Türk-Moğol târihi ile ilgili büyük bir eseri vardır. Yaptığı büyük hayrât ile de tanınır. 1248 (H.646) senesinde Hemedan’da doğdu. 1318 (H.718)’de Tebriz’de vefât etti. Yahûdî olan dedesi ve babası da tabîb idi. Daha ziyâde attârlık ile uğraşmış olan babası, Nâsırüddîn Tûsî ile birlikte İsmâilîlerin esîri olarak âilecek, Alamut Kalesinde bulunuyorlardı. 1256’da Hülâgu’nun, Alamut Kalesini almasından sonra, âilecek onun yanına gittiler. Tabiattaki bitkileri ve bunlardan tıbda istifâde yollarını öğrenen Reşîdüddîn, babasının tavassutu ile Gazan Hân’ın hizmetine girdi. Bilhassa tıb sâhasında ilerleyerek, sarayın tabîblerinden oldu. Gazan Hân, ava çıktığı zaman o da berâber giderdi. Tabîat ilmi ile ilgili hususlarda hükümdâra yardım ederdi. Gazan Hân için bir nebâtât kolleksiyonu yaptı. Bu başarılı çalışmalarından sonra Gazan Mahmûd Hân ona, Şanb-i Gazan adıyla meşhûr türbesi ile çevresinde inşâ edilen çeşitli hayır müesseselerinin idâresini verdi. Devlet idâresinde de vazife alan Reşîdüddîn Tabîb, önce Vezîr Sadreddîn Zencânî’nin yanında idârî işlerde çalıştı. Bu yöndeki başarıları, Gazan Hân’ın dikkatini çekti. Nihâyet vezîrliğe getirildi. Eski vezir Sadreddîn Zencânî de, hükümdârın başkumandanı emîr Kutluğ Şâh’ın vekîli oldu ve yaptığı hizmetleri sebebiyle de tümen beyliğine yükseltildi. Bu zât bir kısım kimselerin kendi aleyhine çalıştıklarını ve gizli plânlarını tesbit edip, önce Kutluğ Şâh’a sonra da Gazan Hân’a bildirmişti. Şikâyet ettiği kimseler arasında Reşîdüddîn Tabîb de vardı. Reşîdüddîn Tabîb, Sadreddîn Zencânî’ye karşı cephe almadığını Gazan Hân’a isbât edince; hükümdârın yanında îtibârı daha da arttı. Sonra Sadreddîn Zencânî îdâm edildi. Yerine Sa’deddîn Sâvecî getirildi. Reşîdüddîn Tabîb de bu sırada vezir idi. O, sâhib-i dîvân ve nâib olarak daha yüksek bir mevkîde bulunuyordu. Daha sonra vezirliğe tâyin edilen Ali Şâh zamânında sâhib-i dîvân olduğu hâlde, bilhassa mâlî işlere karışmamış, daha ziyâde kânun koymakla meşgûl olmuştu. Reşîdüddîn Tabîb, idârî işler ile bizzat meşgûl olmadığından, zamânını ilmî çalışmalarına ayırdı. 1303 (H.703) senesinde Gazan Hân’ın Şam’a yaptığı sefere o da katılmıştı. Bu sırada eserlerinden birini Gazan Hân’a takdim edince, mükâfatlandırılarak târih üzerine çalışmakla vazifelendirildi. Reşîdüddîn Tabîb, İlhanlı hükümdârı Olcaytu zamânında da sâhib-i dîvân makâmına getirildi. Sa’deddîn Sâvecî ise, onunla berâber umûmî dîvâna bakan vezir tâyin edildi. Böylece Reşîdüddîn’in şöhreti ve nüfûzu ziyâdesiyle arttı. Hükümdâr üzerinde büyük te’siri olduğundan, Merâga’da bulunan Şâfiî mezhebinin büyük âlimlerinden