Kıyamet alametleri ve imtihan Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) [Enam 158]Sual:
Bazıları, (Bizler bu dünyaya imtihan edilmek için gönderilmişiz. Bu
imtihanı bozacak derecede açık deliller gelemez. Mesela güneş batıdan
doğmaz. İslamiyet’in batıdan yayılacağı diye tevil gerekir.
Dabbet-ül-arz ise hadislerde bildirildiği gibi insanların alnına mühür
vuran bir hayvan değil, AIDS hastalığının virüsü
olarak tevil gerekir. Mehdi’nin geldiğini herkes bilemez. Davul zurna
ile gelecek değil. İsa’nın ve Mehdi’nin gelmesi gibi kıyamet alametleri
ile ilgili bütün hadislerin senetleri sahih olsa da, Kur’anın ruhuna
aykırıdır. Bütün hadisleri Kur’anın ruhuna uydurarak tevil etmek
gerekir) diyorlar. Hem hadislerin senetleri sahih olsa da itibar edilmez
derken, bir yandan da onları tevil etmek gerekir deniyor. Bu bir
çelişki değil mi?
CEVAP
(Senedi sahih olsa da itibar edilmez) demek, bu sözü Allah
Resulü söylemiştir ama yanlış söylemiştir demektir. Senedi sahih olan
meşhur hadis-i şeriflere inanmamak küfre kadar götürür. İkincisi, hadis
âlimleri, hadislerin hâşâ Kur’ana aykırı olduğunu, imtihan için
gönderildiğimizi bilememişler de, şimdiki türediler mi biliyor? Dini
yıkmak için, âyetleri ve hadisleri yalan yanlış tevil etmeye
çalışıyorlar.
Hadis-i şeriflerle bildirilen kıyamet alametleri niye imtihanı bozsun
ki? Bir harikulade olay olunca veya bir keramet görülünce yahut
mucizeler meydana çıkınca imtihan bozulur mu? Din kitaplarında
bildiriliyor ki, Peygamber efendimizin bin kadar mucizesi görülmüştür.
Buna rağmen Ebu Cehiller, Ebu Lehebler ve birçok müşrik iman
etmemiştir. Demek ki mucize ve keramet gibi olaylar imtihanı bozmuyor.
Üstelik bunlar olunca iman edin denmiyor ki, aksine imtihan müddetinin
bittiğini, bundan sonra imanın kabul edilmeyeceği bildiriliyor.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Âyet-i kerimede bildirilen alametlerden üçünü Peygamber efendimiz şöyle açıklıyor:
(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de imanı fayda vermez.) [Buhari, Müslim]
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış
olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve
Dabbet-ül-arz.) [Tirmizi]
Kıyamet alametlerinden güneşin batıdan doğmasını, Avrupa'nın Müslüman
olması diye tevil etmeli diyorlar. Avrupa Müslüman olunca, iman fayda
vermez mi?
Güneşin batıdan doğması aklen de, ilmen de mümkündür. Tevile ihtiyaç
yoktur. Allahü teâlâ, dünyayı şimdiki yörüngesinden çıkarır. Başka
yörüngeye girer. Dönüşü değişince, güneş batıdan doğmuş olarak görülür.
Peygamber efendimiz, o hadis-i şerifi Arabistan’da söylemiştir.
Arabistan’a göre, Batı, Avrupa değildir, Afrika’dır. Afrika Müslüman
olacak dense, biraz daha az yanlış olur. Türkiye’ye göre Avrupa
Batı’dadır. Asya’ya göre de Türkiye Batı’dadır. Her ülkenin batısında
başka bir ülke vardır. Batı’nın Müslüman olması demek, bütün dünyanın
Müslüman olması demektir. Batıda olmayan tek ülke yoktur. Çünkü dünya
yuvarlaktır. Bu tevilin ne kadar mantıksız ve saçma olduğu meydandadır.
Hadisi-i şerifte, (Güneş Batı’dan doğunca tevbe kapısı kapanır, iman edenin imanı fayda vermez) buyuruluyor.
Şimdi, saçma tevile göre, Afrika veya Avrupa, yahut bütün dünya
Müslüman olunca, tevbe kapısı niye kapansın ki? Tevbe kapısı kapalı,
iman edene imanı fayda vermiyor, bunlar nasıl Müslüman olacak ki? Öyle
ya ötekine tevil bulan buna da bir kulp takabilir. Peygamber efendimizin
hadisleri bulmaca bilmece gibi değildir. Müteşabih olanlar hariç,
hepsi anlatıldığı gibidir, (Ben elma dersem, sen muz anla, ben koca
karı dersem sen kız anla) cinsinden değildir. Hâşâ Resulullah
efendimiz, bilmece gibi mi söz söylüyor?
Bunun gibi, (Salat, duadır, namaz diye bir şey yok) diyenler çıkmıştır. Tevil ederek dini yıkmaya çalışıyorlar.
AIDS hastalığına da, Kur'an-ı kerimde bildirilen hayvan olduğunu söylemek yanlıştır.
(O söz başlarına geldiği zaman, [Kıyamet alametleri zuhur edince], onlara yerden bir hayvan çıkarırız, bu hayvan, onlara, insanların âyetlerimize kesin bir iman etmemiş olduklarını söyler.) [Neml 82, Tefsir-i Kurtubi]
Dabbet-ül-arz hakkında birçok hadis-i şerif vardır. (Feraid-ül fevaid),
(Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi), (Megaribüz zaman) ve (El kavlül
muhtasar fi alamatil Mehdil muntazar) isimli kitaplardaki hadis-i
şeriflerden birkaçı şöyle:
(Dabbet-ül arzın deve ayağı gibi dört ayağı ve kuş gibi
kanatları vardır. Başı öküz başına, kulağı fil kulağına, kuyruğu ise,
koç kuyruğuna benzer.)
(Dabbet-ül arz, asa-i Musa ile mümine dokunur, alnına “Cennetlik”
yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, mührü Süleymanı vurur, “Cehennemlik”
yazılır, yüzü simsiyah olur.)
(İnsanlar, bu hayvandan kaçarlar. Kimi ondan korkarak namaza durur. Hayvan bunun yanına gelir, “Ey kişi şimdi mi namaz kılıyorsun” diyerek yüzünü damgalar. Böylece müminler kâfirlerden ayırt edilerek tanınır.)
Hazret-i Mehdi davul zurna ile gelmeyecek; ama gökten bir melek bunu
haber verecek ve bütün dünya duyacaktır. İki hadis-i şerif meali:
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacak, buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyin” diyecektir.) [Ebu Nuaym]
(Ehl-i beytimden bir zat yeryüzüne hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz. Onun
alnı açıktır, kemer burunludur. Yeryüzü zulümle dolu iken, o, dünyayı
adaletle doldurur. İdaresi yedi yıl sürer.) [Müslim] (Mehdiyim diyenler geldi de hangisi dünyayı adaletle doldurdu?)
İmam-ı a’zam hazretleri buyuruyor ki:
Yecüc ve Mecüc'ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hazret-i
İsa'nın gökten inmesi, Deccal’ın ve diğer kıyamet alametlerinin hepsi
aynen hadis-i şerifte bildirildiği gibi, [tevilsiz olarak] zamanı
gelince gerçekleşeceğine inanırız. (Fıkhı ekber)
Kıyamet alametlerini tevil etmek, İmam-ı a’zamın sözüne aykırıdır.
Hiçbir İslam âlimi kıyamet alametlerini tevil etmemiştir. Buna rağmen
tevil etmeye çalışmak, biz bunlara inanmıyoruz, ama bunu da açıkça
diyemiyoruz, demenin başka şeklidir.
|
GÜNÜN MENKIBESİ
|
Ahmed bin Ebü’l-Havârî hazretleri başından geçen ibret verici bir hâdiseyi şöyle nakletmiştir:
|
GÜNÜN HADİSİ
|
İslam’ın beş şartı
|
GÜNÜN MEKTUBU
|
Bu mektûb, molla Ma’sûm-i Kâbilîye yazılmışdır. Nasîhat vermekdedir:
|
|