İsmi, Abdurrahmân bin Ebî Bekr bin Muhammed bin Ebî Bekr bin Osman bin Muhammed bin Hıdır bin Eyyûb bin Muhammed bin Hümâmüddîn Hudayrî Esyûtî’dir. Künyesi Ebü’l-Fadl, lakabı Celâleddîn’dir. 1445 (H.849) senesi Receb ayının birinde Pazar gecesi, Mısır’da Esyût şehrinde doğdu. 1505 (H.911)’de Cemâzil-evvel ayı ortasında, Mısır’da vefât etti. Türbesi, Kâhire’de Bâb-ül-Karâfe dışındadır. Babasının kabri yanına defnedildi.
Aslen doğudan gelme olup, önce Bağdâd, sonra da Mısır’da Esyût adlı yere yerleşti. Bu sebeple kendisine, Süyûtî denildi. Annesinin Türk asıllı olduğu söylenir. Dedeleri bulundukları yerin ileri gelen ve îtibâr sâhibi kimseleri idi. Onlardan bâzısı, memleketin kâdısı, bâzısı muhtesib, birisi de tâcir idi. Babası Kemâleddîn Ebû Bekr, Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden idi. Ayrıca ferâiz, usûl, mantık, nahv, sarf, beyân, bedî’ ve başka ilimlerde üstün derecedeydi. Babası ona Abdürrahmân ismini verdi. Sonra da Celâlüddîn lakabıyla çağırdı. Süyûtî şöyle der: “Babam hayatta iken, beni Muhammed Meczûb denen bir zâta götürdüler. Meşhedî-nefîsi civârında oturan Muhammed Meczûb, evliyânın büyüklerinden idi. Bana hayır duâda bulundu.”
Altı yaşında babasını kaybeden Süyûtî, yetim kaldığı için, akrabâ ve yakınları tarafından himâye edildi. Yaşı çok küçük olmasına rağmen, üstün kâbiliyet ve zekâsıyla dikkat çekti. Sekiz yaşına varmadan Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. Babasının sâdık arkadaşlarından Kâdı İzzüddîn Ahmed bin İbrâhim Kinânî, ona Ebü’l-Fadl künyesini verdi. En önce bu künyeyi alan zât, Peygamberimizin amcası Abbâs (r.anh) idi. Süyûtî, bu künyesi sebebiyle çok iftihâr ederdi. Süyûtî, üstün zekâsıyla, önce İbn-i Dakîk-ul-lyd’in Umde, İmâm-ı Nevevî’nin Minhâc-ül-fıkh, Beydâvî’nin Minhâc-ül-usûl ve İbn-i Mâlik’in Elfîye adlı eserlerini ezberledi. Sonra zamânının büyük âlimlerinden olan, Şihâbüddîn Ali bin Ebî Bekr’den ferâiz ilmini öğrendi. Şemsüddîn Muhammed bin Mûsâ Hanefî’den; Şifâ-i şerîf ve Dirayetü Elfiyetü İbn-i Mâlik adındaki eserleri okudu. 1461 (H.886)’de Arabî ilimleri okutabileceğine dâir icâzet aldı. İbn-i Hâcib’in Kâfiye’sini, mantıktan Îsâgûcî mukaddimesi’ni, Sîbeveyh’in Müterassıt adlı eserinin bir kısmı ile Şâfiiyye ve bunlara benzer bir çok eser okudu. Genç yaşta tefsîr, hadîs, fıkıh, nahv, me’ânî, beyân, bedî’, lügat ve başka ilimlerde mütehassıs oldu. Kendisi bu konuda; “Tefsîr, fıkıh, hadîs, nahv, me’ânî, beyân ve bedî’ ilimlerinde derin âlimlerden oldum. Kazandığım dereceye hocalarım yetişememiştir. Yalnız üstâdım Bülkînî’nin fıkıhdaki kudreti benden ziyâdedir” demektedir.
Onyedi yaşında, ilk olarak Ecrûmiyye üzerine nazım ve nesir olarak iki şerh yazdığı gibi, arkasından Şerhu Latîf-il-istiâze vel-Besmele, Şerhul-havkale vel-haykale’den başka iki eser daha yazdı. Hocası Alemüddîn Bülkînîye arz edince, o da eserlerinin her birine takrizler yazdı. Şeyhülislâm Bülkînî’nin yanında, vefâtına kadar kaldı ve fıkıh ilmi ile meşgûl oldu. Hocasının vefâtından sonra, oğlundan fıkıh ilmini okumaya devâm etti. Bülkînî’nin oğlundan, Bülkînî’nin yazdığı Tedrîb’in başından, vekâlet bahsine kadar okudu. Yine ondan Hâviy-i Sagîr’in evvelinden, Âded mevzuuna, Minhâc’ın evvelinden zekât, Tenbîh adlı eserin evvelinden zekât bahsine yakın yerleri; İhyâ-ul-mevât’dan Vesâyâ bahsine kadar; ayrıca Ravda kitabı ile Tekmilet-ü Şerh’il-Minhâc’dan bir mikdâr okudu. Bu hocası 1471 (H.866) senesinde ona, fetvâ ve ders okutması husûsunda icâzet verdi.
Şeyhülislâm Sirâcüddîn Bülkînî’nin oğlu vefât edince, Süyûtî, Şeyhülislâm Şerefüddîn Münâvî’nin yanında ilim ile meşgûl olmaya başladı ve Minhâc kitabından ders okudu. Behce şerhi ile onun hâşiyesi ve Beydâvî tefsîri’nden verdiği bâzı dersleri dinledi.
Hadîs-i şerîf ve Arabî ilimler için Allâme Takıyyüddîn Şiblî el-Hanefî’nin yanında dört sene kaldı. Şerhu Elfiyetü İbn-i Mâlik ve Cem’ul-Cevâmi’ adlı eserlerine takrîz yazdı. Söz ve yazı ile Süyûtî’nin ilimdeki yüksekliğini anlattı.
Allâme Muhyiddîn Kâfiyecî’nin yanında ilim öğrenmek için ondört sene kalan Süyûtî, ondan tefsîr, usûl, Arabça, me’ânî ve daha başka ilimleri tahsîl etti ve icâzet aldı. Süyûtî, Seyfüddîn el-Hanefî’nin yanına giderek; tefsîr, Tevdîh hâşiyesi, Telhîs-ül-miftâh ve Adûd adlı eserleri okudu.
Hacca gittiğinde, Zemzem suyunu içerken, bir çok hususlar için, bu arada fıkıh ilminde Şeyh Sirâcüddîn Bülkînî’nin; hadîs ilminde hâfız İbn-i Hacer’in mertebesine çıkmak için de niyet ettiğini söyleyen Süyûtî, başka hocalardan da icâzet almıştır.
Süyûtî, Kitâb-üt-Tehaddüs bi-ni’metillâh adlı eserinin bir bölümünde, icâzet (diploma) aldığı hocaları hakkında; “Ders halkasında bulunduğum ve kendilerinden icâzet aldığım âlimler ile şuarânın isimlerini yazınca; bunların altıyüze ulaştığını anladım” demiştir.
Az zamanda şöhreti her yere yayılan Süyûtî’nin, derslerini talebeleri yanında müderrisler de tâkib ederdi. Tûlûn Câmii’nde fetvâ verirdi. Hadîs ve fetvâda tam uzman oldu. Çok kuvvetli bir hâfızaya sâhipti. Bir kitap ne kadar büyük olursa olsun, bir kaç gün bakınca, içinden hangi mes’ele sorulsa, derhâl kaçıncı sahifenin kaçıncı satırında olduğunu haber verirdi. İkiyüzbin hadîs-i şerîfi ezberledi. Gençliğinde Şam, Hicaz, Yemen, Hindistan ve Sudan’a gitti. Mekke’de kaldı. Ayrıca Mısır’ın Dimyat, Feyyûn, İskenderiyye şehirlerinde bulundu.
Süyûtî, 1472 (H.877) senesinde Şeyhûniyye Hânekâhı’nda (dergâhında) hadîs dersi verdi. 1486 (H.891) senesinde Baybarsiyye Dergâhı şeyhliğine getirildi. Bu dönemde bir çok eser yazdı. Uzunca bir süre kaldığı bu vazifeden 1495 (H.901) senesinde ayrıldı. Son zamanlarını, Nil nehri ortasındaki adacıklardan biri olan er-Ravza’daki evinde eser yazmakla geçirdi. Sultan Gûrî’nin teklif ettiği yeni vazifeleri kabûl etmediği gibi, yine onun gönderdiği bin dînârı reddetti ve hediye ettiği köleyi de âzâd etti. İlminin yanında, ahlâkı ve tevâzûu ile herkesin sevgisini kazandı. Zahirî ilimlerde yükseldiği gibi, tasavvufda da yüksek derecelere kavuştu. Eserlerindeki hadîs-i şerîflerin hepsini, Peygamberimize sallallahü aleyhi ve sellem mânâ âleminde arzetmiş, tasdikini aldıktan sonra yazmıştır.
Talebelerinden birisi, rüyâda Resûlullah’ı sallallahü aleyhi ve sellem gördü. Huzûrunda Süyûtî vardı ve O’na bâzı hadîsleri soruyordu. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem ise ona; “Söyle ey Şeyh-üs-sünne” buyuruyordu. Kendisi de aynı rüyâyı gördü ve Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem ona; “Söyle ey Şeyh-ul-hadîs” buyurdu.
Süyûtî, kimseden ihsân ve hediye taleb ve kabûl etmezdi. Geçim sıkıntısı çektiği günlerde bile, hayli zengin olduğu belirtilen kütüphanesindeki kitaplarından bâzılarını satmayı tercih edip, hiç hediye kabûl etmedi. Vefâtından sonra terekesini kaydetmek üzere Sultan Gûrî’den izin istenildiğinde şu cevap alındı: “Süyûtî hayâtta iken bizden bir şey aldı mı ki, biz de onun terekesine el koyalım?” Altmışbir sene on ay onsekiz gün ömür süren Süyûtî, içlerinde bâzısı cildler hâlinde olmak üzere, altıyüze yakın eser yazdı. Hayât ve ilmin bütün tezâhürleri üzerinde kalem oynatmadığı mevzu kalmadı. Ondört ilim şûbesi üzerine eserler yazdı. Daha yirmiiki yaşında, Celâlüddîn Muhammed bin Ahmed Mısrî’nin İsrâ sûresine kadar yaptığı ve 1459 (H.864) senesinde vefât edince yarıda bıraktığı tefsîri tamamladı. Bunun için, bu esere iki Celâl mânâsında Celâleyn Tefsîri denildi. Almanca Maier Lexicon kitabında; “Yorulmadan, yılmadan yazan Süyûtî’nin üçyüzden fazla eseri vardır” dedikten sonra, birkaçını bildiriyor. Tefsîr, hadîs, fıkıh, târih, ahlâk ve tıb kitapları çok kıymetlidir. Kitapları okumakla bitmez. Eserlerinden bâzıları şunlardır:
Tefsîr ve Kur’ân-ı kerîme dâir eserlerinden bâzıları: 1- Ed-Dürr-ül-mensûr fit-tefsîr-il-me’sûr (oniki cild), 2- Et-Tefsîr-ül-müsned (Tercümân-ül-Kur’ân) (beş cild), 3- El-ltkân fi ulûm-il-Kur’ân, 4- El-Iklîl fî istinbât-it-tenzîl, 5- Lübâb-ün-nükûl fî esbâb-in-nüzûl, 6- En-Nâsih vel-mensûh fil-Kur’ân, 7- Müfhemât-ül-akrân fî mübhemât-il-Kur’ân, 8- Esrâr-üt-tenzîl, 9- Tekmilet-üt-tefsîr-iş-Şeyh Celâlüddîn Mahallî, 10- Tenâsük-üd-dürer fî tenâsüb-is-Süver, 11- Haşiye âlâ tefsîr-il-Beydâvî Nevâhid-ül-ebkâr ve şevârid-ül-efkâr (dört cild), 12- Et-Tahbîr fî ilm-it-tefsîr, 13- Mu’terik-ül-akrân fî müşterik-ül-Kur’ân, 14- El-Mühezzeb fî mâ vaka’a fil-Kur’ân min-el-mu’reb, 15- Hamâyil-üz-züher fî fedâil-is-süver, 16- Mîzân-ül-mu’addile fî şe’n-il-Besmele, 17- Şerh-ul-istiâze, 18- Feth-ul-Celîl li-Abdi zelil, 19- El-Meân-id-dakîka fî idrâk-il-Hakîka, 20- El-Yed-ül-Büstâ fî ta’yin-is-Salât-il-vüstâ, 21- Def ul-teâssüf an ihveti Yûsuf, 22- İtmâm-ün-ni’me, 23- El-Celîl-ül-vesîk fî nusret-is-Sıddîk, 24-El-Fevâyid-ül-Bârize ve kâfiye, 25- El-Muharrer, 26- Meydân-ül-fürsân fî Şevâhid-ül-Kur’ân, 27- Mecâz-ül-Fürsân ilâ mecâz-il-Kur’ân, 28- Şerh-uş-Şâtıbiyye, 29- Ed-Dürr-ün-nesîr fî kıraati İbn-i Kesir, 30- Müntekâ min tefsîr, 31- Müntekâ min tefsîri Abdürrezzâk, 32- Müntekâ min tefsîri Ebî Hâtem, 33- El-Kavl-ül-fasîh fî ta’yîn-iz-zebîh, 34- El-Kelâm âlâ evveli sûret-il-Feth.
Hadîs ilmine dâir eserlerinden bâzıları: 1- Et-Terşîh âlâ Câmi’-is-sahîh, 2- Ed-Dîbâc âlâ Sahîh-i Müslim bin Haccâc, 3- Kuvvet-ül-Muktezî âlâ câmi’it-Tirmizî, 4- Mirkât-üs-Sü’ûd ilâ Sünen-i Ebî Dâvûd, 5- Misbâh-üz-zücâce âlâ Sünen-i İbn-i Mâce, 6- Zehr-ur-Ribâ alel-müctebâ, 7- Esâf-ül-mibtâ’ bi ricâl-il-Muvatta’, 8- Tenvîr-ul-Havâlik âlâ Muvatta’ Mâlik, 9- Eş-Şâfiî âlâ müsned-iş-Şâfiî, 10- Zehr-ul-Hamâyil aleş-Şemâyil, 11- Et-Ta’lîkât-ül-münîfe âlâ Müsned-i Ebî Hanîfe, 12- Münteh-il-a’mâl, 13- El-Mu’cizât vel-Hasâyis, 14- Şerh-us-Sudûr bi şerhi hâl-il-mevtâ vel-Kubûr, 15- El-Fevz-ül-azîm, 16- Büsrâl Keyîyb, 17- El-Büdûr-üs-Sâfira an umûr-il-âhire, 18- Dürer-ül-Bihâr fil-ehâdîs-il-Kısâr, 19-Câmi’us-Sagîr min Hadîs-il-Beşîr, 20- Ziyâdet-ül-Câmi’us-Sagîr, 21- Cem’ul-cevâmi’ fil ehâdîs, 22- Bedî’us-Sun’, 23- Lenım-ül-etrâf ve damm-ül-etrâf, 24- El-Mirkât-ül-aliyye, 25-Erriyâd-ül-enîka, 26- Nehcet-üs-seriyye fil-esmâ-in-Nebeviyye.
Hadîs ıstılahına dâir eserlerinden bâzıları: 1- Tedrîb-ür-râvî fî şerhi takrîb-in-Nevevî, 2- Şerhu Elfiyet-il-Irâkî, 3- Nazm-üd-dürer fî ilm-il-eser, 4- Et-Tezhîb fiz-Zevâyid, 5- Lübb-ül-lübâb fî tahrîr-il-evsâb, 6- El-Medrec ilel-medrec, 7- Tezkire, 8- Keşf-üt-telbîs, 9- Hüsn-üttahlîs, 10- Cüz’ fî esmâ-il-müdellisîn, 11- Ayn-ül-İsâbe fî mâ’rifet-is-Sahâbe, 12- Dürr-üs-Sahâbe, 13- Muhtasaru Nihâyet, 14- Et-Tezyîl vet-teznîb, 15- Zevâyid-ül-lisân, 16-Şedd-ür-Rihâl fî dabt-ir-ricâl, 17- Et-Tenkîh.
Fıkıh ilmine dâir eserlerinden bâzıları: 1- Şerh-ut-Tenbîh, 2- Muhtasar-üt-Tenbîh (El-Vâfî), 3- Dekâik-ul-eşbâh ven-nezâir, 4- El-Ezhâr-ül-Fıdda fî havâşî Ravda, 5- Muhtasar-ur-Ravda, 6- Elyenbû’, 7- Nazm-ür-Ravda, 8- Def-ul-hasâsa, 9- Muhtasar-ül-hâdim, 10- El-Azb-ül-silsil, 11- Şevârid-ül-fevâyid, 12- El-lbtihâc fî nazm-il-Minhâc, 13- Muhtasar-ül-Ahkâm-üs-Sultâniyye, 14- El-Levâmî’ vel-bevârik, 15- El-Fetâvâ, 16- Tuhfet-ün-nâsik, 17-El-Kazâzetü fî mahalli tahkîk-il-istiâze, 18- El-Fevâyid-ül-mümtâze fî salât-il-cenâze, 19-İzâlet-ül-vehn an mes’elet-ir-rehn, 20- Bezl-ül-himme fî talebi berâet-iz-zimme, 21- Keşf-üs-Sabâbe fî mes’elet-il-istinâbe, 22- El-Mebâhisüz-zekiyye, 23- Ez-Zehr-ul-bâsim, 24- Husn-üt-tasrîf, 25- Seyf-ün-nazzâr, 26- Şerh-ur-râciyye.
Usûl-i fıkh, kelâm, ve tasavvufa dâir eserlerinden bâzıları: 1- El-Kevkeb-üs-sâtı’, 2- Şerh-ul-Kevkeb-il-Vikâd, 3- Tesbîd-ül-erkân, 4- Te’yîd-ül-hakîka, 5- Tenzîh-ül-i’tikâd anil-hulûli vel-ittihâd, 6- El-levâmî’ul-müşrika, 7- El-Münceli fî tetavvur-il-velî, 8- Tenvîr-ul-Halek fî imkâni rü’yet-in-Nebiyyi vel-melek, 9- Cehd-ül-Kariha, 10- Nasîhatü ehl-il-îmân fir-reddi âlâ mantık-il-Yunan libni Teymiyye, 11- El-Berk-ul-vâmîd, 12- Reful-esâ alen-Nisâ, 13- El-lafz-ül-Cevherî, 14- Tuhfet-ül-Lülesâ, 15- En-Nüket-ül-Levâmî’.
Lügat, nahv ve sarfa dâir eserlerinden bâzıları: 1- El Müzhîr fî ulûm-il-lüga, 2- Gâyet-ül-ihsân fî hall-il-insân, 3- El-ifsâh fî esmâ-in-nikâh 4- Davül-misbâh, 5- El-Elmâ’ fil-ittibâ’, 6- El-İfsâh fî zevâyid-il-Kâmûs, 7- Cem’ul-Cevâmi’ fin-Nahv, 8- Şerhu Elfiye İbn-i Mâlik, 9- El-Ferîde, 10- El-Metâli’us-saîde, 11- El-Eşbâh ven-Nezâir, 12- El-Feth-ul-karîb, 13- Şerhu Şevâhid mugn-il-lebîb, 14- El-İktirâh fî usûl-in-Nahv, 15- Et-Tevşîh, 16- Et-Tâc fî i’râb, 17-Dürr-üt-Tâc, 18- Şerhu Kasîdet-il-Kâfîye fit-Tasrîf, 19- Ta’rif-ül-a’cem bi hurûf-il-mu’cem, 20- Eş-Şumat-ül-mudiyye, 21- Katr-ün-nedâ fî vürûd-ü-hemzeti, 22- El-Kavl-ül-mücmel, 23- El-Ahbâr-ül-merviyye, 24- Tuhfet-ün-nücebâ, 25- Es-Sübût fî dabt-il-kunût.
Me’ânî, beyân, bedî’ ilimlerine dâir eserlerinden bâzıları: 1- Elfiye ukûd-ül-cemân fil-me’ânî vel-beyân, 2- Hall-ül-ukûd, 3- En-Nüketü âlâ telhîs-il-miftâh, 4- El-Bedî’iyye, 5- El-Cem’u vet-tefrîk, 6- Et-Tahsîs fî Şevâhid-it-Telhîs.
Edebiyâta dâir eserlerinden bâzıları: 1- El-Visâh fî fevâyid-in-nikâh, 2- El-Yevâkit, 3- Şâyık-ul-etrenc, 4- Refu Şâh-il-Habeşân, 5- Ezhâr-ül-urûş fî ahbâr-il-cüyûş, 6- El-Muhâdarât, 7- Dürer-ül-kelim, 8- El-makâmât-ül-mecmûa.
Târihe dâir eserlerinden bâzıları: 1- Tabakât-ül-huffâz, 2- Tabakât-ül-lügaviyyîn ven-Nühât, 3- El-Vecîz, 4- Tabakât-ül-müfessirîn, 5- Hüsn-ül-muhâdara, 6- Def’ul-bâs an benil Abbâs, 7- Eş-Şemârîh fî ilm-it-Tevârîh, 8- Mu’cem, 9- Nazm-ül-itkân fî a’bân-il-a’yân, 10-Tercümet-ün-Nevevî, 11- Et-Tehâddüs bi ni’metillah, 12- El-Mültekit min-ed-Dürr-ül-kâmine, 13- El-Mültekit, 14- Cüz’ fî Câmii Amr (r.anh) 15- Cüz’ fî Câmii bin Tûlûn, 16- Cüz’ fil-medreset-is-Sâlihiyye, 17- Cüz’ fil-Hânekâh-il-Baybarsiyye, 18- Cüz’ fîl-hânekâh-ış-Şeyhûniyye, 19- Cüz Ahbâr Esyût, 20- El-Meknûn fî tercümeti Zinnûn, 21- Tuhfet-ül-kiram fî ahbâr-il-Ehrâm, 22- Tebyîd-üs-sahîfe bi menâkıb-il-İmâmı Ebî Hanîfe, 23- Tezyîn-ül-memâlik bi Menâkıb-ı İmâm-ı Mâlik.
BÎR KAYLÛLE VAKTİ ...
Süyûtî; imâm, hâfız (hadîs âlimi) ve şeyhülislâm idi. Kerâmetleri de görüldü. Ona hizmet eden Muhammed bin Habbâk anlatır: “Bir gün kaylûle zamânında (öğleden az önce) hocam bana; “Bugün ikindi namazını Mekke-i mükerremede kılmak isteriz. Ama bunu ben ölünceye kadar kimseye söylemiyeceksin” buyurdu. Ben de; “Peki efendim” dedim. Mısır’da bulunuyorduk. Elimi tuttu ve; “Gözlerini yum!” buyurdu. Yumdum. Tahmînen yirmiyedi adım kadar yürüdük. “Gözlerini aç!” buyurdu. Açtım. Bir de ne göreyim? Mekke’de Muallâ kapısının yanında idik. Mü’minlerin annesi hazret-i Hadîce (r.anhâ), Fudayl bin lyâd, Süfyân bin Uyeyne ve başkalarının kabirlerini ziyâret edip, Mescid-i Harâm’a girdik. Kâbe-i muazzamayı tavâf ettik. Zemzem suyu içtik ve ikindi namazına kadar bekledik. İkindi namazını kıldık. Tekrar tavâf ettik. Zemzem suyu içtik ve sonra bana; “Kısa zamanda buraya gelmemizden ziyâde, buradaki mücâvirlerden birinin Mısır’dan olup bizi tanımaması şaşılacak bir hâldir, istersen benimle gel, istersen hac zamânına kadar burada kal” dedi. “Sizinle gelmek istiyorum” dedim. Muallâ kapısına kadar yürüyünce, bana; “Gözlerini yum!” buyurdu. Yumdum. Yedi adım kadar hızlı yürüdük. Sonra; “Gözlerini aç!” dedi. Açtım. Mısır’da hareket ettiğimiz yerde idik. Ömer Fârıd’ı ziyâret ettik. Sonra Süyûtî, merkebine bindi. Tûlûn Câmii yanındaki evine gittik.”
1) Mu’cem-ül-müellifîn; cild-5, sh. 128
2) Şezerât-üz-zeheb; cild-8, sh. 51
3) Ed-Dav-ül-lâmî; cild-4, sh. 65
4) Esmâ-ül-müellefîn; cild-1, sh. 534, 544
5) Câmiu kerâmât-il-evliyâ; cild-2, sh. 62
6) Tabakât-ül-usûliyyîn; cild-3, sh. 65
7) Keşf-üz-zünûn; cild-1, sh. 5, 10, 16, 85, 119, 251, cild-2, sh. 1009, 1107, 1253
8) Îzâh-ül-meknûn; cild-1, sh. 191, 220, 278, 579, cild-2, sh. 47, 465, 624, 627
9) Mingana Catalogues of arabic manuscripte; sh. 298, 400
10) Les Manuscrits arabes de L’Escurial; cild-3, sh. 127, 309
11) De Slane; Catalogue des manuscrits Arabes; cild-1, sh. 148
12) Ahlwardt, Verseichniss der Arabischen Hanschriften; cild-1, sh. 158, cild-2, sh. 461
13) Brockelmann; Gall-2, sh. 143, 158
14) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh. 1070
15) Rehber Ansiklopedisi; cild-16, sh. 24
16) Eshâb-ı Kirâm; sh. 392
17) İslâm Ahlâkı; sh. 123
18) Kıyâmet ve Âhıret; sh. 23
19) Fâideli Bilgiler; sh. 312, 416
20) Mektubat-ı İmâm-ı Rabbanî; sh. 540
21) Meşâhir-ül-İslâm, (Süleymâniye Kütüphânesi Hâmid Vehbi kısmı. No:1423)
22) Hasâis-ül-kübrâ
23) Nüzûl-i Îsâ bin Meryem Âhır-ez-zemân
24) İslam Âlimleri Ansiklopedisi; cild-14, sh. 356