hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
17:31
19 Temmuz 2010 Pazartesi
Okunma Sayısı: 760
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İran’daki Eshâb-ı kirâm düşmanı Safevî Devleti’nin kurucusu.

Babası râfızî Şeyh Haydar’dır. Şeyh Haydar, İran’ın Erdebil şehrinde yerleşen Şeyh Cüneyd’in oğlu olup, kızıl başlık giyerdi. İsmâil’in annesi ise, Akkoyunlu Uzun Hasen’in, Trabzon Rum imparatoru Kala İonnes’in kızı Katerina Despina adlı hanımından doğan Marta olup, Alâm Şâh diye de tanınan Halîme Begüm’dür. Şeyh Safiyyüddîn Erdebîlî’nin torunlarından olduğu için Safevî nisbesiyle tanınmış olan Şâh İsmâil, Türklerin Hatay kabîlesindendir. 1487 (H.892)’de doğdu ve 1524 (H.931)’de öldü.
Şâh İsmâil’in babası râfızî Şeyh Haydar, 1493 (H.899)’da Şirvan hükümdârı Sultan Ya’kûb’un kuvvetleriyle yaptığı muhârebede öldürüldü. Küçük yaşta olan Şâh İsmâil ve kardeşleri ise dayıları Akkoyunlu sultânı Ya’kûb tarafından kurtarılarak Şirâz vâlisi Mansûr Bey Purnak’ın yanına gönderildiler. Şirâz vâlisi, İsmâil Safevî ve kardeşlerini habsettirdi. Akkoyunlu Rüstem Bey tarafından kurtarılan İsmâil Safevî ve kardeşleri Erdebil’e gittiler. Şâh İsmâil, babası Şeyh Haydar’ın müridleri tarafından saklanarak gizlendi. Geylân, Gaskar, Rast ve Lâhican’a gidip gizli faâliyetlere başladı. Babasının mürîdleri ve dostları etrâfında toplandılar. Asker toplayan İsmâil Safevî, 1500 (H.906)’da Şirvan’a giderek, babasını öldüren Ferrûh Yesâr’ı katletti. Şirvan’ı ve Âzerbaycan’ı ele geçirdi. 1502 (H.908)’de Akkoyunlulardan Arran’ı aldı ve Diyâr-ı bekir hükümdârı Elvend Bey’i mağlûb edip, Tebriz’e kadar geldi. Tebriz’i merkez yapıp, merâsimle taç giyerek, Şâh ünvanı aldı. Şâh İsmâil’in kurduğu bu devlete, Safevîler adı verildi.
Şâh İsmâil, kurduğu devleti Eshâb-ı kirâm düşmanı râfizî inancı üzerine teşkîlâtlandırdı. Yayılma siyâseti tâkib ederek bütün İslâm ülkelerine adamlarını gönderip, açık ve gizli Eshâb-ı kirâm düşmanlığı propagandası yaptırdı ve Türklerdeki inanç birliğini parçaladı.
1503 (H.909)’da Irak-ı Acem, Fars ve Kirman’ı zabt ederek büyük bir katliâm yaptı ve pek çok Ehl-i sünnet müslümanı şehîd etti. Kâzerun’u alıp orada bulunan Ehl-i sünnet âlimlerinin hepsini kılıçtan geçirdi. Bu hareketler Ehl-i sünnet îtikâdının savunucusu Osmanlıların tepkisine sebeb oldu. Şâh İsmâil, 1504 (H.910)’da Yezd’i alıp, kışın İsfehan’a geldi. Osmanlı-Safevî münâsebetleri de gün geçtikçe bozuldu. 1505 (H.911)’de Kazvin’e gelip Eshâb-ı kirâmdan olup, Seyfullah lakabıyla bilinen Irak fâtihi Hâlid bin Velîd’in (r.anh) soyundan gelen Hâlidîleri imhâ etti. 1507 (H.913)’de Dulkadirli Alâüddevle Bey’i mağlûb edip, Erciş, Ahlat ve Bitlis’i ele geçirerek Elbistan’a kadar ilerledi. Gittiği yerleri yakıp-yıkarak yağmaladı ve binlerce Ehl-i sünnet müslümanı şehîd etti. 1508 (H.914)’de Bağdâd’ı aldı ve büyük tahribât ve katliâmda bulundu. İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe’nin (r.aleyh), Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin ve daha pek çok Ehl-i Beyt, Eshâb-ı kirâm ve Ehl-i sünnet âliminin kabir ve türbelerini yıktırdı ve Ehl-i sünnet müslümanları katlettirdi. Bağdâd’a tâyin ettiği vâliye Halîfet-ül-hulefâ yâni halîfelerin halîfesi ünvanını vererek, Abbâsî halîfesini küçültmeye çalıştı. 1509 (H.915)’de Bakü’yü zabt etti. Bu sırada doğuda bulunan ve sünnî olan Özbekler, Horasan’ı aldılar. Şâh İsmâil, Özbek hânı Muhammed Şeybek’e (Şeybânî) haber gönderip, Horasan’dan çıkmasını istedi. İsteği kabûl edilmeyince, 1510 (H.916)’da Horasan seferine çıktı. Özbeklerle Merv civârındaki Murgâb suyu kenarında harb edip, 12 Aralık 1510’da Muhammed Şeybek Hân’ı şehîd edip, başını kestirdi. Kafatasını şarab kadehi olarak kullandı. Derisine saman doldurup, zafer alâmeti olarak Osmanlı sultânı İkinci Bâyezîd Hân’a gönderdi (Bkz. Özbekler). 1511’de Mâverâünnehr seferine çıktı. Belh ile birlikte bir kaç şehri anlaşma yoluyla alıp Irak’a döndü.
Yaptığı seferler ve harbler sonucu ülkesinin sınırlarını genişleten Şâh İsmâil, çeşitli İslâm ülkelerine gönderdiği dâî adı verilen propagandacılarla gizli ve âşikâr sapık fikirlerinin propagandasını yaptırdı. Râfızîliğin yayılması ve müslümanların Ehl-i sünnet yolundan ayrılması için çok gayret gösterdi. Anadolu’ya gönderdiği dâîlerden Şeytan Kulu da denilen Şâh Kulu Baba Tekeli, Güney Anadolu’da faâliyet gösterip, onbeşbin kişilik silâhlı kuvvet hazırlayarak 1511 (H.917)’de İkinci Bâyezîd Hân’a karşı isyân etti. Osmanlı ordusuna yenilince, Şâh İsmâil’e sığınmak için kaçarken öldürüldü. Fakat tarafdârları İran’a sığındılar. 1512 (H.918)’de Emir Ahmed İsfehânî idâresindeki orduyu Mâverâünnehr’e, Özbekler üzerine gönderdiyse de, Safevî ordusu Özbeklere yenildi. Özbekler, Horasan’ı tekrar ele geçirdiler. Fakat Şâh İsmâil, ordusunun başında bizzat giderek Horasan’ı geri aldı.
Anadolu’da güçlü bir hâlde bulunan ve Avrupa’ya doğru ilerleyen Osmanlılara karşı, Mısır’daki Memlûklü sultânları ve Hıristiyan âlemi ile de iyi münâsebetler kuran Şâh İsmâil, gizli gizli Ehl-i sünnet ve Osmanlı düşmanlığını yaymaya çalıştı. Doğudaki Özbek hânı Ubeyd Hân, babasını şehîd eden ve kafasını şarab kadehi yapan Şâh İsmâil’e karşı Osmanlı sultânı Yavuz Sultan Selim Hân’dan yardım isteyip ittifâk teklif etti. Yavuz Sultan Selim Hân bu taleb ve teklif ile râfızî mes’elesini hâlletmek için Şâh İsmâil’e ağır ithâmlarda bulunan arka arkaya üç mektub gönderdi. Bu mektublara Şâh İsmâil cevap verme cesâretinde bulunamadı. Yavuz Sultan Selim Hân, 1514 (H.920)’de İran seferine çıktı. İstanbul’dan çıkıp, Doğu Anadolu’daki Safevî topraklarına kadar gelmesine rağmen, Şâh İsmâil meydanlarda görünmüyordu. Yavuz Sultan Selim Hân, içinde ağır ifâdeler ve ithâmlar bulunan son mektubu gönderince, Çaldıran Meydan Muhârebesi’ne çıkmak zorunda kaldı. Bu mektubda; Osmanlı ordusunun uzun bir yoldan gelip, epey zamandır muhârebe için düşman ordusu aramasına rağmen, meydana çıkan olmadığını, hükümdârların ellerindeki memleketlerin nikâhlıları gibi olduğu, erkek ve yiğit olanın onu nâmahreme (yabancıya) çiğnetmiyeceğinden bahsedilerek, Şâh İsmâil’e miğfer yerine yaşmak, zırh yerine çarşaf giymesi tavsiye olunarak, kadın elbiselerinden hırka, şal ve çarşaf gönderildi. Bu ağır ifâdeli mektub üzerine muhârebeyi kabûl etmek zorunda kalan Şâh İsmâil, 23 Ağustos 1514 (H.920)’de Çaldıran’da Osmanlı ordusuyla karşılaştı. Şâh İsmâil ve ordusu, Ehl-i sünnetin hâmisi Yavuz Sultan Selim Hân’ın ordusuna bir gün bile dayanamadı. Osmanlı ordusunun teknik üstünlüğü ve kuvvetli îmânı karşısında Şâh İsmâil’in ordusu eriyip gitti. Tacını, tahtını ve hâtûnunu muhârebe meydânında bırakıp kaçan Şâh İsmâil, Tebriz’e çekildi. Bu mağlûbiyet karşısında teselliyi içkide ve sefahatte aradı. Kendini tamâmiyle içkiye verip, sefîh bir hayât yaşadı. Bu yenilgiden istifâde eden Özbekler, Horasan’ı tekrar ele geçirdiler.
Osmanlılara karşı iyice kinlenen Şâh İsmâil, Alman imparatoru Şarlken’e mektub gönderip, Osmanlı Devleti’ne karşı ittifâk ve yardım talebinde bulundu. Şâh İsmâil, Safevî tahriki ile Osmanlı Devleti’ne karşı hıristiyan âleminin çıkardığı ordunun 1526 (H.933)’de Mohaç’ta mağlûbiyetini göremeden 1524 (H.931)’de Âzerbaycan’ın Serâb şehrinde öldü. Cenâzesi Erdebîl’e getirildi. Şeyh Safiyyüddîn Erdebîlî’nin (r.aleyh) yanına defnedildi. On yaşındaki oğlu Tahmasb tahta geçirildi.
İntikamcı, kindar, kan dökücü ve zevkine düşkün bir kişiliğe sâhib olan Şâh İsmâil Safevî; Türkçe, Farsça ve Arabça şiirler yazmıştır. Hece ve aruz vezninde yazdığı şiirlerinin toplandığı Dîvân’ından başka, Dehnâme’si de vardır.

 1) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh. 1134
 2) Rehber Ansiklopedisi; cild-16, sh. 34
 3) Eshâb-ı Kirâm; sh. 395
 4) “Yeni kaynak ve vesîkaların ışığı altında Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi” (Şahabeddîn Tekindağ, İstanbul Üniversitesi Edebiyât Fakültesi Târih Dergisi 17/22, İstanbul 1968) sh. 49
 5) Münşeât-us-selâtin (Feridun Bey, İstanbul-1274); cild-1, sh. 265
 6) “Safevîlerin Kökenine Dâir” (Mirzâ Abbaslı, Belleten sayı-158, Ankara, Nisan-1976); sh. 287
 7) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi
 8) Osmanlı Târihi (İ. Hakkı Uzunçarşılı, Ankara-1975); cil-2, sh. 225
 9) Safevî Devleti’nin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türkleri’nin Rolü (Faruk Sümer, Ankara-1976); sh. 1
10) Şâh İsmâil Safevî Hatayî Dîvânı, (Sa’deddîn Nüzhet Ergün, İstanbul-1959)

İSLAM TARİHİ

Abaka Hân

İSLAM TARİHİ

Abbâsîler

İSLAM TARİHİ

Abdâliye Devleti

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Mübârek

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Sebe

İSLAM TARİHİ

Abdullah Bin Tâhir

İSLAM TARİHİ

Abdullah Hân

İSLAM TARİHİ

Abdulvâdiler

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân I

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân II

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân III

İSLAM TARİHİ

Abdurrahmân Sûfî

İSLAM TARİHİ

Abdülhak-ı Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Açe Devleti

İSLAM TARİHİ

Adâlet

İSLAM TARİHİ

Âdilşâhlar

İSLAM TARİHİ

Adliye

İSLAM TARİHİ

Ağlebîler Devleti

İSLAM TARİHİ

Ahî Evren

İSLAM TARİHİ

Ahidnâme

İSLAM TARİHİ

Ahîlik

İSLAM TARİHİ

Ahlâk

İSLAM TARİHİ

Ahlatşâhlar

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Hanbel

İSLAM TARİHİ

Ahmed Bin Tûlûn

İSLAM TARİHİ

Ahmed Mirzâ Sultan

İSLAM TARİHİ

Ahmed Rıfâî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Şâh Dürrânî

İSLAM TARİHİ

Ahmed Yesevî

İSLAM TARİHİ

Ahmed-i Bedevî

İSLAM TARİHİ

Ahnef Bin Kays

İSLAM TARİHİ

Aile

İSLAM TARİHİ

Akabe Bî’atları

İSLAM TARİHİ

Akka Müdâfaası

İSLAM TARİHİ

Akkoyunlular

İSLAM TARİHİ

Alâiye Beyliği

İSLAM TARİHİ

Alâüddevle Semnânî

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Ali Sâbir

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn Keykubâd

İSLAM TARİHİ

Alâüddîn-i Attâr

İSLAM TARİHİ

Alb Arslan

İSLAM TARİHİ

Âlemgîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Alevî

İSLAM TARİHİ

Ali (R.Anh)

İSLAM TARİHİ

Ali Nakî Hâdî

İSLAM TARİHİ

Ali Râmîtenî

İSLAM TARİHİ

Ali Rızâ

İSLAM TARİHİ

Ali Şîr Nevâî

İSLAM TARİHİ

Altınordu Devleti

İSLAM TARİHİ

Âmil

İSLAM TARİHİ

Ammâr

İSLAM TARİHİ

Amr Bin Âs (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Anadolu Beylikleri

İSLAM TARİHİ

Arablar

İSLAM TARİHİ

Ârazi

İSLAM TARİHİ

Ârif-i Rivegerî

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Artukoğulları

İSLAM TARİHİ

Âsım Bîn Sâbit

İSLAM TARİHİ

Âşir

İSLAM TARİHİ

Atabegler (Atabeyler)

İSLAM TARİHİ

Babaîlik

İSLAM TARİHİ

Bâbek

İSLAM TARİHİ

Bâbür Şâh

İSLAM TARİHİ

Bâbürlüler

İSLAM TARİHİ

Bağdâd

İSLAM TARİHİ

Bâğî

İSLAM TARİHİ

Bâkıllânî

İSLAM TARİHİ

Bâkî Billah

İSLAM TARİHİ

Bâtınîlik

İSLAM TARİHİ

Batrûcî

İSLAM TARİHİ

Battal Gâzi (Seyyid)

İSLAM TARİHİ

Baybars

İSLAM TARİHİ

Bâyezîd-i Bistâmî

İSLAM TARİHİ

Baykara

İSLAM TARİHİ

Bayram

İSLAM TARİHİ

Bedr Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Begteginler

İSLAM TARİHİ

Behâeddîn Âmilî

İSLAM TARİHİ

Behâîlik

İSLAM TARİHİ

Behâüddîn Veled

İSLAM TARİHİ

Behlül Dânâ

İSLAM TARİHİ

Behmenîler

İSLAM TARİHİ

Bekrî

İSLAM TARİHİ

Belâzûrî

İSLAM TARİHİ

Belek Bey

İSLAM TARİHİ

Bengal Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Ahmer Devleti

İSLAM TARİHİ

Benî Kaynuka

İSLAM TARİHİ

Benî Kureyzâ

İSLAM TARİHİ

Benî Nâdir

İSLAM TARİHİ

Berîd

İSLAM TARİHİ

Berkyaruk

İSLAM TARİHİ

Bermekîler

İSLAM TARİHİ

Bettânî

İSLAM TARİHİ

Beytülmâl

İSLAM TARİHİ

Bî’at-ı Rıdvân

İSLAM TARİHİ

Bilâl-i Habeşî

İSLAM TARİHİ

Bîmâristan

İSLAM TARİHİ

Bîrûnî

İSLAM TARİHİ

Bişr-i Hafî

İSLAM TARİHİ

Böriler

İSLAM TARİHİ

Buhârî

İSLAM TARİHİ

Büveyhîler

İSLAM TARİHİ

Büyük Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Mezhebi

İSLAM TARİHİ

Ca’fer-i Sâdık

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Eflah

İSLAM TARİHİ

Câbir Bin Hayyân

İSLAM TARİHİ

Câhız

İSLAM TARİHİ

Câhiliyye Devri

İSLAM TARİHİ

Câmi

İSLAM TARİHİ

Câriye

İSLAM TARİHİ

Cebriyye

İSLAM TARİHİ

Celâleddîn-i Rûmî

İSLAM TARİHİ

Celâyirliler

İSLAM TARİHİ

Celdekî

İSLAM TARİHİ

Celûlâ Zaferi

İSLAM TARİHİ

Cengiz Hân

İSLAM TARİHİ

Cezerî

İSLAM TARİHİ

Cizye

İSLAM TARİHİ

Cüneyd-i Bağdâdî

İSLAM TARİHİ

Çağatay Hân

İSLAM TARİHİ

Çağrı Bey

İSLAM TARİHİ

Çaka Bey

İSLAM TARİHİ

Çobanoğulları

İSLAM TARİHİ

Dandanakan Zaferi

İSLAM TARİHİ

Danışmendliler

İSLAM TARİHİ

Dârimî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Antâkî

İSLAM TARİHİ

Dâvûd-i Tâî

İSLAM TARİHİ

Dede Korkud

İSLAM TARİHİ

Dehriyye

İSLAM TARİHİ

Demîrî

İSLAM TARİHİ

Derviş Muhammed

İSLAM TARİHİ

Dilmaçoğulları

İSLAM TARİHİ

Dîneverî

İSLAM TARİHİ

Dîvân

İSLAM TARİHİ

Doğu Türkistan

İSLAM TARİHİ

Dost Muhammed Hân

İSLAM TARİHİ

Dulkadiroğulları

İSLAM TARİHİ

Dürrânîler

İSLAM TARİHİ

Ebced

İSLAM TARİHİ

Ebdâl

İSLAM TARİHİ

Ebû Ali Fârmedî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr Râzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Bekr-i Şiblî

İSLAM TARİHİ

Ebû Cehl

İSLAM TARİHİ

Ebû Dücâne (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Hâmid Gırnatî

İSLAM TARİHİ

Ebû Hureyre (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû İshak Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Ebû Kâmil Şuca’

İSLAM TARİHİ

Ebû Leheb

İSLAM TARİHİ

Ebû Lübâbe (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ebû Ma’şer Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Midyen Magribî

İSLAM TARİHİ

Ebû Sehl Kûhî

İSLAM TARİHİ

Ebû Tâlib

İSLAM TARİHİ

Ebû Yûsuf

İSLAM TARİHİ

Ebû Zeyd Belhî

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Abbâs Seffah

İSLAM TARİHİ

Ebü’l-Fidâ

İSLAM TARİHİ

Ebüdderdâ (r.anh)

İSLAM TARİHİ

Ecnadeyn Zaferi

İSLAM TARİHİ

Edib Ahmed Yüknekî

İSLAM TARİHİ

Edille-i Şer’iyye

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Beyt

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Suffa

İSLAM TARİHİ

Ehl-i Sünnet

İSLAM TARİHİ

Hayber’in Fethi

İSLAM TARİHİ

Hayr-Ün-Nessâc

İSLAM TARİHİ

Hazîne

İSLAM TARİHİ

Hâzinî

İSLAM TARİHİ

Hemmâm Bin Münebbih

İSLAM TARİHİ

Hendek Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Hicret

İSLAM TARİHİ

Hisbe

İSLAM TARİHİ

Hitâbet Ve Hutbe

İSLAM TARİHİ

Hive Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hoca Dehhânî

İSLAM TARİHİ

Hokand Hânlığı

İSLAM TARİHİ

Hûcendî

İSLAM TARİHİ

Hucvîrî

İSLAM TARİHİ

Hudeybiye Andlaşması

İSLAM TARİHİ

Huneyn Bin İshak

İSLAM TARİHİ

Hülâgu

İSLAM TARİHİ

Hüseyn Baykara

İSLAM TARİHİ

Hüsrev Dehlevî

İSLAM TARİHİ

Ihşidîler

İSLAM TARİHİ

Irak Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Irâkî

İSLAM TARİHİ

İbâdiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Adîm

İSLAM TARİHİ

İbn-i Arabî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bacce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Battûta