Nizâmeddîn Abdülmâlik’i kâdılkudâd tâyin ettirdi. O zamânın büyük âlimlerinden ve meşhûr evliyâsından olan Şihâbüddîn Sühreverdî hazretleri ve onun sohbet arkadaşları için; “Memlûklülerle irtibât kurup, siyâsete karışıyorlar” iddiâsı ile îdâm karârı alınmıştı. Reşîdüddîn Tabîb, buna manî olarak, îdâm karârını bozdurdu. Reşîdüddîn Tabîb’in derecesinin yükselip devlet içinde önemli bir nüfuza sâhib olması, diğer vezir Sa’düddîn Sâvecî ile arasının açılmasına sebeb oldu. Fakat İlhanlılar, Reşîdüddîn’i tercih ettiler. Sa’düddîn Sâvecî ise, devletin malını israf ediyor gerekçesiyle 1312 (H.711) senesinde Bağdâd yakınlarında öldürüldü. Onun yerine Tâceddîn Ali Şâh vezir tâyin edildi. Yeni vezir, Reşîdüddîn Tabîb ile dost idi. Reşîdüddîn Tabîb’in oğlu Abdüllâtif, 1313’de Olcaytu’nun veliahdı Ebû Sa’îd’in atabeyi olan Emîr Sevinç’e vezir tâyin edildi. 1315 (H.715)’de Reşîdüddîn Tabîb ile diğer vezir Tâceddîn Ali Şâh arasında anlaşmazlık çıkınca, Olcaytu, her iki vezîrin de işlerini ayrı ayrı belirledi. Irak-ı Acem, Huzistan, Lûr ve Fars vilâyetlerini Reşîdüddîn Tabîb’e ve Irak-ı Arab, Diyarbekr, Arrân ve Anadolu’yu Ali Şâh’a verdi. Her iki vezir, dîvâna yine ortak olarak kabûl edildiler. 1316 (H.716) senesinde hükümdâr Olcaytu vefât edince, yerine onbir yaşındaki oğlu Ebû Sa’îd geçti. Bunun üzerine devlet işleri, Emîr çoban Sulduz’un elinde kaldı. Fakat Reşîdüddîn Tabîb’in durumunda bir değişiklik olmadı. Emîr Çoban Sulduz’un oğlu Timurtaş Bey, Anadolu’ya umûmî vâli tâyin edildi. Reşîdüddîn Tabîb’in büyük oğlu Celâleddîn de bu umûmî vâliye vezir tâyin edildi. Böylece önceden vezir Ali Şâh’ın nüfûzu altında bulunan Anadolu, Reşîdüddîn’in oğlunun vezirliği altına geçti. Reşîdüddîn Tabîb, Emîr Çoban’ın ve Ali Şâh da, yeni hükümdârın atabeyi olan Sevinç Ağa’nın vezîri durumunda idiler. Böylece eski mevkilerini muhâfaza ediyorlardı. Zamanla Emîr Çoban, devlet içinde tam bir nüfûza sâhib olup, bütün idâreyi ele alınca Reşîdüddîn Tabîb’in de nüfûzu arttı. Fakat diğer vezir Ali Şâh ile öteden beri aralarında sürüp gelen gizli mücâdele de gittikçe büyüyordu. Ali Şâh, bu defa daha becerikli davranarak, 1317 (H.717)’de Reşîdüddîn Tabîb’i vezirlikten azlettirmeye muvaffak oldu. Emîr Sevinç, Reşîdüddîn Tabîb’i seviyor ve onun vezirlikten ayrılmasını istemiyordu. Reşîdüddîn’in dîvânda bulunmaması bir eksiklik olarak hissediliyordu. Emîr Çoban da, Reşîdüddîn’i tekrar vezirliğe getirmek istediyse de ihtiyarlığını ileri sürerek bunu kabûl etmedi. Devlet hizmetinde bulunan onüç oğlundan birinin vezir tâyin edilmesini tavsiye etti. Bir taraftan onu tekrar iş başına getirmek için gayret sarf edilirken, bir taraftan da düşmanları, onun aleyhinde yeni tedbirler alıyorlardı. Reşîdüddîn’in muarızları nihâyet yeni bir hîleye baş vurdular ve onu hükümdâr Olcaytu’yu zehirleyerek öldürmekle itham ettiler. Bunun üzerine Emîr Çoban, onu sorguya çekti. Reşîdüddîn Tabîb kendisini müdâfaa etti ise de hükümdâra bizzat zehir vermekle itham edilen oğlu İzzeddîn İbrâhim ile birlikte 1318 (H.718) senesinde îdâm edildi. Bütün malı-mülkü yağmalandı. Cesedi Tebriz sokaklarında sürüklendi. İlhanlı Devleti’ne büyük hizmetleri geçen, pek çok hayır eseri yaptıran ve çeşitli ilimlerde kitablar yazan Reşîdüddîn Tabîb, kendi yaptırdığı bir türbeye defnedildi. Reşîdüddîn Tabîb, devlet idâresindeki mahâreti, geniş ilmi ve derin kültürü yanında, büyük bir servetin de sâhibi idi. Bu servet, kendisine kalan mîras ile yaptığı üstün hizmetlerden ve bir de verilen hediyelerden meydana gelmişti. O, bunları hayra sarfetmeyi çok sever ve bundan büyük zevk duyardı. Yirmi sene süren vezîrliği müddetince pek çok hayrât ve hizmet yaptı. Kendine âit arâzileri hayrat işlerine vakfetti. Ayrıca Anadolu ve Âzerbaycan’daki bâzı arâzileri îmâr ederek meskûn hâle getirdi. Malatya yanında “Nehr-i müstecidde-i Gazânî” denilen kanal civârında ve Anadolu’da vâli olan oğlu Celâleddîn’in idâresinde Gazan Hân nâmına, Mahmûdâbâd, Yukarı ve Aşağı Mahmudiye köylerini, Gazânâbâd, Sultanâbâd, Mubârekâbâd, Şâhâbâd gibi yirmialtı köy ve kasaba kurdu. Cizre yanında açılan “Nehr-i müstecidde-i Reşîdî” adlı kanal civârında da ondört köy kurdu ve buralara Türkmen aşîretleri yerleştirdi. Reşîdüddîn’in îmâr ve hayrat işleri bilhassa Âzerbaycan’da dikkati çekmiştir. Tebriz’in doğusunda Kûh-i Veylân yamacında Ra’b-i Reşîdî adı ile kurduğu mahallede kanallar, dârüşşifâ, medrese ve kütübhâneler yaptırmıştır. Tebriz’de kurulan Ra’b-i Reşîdî mahallesi bir şehir hâlini almıştır. Evler, dükkânlar, kervânsaraylar, bahçeler, hamamlar, çeşitli gıdâların ve malların muhâfaza edileceği ambarlar, depolar, değirmenler, kumaş ve kâğıt imalâthaneleri ve darphâne yaptırdı. Bu mahallede, Küçe-i ulemâ adında yalnız âlimlere ve ilmî müesseselere mahsûs bir cadde kurulmuştu. Ayrıca buradaki umûmî kütüphâne, o zamânın en meşhûr kütüphânelerinden idi. İslâm dünyâsında en meşhûr hattatların eserleri de bu kütüphânede bulunuyordu. Yaptırdığı eserlerin korunması, tâmiri ve kaybolmaması için ayrıca vakıflar kurmuş, bunlar vâsıtasıyla harcamaların ve diğer masrafların karşılanmasını sağlamıştır. Reşîdüddîn’in ilmî faâliyeti de çoktu. Tıb ilmine ve diğer mühim bâzı mevzûlara dâir yazdığı kitabları; Arabça, Farsça, Moğolca ve hatta Çince yazdırarak bunları zamânın en meşhûr hattatlarına çoğalttırdı. Böylece eserlerini memleketin her tarafındaki kütüphanelere gönderdi. Kitablarını o devrin en iyi kâğıdı olan Bağdâd kâğıdına yazdırdı. Reşîdüddîn Tabîb, meşgûl olduğu devlet işlerinden başka ondört kadar da kitab yazdı. Bunlar: 1- Tensuknâme-i İlhânî der funûn-i ulûm-i hitâî: Bu eserinde Çin ve Hind medeniyetinden bahsetmektetir. Ayrıca insanlar arasındaki müşterek dil ve yazının önemi ele alınmıştır. 2- Âsâru ahyâ: Tabiî ve iktisadî ilimlere dâirdir. Yirmidört bölüm olan eserde; ölçüler, takvimler, jeoloji, mîmârî, zirâat, sulama usûlleri, kanallar ve çeşitli memleketlerde hayvancılık, köprü inşâatı, mâden, gemicilik, îmar, yol, ormancılık, bahçecilik, şeker, pamuk, keten, susam gibi ürünlerin sanâyii, hubûbâtın yetiştirilmesi, silolar, kuş, arıcılık ve balıkçılık gibi işler anlatılmaktadır. 3- Kitâb-ı siyâset-i tedbîr-i mülk-i hitâiyân: Çin ve Moğollardaki devlet idâresine dâirdir. 4- Câmi-ut-tevârîh: Gazan Hân zamânında başlayıp, Olcaytu zamânında bitirdi ve ona takdim etti. İki cild olup, ilk cildi Türk ve Moğol; ikinci cildi ise, İslâm, Çin, Hind, İsrail ve Frenk târihine ayrılmıştır. 5- Şu’ab-ı pançgâna: Arab, Türk, Benî İsrail, Frenk ve Çinlilerin hâkim sülâlelerinin şecerelerini, Türk ve Moğol hânlarının âile fertlerini, büyük me’mûrlarını, ordu mevcûdunu gösteren bir eserdir. 6- Suvarül-ekâlîm: Coğrafyaya dâirdir. 7- Miftâh-üt-tefâsir: Budistlikteki tenâsüh inancının bâtıl olduğunu anlatan bu eserinde; kâza, kader, hayır ve şer ile Kur’ân-ı kerîmin fesâhatini anlatmıştır. 8- Tevzîhât-ı Reşîdî: Bu eserinde ondokuz ayrı mevzûdan bahsetmiştir. 9- Letâif-ül-hakâik: Ondört risâle hâlinde olan bu eserinde dünyânın yuvarlaklığından ve değişik mevzûlardan bahseder. 10- Beyân-ül-hakâik: Tıbdan ve diğer mevzûlardan bahseder. 11- Esile ve ecvibe. 12- Fevâid-i Sultâniye: Bu eserinde de muvaffakiyet, istidâd, ilhâm, vahiy, nübüvvet, mebde’ ve me’âddan bahsetmiştir. 13- Mukâtabât-ı Reşîdî: Mektublarının toplandığı bir eserdir. 14- Vakf-nâme-i Ra’b-i Reşîdî.
1) İntroduction to the history of Science, (G.Sarton); cild-3, Kısım-1, sh. 969 2) Câmi-ut-tevârih; cild-3, sh. 31 3) El-Bidâye ven-nihâye; cild-14, sh. 87 4) Şezerât-üz-zeheb; cild-6, sh. 44
Yabancı Dil
İngilizce Dini Bilgiler
Arapça Dini Bilgiler
Almanca Dini Bilgiler
Fransızca Dini Bilgiler
İspanyolca Dini Bilgiler
Rusça Dini Bilgiler
Farsça Dini Bilgiler
Özbekçe Dini Bilgiler
Türkmence Dini Bilgiler
Urduca Dini Bilgiler
Arnavutça Dini Bilgiler
Boşnakça Dini Bilgiler
Azerice Dini Bilgiler
Bulgarca Dini Bilgiler