Murâbıtların Benî Ganîye kolu, 1115’den 1128 senesine kadar Majorka’da, buranın Aragon krallarınca işgâlinden sonra da, Minorka’da, Aragon vasalları olarak 1186 yılına kadar devâm etti.
Murâbıtların başında Emîr-ül-mü’minîn ünvanlı hükümdârlar vardı. Emîr, orduların da başkumandanıydı. Emîre, devlet işlerinde yardımcı bir de meclis vardı. Her hükümdâr kendi veliahdını sağlığında seçip, devlet adamlarının tasdîki ile meşrûluk kazandırırdı. Veliahd, nâib olarak Gırnata, İşbiliyye ve Kurtuba’da vazîfe yapardı. Vâliler aynı zamânda askere kumanda ederdi. Çoğu süvarilerden meydana gelen ordunun mevcûdu, yüzbin civârında idi.
Murâbıtlar devrinden günümüze pek az eser ulaşabilmiştir. Büyük Cezâyir Câmii, Tlimsan Câmii ve Fas’taki câminin bâzı kısımları da bu dönemin eserleridir. Murâbıtların topluma faydalı diğer çalışmaları arasında, Fas bahçelerini sulamak gâyesiyle açılan kanalları da belirtmek yerinde olur. Ayrıca, Merrakeş yakınında Tensift üzerindeki köprü de onlardan kalmıştır.


1) Düvel-i islâmiyye; sh. 47
2) The Muhammadan dynasties; sh. 41
3) Kâmûs-ul-a’lâm; cild-6, sh. 4400
4) Rehber Ansiklopedisi; cild-12, sh. 309
5) Tabakât-ı Şâfiiyye (Subkî); cild-4, sh. 105
6) El-İber; cild-6, sh. 181
7) Nefh-ul-tîb; cild-2, sh. 674
8) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-6, sh. 231

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Murâd Han döneminde yeniçeri ocağının kuruluşuna ilk adım olmak üzere târihlerde şu vak’a anlatılmaktadır:

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, seyyid mîr Muhammed Nu’mân “kuddise sirruh” hazretlerine yazılmışdır. Nemâzın kıymetini ve nemâza mahsûs kemâlâtı bildirmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası