hakdin.net
3 Recep 1433
24 Mayıs 2012 Perşembe
22:16
05 Ağustos 2010 Perşembe
Okunma Sayısı: 1168
Arkadaşına Gönder Yazdır Yazı Büyüklüğü
Paylaş

İLMİHAL

Fenâ fillâh, vasl-ı uryânî

Bu mektûb, hocası Muhammed Bâkînin [973-1013 Delhîde] “kuddise sirruh” oğlu, Muhammed Abdüllaha “rahmetullahi teâlâ aleyh” yazılmış olup, iki süâline cevâb vermekde ve ayn-ül-yakîni anlatmakdadır:

Allahü teâlâya hamd ve Muhammed Mustafâya “sallallahü aleyhi ve sellem” salât ve size düâ ederim. Kıymetli mektûbunuz geldi. Okuyunca, bizi çok sevindirdi. Her ân hâtırladığınızı bildiriyorsunuz. Ne güzel, ne mubârekdir. Üç ayda sizin elinize geçen ni’met, başka yollarda, eğer on senede nasîb olursa, büyük kâr bilirler. Bu ni’mete şükr ediniz! Yaradılışınızın yüksek olduğunu ve böyle hâllerin kıymetini işitince, ucb, kibr ile lekelenmiyeceğinizi bildiğim için, bu ni’metin büyüklüğünü yazdım. (Şükr ederseniz, ni’metimi artdırırım) meâlindeki âyet-i kerîmeyi hiç unutmayınız!

Önceden, tevhîd bilgileri hâsıl olmağa başladı diyorsunuz. Bunlar da, bereketli kazancdır. Bu hâlin hâsıl olmasını isteyiniz. Fekat islâmiyyetin edeblerini gözetmeğe çok gayret ediniz! Kulluk vazîfelerini yerine getiriniz! Eğer, bu hâller doğru ise, kusûrlu değil ise, sevgiliye muhabbetin çokluğundan hâsıl olur. Çünki, âşık nereye giderse gitsin, sevgiliden başka birşey görmez ve bilmez. Her nereden bir zevk, lezzet duyarsa, bunu sevgilisinden geliyor sanır. Bu hâlde olan âşık, mahlûkları görmekde, fekat hepsini, bir mahbûb sanmakdadır. Bu hâlde, Fenâ hâsıl olmaz. Çünki, Fenâ hâsıl olunca, bir mevcûdün görülmesi insanı kapladığından mahlûklar temâmen görünmez olur. Buna da Fenâ denilmesi, mahlûklar görülmediği içindir. Hakîkî Fenâ ise, sıfât-i ilâhînin ve ismlerinin ve hiçbir bağlılığın, ayrı bir görünüşün de, temâmen görülmediği zemân hâsıl olur. Zât-ı ilâhîden başka hiçbirşey görülmez ve düşünülmez. Seyr-i ilallah [Allah yolculuğu], işte burada sona erer. Zıllerin, görünüşlerin hepsinden temâmen kurtulmak, burada hâsıl olur. Ârif, bu zemân, aslların aslı iledir. Alâmetlerden geçip, kendisine kavuşmuşdur. İlm, ayn olmuşdur. İşitmek, erişmek hâlini almışdır. Vasl-ı uryânî [ancak Ona kavuşmak] se’âdeti ve neler neler ve neler neler olmuşdur. Bu makâm, bu üstün derece, ancak, işâret, sembol, şifre ile anlatılabilir. Bu da kapalı ve perdeli olabilir.

Süâl: Kıymetli evlâd! Bizden, bu ayn-ül-yakînin anlatılmasını istiyor. Bu aynı anlaşılabilir mi sanıyor?

Cevâb: Bunu anlatmak zor bir işdir. Ne yapayım? Ne söyliyeyim? Ne bildireyim? Akla nasıl uygun getireyim? Kıymetli yavrum! Ma’zûr görmenizi umarım. İşitmeği, öğrenmeği değil, edinmeği, hâllenmeği isteyiniz!

Süâl: Kur’ân-ı kerîmdeki müteşâbihâtın ma’nâlarını, râsih olan âlimler bilir. Bu ma’nâlar nasıl anlaşılır?

Cevâb: Bu süâlin cevâbı, birincinin cevâbından dahâ ince ve dahâ örtülü ve dahâ örtülmesi lâzımdır. Bu iki süâl, bu kıymetli yavrunun yaradılışının çok yüksek olduğunu göstermekdedir.

Allahü teâlânın kitâblarındaki müteşâbihlerin ma’nâsını anlamak, ancak Peygamberlere mahsûsdur “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât”. Ümmetlerinden pekaz kimseye, onlara tâm uydukları, vârisleri olmakla şereflendikleri için, bu bilgiden bir yudum tatdırabilirler. O güzelin yüzündeki perdeyi, bu dünyâda, bunlar için de açarlar. Kıyâmetde, ümmetlerden, çok kimseleri, Peygamberlerine uydukları için, bu devlete kavuşduracakları umulur. Anladığıma göre, bu dünyâda da, o pekaz kimselerden başkalarını da, bu devletle şereflendirirler. Ammâ, bunlara işin iç yüzünü bildirmezler, ma’nâyı açmazlar. Ya’nî, müteşâbihlere, doğru ma’nâ verirler. Fekat bu ma’nâların ne olduğunu bilmezler. Müteşâbihât, mu’âmeleleri, hâlleri gösteren işâretlerdir. Bunlara, bu hâller hâsıl olabilir. Fekat, bu hâllerin ne olduğu bildirilmez. Sevdiklerimizin birinde bu hâli görmekdeyiz. Başkalarını, artık düşünün. Sizin, bundan süâliniz, ümmîd kapısını açmışdır.

Yâ Rabbî! Bizlere ihsân eylediğin nûrumuzu artdır! Günâhlarımızı, kusûrlarımızı ört! Sen herşeyi yapabilirsin! Selâm ederim.

İLMİHAL

Adak

İLMİHAL

Atom Bombası

İLMİHAL

Bozuk Dinler

İLMİHAL

Cinâyetler

İLMİHAL

Fenâ-Fillah

İLMİHAL

Gusl Abdesti

İLMİHAL

Hacca Gitmek

İLMİHAL

Hurûfîlik

İLMİHAL

İslâm Dini

İLMİHAL

Kurban Kesmek

İLMİHAL

Nefs ve Akl

İLMİHAL

Tesavvuf yolu

İLMİHAL

Tevekkül

İLMİHAL

Teyemmüm

İLMİHAL

Vekâlet

İLMİHAL

Zekât Vermek
Kullanıcı Adı:
Şifre:

GÜNÜN MENKIBESİ

Çerkez Seyhi'nin talebelerinden Abbas Efendi ticâret maksadı ile Samsun’da bulunduğu sırada gece rüyâsında Çerkez Şeyhi’ni gördü.

GÜNÜN HADİSİ

Allah’ın buğz ettiği kimseler

GÜNÜN MEKTUBU

Bu mektûb, Kılıncullaha yazılmışdır. Peygamberlerin efendisine “sallallahü teâlâ aleyhi ve aleyhim ve sellem” uymağı övmekdedir:

YABANCI DİLLER

ENGLISH

Yabancı Dil

İngilizce Dini Bilgiler

العربية

Yabancı Dil

Arapça Dini Bilgiler

DEUTSCH

Yabancı Dil

Almanca Dini Bilgiler

FRANÇAIS

Yabancı Dil

Fransızca Dini Bilgiler

ESPAÑOL

Yabancı Dil

İspanyolca Dini Bilgiler

РУССКИЙ

Yabancı Dil

Rusça Dini Bilgiler

PERSIAN

Yabancı Dil

Farsça Dini Bilgiler

UZBEK

Yabancı Dil

Özbekçe Dini Bilgiler

TURKOMAN

Yabancı Dil

Türkmence Dini Bilgiler

HINDUSTANI

Yabancı Dil

Urduca Dini Bilgiler

SHQIPE

Yabancı Dil

Arnavutça Dini Bilgiler

BOSANSKI

Yabancı Dil

Boşnakça Dini Bilgiler

AZERBAIJANASE

Yabancı Dil

Azerice Dini Bilgiler

БЪЛГАРСКИ

Yabancı Dil

Bulgarca Dini Bilgiler

Site Haritası