Müzik ve Hitler’in hayalleri Bilim adamları ispatlamıştır ki, insanlara, devamlı olarak tahrik edici müzik dinletildiği zaman beyinleri çalışamaz duruma geliyor. Yunus balıklarına tahrik edici müzik dinlettiler ve yüzlerce Yunusun kendilerini karaya attığını gördüler. Tibet'te rahipler sesle her türlü camı kırabiliyorlar. Müziğe alıştırılan ineklerin sütlerinin hepsini sağma imkanı oluyor. Müziğe bağımlılık kazanılıyor.Aşağıdaki yazı Meşhur Kazak yazarı Muhtar Şahanov’un, Medeniyetin Yanılgısı adlı eserinden alınmıştır:
Günümüzde artık utanç duygusu azaldı. Kalemde mürekkep olduğu gibi,
insanda da, ruh zenginliği, hayâ ve namus bulunması lazım. Haya veya
namusa önem vermeyen bu kadarcıkla bir şey olmaz diyen, kendisini helak
edecek bombanın fitilini ateşlemiş demektir. Örnek olarak bir hikaye
anlatayım:
Bir köyde uzun etek giyen güzel bir hanıma, birçok erkek evlenme teklif
eder ama, bayan fakir olmasına rağmen, her nedense teklifleri geri
çevirir. İki genç iddiaya girer. Yakışıklı olanı, "Ben bu bayana kendimi
kabul ettiririm" der. Bayana giderek, “Annem sizin namuslu bir kadın
olduğunuzu söyledi. Şu basit tokayı da hediye olarak gönderdi” der.
Bayan sevinerek alır ve annesine selam gönderir. Genç, başka bir zaman,
elmas taşlı altın bir yüzükle gelir, bunu da ben size hediye etmek
istiyorum der. Bayan olmaz kabul edemem, karşılık olarak bir şey vermem
gerekir ama bir şeyim de yok der. Genç de, illa bir şey vermeniz
gerekirse, eteğinizi hafifçe çekip dizden aşağısına bir kerecik bakmam
yeter der. Bayan da, bu kadar şeyden bir şey olmaz diyerek eteğini
azıcık sıyırır. Genç, başka bir zaman, altın bir küpe ile gelir. Kız
küpeyi görünce sevinir. Uzatılan küpeyi alır. Karşılık olarak benden ne
istiyorsunuz der. O da, çok şey gerekmez, eteğinizi biraz daha sıyırıp
dizden üstüne baksam yeter der. Bu sefer kız fazla tereddüt etmeden
dizden üst kısmını gösterir. Genç bu sefer de güzel bir kolye ile gelir.
Bayan uzatılan hediyeyi hemen alır. Genç, ücreti sadece bir öpücük der.
Öpüştükten sonra artık işi iyice ilerletirler. Yakışıklı genç iddiayı
kazanır. [Batının kilise müziğiyle başlayıp, istisnasız her müziğe devam
etmesi bu olaya benziyor.]
Batı kültürünü gözü kapalı kabul ettik. Sevgiyi sekse, dostluğu da
ticarete dönüştürdük. Batıda insani değerleri, ruhi vasıfları tahrip
eden güçler vardır. Biz bunu çağdaş uygarlığın gereği olarak kabul
ettik. Böylece asli değerleri kaybettik. Hitler'e, "Doğuda fethettiğimiz
topraklara nasıl bir eğitim tarzı uygulayalım?" diye sorarlar. "Onlara
sabahtan akşama kadar hafif müzik dinletin. Onlara düşünme, okuma
fırsatını vermeyin. Çünkü manevi derinliği olmayan insanlar kendilerini
hep mutlu hissederler" diye cevap verir. Bugün Hitler'in hayalleri
gerçekleşmiştir. Günümüzde müzik kültürü bizi istila etmiş durumdadır.
İnsanı insan yapan değerler gerilemiş, insanın hissiyatına hitap eden ve
taklide sürükleyen araçlar çıkmıştır.
Bilim adamları ispatlamıştır ki, insanlara, devamlı olarak tahrik edici
müzik dinletildiği zaman beyinleri çalışamaz duruma geliyor. Yunus
balıklarına tahrik edici müzik dinlettiler ve yüzlerce Yunusun
kendilerini karaya attığını gördüler. Tibet'te rahipler sesle her türlü
camı kırabiliyorlar. Müziğe alıştırılan ineklerin sütlerinin hepsini
sağma imkanı oluyor. Müziğe bağımlılık kazanılıyor.
Kazakistan'da 1986'da Aralık olayları oldu. Gençler ayaklanmıştı. Bu
olay hakkında yazı yazmak yasaklandı. Bütün zorluklara rağmen bu
meseleyi kamuoyuna taşıyan ilk ben oldum. Hatta Gorbaçov ile bir tartışma çıktı. "Eğer bu olay hakkında yazmaya devam edersen sana başka bir uslüp ile cevap veririz" diye tehdit etti. Saharov ve Yeltsin ise beni desteklemişlerdi.
Jiltoksan olaylarını araştıran komitenin başkanı idim. Yanıma
bir kız gelip başından geçen olayları anlattı. Ölen gençleri de
tanıyormuş. Bizi de sürekli takip edip dinliyorlarmış. Odadan çıktığımız
zaman kızı yakalamışlar. KGB'de özel bir müzik odası
varmış. Son sistem teknolojiyle donatılmış. Kızı müzik odasına sokmuşlar
ve tavandan, tabandan, duvardan, hatta oturduğu masadan çeşitli
müzikler dinletmişler. Birkaç saat bu odada tuttuktan sonra kızı akşam
serbest bırakıyorlar. Başka günler yine çağırıp aynı odaya sokuyorlar.
Ve iki üç uygulamadan sonra otobüs durağına bırakıyorlar. Fakat kız
biliyor ki evi yakında fakat adresi bir türlü hatırlayamıyor. Geri
dönerek KGB'nin kapısını çalıyor ve "Hafızama ne
yaptınız?" diye bağırmaya başlıyor. "Bana adresimi söyleyin" diye
yalvarıyor. Aynı şekilde müzik vasıtasıyla insanların beyinlerini tahrip
ettiler. Bu dünya çapında yaşanıyor. Fakat insanlar bunu tam olarak
kavrayabilmiş değil. Bu taklitçilik kültürü bizi de götürüyor. Hafızayı Cezalandırıcı Kozmo-Formül adlı eserimde insanı tahrip eden unsurları bu bakışla değerlendirmeye çalıştım. (Medeniyetin Yanılgısı, M.Şahanov)
|
GÜNÜN MENKIBESİ
|
“Ey Ahî (Kardeşim)! Alış veriş ilmini bilmeyen, haram lokmadan kurtulamaz. Haram lokma yiyen ise ibâdetlerinin sevâbını bulamaz. Zahmetleri hep boşa gider. Sonunda büyük azaba yakalanır ve pişman olur.” buyururdu.
|
GÜNÜN MEKTUBU
|
Bu mektûb, molla Tâhir-i Bedahşîye yazılmış olup, bâtının [kalbin, rûhun] hâli ne kadar bilinmezse, o kadar iyidir ve Evliyânın keşflerinde hatâ olmasının sebebini, (Kazâ-i mu’allak) ile (Kazâ-i mübrem)i ve dinde güvenilecek şeyin yalnız Kitâb ve Sünnet olduğu bildirilmekdedir:
|
|