İSLAM TARİHİ

İbn-i Baytâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bennâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Bîbî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cemâa

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cevzî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cezzâr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Cübeyr

İSLAM TARİHİ

İbn-i Düreyhim

İSLAM TARİHİ

İbn-i Ebî Usaybia

İSLAM TARİHİ

İbn-i Fadlân

İSLAM TARİHİ

İbn-i Firnâs

İSLAM TARİHİ

İbn-i Haldûn

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hâtime

İSLAM TARİHİ

İbn-i Havkal

İSLAM TARİHİ

İbn-i Hazm

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Heysem

İSLAM TARİHİ

İbn-İ İshâk

İSLAM TARİHİ

İbn-i İyas

İSLAM TARİHİ

İbn-i Kunfûz

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâce

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mâcid

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mecdî

İSLAM TARİHİ

İbn-i Miskeveyh

İSLAM TARİHİ

İbn-i Mülka

İSLAM TARİHİ

İbn-i Münzir

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nefis

İSLAM TARİHİ

İbn-i Nübâte

İSLAM TARİHİ

İbn-i Rüşd

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sa’d

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sebe

İSLAM TARİHİ

İbn-i Sînâ

İSLAM TARİHİ

İbn-i Şâtır

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tagriberdî

İSLAM TARİHİ

İbn-İ Teymiyye

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tufeyl

İSLAM TARİHİ

İbn-i Tûlûn

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Esîr

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

İbn-Ül-Verdî

İSLAM TARİHİ

Kur’ân-I Kerîm

İSLAM TARİHİ

Kurtuba Câmii

İSLAM TARİHİ

Kuşeyrî

İSLAM TARİHİ

Kutatgu Bilik

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Aybek

İSLAM TARİHİ

Kutbüddîn Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Kuteybe Bin Müslim

İSLAM TARİHİ

Kutta-i Tarîk

İSLAM TARİHİ

Küttâb

İSLAM TARİHİ

Kütüb-i Sitte

İSLAM TARİHİ

Kütüphâne

İSLAM TARİHİ

Lûdîler

İSLAM TARİHİ

Luristan Atabegliği

İSLAM TARİHİ

Ma’rûf-i Kerhî

İSLAM TARİHİ

Macritî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd Gaznevî

İSLAM TARİHİ

Mahmûd İncirfagnevî

İSLAM TARİHİ

Malazgird Savaşı

İSLAM TARİHİ

Mâlik Bin Enes

İSLAM TARİHİ

Mansûr

İSLAM TARİHİ

Mâturîdî

İSLAM TARİHİ

Me’mûn

İSLAM TARİHİ

Medeniyet

İSLAM TARİHİ

Medîne-i Münevvere

İSLAM TARİHİ

Medrese

İSLAM TARİHİ

Mehdî (Halîfe)

İSLAM TARİHİ

Mehdî Aleyhirrahme

İSLAM TARİHİ

Mekke-i Mükerreme

İSLAM TARİHİ

Melikşâh

İSLAM TARİHİ

Memlûkler

İSLAM TARİHİ

Mengücükler

İSLAM TARİHİ

Merînîler

İSLAM TARİHİ

Mervânîler

İSLAM TARİHİ

Mescid

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Aksâ

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Dırâr

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Harâm

İSLAM TARİHİ

Mescid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mevlânâ

İSLAM TARİHİ

Mevlid-i Nebî

İSLAM TARİHİ

Mezheb

İSLAM TARİHİ

Mi’râc

İSLAM TARİHİ

Mîrâs

İSLAM TARİHİ

Moğollar

İSLAM TARİHİ

Molla Câmî

İSLAM TARİHİ

Mu’izziler

İSLAM TARİHİ

Mu’tezile

İSLAM TARİHİ

Muhammed Aleyhisselâm

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkır

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bâkî-Billah

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bedevânî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Bin Mûsâ

İSLAM TARİHİ

Muhammed Cevâd Takî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Hanefiyye

İSLAM TARİHİ

Muhammed Mehdî

İSLAM TARİHİ

Muhammed Tapar

İSLAM TARİHİ

Muhammed Zâhid

İSLAM TARİHİ

Muhyiddîn Mağribî

İSLAM TARİHİ

Murâbıtlar

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Bin Nusayr

İSLAM TARİHİ

Mûsâ Kâzım

İSLAM TARİHİ

Mu'tasım

İSLAM TARİHİ

Mûte Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Muvahhidler

İSLAM TARİHİ

Muzafferîler

İSLAM TARİHİ

Mücâhid Bin Cebr

İSLAM TARİHİ

Müctehid

İSLAM TARİHİ

Müderris

İSLAM TARİHİ

Müşebbihe

İSLAM TARİHİ

Nadr Bin Şümeyl

İSLAM TARİHİ

Nâgûri

İSLAM TARİHİ

Nâiblik

İSLAM TARİHİ

Nâsirîler

İSLAM TARİHİ

Nasîruddîn Tûsî

İSLAM TARİHİ

Nasreddîn Hoca

İSLAM TARİHİ

Necmeddîn-i Kübrâ

İSLAM TARİHİ

Nesâî

İSLAM TARİHİ

Nesevî

İSLAM TARİHİ

Nevevî

İSLAM TARİHİ

Nihâvend Savaşı

İSLAM TARİHİ

Nizâmşâhlar

İSLAM TARİHİ

Nizâmüddîn Evliyâ

İSLAM TARİHİ

Nizâm-Ül-Mülk

İSLAM TARİHİ

Nûreddin Zengî

İSLAM TARİHİ

Oğuzlar

İSLAM TARİHİ

Oniki İmâm

İSLAM TARİHİ

Ordu

İSLAM TARİHİ

Ömer Bin Abdülazîz

İSLAM TARİHİ

Ömer Hayyam

İSLAM TARİHİ

Örf Ve Adet

İSLAM TARİHİ

Öşür

İSLAM TARİHİ

Para

İSLAM TARİHİ

Pazar

İSLAM TARİHİ

Pervâneoğulları

İSLAM TARİHİ

Rabguzî

İSLAM TARİHİ

Râbi’a-i Adviyye

İSLAM TARİHİ

Râfızîlik

İSLAM TARİHİ

Ramazanoğulları

İSLAM TARİHİ

Rasadhâne

İSLAM TARİHİ

Râzî

İSLAM TARİHİ

Resûlî

İSLAM TARİHİ

Resûlîler

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Tabîb

İSLAM TARİHİ

Reşîdüddîn Vatvât

İSLAM TARİHİ

Reyhâne (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Ribât

İSLAM TARİHİ

Rukayye (r.anhâ)

İSLAM TARİHİ

Rüstemîler

İSLAM TARİHİ

Sa’dî-i Şîrâzî

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Cübeyr

İSLAM TARİHİ

Sa’îd Bin Müseyyib

İSLAM TARİHİ

Sâbit Bin Kurre

İSLAM TARİHİ

Sadreddîn-i Konevî

İSLAM TARİHİ

Safevîler

İSLAM TARİHİ

Saffârîler

İSLAM TARİHİ

Sâhib Ataoğulları

İSLAM TARİHİ

Salgurlular

İSLAM TARİHİ

Saltuklular

İSLAM TARİHİ

Sâmânîler

İSLAM TARİHİ

Sarrâflık

İSLAM TARİHİ

Saruhanoğulları

İSLAM TARİHİ

Selâhaddîn-i Safdî

İSLAM TARİHİ

Selçuklular

İSLAM TARİHİ

Selîm Cihangîr Şâh

İSLAM TARİHİ

Senâî

İSLAM TARİHİ

Sencer

İSLAM TARİHİ

Serahsî

İSLAM TARİHİ

Seyfeddîn-i Fârûkî

İSLAM TARİHİ

Seyyid Emir Külâl

İSLAM TARİHİ

Seyyidet Nefise

İSLAM TARİHİ

Seyyidler

İSLAM TARİHİ

Sıffîn Vak’ası

İSLAM TARİHİ

Sîbeveyh

İSLAM TARİHİ

Sökmenliler

İSLAM TARİHİ

Sûfî Allahyâr

İSLAM TARİHİ

Sugûr Ve Avâsım

İSLAM TARİHİ

Sultan

İSLAM TARİHİ

Suriye Selçukluları

İSLAM TARİHİ

Süfyân Bin Uyeyne

İSLAM TARİHİ

Süfyân-ı Sevrî

İSLAM TARİHİ

Süleyhîler

İSLAM TARİHİ

Sünnet

İSLAM TARİHİ

Süyûtî

İSLAM TARİHİ

Şâh İsmâil

İSLAM TARİHİ

Şakîk-i Belhî

İSLAM TARİHİ

Şâzilî

İSLAM TARİHİ

Şeddâdîler

İSLAM TARİHİ

Şehîdlik

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Dımaşkî

İSLAM TARİHİ

Şemseddîn Halîlî

İSLAM TARİHİ

Şems-i Tebrîzî

İSLAM TARİHİ

Şia

İSLAM TARİHİ

Şûra

İSLAM TARİHİ

Taberânî

İSLAM TARİHİ

Taberî

İSLAM TARİHİ

Tâbiîn

İSLAM TARİHİ

Tâceddînoğulları

İSLAM TARİHİ

Tâcüddîn Sübkî

İSLAM TARİHİ

Taç Mahâl

İSLAM TARİHİ

Tâhirîler

İSLAM TARİHİ

Takvim

İSLAM TARİHİ

Târık Bin Ziyâd

İSLAM TARİHİ

Tarîkat

İSLAM TARİHİ

Tasavvuf

İSLAM TARİHİ

Tavâif-i Mülûk

İSLAM TARİHİ

Tebük Gazvesi

İSLAM TARİHİ

Tefsîr

İSLAM TARİHİ

Teftâzânî

İSLAM TARİHİ

Tekke Ve Zâviye

İSLAM TARİHİ

Timur Hân

İSLAM TARİHİ

Timurlular

İSLAM TARİHİ

Tirmizî

İSLAM TARİHİ

Toprak Hukûku

İSLAM TARİHİ

Tuğrul Bey

İSLAM TARİHİ

Tûlûnoğulları

İSLAM TARİHİ

Türk Edebiyâtı

İSLAM TARİHİ

Türkistan

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Türkler

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah Hân

İSLAM TARİHİ

Ubeydullah-ı Ahrâr

İSLAM TARİHİ

Uhud Gazâsı

İSLAM TARİHİ

Ukbe Bin Nâfi’

İSLAM TARİHİ

Uluğ Bey

İSLAM TARİHİ

Vâiz-i Kâşifî

İSLAM TARİHİ

Vakıf

İSLAM TARİHİ

Vâli

İSLAM TARİHİ

Vedâ Haccı

İSLAM TARİHİ

Veysel Karânî

İSLAM TARİHİ

Vezir

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-i Çerhî

İSLAM TARİHİ

Ya’kûb-İi Çerhî

İSLAM TARİHİ

Yahyâ Bermekî

İSLAM TARİHİ

Yâkût Hamevî

İSLAM TARİHİ

Yezîd

İSLAM TARİHİ

Yezîdîler

İSLAM TARİHİ

Yûnus Emre

İSLAM TARİHİ

Yûsuf Has Hâcib

İSLAM TARİHİ

Yûsuf-i Hemedânî

İSLAM TARİHİ

Zehebî

İSLAM TARİHİ

Zehrâvî

İSLAM TARİHİ

Zekât

İSLAM TARİHİ

Zemahşerî

İSLAM TARİHİ

Zemzem

İSLAM TARİHİ

Zengîler

İSLAM TARİHİ

Zeydîler

İSLAM TARİHİ

Zeynelâbidîn

İSLAM TARİHİ

Ziyârîler

İSLAM TARİHİ

Zünnûn-i Mısrî
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Hadîs-i şerîfte; “Eğer bir kimse Allahü teâlâdan korkarsa, herkes ondan korkar. Eğer Allahü teâlâdan korkmaz ise kendi herkesten korkar.” buyrulmuştur.

GÜNÜN HADİSİ

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, Cemâleddîne yazılmışdır. Çeşidli hâllerin hâsıl olmasına kıymet verilmediği bildirilmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası