Valentine’s day (Sevgililer günü)
Valentine’s day denilen sevgililer gününü kutlamakta ve hediye alıp vermekte sakınca var mıdır?
CEVAP
Anneler, babalar günü gibi bir âdettir, sakıncası yoktur. Ancak
günümüzde, sevgili denince gayri meşru olan sevgi kastediliyor. Bu ise
asla caiz olmaz, haram olan şey kutlanmaz. Âdette olan şey caizdir; ama o
âdet dine aykırı ise kutlanmaz.
Aşağıdaki Hıristiyan hikâyesi doğruysa, sevgililer gününü kutlamak, bir
papazın gençleri buluşturmasını kutlamak gibi bir şey oluyor. Hatta
bayram ilan edildiğine göre, onların bayramlarını kutlamak daha
tehlikelidir.
Ayrıca, bu âdeti Türkler bile çıkarsa, gayri meşru sevgiyi meşru gibi gösterme gayreti tasvip edilemez.
Saint Valentine (Sevgililer) gününün tarihçesi
Zulmüyle ünlü Roma İmparatoru Claudius II, büyük bir ordu
kurmak ister. (M.S. 200) İmparator, erkeklerin orduya katıldıkları
zaman, ailelerini ve sevgililerini düşünmekten savaşamayacaklarına
inanır. Bu sebeple de gençlerin evlenmesine izin vermez. Aynı dönemlerde
İmparator Claudius’a karşı çıkan ve gençleri birbirleriyle buluşturan
rahip Valentine, genç âşıkların en yakın dostu olur. Bunu öğrenen
İmparator, Valentine’i hapse attırır. Gardiyanın kör kızını iyileşmesine
yardımcı olan papaz Valentine’in bu davranışı, İmparator Claudius’un
kulağına gider. 14 Şubat günü saint yani papaz öldürülür. (M.S. 270)
Öldüğü gün, Saint Valentine’in iyileşmesine yardımcı olduğuna dair,
gardiyanın kızına yazdığı bir not bulunur. Notta Valentine, sevgililer
arasındaki sevgiden, tutkudan söz etmiştir. Bundan böyle her 14 Şubat
günü, Saint Valentine’i anmak için gayri meşru sevgililer tarafından
kutlanır.
Hıristiyan Saint Valentine, gençlerin yanında, çocuklar tarafından da
çok sevilir. Bir bahaneyle mahkûm edilir. Mahkûmiyeti süresince,
çocuklar çiçek demetleriyle beraber yazdıkları notları her gün cezaevi
demirlerine asarlar. 14 Şubat’ta Valentine, ölüme mahkûm edilir.
Ölümünden sonra her yıl 14 Şubat’ta insanlar sevgililerine çiçek ve
çikolata ile sevgi mesajları iletirler.
Çeşitli ülkelerdeki tarihçiler ise, 14 Şubat’ın sadece sevgililere mal
edilmesine karşıdır. 5. asırda yaşamış bir rahip olan Saint Valentine’in
bu günü bir bayram günü ilan ettiğini açıklarlar.
Bid’at, âdette bid’at ne demek?
Sual: Bid’at, âdette bid’at diyorsunuz, bunlar ne demek?
CEVAP
Bid’at, sonradan çıkarılan şey demektir. Sonradan çıkan şeyler
ya âdette veya ibadette olur. Âdette bid’at, sevap beklenilmeden, dünya
menfaati için yapılan şeylerdir. Âdette bid’at, bir ibadeti bozmazsa
veya dinin yasak ettiği bir şey değilse günah olmaz.
Âdette olan bid’at, uçağa binmek, ceket giymek, çay ve kahve içmek,
analar babalar günü tertip etmek gibi dinin yasak etmediği bir şey ise,
günah değildir. İbni Âbidin hazretleri, (Yemek, içmek ve giyinmek gibi
âdetlerde, değişik şekillerden çirkin, zararlı olanlarını kâfirlere
benzemek niyetiyle yapmak tahrimen mekruhtur. Zararlı olmayanları,
onlara benzemeye özenmeden yapmak, kullanmak mekruh olmaz. Resulullah
efendimiz papaz ayakkabısı giymiştir) buyurdu. (Redd-ül Muhtar)
Peygamber efendimiz kolları dar Rum cübbesi de giymiştir. (Tirmizi, Mevahib)
Resulullah efendimizin ibadet olarak yaptığı, ezan okumak, cemaatle
namaz kılmak gibi dinimizin şiârı olan sünnetlere Sünnet-i hüda denir.
İbadet olarak değil, âdet olarak yaptığı şeylere ise, Sünnet-i zâide
denir. Bina yapmakta, yiyip içmekte, elbisede, yaptığı ve kullandığı
şeyler böyledir. Bunları yapmamak ve âdette bid’at olan, yani sonradan
ortaya çıkan yenilikleri yapmak günah olmaz. (Hadika)
İbadette bid’at, Peygamber efendimiz ve dört halife zamanında bulunmayıp
da, dinde, sonradan meydana çıkarılan, uydurulan inanışlara, sözlere,
işlere, şekillere ve âdetlere denir. İbadetlere bid’at karıştırmak büyük
günahtır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Her bid’at sapıklıktır ve her sapık da Cehennemdedir.) [İbni Asakir]
İbadete bid’at karıştırmak, Allahü teâlânın bildirdiği dinde noksanlık
bulmak, koyduğu hükümleri beğenmemek, dini değiştirmek olur. İslam
âlimleri, bid’ati, Bid’at-i hasene ve Bid’at-i seyyie diye ikiye
ayırmışlar, mektep, kitap gibi sonradan yapılan şeylere Bid’at-i hasene
demişlerdir. Hadika’da, (Böyle bir bid’at, bir ibadetin yapılmasına
yardımcı olduğu için, dinimiz izin verir) buyuruldu. İmam-ı Rabbani
hazretleri ise, dinin izin verdiği böyle faydalı şeylere, bid’at
kelimesini bulaştırmamak ve bunlara Sünnet-i hasene [iyi iş] demek
gerektiğini bildirir. Sünnet, burada yol, iş demektir. Yolun, işin iyisi
de, kötüsü de olur. Hadis-i şerifte, Sünnet-i hasene [iyi çığır]
açanlar övülmekte, Sünnet-i seyyie [kötü çığır] açanlar ise
kötülenmektedir. (Müslim)
Kâfirlerin ibadet olarak yaptıkları şeyleri Müslümanların yapması caiz
olmaz. Mesela papazlar, ibadet için zünnar kuşanır, haç takar.
Müslümanların, böyle yapması küfür olur.
Anneler - Babalar günü
Sual: Anneler babalar gününün dinimizde yeri var mıdır? Bugün hediye verilir mi?
CEVAP
Avrupa’dan gelen “Anneler - Babalar günü” âdettir. Yani, âdette
bid’attir. Âdette bid’at olduğu ve zararlı olmadığı, çirkin ve dine
aykırı yönü bulunmadığı için, anneler babalar günü tertip etmekte ve
hediye vermekte mahzur yoktur.
Anneleri babaları senede bir gün yerine her gün hatırlamak, onlara hizmet etmek, ölmüşlerse, dua etmek, hayır hasenatta bulunmak gerekir.
Sual: Anneler günü münasebetiyle, (Cennet annelerin ayakları altında) hadis-i şerifi söylendi. Bir de buna benzer (Din kılıçların altında) hadis-i şerifi vardır. Bunların açıklaması nasıldır?
CEVAP
(Cennet, anaların ayakları altında) demek (Cennete girmek için ana-babanın rızasını almak gerekir) demektir. (Din, kılıçların altında) hadis-i şerifinin açıklaması da şöyle:
Kılıç, cihad etmeyi, harp tekniğini gösterir. İslamiyet’i yaymak,
Cennete girmek için kâfirlerdeki silahların hepsini yapmak ve bunları
iyi kullanmak gerekir. Düşmana karşı en yeni silahları hazırlayanlar ve
onlarla dinin emrine uygun şekilde savaşanlar Cenneti kazanırlar. Cihad
şekilleri devirlere göre değişir. Soğuk harp denilen savaş şekli veya
kalemle cihad, bazen silahla cihaddan daha önemli olabilir.
Dünya ve öküzün boynuzu
Peygamber efendimiz, (Rabbim, benim rızkımı kılıcımın ucunda yarattı) buyurdu.
Yani (Düşmanlarla cihad eder, alınan ganimet malından payıma düşenle
geçinirim) buyurdu. Orada bulunan bir köylü, (Benim dünyalığım
nerededir?) dediğinde, (Dünya, öküzün boynuzu üzerindedir)
buyurdu. Yani (Öküzünle tarlanı sürer, rızkını kazanırsın) buyurdu. O
zaman, sapanın ipini, öküzün boynuzlarına bağlarlar idi. Boynuz bu işe
de yaradığı için böyle buyurdu. Köylünün çalışıp tarlasını sürmesini
işaret eyledi. Bazı kimseler bunu bilmediği için (Dünya öküzün
boynuzunun üzerindeymiş) diyerek din kitapları ile alay ediyorlar.
Sevr, öküz demektir. Gökte öküz şeklinde dizilmiş yıldız kümeleri
vardır. Bu hadis-i şerif söylendiği zaman, o burcun, güneşten,
yerküresine uzatıldığı düşünülen bir doğrunun uzantısı üzerinde
bulunuyordu. Dünya öküz burcundaydı. Boğa burcu da diyorlar. Âlimler, bu
hadis-i şerifi başka türlü de açıklıyorlar. Böyle hadis-i şerifler
çoktur. Bu bakımdan Kur'an-ı kerim ve hadis-i şerif tercümelerini
okumak, yanlış hüküm çıkarılacağı için çok zararlı olur. Dinini öğrenmek
isteyen, doğru yazılmış ilmihal kitaplarını okumalıdır!
Doğum günü, Evlilik yıldönümü
Sual: Doğum günü tertip etmekte, evlilik yıldönümü kutlayıp hediye vermekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Doğum gününe önem vermeyi Hıristiyanlar, Müslümanlardan
öğrenip, almışlardır. Yaş günü kutlamak ibadet değil âdettir. Bu âdet
Hıristiyanlardan gelmiş olsa bile, ibadet olmadığı için Müslümanların,
doğum günü, evlilik yıldönümü gibi günler tertip etmesinde mahzur
yoktur. Fakat gayrı müslimlerin ibadet olarak yaptıkları şeyleri, mesela
bayramlarını kutlamak caiz olmaz.
Evlilik yıldönümü gibi günah olmayan âdetleri taklit etmek caiz olur.
Ancak faydası olmayan âdetleri almak, Batıyı körü körüne taklit etmek,
onlara özenmek uygun sayılmaz.
Fenni buluşları gayrı müslimlerden almak ise, dinimizin emridir. Çünkü (İlim Çin’de de olsa alın), (Hikmet, fen ve sanat, müminin kaybettiği malıdır. Nerede bulursa alsın)
hadis-i şerifleri, gayrı müslimlere uymayı değil, ilmi, fenni onlarda
bile olsa, arayıp bulmayı ve onlardan üstün olmaya çalışmayı
bildirmektedir.
Sual: Bir kimsenin, her hangi bir mahluk değil de, insan olarak doğduğu için, şükretmesi ve doğum gününü kutlaması caiz midir?
CEVAP
İslamiyet’te doğum gününü kutlamak, Allahü teâlâya şükretmek
vardır. Peygamber efendimiz, Pazartesi günü oruç tutardı. Sebebini
sorduklarında, (Bugün dünyaya geldim. Şükür için oruç tutuyorum) buyurdu. (Hak Sözün Vesikaları)
Sual: (Yaş günü, anneler, babalar günü Batıdan gelen sapıklıktır) diyorlar. Batıdan gelen her şeye günah denir mi?
CEVAP
Dinimiz sadece kâfirlerin ibadet ve haram olan âdetlerini
yapmayı yasaklar. Mubah olan âdetlere izin verir. Peygamber efendimizin
papaz ayakkabısı ve Rum cübbesi giydiği muteber eserlerde
bildirilmektedir. Doğum gününe önem vermeyi Hıristiyanlar,
Müslümanlardan öğrenip, almışlardır.
Mevlid, doğum zamanı demektir. Peygamber efendimizin doğum günü, bütün
Müslümanların bayramıdır. Mevlid gecesinde, Peygamber efendimiz doğduğu
için sevinenlerin günahları affedilir.
Bu gece, Peygamber efendimiz aleyhisselamın doğum zamanlarında görülen
halleri, mucizeleri okumak, dinlemek çok sevaptır. Kendisi de anlatırdı.
Eshab-ı kiram da bir yere toplanıp, okurlar ve birbirlerine
anlatırlardı.
Yaş günü kutlamak ibadet değil âdettir. Bu âdet Hıristiyanlardan gelmiş
olsa bile, ibadet olmadığı için bir Müslümanın, doğum günü, evlilik
yıldönümü, anneler babalar günü gibi günler tertip etmesinde,
yılbaşlarında tebrik kartı yazmasında mahzur yoktur. Günah olmayan böyle
âdetleri taklit etmek caiz olur. Ancak yaş gününde mum dikmek gibi
faydası olmayan âdetleri yapmak uygun olmaz.
Peygamber efendimiz, uzun entari giymiş, şalvar ve pantolon giymemiştir.
Şalvar giymek âdette bid’attir. Âdette bid’at olan şeyi yapmak günah
değildir. Uçağa binmek de âdette bid’attir, günah değildir. Bunun için
âdet olan yerlerde, kâfirlerden gelmiş olsa bile, kadınların çarşaf ve
erkeklerin pantolon giymeleri günah olmaz. Peygamber efendimiz, bazen
Rum, bazen Arap elbisesi giyerdi. Tirmizi’nin bildirdiği hadis-i şerifte, kolları dar, Rum cübbesi giyerdi. (Mevâhib-i ledünniyye)
Hakim’in rivayet ettiği (Bir kavme benzeyen onlardandır)
hadis-i şerifindeki benzemek, ibadetlerde benzemektir. Kılık kıyafetle
ilgili şeyler âdettir. Çirkin olmayan âdetlerde kâfirlere benzemek günah
olmaz. İbadette kâfirlere benzemek bazı yerlerde mekruh, bazı yerlerde
haram, bazı yerlerde küfür olur. Mesela haç takan kâfir olur. Fakat
kâfir gömleği giymek, saç uzatmak günah olmaz. Çünkü bunlar âdettir.
Sual: Doğum gününde, evlilik yıldönümünde pasta yapmak, mum dikmek de caiz mi?
CEVAP
Pasta yapılır, meşrubat, çay içilir, yemek yenebilir. Mum dikmek uygun değildir, yapmamak lazımdır.
Sual: Yaş günü, evlilik yıl dönümü tebrik etmek ve hediyeleşmek caiz mi?
CEVAP
Bunlar âdettir. Zararlı şey değildir. Muhabbeti artırır. Bunlar yapılırken günah işlenmemelidir.
Sual: Bazen çocuklara doğum günü için hediye falan alıyorlar. Böyle kutlamalarda hicri seneye göre hareket etmek daha uygun değil mi?
CEVAP
Bu âdettir, miladiye göre de olur. Peygamber efendimizin doğumu
hicriye göre yapılıyor. Hicriye göre yapılması da iyidir. Yani ikisi de
olur. Ama hicriye göre yapmak daha iyi olur.
[İslamiyet’te, güneş yılının ayları içinde sayılı bir mübarek gün
yoktur. Doğum günü ve mübarek geceler, hicri yıl ile kutlanır. Bütün
ibadetlerde ve dini faaliyetlerde kameri aylar esas alınır. Hac, oruç,
kurban ve bayram günleri kameri aylara göre tespit edilir. Haccı Allahü
teâlânın bildirdiği Zilhicce ayında yapmayıp da, miladi bir ayda, mesela
Ocakta yapmak, orucu, Ramazanda değil de, Şubatta tutmak, dini kökten
değiştirmek olur.
Kadir gecesi, Arefe gecesi, Ramazan bayramı gecesi, Kurban bayramı
geceleri, Berat gecesi, Mevlid gecesi, Mirac gecesi, Regaib gecesi,
Muharrem gecesi, Aşure gecesi de kameri aylara göre tespit edilir.
Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bu gecelere kıymet vermiş, bu
gecelerdeki, dua ve tevbeleri kabul edeceğini bildirmiştir. Bu geceleri
de başka günlere almak dini değiştirmek olur. Allahü teâlâ, (Bu gecelerde yapılan dua ve tevbeleri kabul ederim)
buyuruyor. Şimdi biri çıkıp, (Ya Rabbi, sen Mevlid gecesini Rebiulevvel
ayının onikinci gecesi yapmış idin, biz onu Nisan ayına aldık. Biz sana
uymuyoruz, sen bize uy) dese, ne kadar çirkin olur.]