hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
17:2
17 Temmuz 2010 Cumartesi
Okunma Sayısı: 785
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

Onüçüncü asırda İslâm âleminde yetişen meşhûr ilim adamı.

İsmi, Muhammed bin Muhammed bin Hasen olup, künyesi Ebû Ca’fer; lakabı Nasîrüddîn’dir. 1201 senesi Şubat’ında Horasan bölgesindeki Tûs şehrinde doğdu. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başladı. Kemâleddîn bin Yûnus Mûsulî, Muînüddîn Salim bin Betrân-ı Mısrî’den ve İbn-i Sinâ’nın talebelerinden Behmen Yâr’dan ve diğer meşhûr bilginlerden ilim ve fen öğrendi. İlminin çokluğuna rağmen, Eshâb-ı kirâm düşmanlarının sapık fikirlerine kanarak, şiîlik yoluna saplandı. Kûhistan’ın İsmâilî vâlisi Abdurrahmân bin Ebî Mensûr tarafından kaçırılarak, İsmâilîlerin merkezi olan Alamût kalesine gönderildi. Burada mahpus olarak değilse bile, istemiyerek 1256’da Moğolların istilâsına kadar kaldı. Şöhreti her tarafa yayılınca, Moğol hükümdârı Hülâgu onu kendisine vezir tâyin edip, tavsiyelerine uyarak işlerini yürüttü. Hülâgu’nun Bağdâd’ı yakıp yıkmasına ve yüzbinlerce müslümanın öldürülmesine sebeb olanlardan biri oldu. Hülâgu’nun desteği ile Meraga’da kütüphane ve rasathane kurdu.
Bu rasathanenin inşâsı sırasında, Hülâgu çok para gideceğini anlıyarak, Nasîrüddîn Tûsî’yi yanına çağırmış ve bu rasathanenin inşâsı ile elde edilecek faydanın ne olacağını sormuştu. Nasîrüddîn Tûsî, bu soruya şöyle cevap verdi: “Meselâ, siz birine yüksek bir kaleye çıkmasını ve oradan büyük bir toprak kabı aşağı atmasını ve bunu kimseye söylememesini emretseniz. Bu hâdise vukû bulduğunda çok büyük bir gürültü çıkacak ve haberi olmayanları korkutacak ve bâzıları da bayılacaklardır. Ancak bu olaydan etkilenmeyen, bu kabı atan şahıs ve siz olacaksınız. Çünkü siz ve o, işin mâhiyetini bilmektesiniz. İşte astronominin faydası buradadır. Ondan anlıyanlar meydana gelen olayları açıklamak imkânına sâhib olacakken, anlamayanlar olaylardan korkacak ve bunun sonucu yanlış kararlar alabileceklerdir.” Hülâgu, onun bu cevâbını çok beğenmiş ve inşâatın devâm etmesi için, gerekli paranın harcanmasına izin vermiştir. Nasîrüddîn Tûsî, ömrünün sonuna kadar bu rasathanede çalıştı. 1274 senesinde gittiği Bağdâd’da hastalanarak Haziran ayında öldü.
Nasîrüddîn Tûsî, rasathaneyi kurduktan sonra, çeşitli İslâm memleketlerinde tanınmış ilim adamlarını burada topladı. Ayrıca rasathanenin yanında büyük bir kütüphane yaptırdı. Bağdâd, Dımeşk ve diğer şehirlerden bir çok kitabı buraya getirtti. Kütüphanedeki kitapların sayısı dörtyüzbine ulaşmıştı. Nasîrüddîn Tûsî, hazırlayacağı astronomik tabloların otuz seneden daha az zamânda hazırlanamıyacağını, çünkü gezegenlerin tam dönüş periyodlarının bu zamândan biraz az olduğunu bildirmesi üzerine Hülâgu, tabloların oniki senede hazırlanmasını emr etti. Yoğun bir çalışma neticesinde tablolar oniki senede hazırlandı. Nasîrüddîn’in otuz senelik bir zamân söylemesinin sebebi, Satürn gezegeninin tam dönüşünü 23,4 senede yapmasından idi.
Tûsî, trigonometriyi astronominin bir dalı olmaktan çıkararak, başlı başına bir ilim hâline getirdi ve bu hususta bir eser yazdı. Geometride söz sâhibi olan Tûsî’den sonra gelenler, onun nazariyeleri ve görüşleri üzerine fazla bir şey ilâve edemediler. Sinüs cedvellerinin yeni hesaplama metodlarını bulan Ebü’l-Vefâ’nın ulaştığı noktaya, Avrupa asırlarca sonra ulaşabilmiştir. Ebü’l-Vefâ’nın ulaştığı bu yüksek noktayı daha da geliştiren Nasîrüddîn Tûsî oldu.
Nasîrüddîn Tûsî, çeşitli ilim dallarına ait bir çok eser yazmıştır. Eserlerin sayısının altmışdörde ulaştığını kaynaklar bildirmektedir. Bunların bâzıları şunlardır:
1- Ez-Zîc-ül-İlhânî: Bu eseri Hülâgu’nun isteği üzerine oniki senede hazırlamıştır. Aslı Farsça olan eser dört cildden meydana gelmektedir. Birinci cildde, Çin, Yunan, Arab ve Fars takvimleri; ikinci cildde gezegenlerin hareketi; üçüncü cildde ise yıldız hareketleri îzâh edilmektedir. Nasîrüddîn Tûsî, tabloların düzenlenmesi için yaptığı çok orijinal rasat yanında, Hipparchos, Ptolemy, el-Me’mûn, el-Bettânî, İbn-ül-A’lâm, İbn-i Yûnus gibi astronomi âlimlerinin yaptıkları rasadlardan faydalanmıştır. Bu astronomi tabloları, Çin dâhil olmak üzere doğuda çok yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Eser, önce Şihâbüddîn Halebî, sonra da 1527 senesinde Ali bin Rifâî tarafından Hall-uz-Zîc adıyla Arapçaya çevrilmiştir.
2- Tezkire fi ilm-il-hey’e: Tûsî’nin en önemli eseridir. Astronomi ilminin kısa ve öz olarak yazılmış bir özeti olup anlaşılması çok zordur. Bunu, yapılan açıklamaların çokluğu göstermektedir. Eser, dört bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümde; geometrik ve kinematik bir giriş ve hareketsizliğin, basit ve karmaşık hareketlerin açıklanması, ikinci bölümde; genel astronomik kavramlar, ekliptikde meydana gelen değişmelerin; İbn-ül-Heysem tarafından ileri sürülen ve çapları farklı kürelerden ibâret olduğu görüşü ele alınmıştır. Bu bölümün diğer kısmında Almagest; özellikle aydaki düzensizlikler, Merkür ve Venüs’ün hareketleri yönünden ilgi çekici bir şekilde tenkid edilmiştir. Karmaşık Batlemyüs sistemi yerine, yeni bir sistem öne sürülmektedir. Üçüncü bölümde; yer küresi ve diğer gök cisimlerine yaptığı etkiler, bâzı astronomi âlimlerinden nakledilen jeodezi bilgileri, Kusta bin Lûgâ ve Bîrûnî’nin jeodezisi, denizler, deniz rüzgârları hakkında bilgiler, dördüncü bölümde ise; gezegenlerin büyüklükleri ve mesafeleri ele alınmıştır. Almagest’i tenkîdinde fevkalâde dikkat çeken Nasîrüddîn Tûsî, Batlemyüs’ün karmaşık sistemini eleştirerek yeni bir sistem ortaya koyması, Kopernik’in reformuna yol açmıştır. Eserin kısmî Fransızca tercümesi Cama da Vaux tarafından, Les spheres ce’lestes selon Nasîreddîn at-Tûsî adı ile yayınlanmıştır. P. Tannery tarafından yazılan Recherches sur l’historie de l’astronomie ancienne adlı eserin ekinde de eserin bir kısmının tercümesi vardır. Tezkire, Risâle-i hey’e veya Şah Mu’ine atfedilerek Risâle-i Mutniyye ismiyle Farsçaya tercüme edilmiştir. 1414 senesinde Fethullah Şirvânî tarafından Türkçe olarak şerhi yapılmıştır.
Tezkire’ye bir çok âlim tarafından şerhler yapılmıştır. Bunlardan meşhûrları şunlardır: a-Muhammed bin Ali bin el-Hüseyn el-Himâzî tarafından yapılan ve Mahmûd bin Mes’ûd Kutbuddîn Şîrâzî’nin notları bulunan Beyânu mekâsid-ut-Tezkire (Tezkire’nin maksadlarının açıklanması), b- Hasen bin Muhammed en-Nişâbûrî tarafından 1311-1322’de yazılan Tevdîh-ut-Tezkire.
3- Tansûh Nâme-i İlhânî: önemli eserlerinden biri olup Farsçadır. Hülâgû’nun isteği üzerine 1256 ile 1259 seneleri arasında yazılmış olup; mineroloji, özellikle kıymetli taşlar hakkındadır. Tûsî, eseri yazarken, hangi kaynaklardan istifâde ettiğini bildirmemekte, sâdece kendinden önceki âlimlerin ve kendisinin müşahedelerine dayandırıldığını yazmaktadır. Dört bölümden meydana gelen eserin bir çok yerinde Bîrûnî’ye atıflar yapılmıştır. İlk bölüm, kendi arasında kısımlara ayrılmıştır. Birinci kısımda, kıymetli taşların jeolojik incelenmesinin temelini teşkil eden elementler; ikinci kısımda, minerallerin neden meydana geldiği; üçüncü kısımda, kıymetli taşların mâdenlerle kesilmiş biçimleri; dördüncü kısımda, bu taşların renklendirilmesinde kullanılan kimyevî metodlar anlatılmaktadır.
İkinci bölüm, kitabın en önemli kısmıdır. Kendi içinde ayrıca bir çok kısımlara bölünmüş olup, kıymetli taşlardan, bunların menşe’lerinden, bulunabilirliliklerinden, çıkarıldıkları mâdenlerden, kalitelerinden, ilgi çekici yanlarından, hakîkî ve taklit taşlar arasındaki farktan, taşların, optik özelliklerinden bahsedilmektedir. Bu bölümde ayrıca taşları kesme ve parlatma teknikleri ile bunlara paha biçmenin yollarını da anlatmıştır.
Üçüncü bölüm, Tûsî’nin, metalürji ilmine önemli katkılar yaptığı kısımdır. Bu bölümde yedi temel mâden olan altın, gümüş, bakır, demir, kurşun, kalay ve camdan bahsedilmektedir. Ayrıca, özellikleri, çıkarıldıkları yerler de geniş olarak anlatılmıştır. Dördüncü ve son bölümde ise; çeşitli kokular, ilâçlar ve tedâvî edici mâcunlar anlatılmıştır.
Eserin ilk bölümü, kıymetli taşlar jeolojik olarak ele alındığından önemlidir. Bu bölümde, mâdenlerin, anormal hava şartlarının olduğu ve aşırı soğuk ve sıcağa mâruz kalan bölgelerde bulunduğundan bahsedilir. Tûsî, bunların sert toprak ve içi boş oyukların olduğu yerlerde ortaya çıktığını, daha çok tepelik arâzilerde güneş ve ay ışınlarının dâima dik olarak toprağa düştüğü yerlerde teşekkül ettiğini, yarık ve oyuklarda bulunan nemin de kıymetli taşların meydana gelmesine sebeb olduğunu anlatmaktadır.
Tûsî’ye göre bütün taşlar başlangıçta kil olup, hava şartlarına bağlı olarak, daha sonra taşa dönüşürler. Onun îzâhı, kilin aşırı sıcağa mâruz bırakılmasının toprak meydana gelmesine yol açacağı, aşırı sıcağın bâzan topraklaşmış bir maddeyi taşa çevirebileceği şeklindedir. Onun bu görüşleri zamânımızın jeologları tarafından da kabûl edilmektedir.
Taşların renklerindeki çeşitliliği açıklarken, esas olarak siyah ve beyaz olmak üzere iki rengin olduğunu söyleyen Tûsî, toprağın çeşitli renklerde olabileceğini, bu yüzden taşların da toprak rengine bağlı olarak, değişik renkler alabileceğini anlatır.
Tansûh Nâme’de otuz kadar kıymetli taş, bunların menşe’leri, teşekkül etme şekilleri, kullanılışları vb. konuları anlatılmıştır. Tûsî, yâkutu en kıymetli taş olarak kabûl etmektedir. Yâkut hakkında şu bilgileri vermektedir: “Yâkut, kendine has bir ışık saçar. Ateş bu taşı yakamaz. Isıtıldığı zamân beyazlaşır, sıcaktan ayrılırsa eski rengine döner. İlâç imâlinde kullanılması için defâlarca ısıtıldıktan sonra suya atılması gerekir. Böylece toz hâle gelecek şekilde yumuşar. Yâkut’un şu tıbbî özellikleri vardır: Vebâyı önler, ağızda tutulursa güç verir, sıkıntı ve moral bozukluğunu giderir. Susuzluğa çâredir. Gözün keskinliğini arttırır. Kanı temizler, hattâ ölü bir kimseye iliştirilirse kanın çabuk soğumasına mâni olur.”
 Tûsî, zümrüt hakkında çeşitli bilgiler verdikten sonra şöyle demektedir: “Zümrüt takanlar kötü rüyâ görmez. Zümrüt kalbe iyi gelir. Dizanteri tedâvisinde kullanılır, göz keskinliğini arttırır. Bir yılan zümrüte bakarsa kör olur.” Yılanın kör olmasının doğruluğu, Tifaşı isimli bir ilim adamı tarafından isbât edilmiştir.
4- Kitâbu şek-il-katta: Trigonometri ile ilgili bir eserdir. Beş cildden meydana gelmektedir. Üçüncü ve dördüncü cildleri düzlem ve küresel geometri hakkındadır. İlk defâ bu eserde trigonometri astronomiden ayrı olarak verilmiştir. Bu yüzden orta çağın en büyük eserlerinden biridir. Sinüs teoremi iki isbâtı ile açıkça verilmiştir. Ayrıca dik açılı küresel üçgenlerin çözümü için altı temel bağıntı açıklanmıştır. Diğer üçgen çeşitlerinin çözümü de bunlara bağlanarak verilmiştir. Eser 1891 senesinde İstanbul’da Alexandre Caratheodory Paşa tarafından Traife du quadrilatere ismiyle Fransızcaya tercüme edilmiştir.
5- Ahlâk-ı Nâsırî: Çok kıymetli bir ahlâk kitabıdır. Eser, Risale fi-tahkîk-il-ilm ismiyle Arabçaya tercüme edilmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır ve J. Stephenson tarafından 1923’de İngilizceye ve M. Plesener tarafından 1928’de Almancaya tercüme edilmiştir.
6- Kitâb-ul-mutevassitât beynel-hendese vel-hey’e, 7- Muhtasar bi-câm-il-hisâb bit-tahti vet-türâb, 8- Kitâb-ül-cebr vel-mukâbele, 9- Kavâid-ül-hendese, 10- Risâlet-i bist bâb der ma’rifeti usturlâb, 11- Zübdet-ül-hey’e, 12- Kitâb-üt-teshîl fin-nücûm, 13- Muhtasar fî ilm-it-tencîm ve ma’rifet-it-takvîm, 14- Tahrîru kitâb-il-menâzir (optiğe dâirdir.) 15- Mebâhis fî in’ikas-iş-şu’â’ât ve in’itâfihâ. (Kırılma ve yansıma üzerinde araştırmalar). 16- Kitâb fî ilm-ül-mûsikî, 17- Kitâbu sûret-il-ekâlim, 18- Kitâb-üt-tecrid fî ilm-il-mantık, 19- Tecrîd-ul-akâid (Kelâm ilmi ile ilgili bir eserdir.)
Asırlarca Avrupa ve İslâm âleminde te’sirleri görülen Nasîrüddîn Tûsî, bu kadar ilmine rağmen bozuk îtikâd sâhibi olmaktan kurtulamadı. Ehl-i sünnet âlimleri, kendisini îtikâd yönüyle red, ilim yönüyle takdîr etmişler ve ilminden faydalanmışlardır.

1) Science and Civilization in İslâm; sh. 54, 172, 321
2) Introduction to the history of science; cild-2, sh. 1001
3) Die Mathematiker und Astronomen der Araber; sh. 146 vd.
4) History de la Med Arabe; cild-2, sh. 137
5) Brockelmann; Gal-1, sh. 508, Sup-1, sh. 924
6) Rehber Ansiklopedisi; cild-13, sh. 43
7) Kâmûs-ül a’lâm; cild-6, sh. 4582 
8) Studies in History of Medicine and Science; sh. 67
9) A History of Muslim philosophy; cild-1, sh. 56

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Abdülvâhid-i Lâhorî ibâdet zevki ile ilgili bir hâtırasını şöyle anlatır:

GÜNÜN HADİSİ

Din kitaplarında, (Şu on kısımdır, dokuzu şundadır) gibi ifadeler geçiyor. Onda dokuzu ne demektir?

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, molla Muhammed Emîn-i Kâbilîye yazılmışdır. Vazîfe isteğinin kabûl olduğu bildirilmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası