Hazret-i Ömer zamânında Nihâvend’de İranlılarla yapılan savaşa kumandan olarak katıldı ve orada şehîd oldu. Künyesi Ebû Amr olan Nu’mân bin Mukarrin, aslen Müzeyyine kabîlesinden idi. Bu yüzden Müzenî nisbet edildi. Hudeybiye musâlehasından sonra, kabîlesi mensupları ve kardeşleri ile birlikte Resûlullah efendimizin huzûruna gelip İslâmiyetle şereflendi. Muhâcirînden oldu. Resûlullah efendimizin gazâlarına katıldı. Mekke’nin fethinde, Müzenîlerin sancakdârlığını yaptı. Huneyn gazvesine iştirâk etti. Vedâ haccında hazır bulundu. Resûlullah efendimizin âhireti teşrifinden sonra, Medîne-i münevverede ikâmet etti. Hazret-i Ebû Bekr’in hilâfeti zamânında mürtedlerle yapılan savaşlara katıldı. Hazret-i Ömer devrinin başlarında Irak taraflarındaki savaşlara katılan orduda bulundu ve bâzı birliklere komutanlık yaptı. İslâm ordusu komutanı Sa’d bin Ebî Vakkâs tarafından, İran kumandanı Rüstem’e elçi gönderildi. Kadisiye zaferinden sonra emrine verilen küçük bir birlikle Kûfe’den Ehvaz şehri üzerine yürüdü. Buranın fethinden sonra, Ebû Mûsâ el-Eş’arî ile birlikte Şüster (Tüster) şehrini kuşatıp teslim aldı. Esir aldığı kale kumandanı Hürmüzân’ı Medîne’ye gönderdi. Sonra kendisi de Medîne’ye geldi. İslâmiyeti yaymak için büyük gayret gösteren Hazret-i Ömer, müslüman olan Hürmüzân’dan İran’ın durumunu soruşturdu. İlk önce İsfehan üzerine yürümeye karar verdi. İsfehan’a gidecek İslâm ordusuna komutan olarak da Sa’d bin Ebî Vakkâs’ın yerine Nu’mân bin Mukarrin’i tâyin etti. Nu’mân bin Mukarrin, Medîne-i münevvereden hareketle İran’a ulaştı. Cündişapur ile Sus şehirleri arasında iken Hazret-i Ömer’in emriyle Nihâvend taraflarına yürüyen Nu’mân bin Mukarrin (r.anh), 642 (H.21) senesinde Nihâvend’de İranlılarla yapılan savaşta şehîd oldu. (Bkz. Nihâvend Savaşı). Nu’mân bin Mukarrin’in şehîd olduğunu haber alan Hhazret-i Ömer, minbere çıkıp durumu müslümanlara anlattı. Sonra da elini başına koyarak ağladı. Abdullah bin Mes’ûd (r.anh); “Îmânın ve nifâkın bir çok evleri vardır. Mukarrin oğullarının evi, îmânın konakladığı evlerden biridir” buyurmuştur.
1) Müsned-i Ahmed bin Hanbel; cild-5, sh. 444 2) El-Kâmil-fit-târih; cild-2, sh. 211, cild-3, sh. 3 3) Tehzîb-üt-tehzîb; cild-10, sh. 456 4) El-İstiâb; cild-3 sh. 516 5) El-A’lâm; cild-8, sh. 42 6) Fütûh-ül-büldân; sh. 311 7) Kâmûs-ül a’lâm; cild-6, sh. 4592
Yabancı Dil
İngilizce Dini Bilgiler
Arapça Dini Bilgiler
Almanca Dini Bilgiler
Fransızca Dini Bilgiler
İspanyolca Dini Bilgiler
Rusça Dini Bilgiler
Farsça Dini Bilgiler
Özbekçe Dini Bilgiler
Türkmence Dini Bilgiler
Urduca Dini Bilgiler
Arnavutça Dini Bilgiler
Boşnakça Dini Bilgiler
Azerice Dini Bilgiler
Bulgarca Dini Bilgiler